Mithat Sancar: Butlan kararının sürece olumsuz yansımaları olabilir
"CHP bu süreç için önemli bir aktördür. Eğer en geniş toplumsal mutabakatla yürümek istiyorsak, demokrasi hedefine barış üzerinden hızla ilerlemek istiyorsak, CHP üzerindeki bu baskıların ve kıskacın kalkması gerekiyor."
Fotoğraf: MA
DEM Parti İmralı heyeti üyelerinden Mithat Sancar, sürece dair son gelişmelerle ilgili yaptığı açıklamada, "Sayın Öcalan'ın yol haritası üç başlıktan oluşuyor, birincisi yasanın niteliği. İkincisi sürecin kurumsallaşması. Üçüncüsü, bu süreçte kendisinin rolünün ve konumunun tanımlanması" dedi.
Sancar, "Sayın Öcalan artık yasal düzenleme aşamasının geciktirilmemesi gerektiğini ısrarla belirtiyor. Yani kaybedecek zamanımız yok ve yasal düzenleme konusunda da herkes üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeli. Süreci hızlandırmalıyız. Hızlandırma derken de, hedef, Meclis tatile girmeden bu yasanın çıkmasını sağlamak" diye konuştu.
CHP'ye yönelik mutlak butlan kararının "tamamen temelsiz" olduğunu belirten Sancar, "Butlan kararının sürece olumsuz yansımaları olabilir. Fakat bunun önüne geçmek için de mutlaka hepimizin çaba harcaması gerekiyor. Bu karara ilkesel olarak açık ve net bir şekilde karşı çıkıyoruz" ifadelerini kullandı.
"Tren raydan çıkmamıştı, şu anda tekrar hareketlendi"
Mezopotamya Ajansı'na konuşan Mithat Sancar, yapılan son görüşmede Abdullah Öcalan’ın çıkartılması beklenen yasa taslağına ilişkin sunduğu yol haritasının çerçevesini paylaştı. Öcalan’ın özellikle sürecin önündeki tıkanıklıkların aşılması için üç temel başlığa dikkat çektiğini söyleyen Sancar, ayrıca Abdullah Öcalan’ın yasal düzenlemenin geciktirilmemesi ve sürecin hızlandırılması çağrısında bulunduğunu da belirtti.
Sancar, 'sürecin tıkandığı' tartışmalarına dair, "Süreç bir tren gibi düşünürsek, en önemli husus rayda olmasıdır. Fakat raydayken her zaman aynı hızda ya da yüksek hızda ilerlemeyebiliyor, gidemeyebiliyor. Bazen engeller çıkabiliyor, farklı durumlar yaşanabiliyor ve yavaşlama söz konusu olabiliyor ya da tren bekleyebiliyor da. Diyelim ki; ileride bir yerde yapılması gereken işler vardır. Bu işlerin de tamamlanması trenin beklemesini gerektirebiliyor. Bu çerçevede anlamak daha doğru olur. Yani tren raydaydı ama çok yavaşlamıştı, hatta bir durgunluk da vardı diyebiliriz. Fakat tren raydan çıkmamıştı. Şu anda tren tekrar hareketlendi. Durma halinin ötesine geçtiğimizi söyleyebiliriz. Yani tren yürümeye devam ediyor" dedi.
"Öcalan'ın yol haritası üç başlıktan oluşuyor"
"Sayın Öcalan son görüşmede sürecin ilerlemesi için çeşitli hazırlıklar yapmıştı ve bunları bizlerle paylaştı. Bunları karşılıklı olarak konuştuk. Üç başlık altında toplayabilirim bunları. Öncelikle Sayın Öcalan artık yasal düzenleme aşamasının geciktirilmemesi gerektiğini ısrarla belirtiyor. Yani kaybedecek zamanımız yok ve yasal düzenleme konusunda da herkes üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeli. Süreci hızlandırmalıyız. Hızlandırma derken de, hedef, Meclis tatile girmeden bu yasanın çıkmasını sağlamak" ifadelerini kullanan Sancar, şöyle devam etti:
"Sayın Öcalan'ın yol haritası üç başlıktan oluşuyor, birincisi yasanın niteliği. İkincisi sürecin kurumsallaşması. Üçüncüsü, bu süreçte kendisinin rolünün ve konumunun tanımlanması. 'Yasanın niteliği'nden başlayalım. Bu konuda söylediği en önemli söz veya kullandığı en önemli kavram, 'Kök hücre gibi bir kanun olmalıdır' şeklinde. Kök hücre derken kastedilen iki temel nokta vardır: Onarım ve yenilenme. Bir yandan hukuki güvenceler oluşturmalı, aynı zamanda sorunun demokratik zeminde tamamen siyasetle çözümünün imkanlarını yaratmalıdır. Demokratik siyaseti güçlendirmeli ve önünü açmalıdır. Sürecin yasaya dayanarak kurumsal bir nitelik kazanması. Bu da Sayın Öcalan'ın önerdiği yol haritasının diğer bir parçasıdır. Yani çerçeve yasa aynı zamanda sürecin kurumsallaşmasının da dayanağı olmalıdır. Sürecin artık kurumsal bir çerçevede işlemesini sağlamak lazım. Böylece dayanıklı, güvenilir, güven yaratan bir akış ortaya çıkar. Burada çeşitli kurullar gündeme gelebilir. Bunların hepsi tartışılabilir."
Meclis tatile girmeden önce yasal düzenleme yapılır mı?
Sancar, "Meclis'in kapanmasına az bir süre kaldı. Sizce yapılacak bir yasal düzenleme Meclis tatile girmeden önce çıkartılır mı?" sorusuna şöyle yanıt verdi:
"Sayın Öcalan da buna işaret ediyor. Meclis tatile girmeden çerçeve yasanın çıkması gerektiğini, bu konuda bütün aktörlerin tarihi sorumluluk anlayışıyla hareket edeceğine ve Meclisin de bu hassasiyette çalışmalarını yürüteceğine inandığını söylüyor. Bizim hedefimiz, isteğimiz ve çabamız, Meclis tatile girmeden bu yasanın mümkün olan en geniş mutabakatla çıkmasıdır. Gecikmenin riskleri olduğunu Sayın Öcalan da zaten belirtiyor. Şimdi söyleyeceğimiz her sözün yaratacağı farklı beklentiler olur. O nedenle, 'Evet, biz şöyle olacağına inanıyoruz' dediğimiz anda gerçeklerden uzaklaşma, gerçeklikten uzaklaşma ihtimali de doğar. Bunu da sanki olmayacakmış gibi anlamamak lazım. Sadece şunu söylüyorum. Amacımız ve hedefimiz bu."
"Mutlak butlan kararı tamamen temelsiz"
"Toplumun demokratik yasal adımların atılmasını beklediği bu süreçte CHP’ye mutlak butlan kararı çıkarılarak, seçilmişlere müdahale oldu. Heyet açıklamanızda Abdullah Öcalan'ın bu durumun kabul edilmez olduğunu belirttiniz. Abdullah Öcalan bu adımı nasıl değerlendirdi ve süreçle bağını kurdu mu" sorusunu Sancar, şöyle yanıtladı:
"Bu 'mutlak butlan' kararını bir hukukçu olarak ben değerlendirdiğimde; bunun hukuksal açıdan tamamen temelsiz olduğunu açıkça söylüyorum. Bu müdahale hukuken bir temele dayanmıyor. Hukuksuz bir müdahaledir. Bu durum; yargı eliyle siyasetin dizayn edilmesi geleneğinin, Türkiye'de uzun köklere dayalı bu geleneğin çok ağır bir örneğini oluşturuyor. Toplum ve siyaset mühendisliği ile demokratik ortak yaşamı barış içinde sürdürmek çok zordur. Eğer barış içinde bir arada yarışmak ve yaşamak istiyorsak, demokratik temel normları gözetmek zorundayız. Bu sürecin ana hedefi de budur. Demokratik topluma ulaşma. Sayın Öcalan ısrarla 'Demokratik Cumhuriyet esas hedeftir' diyor.
Butlan kararının sürece olumsuz yansımaları olabilir. Fakat bunun önüne geçmek için de mutlaka hepimizin çaba harcaması gerekiyor. Bu karara ilkesel olarak açık ve net bir şekilde karşı çıkıyoruz. Hem demokratik ilkeler açısından hem de hukuksal olarak bu müdahale kabul edilemez. Bu gelişmenin şu an içinde bulunduğumuz sürecin de ilerleyişi açısından riskler üretecek bir potansiyeli olduğunu görüyoruz. Sayın Öcalan da bunlara zaten işaret etti. Açıklamamızda vurguladığımız şekliyle söyleyeyim; diyor ki 'Gelinen nokta, cumhuriyetin temelinde demokrasi ilkesinin bulunmamasının bir sonucudur.' Şimdi Cumhuriyeti demokratikleştirecek ortak bir barış mücadelesi, aynı zamanda bu hasarı derinleşmeden onarma imkanı sağlar. Başta da hasarlardan söz ettik. Şimdi yaşanmakta olan hasarları da gidermek ve yolu bu şekilde açmak hepimizin görevidir.
CHP'nin sürecin ana aktörlerden biri olarak devam etmesi gerektiğine inancımızı tekrarlayayım. Elbette orada bir bütünlüğün uzlaşmayla parti içinde sağlanması da önemli bir yöntemdir. CHP bu süreç için önemli bir aktördür. Eğer en geniş toplumsal mutabakatla yürümek istiyorsak, demokrasi hedefine barış üzerinden hızla ilerlemek istiyorsak, CHP üzerindeki bu baskıların ve kıskacın kalkması gerekiyor. CHP'nin de şartlar ne kadar ağır olursa olsun, bu hedeften vazgeçmemesi lazım. Yani bugüne kadar ortaya koyduğu tutumu, sürdürecek bir politikayı yerleştirmesi ve kökleştirmesi hem şimdi yaşanan bu ağır müdahaleyi aşma imkanlarını güçlendirir hem de Türkiye'nin bir bütün olarak barış ve demokrasi hedefine yürümesine çok ciddi katkı sunar."
(MA)
Evrensel'i Takip Et