Temsilciler Meclisinin İran 'veto'su kasım seçimleri için bir işaret mi?
ABD'de Temsilciler Meclisinin onayladığı tasarı sembolik de olsa bu adım, yaklaşan ara seçimler öncesinde Cumhuriyetçiler ve Trump için “haddini bil” demek oluyor.
Fotoğraf: Beyaz Saray
Ela Ava
[email protected]
ABD’de köklü bir geçmişe sahip olan “Savaş hakkında karar verme yetkisinin başkana mı yoksa Kongreye mi ait olduğu tartışması” çatışması yeniden patlak verdi. ABD’de Anayasa bu gücü bölüştürmüştür ancak uygulamada güç dengesi bugüne kadar hep başkanın lehine ağır basmıştır. ABD Anayasası, gücün tek bir kişinin elinde toplanmasını önlemek amacıyla savaş yetkilerini iki erk arasında paylaşıyor.
2026 yılında ABD-İran savaşının başlamasının ardından Trump yönetimi, Kongreden resmi bir izin almadan askeri operasyonlara devam etti. Beyaz Saray, başkanın genelkomutan olarak bu eylemleri gerçekleştirme yetkisine sahip olduğunu savunuyordu. Nihayet 3 Haziran 2026 Çarşamba ABD Temsilciler Meclisi, Kongre izni olmaksızın İran’a yönelik askeri operasyonların devamını kısıtlamayı amaçlayan ve “Savaş Yetkileri Yasası”na dayanan bir kararı kabul etti. Aralarında 4 Cumhuriyetçi vekilin de bulunduğu 215 temsilci bu tasarıya “evet” oyu verdi. Karşı oyların sayısı ise 208 idi.
Bu karar tasarısı, çatışmaların devam etmesi durumunda başkanın Kongreden açık bir izin almasını talep ediyor; aksi takdirde Amerikan kuvvetlerinin saldırı pozisyonundan çekilmesi gerektiğini öngörüyor. Tasarıya “evet” oyu veren Cumhuriyetçiler, açıklamalarında Demokratlar tarafından hazırlanan bu tasarıya destek verme gerekçelerini genel olarak şöyle sıraladılar: Savaşın yasal olarak yeterli izne sahip olmamasından duyulan endişe, ekonomik maliyetlerin çok ağırlaşması, ABD’nin Ortadoğu’da uzun vadeli bir başka çatışmaya daha sürüklenme riski ve başkanlık yetkilerinin aşırı derecede genişlemesi.
Bu karar tasarısı savaşı durdurur mu?
Beyaz Saray, oylama sonuçlarının açıklanmasının hemen ardından çok sert bir tepki gösterdi. Donald Trump resmi bir açıklama yayımlayarak meclis kararını kınadı ve bunu “zayıflatıcı bir siyasi gösteri” olarak nitelendirdi. Trump’ı asıl rahatsız eden şey, özellikle Cumhuriyetçiler arasında ve dahası kamuoyunda kendi çizgisine dair şüphelerin dile getirilmesidir. Ancak özünde, savaş yetkilerinin sınırlandırılmasına dair net bir endişe taşımıyor. Çünkü karar tasarısı henüz Senatoda onaylanmadı ve başkan buna karşı direnebilir ya da yürütme yetkilerini kullanabilir. Reuters haber ajansında konuya ilişkin şöyle bir analiz yer alıyor:
“Tasarı 100 üyeli Senatodan geçse bile, Trump’ın yapması beklenen vetoyu aşabilmek için Cumhuriyetçilerin liderliğindeki Temsilciler Meclisi ile Senatoda üçte ikilik nitelikli çoğunluğun (büyük çoğunluğun) desteğini almak zorunda.”
Dolayısıyla Temsilciler Meclisinde kabul edilen bu tasarı şu an için yalnızca sembolik bir öneme sahip ve Trump’ın savaş planlarında şimdiliksomut bir şeyi değiştirmiyor. The Guardian gazetesinin de yazdığı gibi; Temsilciler Meclisinin oyu, savaşın derhal sona ermesinden ziyade güçlü bir siyasi mesaj niteliğinde. The New York Times, kabul edilen savaş yetkileri yasası tasarısını, Trump’a yönelik tarihi ve partiler üstü bir kınama olarak yorumluyor.
Ara seçimler öncesi siyasi üstünlük
Bu tabloda, Trump’ın eli kolu bağlanmamıştır; ancak tetiği çekerken ellerinin titrediği her zamankinden daha belirgin olacaktır. Asıl tartışma ise İran üzerinden değil, Amerika’daki o eski hesaplaşmanın yeniden nüksetmesi üzerinden ilerliyor.
Bu kararın ve devam eden İran krizinin, kasım 2026 ara seçimlerinde Donald Trump ve Cumhuriyetçi Parti üzerinde ciddi dezavantaj yaratabilecek dinamikleri var.
Savaşın en somut iç siyasi maliyeti, Hürmüz Boğazı’ndaki tıkanıklık nedeniyle uluslararası enerji krizinin tetiklenmesi ve ABD’de benzin fiyatlarının hızla yükselmesidir. Örneğin Demokrat Milletvekili John Larson gibi isimler, oylamayı doğrudan “Trump’ın savaşı ailelerin cüzdanını sıkıştırıyor” propagandasıyla seçmene sunuyor. Seçmenlerin sandıktaki en büyük motivasyonunun ekonomi olduğu düşünüldüğünde, yükselen enflasyon Trump’ın hanesine eksi yazıyor.
Öte yandan Cumhuriyetçilerin kendi kontrolündeki bir meclisin, Trump’a karşı böyle bir karar geçirmesi, Trump’ın parti üzerindeki mutlak hakimiyet imajını zedeliyor.
Trump, 2016 ve 2020 kampanyalarında hep “Amerika’yı denizaşırı bitmeyen savaşlardan çıkarma” sözü vermişti. İran’la girilen bu çatışmanın 3 ayı aşması, 13 ABD askerinin hayatını kaybetmesi ve 100 milyar dolara yakın maliyeti, Trump’ın kendi vaatleriyle çeliştiği algısını yaratarak kararsız milliyetçi seçmeni soğutabilir. Keza bu anketlere de yansıyor. The New York Times anket verilerine göre Amerikan halkının yaklaşık yüzde 58’i halihazırda bu savaşın gidişatına karşı çıkıyor.
Sonuç olarak, tasarı sembolik de olsa bu adım, yaklaşan seçimler öncesinde Cumhuriyetçiler ve Trump için “haddini bil” demek oluyor.
Evrensel'i Takip Et