EMEP'ten Dünya Çevre Günü açıklaması: Kapitalist talan ve yıkıma karşı her gün mücadele
5 Haziran Dünya Çevre Günü ile ilgili açıklama yapan EMEP, yaratılan ekolojik yıkıma karşı yaşamı savunmak ve kapitalizmden kurtulmak için sadece bir gün değil, her gün mücadeleye çağrı yaptı.
Fotoğraf: Evrensel
Gözde Tüzer Korkmaz
[email protected]
Emek Partisi (EMEP) Genel Başkan Yardımcısı Sedat Başkavak, 5 Haziran Dünya Çevre Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada kapitalist üretim ilişkilerinin ve sermaye politikalarının ekolojik yıkımı derinleştirdiğini belirterek, işçi ve emekçileri yaşam alanlarını savunmak için mücadeleye çağırdı.
5 Haziran'ın Birleşmiş Milletler tarafından "Dünya Çevre Günü" olarak kabul edildiğini hatırlatan Başkavak, doğanın talanı ve yıkımının geri dönülmez sonuçlarının ortaya çıkmasının bu kararın alınmasına neden olduğunu ifade etti. Ancak aradan geçen yıllarda ekolojik yıkımın durmadığını belirten Başkavak, "Ne yazık ki dünya, bu kararı alan ülkelerdeki sermaye iktidarları tarafından daha büyük bir ekolojik yıkıma sürüklenmeye devam ediyor" dedi.
Bu yıl Dünya Çevre Günü'nün temasının "sıfır atık" olarak belirlendiğini anımsatan Başkavak, kapitalist ülkelerin doğayı, tarım alanlarını ve yaşam alanlarını sermaye birikiminin aracı haline getirdiğini söyledi.
Başkavak, "Kapitalist dünyanın bütün burjuva hükümetleri doğayı, tarım ve yaşam alanlarını sermayeye birikim sağlayacak bir metaya dönüştürmektedir. Bir yandan enerji, sanayi, maden ve turizm alanında uyguladıkları politikalarla talan ve tahribatı artırırken diğer yandan da sebep oldukları ekolojik yıkımı perdelemek üzere de kimi zaman 'hava kirliliği ile mücadele', 'biyoçeşitliliğin korunması' ya da bu yılki gibi 'sıfır atık' gibi başlıklar belirlemektedirler" diye konuştu.
"Türkiye Avrupa'nın çöplüğü haline getirildi"
AKP iktidarının "sıfır atık" söylemine rağmen çöp ithalatını sürdürdüğünü ifade eden Başkavak, "‘Sıfır atık’ diyerek atık ve çöple mücadele ediyormuş görünen AKP iktidarı çöp ithalatıyla ülkeyi Avrupa'nın çöplüğü haline getirmiştir" dedi.
Enerji ve maden şirketleri lehine yapılan yasal düzenlemelerle ülkenin dört bir yanında ekolojik yıkımın büyütüldüğünü savunan Başkavak, "Enerji ve maden şirketlerinin lehine çıkarılan yasalar, yönetmelikler sürekli güncellenerek şirketlerin önündeki engeller kaldırılarak ülkenin her yerinde yaratılan ekolojik yıkım başta tarım ve ormanlık alanlar olmak üzere her yanımızı enkaza dönüştürmektedir. Nükleer santrallerden termik santrallere, HES’lerden RES ve GES’lere, deniz dolgularından dere yataklarının daraltılmasına tüm maden ve enerji projeleri tarım ve orman arazilerini yok ederken, üretimin daha çok kar hırsıyla yapılması iklim değişikliğini de büyütmektedir. Kapitalist üretim ve talan devam ettiği sürece, iklim değişikliği krizinin ağır sonuçları da artarak devam edecektir" ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin çevre performans sıralamasındaki yerine de değinen Başkavak, "Türkiye, çevre performans indeksinde (EPI) 180 ülke arasında 108. sırada yer alarak gerçek durumunu ortaya koymaktadır" dedi.
"Ekolojik yıkımın sorumluları ortada"
Gezi Direnişinden bu yana çevre mücadelesi veren kesimlerin hedef alındığını belirten Başkavak, "Hal böyleyken, Gezi eylemlerine katılanlar başta olmak üzere toprağına, suyuna, ormanına ve geleceğine sahip çıkan halk kesimlerine 'sürtük' diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan ve iktidarının, kimlerin iktidarı olduğu da gün gibi açıktır" diye konuştu.
Başkavak, "Erdoğan iktidarı çılgın projeler adı altında, ülke yer altı ve yer üstü kaynaklarını yağmalama pahasına ekolojik yıkımı katbekat artıran enerji, sanayi ve maden şirketleri için 'gölgesini satamadığı ağacı kesen' iktidardır" dedi.
"Savaşlar da ekolojik yıkımı büyütüyor"
Dünyada yaşanan ekolojik yıkımın yalnızca sermaye politikalarından değil, savaşlardan da beslendiğini ifade eden Başkavak, "Dünya, kapitalistler eliyle bir ekolojik yıkım yaşıyor. Bir yandan kapitalist talan ve tahribat diğer yanda savaşlar bu yıkımı her gün daha da büyütmektedir" dedi.
Kapitalist emperyalizmin yol açtığı savaşların ekolojik sonuçlarına dikkat çeken Başkavak, "Kapitalist emperyalizm, başta Suriye olmak üzere Rusya-Ukrayna ve pek çok yerde sebep olduğu çatışma ve savaşlarla sadece insani değil aynı zamanda ekolojik bir yıkımı da beraberinde getirmektedir. Devam eden savaşlarda uçan her savaş uçağı, yürüyen her zırhlı araç, attıkları her bomba ve roketle yaratılan yıkımın sonucu daha çok petrol, daha çok enerji, daha çok maden, daha çok beton demektir" diye konuştu.
Savaşların ve sermaye politikalarının sonuçlarını en ağır şekilde işçilerin, emekçilerin ve yoksulların yaşadığını belirten Başkavak, "Yıkılan yerleşim alanları, kirletilen su ve hava, tahrip edilen tarım alanlarını beraberinde getiren bu yıkımın sonuçlarını da en ağır şekilde işçiler, emekçiler ve yoksul halk kitleleri yaşamaktadır" dedi.
"Mücadele ertelenemez bir görevdir"
Kapitalist sistem devam ettiği sürece ekolojik yıkımın önüne geçilemeyeceğini savunan Başkavak, "O nedenle; kapitalizmden ve onu yaşatmak için her şeyi yapan burjuva devlet ve hükümetlerden kurtulmadan talanın, sebep olduğu ekolojik yıkım durdurulamaz. Varlığını doğanın yağmalanması ve insanın sömürülmesi üzerine kuran bu sistemin ve savunucularının izlediği politikaların değişmesi için mücadele acil ve ertelenemez bir görevdir" ifadelerini kullandı.
Başkavak açıklamasını, "Yaşanılabilir bir dünya özlemini duyan gençler başta olmak üzere işçileri, emekçileri ve üretici köylüleri 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde yaratılan ekolojik yıkıma karşı yaşamı savunmaya ve bu yıkımın sorumlularından kurtulmak için bir gün değil, her gün mücadeleye çağırıyoruz" sözleriyle tamamladı.
Evrensel'i Takip Et