Doruk Madencilik işçileri Evrensel’e konuştu: 'Bu saatten sonra ne Bakan'a ne Cumhurbaşkanı'na güveniriz'
Üç bakanlığın garantörlüğüne rağmen haklarını alamayan Doruk Madencilik işçileri öfkeli: "Bir işçinin alacağını tahsil edemeyen devletin garantisine artık inanmıyoruz!"
Sevim Saylam
[email protected]
Ankara — Ödenmeyen ücretleri, ücretsiz izin hakları ve tazminatları için aylardır mücadele eden Yıldızlar SSS Holding’e bağlı Doruk Madencilik işçileri yarın saat 12.00’ye kadar tüm geçmiş ücretleri ve tazminatları ödenmezse yeniden Ankara’da holding binası önüne yürüyecek. Haklarını ödemeyen patronun yeni ruhsatla ödüllendirmesine öfkeli olan işçiler, “Devlete ve bakanlara da güvenimiz kalmadı” dedi.
Günlerdir Beypazarı’nda bekleyişlerini sürdüren işçilerle bir araya geldik. “Biz biliyorduk bunların sözüne güven olmayacağını” diyerek söze başlayan bir işçi, “Sendikadaki başkanlarımıza da söyledik. Ama üç tane bakanlık garantör oldu, devlet söz veriyorsa güvenmek zorundaydık. Sebahattin Yıldız bakanlıklardan üstün demek ki! Biz bunu anlıyoruz. Bir işçinin alacağını ödetemeyen bakanlıkların bize verdiği garantinin ne anlamı kaldı? Top artık bizden çıktı. Muhatabımız bakanlıklar oldu” diyerek tepkisini dile getirdi.
"Bayramda ailemizin yanına gidemedik"
İşçilerin en büyük tepkilerinden biri de bayram öncesinde verilen sözlerin tutulmamasına... Birçok arkadaşının ödemesi yapılmadığı için memleketine dahi gidemediğini anlatan bir işçi, “Biz yine umudumuzu kaybetmemiştik. Bayrama kadar bekledik. Şirket tarafından pazartesi, salı ödeme yapılacak dendi. Bankalar açılınca paralar yatacak dendi, ama hiçbir ödeme yapılmadı. Arkadaşlarımızın çoğu gurbetçi. Çorum’dan, Karabük’ten gelenler var. Bayramda ailesinin yanına gidemedik, kurban kesemedik, çocuklarımızın yüzüne bakamadık çoğumuz” diye konuştu.
"Patronu yeni ruhsatla ödüllendirdiler"
Kendilerine verilen sözlerin tutulmamasının ciddi bir güven sorunu yarattığını ifade eden bir diğer işçi “Bu saatten sonra ne Bakan'a ne Cumhurbaşkanı'na güveniriz. Çünkü verilen sözler tutulmadı. İnsan bir kere kandırılır. Biz artık parayı hesabımızda görmeden hiçbir söze inanmıyoruz” dedi.
İşçilerin en çok tepki gösterdiği konulardan biri de şirket hakkında yaptırımların hayata geçirilmemesi ve yeni ruhsat verilmesi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın “Bu şirkete ruhsat vermeyeceğiz” açıklamasını hatırlatan işçiler, “Madem gerçekten yaptırım uygulanacaktı, neden yeni ruhsat verildi? Bu durum bizde, işçilerin haklarını ödemeyen bir şirketin cezalandırılmak yerine ödüllendirildiği düşüncesini yaratıyor” diye konuştu.
Erdoğan “Sorunlar çözüldü” demişti
İşçiler, süreç boyunca yapılan resmi açıklamalarla yaşadıkları gerçeklik arasındaki çelişkiye de dikkat çekti. Bir işçi, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “İşçi kardeşlerimizin hakkının yenilmesine rıza göstermedik. İşte en son bir firmadan alacaklarını tahsil edemedikleri için eylem yapan madenci kardeşlerimizin sorunlarının çözülmesini sağladık. Biz işçinin emekçinin çalışanların aleyhine hiçbir adım atmayız” açıklamasını hatırlatarak, “Sayın Cumhurbaşkanımıza yanlış bilgi verilmiş olmalı. Eğer gerçekten ödendiği söylendiyse bunu söyleyenler çıkıp gerçeği anlatmalı. Biz hâlâ bekliyoruz” dedi.
Bir diğer işçi de “Dün çok cüzi bir rakam yatırdılar. Çerez parası gibi bir şey. Benim sadece ücretsiz izinlerden kaynaklı yüzlerce günlük alacağım var. Tazminatlar, ücretler ve diğer haklarla birlikte milyonları bulan alacağım söz konusu. Ama yatırılan para bunların yanında hiçbir şey” diye ekledi.
"Devlete güvenmeyeceğiz de kime güveneceğiz diye düşündük"
İşçiler, önceki eylemlerini sonlandırarak memleketlerine dönmelerinin de hata olduğunu düşünüyor: “Çok pişmanız. Keşke dönmeseydik. Keşke 1 Mayıs’ta da Ankara’da kalıp mücadeleye devam etseydik. Ama devlet bize kefil oldu. Devlete güvenmeyeceğiz de kime güveneceğiz diye düşündük. Bugün geldiğimiz noktada keşke dönmeseydik diyoruz.”
Polis kuşatması etrafında mücadelelerini sürdüren işçiler, hak arama mücadelelerinin engellenmeye çalışıldığını belirterek, “Bizi burada durdurdular. Ankara’ya gitmemize izin vermiyorlar. Hak aramak suçsa en büyük suçlu biziz. Biz suç işlemiyoruz, taşkınlık yapmıyoruz. Neden hakkını arayan işçilerin yolu kapatılıyor? Neden yolsuzluk yapanların, işçinin hakkını yiyenlerin önü açılıyor? Biz bunun cevabını istiyoruz” diye seslendi.
"Bu ülkede işçiye her şey yasak"
Öfkenin hakim olduğu ortamda bir diğer işçi de “Bu ülkede adalet yok, güven yok. Bırakın ay sonunu, günün sonunu nasıl getireceğimizi bilmiyoruz. Devlete saygımız vardı. Büyüklerimiz söz verirse yerine getirir diye düşünürdük. Ama o güven çok sarsıldı. İşçiye her şey yasak. Hakkını istemek bile yasak. Ama zengine, holdinge yasak yok! Sebahattin Yıldız bizim hakkımızı yedi. Eğer bu suçsa neden bunun karşılığı yok? Neden yasalar işçiye işliyor da patronlara işlemiyor” ifadelerini kullandı.
Evrensel'i Takip Et