Kürt sorununun çözümüne dair yeni beklenti ayı: Temmuzda yasa!
"Beklentinin sürüyor olması, halkın kaderini verilen tarihlere bağladığı anlamına gelmiyor, gelmemeli! Kürt halkı bugüne kadar elde ettiği her şeyi mücadele ederek kazandı. Bundan sonrasının güvencesi de bu deneyimdir!"
Fotoğraf: Dilan Temiz/Evrensel
Orhan Kurul
[email protected]
Devlet Bahçeli’nin 1 Ekim 2024 tarihinde TBMM'nin yeni yasama yılının açılışında DEM Partililerle tokalaşmasının üzerinden çok zaman geçti. İlk anın şoku geçmeden Bahçeli, sürekli el yükseltti. Öcalan’ın DEM Parti grup toplantısında konuşmasından, Öcalan’a umut hakkına, yine Öcalan’ın 'Barış Süreci Koordinatörlüğü' statüsüne… Her biri, 1 Ekim 2024 tarihinden önce Bahçeli’nin ağzından çıkması mümkün görülmeyen çeşitli çıkışlar. Bu çıkışlara Öcalan da, örgütü de her seferinde karşılık verdiler. Her biri kamuoyunda yakından takip edilen gelişmeler olduğu için şimdi yeniden onları alt alta sıralamanın lüzumu yok.
Bahçeli’nin her çıkışı sonrasında, kamuoyunda ‘bir şeyler oluyor, anlaştılar’ değerlendirmelerine tanık olunuyordu. Ancak bir tuhaflık olmalıydı: Hem Kürt sorununun çözümüne dair tartışmalar yapılıyor hem de Kürtlerin belediyelerine kayyımlar atanıyordu. Bahçeli’nin el sıkışmasından sonra, kayyım atanan belediyelerden kayyımların el çekmesi beklenirken 3 Haziran 2024’te Hakkâri Belediyesine atanan kayyımın yanı sıra, 4 Kasım 2024’te Mardin Büyükşehir Belediyesine, Batman Belediyesine, Halfeti Belediyesine, 22 Kasım 2024’te Dersim Belediyesine, 29 Kasım 2024’te Bahçesaray Belediyesine, 13 Ocak 2025’te Akdeniz Belediyesine, 29 Ocak 2025’te Siirt Belediyesine, 15 Şubat 2025’te Van Büyükşehir Belediyesine, 24 Şubat 2025’te Kağızman Belediyesine kayyımlar atandı. Kayyımların atandığı yerlerde, protesto gösterileri yapıldı, polis bu gösterilerde şiddet kullandı, gösterilere katılan binlerce kişi gözaltına alındı, haklarında davalar açıldı. Ama her seferinde, Bahçeli’nin ağzından bir şeyler çıktı ve kulaktan kulağa “Mayısta kayyımlar çekilecekmiş, eylülde kayyımlar gidecekmiş, yılbaşından önce olacak, bayramdan öncesi için bir hazırlık var” gibi çeşitli tarihler yayıldı. Şimdi de “Temmuz ayına kadar yasa bekliyoruz” deniliyor. —Bu arada DEM Partili belediyelere kayyımların atandığı dönemlerde memleketin batısı için de boş durmuyordu iktidar, orada da saysan sayfalar dolacak ‘yasaya uygun olmayan’ iş!— CHP’nin kongresine yönelik butlan kararına kadar, onlaca CHP’li belediyeye operasyon yapıp bunu da sadece 'batının sorunu' gibi göstermekte çok mahir bu rejim! Tıpkı, daha önce Kürtlere yönelik saldırılarda sorunu sadece Kürtlerin baş etmesi gereken bir sorunmuş gibi lanse ettirdiği gibi. Oysa CHP’li belediyelere yönelik operasyonlar bile önce ‘kent uzlaşısından’ başlamıştı.
Halk her seferinde değişik isimler tarafından başka bir tarihe koşullandırılıyor. Şimdi de temmuzda yasa! O zamana kadar da taraflar yasaya dair hazırlık yapacaklardır. Hazırlık yetişmezse de muhtemelen eylül, olmadı ekim, olmadı kasım, olmazsa yeni yıl!
1 Ekim 2024’ten sonra cezaevlerindeki binlerce tutuklunun ve ailelerin de kuşkusuz bu sürece dair çeşitli talepleri vardı. Henüz başındayken sürecin, cezaevindeki tutukların ‘valiz hazırlayıp’ siyaseti dışarıda devam ettirme heyecanlarının olduğu haberleri geliyordu. Sonra tutukluların yanına bir de sürgünler gitti, bazı tutukluların cezaları onandı… Meclis komisyonunda Barış Annelerinin Kürtçe konuşmalarına müsaade edilmedi, ardından çıkan rapor da sorunu 'terör sorununa' indirgiyordu zaten…
Tek adam iktidarının —öncesi bir yana— 1 Ekim 2024 tarihinden bu yana bütün pratikleri, başından beri sürecin, AKP-MHP iktidarı tarafından araçsallaştırılmaya çalışıldığının açık göstergesi.
Aksi mümkün olsa, herhangi bir yasaya dahi ihtiyaç duyulmadan atılacak adımlar ortadayken, Kürt halkının bugün için en temel talepleri dahi ötelenir miydi? Bu durum ‘Zaten güvenilmez’ olarak nitelenen AKP-MHP iktidarının güvenilmezliğini perçinliyor. Ancak bu, henüz halkın beklentiden çıkmasına etki etmiyor. Evet güvenilmez, evet süreç araçsallaştırılıyor ancak ‘O zaman şunu yapalım’ duygusuna dönüşmüyor. Rejim, CHP’ye yönelik kongre tanımazlık kararı verirken dahi ‘muhalefetin bir kesimini tarafsızlaştırmayı’ esas alıyor. Başarılı oluyor mu, büyük oranda!
Bütün bu deneyimlere rağmen Kürt halkının önemli bir kesiminin hâlâ bir beklenti içerisinde olması elbette ki tesadüf değil. Çünkü mesele yalnızca iktidara güven duyulup duyulmamasıyla da ilişkili değil. Kırk yılı aşkın süredir devam eden çatışmalı sürecin sona ermesi, cezaevlerindeki binlerce tutuklunun durumu, sürgündekilerin geri dönmesi ihtimali, kayyım uygulamalarının son bulması ihtimali ve en temel demokratik hakların tanınması gibi başlıklar milyonlarca insanın doğrudan hayatına dokunuyor. Bu nedenle insanlar bir yandan iktidarın her adımına kuşkuyla yaklaşırken, diğer yandan ortaya çıkan her yeni ihtimali de bütünüyle göz ardı etmek istemiyor. Rejim, beklentiyi canlı tutan şeyin bu olgu olduğunun farkında. Sorunun çözümüne duyulan ihtiyaç hâlâ bu beklentiyi devam ettiriyor. Tam da bu nedenle her yeni tarih, her yeni açıklama ve her yeni görüşme yeniden yeniden dikkatle takip ediliyor.
Beklentinin sürüyor olması, halkın kaderini verilen tarihlere bağladığı anlamına gelmiyor, gelmemeli! Kürt halkı bugüne kadar elde ettiği her şeyi mücadele ederek kazandı. Bundan sonrasının güvencesi de bu deneyimdir!
Evrensel'i Takip Et