Marilyn Monroe dosyası yeniden açılıyor: İntihar mı, cinayet mi?
Doğumunun 100. yılında Marilyn Monroe’nun 1962’deki ölümü yeniden tartışma konusu oldu. Resmi kayıtlara “muhtemel intihar” olarak geçen ölüm, Kennedy kardeşlerle bağlantı ve örtbas iddialarıyla gündemdeki yerini koruyor.
Fotoğraf: Sam Shaw/Wikimedia Commons Public domain
Marilyn Monroe, doğumunun 100. yılında ardında bıraktığı çelişkiler, sırlar ve ölümüne ilişkin tartışmalarla yeniden gündemde. Resmi kayıtlara “muhtemel intihar” olarak geçen ölümü, yıllar sonra dahi komplo teorilerinin ve tartışmaların odağında yer almayı sürdürüyor.
Asıl adı Norma Jeane Mortenson olan Monroe, 1 Haziran 1926’da dünyaya geldi. Dünya sinema tarihinin en tanınan yıldızlarından biri olan Monroe, 1962 yılında henüz 36 yaşındayken yaşamını yitirdi.
BBC Türkçe’nin haberine göre, Monroe’nun ölümünden kısa süre önce Life dergisine verdiği röportajda söylediği, “Gerçek olan şeyler nadiren dolaşıma girer. Genellikle dolaşanlar yanlış olanlardır... Nereden başlayacağınızı bilmek zordur, eğer gerçeği başlangıç noktası olarak almazsanız” sözleri, yıllar sonra yeniden gündeme geldi.
1982’de dosya yeniden açıldı
Ağustos 1962’de resmi kayıtlara “muhtemel intihar” olarak geçen ölüm, geçen yıllara rağmen tartışmaları sona erdirmedi.
1982 yılında Los Angeles Bölge Savcılığı dosyayı yeniden incelemeye aldı. İngiliz gazeteci Anthony Summers da California’ya giderek kapsamlı bir araştırma yürüttü.
Yıllar süren araştırmasının ardından yayımladığı çalışmasında Summers, cinayet iddialarını destekleyecek doğrudan bir bulguya ulaşamadığını, ancak ölüm koşullarının kasıtlı biçimde örtbas edildiğine dair kanıtlar bulduğunu ifade etti.
Summers, “Öldürüldüğüne ikna edecek hiçbir şey bulamadım ancak ölüm koşullarının kasıtlı olarak örtbas edildiğine dair kanıt buldum. Bu kanıtlar, aktrisin Kennedy kardeşlerle olan bağlantısından kaynaklanıyordu” değerlendirmesinde bulundu.
Kennedy kardeşlerle ilişki iddiaları
Monroe’nun ölümüne ilişkin tartışmaların merkezinde, dönemin ABD Başkanı John F. Kennedy ile kardeşi Robert Kennedy ile yaşadığı öne sürülen ilişkiler bulunuyor.
Summers’ın görüştüğü tanıklar ve eski FBI görevlileri, Monroe’nun önce John Kennedy, ardından Robert Kennedy ile yakın ilişkiler kurduğunu aktardı.
Araştırmalarda Monroe’nun sol görüşlü düşüncelere sahip olması ve Beyaz Saray çevresiyle temaslarının, dönemin istihbarat birimleri tarafından güvenlik riski olarak değerlendirildiği de belirtildi.
Hem Monroe’nun hem de Malibu’daki evinin dinleme cihazlarıyla izlendiği, mafya grupları ile kolluk kuvvetlerinin de çeşitli nedenlerle oyuncuyu takibe aldığı öne sürüldü.
Bu baskının, Kennedy kardeşlerin Monroe ile tüm bağlarını aniden koparmasına yol açtığı ifade edildi.
“Kendimi bir et parçası gibi hissediyorum”
Dönemin dinleme uzmanlarından Reed Wilson’ın Summers’a aktardığı telefon kayıtlarında, Monroe’nun ölüm gününde yakın dostlarına kendisini “kullanılmış” hissettiğini söylediği iddia edildi.
Monroe’nun telefonda, “Kullanılmış hissediyorum. Kendimi bir et parçası gibi hissediyorum. Elden ele dolaştırılmış gibi hissediyorum” dediği öne sürüldü.
Wilson, bu sözlerin yalnızca kişisel bir hayal kırıklığını değil, devletin üst kademelerinde yaşadığı baskıyı yansıttığını savundu.
Ölüm saatine ilişkin çelişkiler
Resmi kayıtlara göre hizmetçi Eunice Murray, 5 Ağustos sabaha karşı saat 03.00’te Monroe’nun odasının ışığını fark ederek psikiyatristini çağırdı.
Ancak gazeteci Summers’ın ulaştığı adli tabip Thomas Noguchi ve yakın çevre tanıklıkları, Monroe’nun aslında 4 Ağustos gecesi saat 23.00 sularında hayatını kaybettiğini öne sürdü.
Monroe’nun kuaförü Sydney Guilaroff ile hizmetçisinin ifadelerinde, Robert Kennedy’nin ölüm günü öğleden sonra evde bulunduğu ve aralarında sert bir tartışma yaşandığı ileri sürüldü.
Summers, ölüm haberinin saatlerce geciktirilmesinin amacının Robert Kennedy’nin şehirde bulunduğuna dair izleri ortadan kaldırmak olduğunu savundu.
Otopside herhangi bir fiziksel şiddet ya da zorlama bulgusuna rastlanmadığı, aşırı dozda uyku hapı bulunduğu belirtildi.
“Beni bir şakaya dönüştürmeyin”
Monroe, ölümünün üzerinden geçen yıllara rağmen popüler kültürün en güçlü simgelerinden biri olmaya devam ediyor.
Araştırmacılar, Monroe’nun yalnızca bir popüler kültür figürü değil; siyasetle ilgilenen, çok okuyan ve entelektüel yönü güçlü bir sanatçı olduğunu vurguluyor.
Ölümünden önce gazeteci Richard Meryman’a söylediği aktarılan sözleri ise yeniden hatırlatılıyor:
“Lütfen beni bir şakaya dönüştürmeyin... Şaka yapmaktan rahatsız olmam ama insanların bana bir şaka gibi bakmasını istemiyorum. Bir sanatçı olmak istiyorum. Dürüstlüğünü koruyan bir oyuncu olmak istiyorum.”
(bbc.com/turkce)
Evrensel'i Takip Et