Bayram, kime bayram?
Her bayram temizlik, yemek, misafir ağırlama derdine düşen kadınların bu bayram da sırtına kurban etinin sorumluluğu düşüyor.
Fotoğraf: Dilan Temiz/Evrensel
Sümeyye Yeşil
[email protected]
Adıyaman – Bazen heyecanla bazen sabırsızlıkla beklenir bayram günleri. Çocuklar için elbette böyledir peki ya kadınlar için de öyle mi?
Kurbanın kesimini erkekler yaparken temizleme, doğrama, dağıtım işlerini kadınlar üstleniyor. Yani kurban etleri eve getirildikten sonra bütün yük kadınların sırtında.
Örneğin, kesimi bitirip eve gelen 60 yaşındaki Tülay, bahçedeki salıncağa kısa süre binerek atıyor yorgunluğu. Kahkahalarla geçirdiği iki dakikalık sallanma sürecinin ardından “Yapacak çok işim var” diyerek kalkıyor salıncaktan. Aklındaki tek düşünce, etler kokmadan etleri dağıtabilmek. Kurban kesiminin yorgunluğunu daha atamadan saatlerce et doğrama, temizleme işine girişmesi gerektiğini söylüyor.
Bir başka evde ise kurban fiyatlarının pahalılığı gündem oluyor. Bu sene küçükbaş fiyatı ayrı, büyükbaş fiyatı apayrı dudak uçuklatıyor. Yıllarca tekstil fabrikalarında çalışmış, evlendikten sonra çalışmaya ara vermiş Songül; kurban kesebilmek için temizlik işine başladığını aktarıyor. Eşi fabrika işçisi, kendisi ise günlük temizlik işlerine giderek üç çocuğu ile birlikte kıt kanaat geçiniyorlar. Ona rağmen aldıkları para küçükbaş kurban kesmeye yetmemiş. Borç yaparak almışlar. Kesme sebebini ise şöyle anlatıyor: “En çok çocuklarım için kestim. Bayramın ilk günü onları dışarı çıkarmazdım. Biz de keselim deyip duruyorlardı çünkü.”
‘Çalışmaktan mı kaçacağım’
Bayram havasına giremeyen evler de var elbette. Kendisi için bayram olmadığını aktaran Selvi’nin derdi kurban falan değil. Eşinden gördüğü baskı ve şiddeti anlatıyor her fırsatta. Ama artık eskisi gibi değilmiş eşine karşı. Önceden susup oturan kadın şimdi karşısında dimdik durduğunu anlatıyor. Hatta son tartışmalarının ardından iş aramaya dahi başlamış. “Ben yıllarca Sanko’da çalıştım. 12 saatlik mesailerde üç arkada üç önde olmak üzere toplamda altı makineye baktım. Oturduğumuz evi benim sayemde aldık. Şimdi çalışmaktan mı kaçacağım?” diyerek kendisine de çocuklarına da bakabilecek gücü olduğunu aktarıyor.
Bayramlar gerçekten güzel midir?
Bütün bu evlerde ise hep aynı manzara. Kadınlar bir yandan çay koyarken bir yandan da tatlı getirme çabasında. Aynı zamanda misafirle de ilgilenmeye çalışıyor. Misafir gittikten sonra ise ardından kalan bulaşıkları yıkayıp evini temizliyor ve bu döngü gece yarısına kadar böyle devam ediyor.
Kısacası yıllardır anlatılan “Bayramlar güzeldir, bayramlar keyiflidir “söylemleri koca bir hikayeden ibaret. Kimi kadının aklında “Acaba kurban kesebilecek miyim?” korkusu, kimi kadının aklında her gün uğradığı baskı ve şiddet ve “Acaba bayramda da olacak mı” endişesi, kimi kadının aklında ise “Şu etleri bir an önce doğrayıp kaldırayım” telaşı. Her zaman olduğu gibi şimdi de romantize edilen bu anlar, kadınlar için yorgunluktan başka bir şey değil. Her bayram temizlik, yemek, misafir ağırlama derdine düşen kadınların bu bayram da sırtına kurban etinin sorumluluğu düşüyor.
Evrensel'i Takip Et