Depresyon kan testiyle teşhis edilebilir mi?
Bilim insanları, subjektif deneyimlere dayanan depresyon teşhisini daha kesin hale getirmek için kanda bulunan monosit hücrelerinin yaşlanma hızını incelemeye başladı.
Fotoğraf: Nik Shuliahin/Unsplash
Mehmet Özer
[email protected]
Dünya genelinde yetişkinlerin yaklaşık yüzde 6'sını etkilediği tahmin edilen depresyonun teşhisi, belirtilerin kişiden kişiye değişmesi ve büyük ölçüde hastanın beyanına dayanması nedeniyle doktorlar için her zaman kolay olmuyor. Ancak yeni bir araştırma, daha kesin sonuçlar veren bir kan testinin çok da uzak olmadığını gösteriyor.
ABD genelindeki farklı kurumlardan bir araya gelen bir araştırma ekibi, depresyonun biyolojik izlerini sürmek için kapsamlı bir çalışma yürüttü. Özellikle depresyondan en çok etkilenen ve genel nüfusa oranla 2 ila 3 kat daha fazla vaka oranına sahip olan bir gruba odaklanan bilim insanları, HIV ile yaşayan 261 kadının ve virüs taşımayan 179 kadının kan örneklerini analiz etti. Katılımcıların yakın zamanda yaşadığı depresif semptomlar ise detaylı anketler aracılığıyla kayıt altına alındı.
Monositlerin yaşlanması depresyonu ele veriyor
Kan biyobelirteçleri ile depresyon belirtileri karşılaştırıldığında, araştırmacılar istatistiksel olarak oldukça anlamlı bir bağlantı yakaladı: "Monosit" adı verilen bağışıklık hücrelerinin biyolojik yaşlanması ile depresyonun somatik olmayan, yani fiziksel olmayan (umutsuzluk, daha önce keyif alınan aktivitelerden kopma gibi) psikolojik belirtileri arasında doğrudan bir ilişki vardı.
New York Üniversitesi Rory Meyers Hemşirelik Fakültesi'nden psikiyatri araştırmacısı Nicole Beaulieu Perez, bulguların önemini şu sözlerle açıklıyor:
"Bu durum özellikle iltihaplı veya kronik hastalıklarda ezber bozuyor. Çünkü HIV'li kişilerde sıklıkla görülen yorgunluk gibi fiziksel semptomlar, genellikle depresyondan ziyade kronik hastalığın kendisine bağlanır. Ancak biz bu hücresel ölçütlerin fiziksel semptomlarla değil; doğrudan ruh hali ve bilişsel semptomlarla ilişkili olduğunu bulduk."
"MonoDNAmAge" ile hücresel dedektiflik
Araştırmada monositleri analiz etmek için, biyolojik yaşın kronolojik yaşa (takvim yaşına) kıyasla ölçülmesini sağlayan nispeten yeni bir "epigenetik saat" yöntemi kullanıldı. "MonoDNAmAge" adı verilen bu yöntem, monositlerin DNA'sındaki moleküler etiketler olan metilasyonu inceleyerek hücrelerin ne kadar hızlı yaşlandığını hesaplıyor.
Depresyonun duygusal ve psikolojik belirtileriyle bağlantılı olmasının yanı sıra, monosit yaşlanmasını ölçen bu yeni yöntem, tıp dünyasında uzun süredir kullanılan "Horvath saati" gibi diğer epigenetik saatlerden çok daha üstün bir performans gösterdi. Uzmanlar, tek bir hücre tipine odaklanan bu hassas yaklaşımın, biyolojik yaş ile hastalıklar arasındaki noktaları birleştirmede çok daha başarılı olabileceğini belirtiyor.
"Depresyon herkese uyan tek tip bir bozukluk değil"
Bu çalışma henüz hastanelerde hemen uygulanabilecek hazır bir kan testi anlamına gelmese de, gelecekte böyle bir testin geliştirilebileceğine dair en güçlü kanıtlardan birini sunuyor. Araştırma ayrıca depresyonun her bireyde farklı şekillerde kendini gösterdiğini bir kez daha hatırlatıyor.
Araştırmacı Perez, konuya ilişkin şu değerlendirmelerde bulunuyor:
"Depresyon herkese uyan tek bir bozukluk değildir; kişiden kişiye çok farklı görünebilir. Bu yüzden sadece klinik bir etiket koymak yerine, hastalığın farklı yansımalarını değerlendirmek hayati önem taşıyor. Ruh sağlığında arzu edilen en büyük hedef, hastanın öznel deneyimini objektif biyolojik testlerle birleştirmektir. Çünkü biliyoruz ki ölçülebilen şey, yönetilebilir."
Evrensel'i Takip Et