Bağışıklık sisteminde cinsiyet faktörü: Hücre düzeyinde ilk yüksek çözünürlüklü kanıt
Avustralyalı bilim insanları, 1,25 milyondan fazla kan hücresini inceleyerek kadın ve erkek bağışıklık sistemleri arasındaki genetik farkları ilk kez tek hücre düzeyinde haritalandırdı.
Fotoğraf: National Institute of Allergy and Infectious Diseases/Unsplash
Elif Turgut
[email protected]
Vücudun kendi bağışıklık sisteminin, sağlıklı dokuları yanlışlıkla tehdit olarak algılayıp saldırdığı otoimmün hastalıklar, kadınlarda erkeklere oranla çok daha yaygın görülüyor. 1,25 milyondan fazla kan hücresinin analiz edildiği yeni bir küresel araştırma, bu biyolojik gizemin arkasındaki nedenleri gün yüzüne çıkardı.
Avustralya’daki Garvan Tıbbi Araştırmalar Enstitüsü tarafından yürütülen ve The American Journal of Human Genetics dergisinde yayımlanan çalışmada, cinsiyete bağlı olarak tamamen farklı çalışan 1.000’den fazla genetik "anahtar" keşfedildi.
Hücreler tek tek incelendi
Araştırma kapsamında, 564’ü kadın ve 418’i erkek olmak üzere toplam 982 katılımcıdan alınan kan örnekleri incelendi. Bilim insanları, gen aktivitesini bir hücre karışımı üzerinden ortalama bir değerle hesaplamak yerine, tek hücreli RNA dizileme yöntemini kullanarak bireysel hücreleri tek tek profilledi. Bu sayede bağışıklık hücrelerindeki farklılıklar, tarihte ilk kez bu kadar yüksek bir çözünürlükte ve detayda incelenmiş oldu.
Kadınların bağışıklık sistemi "yüksek tetikte" çalışıyor
Analiz sonuçlarına göre, erkeklerin ve kadınların bağışıklık hücresi kompozisyonları birbirinden tamamen farklı:
Erkeklerde: Bakım, onarım ve doku inşasına odaklanan, ilk müdahale hücreleri olarak bilinen "monosit" seviyeleri daha yüksek bulundu. Erkek bağışıklık hücrelerinin iltihaplanmaya daha az hazır olduğu, bunun da erkekleri enfeksiyonlara karşı daha hassas kıldığı belirtildi.
Kadınlarda: Savunmayı daha spesifik ve adaptif yürüten B ve T hücrelerinin seviyesi çok daha yüksek çıktı. Genetik olarak bu hücrelerin sürekli "alarm durumunda" ve harekete geçmeye hazır olduğu saptandı.
"Biyolojik bir takas söz konusu"
New South Wales Üniversitesinden biyoinformatisyen Sara Ballouz, durumu şu sözlerle özetliyor: "Kadınlarda bağışıklık sisteminin genetik olarak iltihap yollarında yoğunlaştığını gösterdik. Bu yüksek tepkisel profil, kadınlara viral enfeksiyonlarla mücadelede büyük bir avantaj sağlarken, beraberinde biyolojik bir takas getiriyor: Vücudun kendi dokularına yanlışlıkla saldırma riskini, yani otoimmün hastalıklara yatkınlığı artırıyor."
Genetik anahtarlar sadece cinsiyet kromozomlarında değil
Araştırmanın en şaşırtıcı bulgularından biri de bu hücresel aktiviteyi yöneten genetik anahtarların (ifade nicel özellik lokusları) konumu oldu. Bu anahtarların sadece cinsiyeti belirleyen X ve Y kromozomlarında değil, kadın ve erkeklerde ortak bulunan diğer kromozomlarda da yer aldığı keşfedildi.
Ayrıca kadınlarda, daha önce sadece kadınlarda yaygın görülen Sistemik Lupus Eritematozus (Lupus) hastalığı ile ilişkilendirilen FCGR3A ve ITGB2 genlerine ait iki özel gen anahtarı tespit edildi.
Uzmanlar, bu bulguların başta Lupus ve Multipl Skleroz (MS) olmak üzere birçok otoimmün hastalığın tedavisinde "herkese tek tip ilaç" dönemini kapatabileceğini belirtiyor.
Garvan Enstitüsünden istatistikçi Joseph Powell, gelecekteki tedavi yöntemleri için şu değerlendirmede bulundu:
"Erkeklerin ve kadınların bağışıklık sistemlerinin farklı olduğunu bilsek de birçok tıbbi çalışma bu farkları göz ardı ediyordu. Hassas tıbbın potansiyelini gerçekleştirmek istiyorsak, bu temel biyolojik değişkenleri anlamak zorundayız. Tedaviler artık sadece hastalığa göre değil, hastanın bağışıklık sisteminin genetik düzeyde nasıl işlediğine ve cinsiyetine göre özel olarak uyarlanmalıdır."
Evrensel'i Takip Et