Bismil'de halk JES'e karşı: Topraklarımızın zehirlenmesini istemiyoruz
Bismil'de yapılmak istenen jeotermal kaynak arama projesine tepki gösteren mahalleliler, mera ve tarım alanlarının yok olacağını belirterek, “Jeotermal istemiyoruz” dedi.
Fotoğraf: MA
Diyarbakır – Yel Organizasyon İnş. Tar. Hayv. Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından, Diyarbakır’ın Bismil ilçesi yakınlarında bulunan 2025210001 ruhsat numaralı sahada jeotermal kaynak ve mineralli su arama amaçlı sondaj çalışması planına 15 Mayıs’ta Diyarbakır Valiliği tarafından “ÇED gerekli değildir” raporu verildi. Proje kapsamında, toplam 121,10 hektarlık alanda her biri 2 bin metrekare büyüklüğünde 3 ayrı sondaj noktası kurulması hedefleniyor. Şirketin, sondaj makinesiyle yerin yaklaşık 900 metre derinliğine kadar kazı yapmayı planladığı belirtildi.
Projeden kısa süre önce haberdar olduklarını söyleyen mahalleliler, tarım alanları ile meralarının tehdit altında olduğunu ifade ederek çalışmalara karşı hukuki mücadele başlattıklarını kaydetti.
“Proje evimi ve arazimi kapsıyor"
Mahallelilerden Ramazan Düşerge, 40 yıldır ailesiyle birlikte burada yaşadığını belirterek, “Burada kimseye zararımız olmadı. Bütün arazimizi ve malımızı kendi emeğimizle aldık. Köyümüzde yaklaşık 350 kişi ve 100 hane var. Tek meramız bulunuyor. Bu projeyi 2022’de planlamışlar ancak bizim bir hafta önce haberimiz oldu. Köy yoksul bir köy. Tek geçim kaynağımız hayvancılık ve tarım. Yapmak istedikleri proje evimin tamamını ve arazimin büyük bölümünü kapsıyor. Biz köylüler olarak bunu kabul etmiyoruz. Hukuki sürecin sonuna kadar gideceğiz. Devletin de bu işe el atmasını istiyoruz. Bir damla kanımız kalana kadar direneceğiz” dedi.
“Meramızı talan edecekler”
Mahalle muhtarı Seyithan Menekşe ise projeyle birlikte mahallelerinin merasının hedef alındığını söyledi. Menekşe, “Asıl amaçları meramızı talan etmek. Verimli tarım arazilerimizi düşük fiyatlarla elimizden almak istiyorlar. Proje 2022’de resmi gazetede yayımlanmış ancak biz bir hafta önce gelen mesaj ve askı ilanıyla haberdar olduk. Köylülerin tamamı çiftçilik ve hayvancılıkla geçiniyor. Bu nedenle halk yoksul durumda. Süreç için avukat tuttuk. Gerekirse her yere başvuracağız” ifadesinde bulundu.
“Topraklarımızın zehirlenmesini istemiyoruz”
Mahallelilerden Bedriye Oturaklı da projeye tepki göstererek, “Bu köyde insanların geçinebileceği iki iş var; tarım ve hayvancılık. Şimdi onları da elimizden almak istiyorlar. Topraklarımızın zarar görmesini istemiyoruz. Eğer tarlalarımız elimizden giderse başka hiçbir şeyimiz kalmayacak” diye konuştu.
Gülistan Düşerge ise şirketlerin mahallelerine girişine izin vermeyeceklerini belirterek, “Geçimimizi tarlalarımızdan sağlıyoruz. Burada yapılacak çalışmaların hastalıklara yol açacağını düşünüyoruz. Topraklarımızın zehirlenmesini istemiyoruz” ifadelerini kullandı.
“İkinci bir sürgün istemiyoruz”
Şefika Düşerge, projeyle birlikte emek verdikleri yaşam alanlarının ellerinden alınmak istendiğini dile getirerek, “Bu köyü kendi emeğimizle kurduk. Burada kimsenin hakkı yok. Bize haksızlık yapıyorlar” dedi.
Hanım Düşerge de köylülerin yıllardır ağır koşullarda çalışarak yaşamlarını sürdürdüğünü ifade etti. Hanım Düşerge, “Köyümüzde kuyu ve tesis istemiyoruz. Doğamızla oynanmasını istemiyoruz. Yıllardır planlanan projeyi şimdi öğreniyoruz” diye kaydetti.
Emine Aksu ise daha önce göç etmek zorunda kaldıklarını hatırlatarak, “Köylerimiz yakıldıktan sonra buraya geldik. İkinci bir sürgün istemiyoruz. Şirketlere karşı birlikte mücadele edeceğiz” dedi.
Gülistan Oturaklı da mera alanlarının projeye kurban edilmek istendiğini belirterek, “Hayvancılıkla geçiniyoruz. Çocuklarımız bile tarlalarda çalışıyor. Elimizdeki işi de alırlarsa nereye gideceğiz” diye sordu.
Nurettin Çintosun ise yıllar önce mahalleye yerleştiklerini belirterek, “Burada düzenimizi kurduk. Köyümüzü korumak için birlikte hareket edeceğiz. Şirketlerin burada faaliyet yürütmesini istemiyoruz” ifadelerini kullandı.
(MA)
Evrensel'i Takip Et