Doç. Dr. İsmet Akça: Sömürge görüntüsünü çağrıştıran uygulamalar yapılıyor
Temmuz ayında yapılacak NATO Zirvesi nedeniyle ilan edilen eylem yasakları ve zorunlu idari izinlere tepki gösteren Doç. Dr. İsmet Akça, iktidarın zirveden beklentisinin halkın hakları pahasına uluslararası meşruiyet kazanmak olduğunu söyledi.
Fotoğraf: DHA
Dicle Sezen Öz
[email protected]
Ankara – Ankara’da 7-8 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilecek NATO zirvesi nedeniyle bazı ilçelerde kamu çalışanlarının 6-12 Temmuz haftasında idari izinli sayılması ve zirve boyunca toplu etkinlik ile eylem yasağı getirilmesi tepki çekti. Alınan önlemleri gazetemize değerlendiren Doç. Dr. İsmet Akça, Türkiye’de her şeyin olağanüstü bir seyirde ilerlediğini belirtti. Akça, “Bir uluslararası toplantı gerekçesiyle, bir buçuk ay öncesinden o şehrin insanları ve ülke vatandaşları temel haklarından mahrum bırakılıyor. Bunlar, sömürge görüntüsünü çağrıştıran uygulamalardır” dedi.
ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın meşruiyet içerikli açıklamalarını hatırlatan Akça, iktidarın NATO zirvesinden beklentilerini şu sözlerle analiz etti: “Türkiye’deki iktidar bu zirveye büyük bir yatırım yaptı. Geçtiğimiz günlerde Büyükelçi Barrack, son dönemde kötüleşen Türkiye-ABD ilişkilerinin artık düzeltilmesi gerektiğine değinmişti. İktidarın tam da bu noktada meşruiyete ihtiyacı var. Dönemin ABD Başkanı Trump’ın da ‘O zaman bu meşruiyeti Türkiye Cumhurbaşkanına verelim’ şeklindeki ifadelerini unutmamak gerekir. Dolayısıyla Ankara’da alınan güvenlik önlemlerini, bu meşruiyet arayışı ve açıklamalarla birlikte okumak gerekiyor.”
“Askeri sanayi üzerinden yeni eklemlenmeler geliştirilmek isteniyor”
Özellikle 2024 yerel seçimleri ve Şimşek programı sonrasındaki süreçte, Türkiye’nin ABD ve Avrupalı müttefikleriyle ilişkilerinde bir “yeniden hizalanma” dönemine girdiğini vurgulayan Akça, şunları kaydetti: “Bu durum karşılıklı bir sürece işaret ediyor. Türkiye 2024 seçim sonuçları ve 2023 yılında devreye alınan Şimşek programıyla birlikte, ABD’nin bölge politikalarına ve NATO’yu dizayn etme biçimine yeniden hizalanıyor. Ülke hem Ortadoğu’ya hem de Avrupa’ya militarizasyon (askerileşme) üzerinden eklemlenerek kendisine uluslararası bir alan açmaya çalışıyor. İktidarın NATO zirvesine bu kadar önem vermesinin sebebi de bu. Zirve gerek Ortadoğu politikaları gerekse Avrupa güvenlik mimarisinde Türkiye’nin edineceği konum ve askeri sanayi bağlantıları açısından kritik bir rol oynuyor. Ankara, en çok yatırım yaptığı sektör olan askeri sanayi üzerinden yeni küresel eklemlenmeler geliştirmeyi hedefliyor.”
İsmet Akça
“Yeter ki para girsin mantığı hakim”
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) toplantısı kapsamında BlackRock CEO’su Larry Fink’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ziyaret etmesine de değinen Akça, ekonomik program ile dış politika arasındaki bağa dikkat çekti: “Hatırlanacağı üzere iki üç hafta önce Fink’in bir ziyareti oldu. İktidarda, Dubai sermayesi gibi dış kaynakları ülkeye çekme yönünde güçlü bir istek var. Çünkü uygulanan Şimşek programı enflasyonu düşürmüyor. Aksine bu program, geniş kitlelerden sermayeye yönelik bir servet aktarımı mekanizması olarak işliyor. Emekçiler, asgari ücretliler, emekliler ve gençler giderek yoksullaşırken, sermaye sahipleri servetini artırıyor. Bu düzenin sürdürülebilmesi için ise ülkeye kesintisiz bir sıcak para girişinin sağlanması şart. ‘Uluslararası aktörleri ne pahasına olursa olsun memnun edelim ki para gelsin’ mantığı burada devreye giriyor. Bu nedenle NATO zirvesinde alınan önlemler ile BlackRock CEO’su Fink’in ziyareti gibi gelişmeleri aynı bütünün parçaları olarak değerlendirmek gerekiyor.”
Evrensel'i Takip Et