Sadece 3 ay çalıştı, 322 gündür iddianamesiz tutuklu
Şile Belediyesinde göreve başlamasının üzerinden henüz üç ay geçmişken bir şafak operasyonuyla gözaltına alınan Şehir Plancısı Evren Buçan, 11 aydır hakim karşısına çıkmayı bekliyor.
Dilan Temiz
[email protected]
CHP’li belediyelere dönük 19 Mart operasyonlarıyla başlayan kuşatma, baskı, transfer operasyonları devam ederken, bu operasyonların sonucunda hâlâ iddianamesi yazılmayanlar var. İstanbul’un Şile ilçesinde, yerel seçimlerin ardından yönetim el değiştirmiş, uzun yıllardır süren bir dönemin izleri imar dosyalarında kendini göstermeye başlamıştı. Tam da bu geçiş sürecinde, meslek hayatında 20 yılı geride bırakmış deneyimli bir şehir plancısı olan Evren Buçan, Şile Belediyesinde göreve başladı. Ancak görevinin henüz üçüncü ayındayken, kamu yararını ve meslek etiğini savunmanın bedeli ağır olacaktı. 10 Temmuz sabahı evine yapılan bir şafak operasyonuyla gözaltına alınan Buçan, 13 Temmuz’da tutuklanarak Maltepe Cezaevine gönderildi.
O günden bu yana tam 11 ay geçti. Ne bir iddianame var ortada ne de somut bir delil... Gizlilik kararıyla yürütülen dosyanın ardındaki sessizliği, Evren Buçan’ın eşi Esma Buçan gazetemize anlattı.
Esma Buçan│Fotoğraf: Dilan Temiz/ Evrensel
Reddedilen usulsüzlüklerin ardından gelen ‘iftira’
Esma Buçan, eşinin İstanbul Teknik Üniversitesi mezunu olduğunu ve meslek hayatı boyunca Beyoğlu, Silivri, Avcılar ve Beykoz Belediyelerinde bir kamu emekçisi olduğunu anlatarak başlıyor sözlerine. Şile’deki operasyonun arka planına dair verdiği bilgiler ise, kamudaki rüşvet ve usulsüzlük çarkına karşı duranların nasıl hedef haline getirildiğini açıkça gözler önüne seriyor:
“Şile, 20 yıldır iktidar partisi tarafından yönetilen bir belediyeydi. Son seçimle birlikte yönetim değişti. Eşimin karşı karşıya kaldığı iddialara zemin yapılan ruhsatlar ve iskanlar, tamamen geçmiş döneme ait dosyalar. Evren’in henüz 3 aylık görev süresi vardı; imza yetkisi yoktu, ihale komisyonunda bile yer almıyordu. Geçmiş dönemde usulsüzce işlerini yürütmeye bazı yapı kontrol firması yetkilileri, ağız birliği ederek bir iftira senaryosu yazdılar. ‘Bizden bağış adı altında rüşvet istendi’ dediler. Tabii ki böyle bir şey yok. Eşim o usulsüz dosyalara ‘hayır’ dediği, kamu yararını savunduğu için bugün cezaevinde tutuluyor. Bir kamu görevlisi ve bir kamu alanının, bir örgüt hiyerarşisi içerisinde yer alması kabul edilebilir bir durum değil.”
"Bir aileyi ayıranlar belki rahat uyuyordur"
Bayramın ikinci gününde Evren Buçan’ı ziyaret edeceğini belirterek, “Her nefes alışımız bayramdı… 322 gündür bir evin ışığı eksik. İki kızım babalarına, ben eşime hasretim. Bir aileyi ayıranlar belki rahat uyuyordur; ama bizim gecelerimiz eksik geçiyor. Adalet gelmeden bayram gelmiyor. Bayram sevdiklerin yanındaysa güzeldir. Biz 11 aydır her özel günü eksik yaşıyoruz. Perşembe günü sadece 1 saatlik açık görüşte bayramlaşacağız. Bize bunu yaşatanlar belki unutur… Ama çocukların babasına duyduğu özlem hiçbir zaman unutulmaz” diye belirtiyor.

"Dedikoduvari ifadelerle bir insan 11 aydır tutuklu"
Avukatların her ay düzenli olarak tutukluluğa itiraz ettiğini, ancak her defasında hiçbir hukuki gerekçe sunulmadan “tutukluluğun devamı” kararı verildiğini belirten Esma Buçan, hukuken tutukluluğun ancak istisnai bir tedbir olabileceğini hatırlatıyor: “Bizim ülkemizde tutukluluk, yargılama öncesi fiili bir cezalandırma yöntemine dönüştü. Sadece ‘müşmüşlü’, dedikoduvari ifadelerle bir insan 11 aydır özgürlüğünden mahrum. Biz suçluluğun değil, masumiyetin de ortaya çıkacağı adil bir davanın görülmesini, iddianamenin artık yazılmasını istiyoruz”
24 kişilik koğuşta 65 kişi kaldılar, 4 ay yerde yattı
Esma Buçan ile görüşmemiz, onun Maltepe Cezaevindeki kapalı görüşten henüz çıktığı bir ana denk geliyor. Evren Buçan’ın içeride haklılığından aldığı güçle dik durmaya çalıştığını söylese de cezaevlerindeki insanlık dışı yoğunluğun ve hak ihlallerinin altını çizmeden geçemiyor: “Koğuş şartları çok ağır. Normal şartlarda kapasitesi 24-25 kişi olması gereken koğuşlarda şu an 63 ila 65 kişi kalıyor. Örgüt suçlamasıyla içeri alındığı için adli suçlularla, madde bağımlılarıyla aynı koğuşta tutuluyor. Eşim tam 4 ay boyunca yerde yatmak zorunda kaldı, yeni yatağa geçebildi. Sürekli bir sirkülasyon var. Bir baba olarak onu en çok zorlayan şey, çocuklarına duyduğu büyük özlem ve dışarıdaki sorumluluklarını yerine getirememenin vicdani yükü oluyor.”
"Birbirimizle saklambaç oynuyoruz"
Bu hukuksuz süreç sadece cezaevindeki Evren Buçan’ı değil, dışarıda hayatı tek başına göğüslemek zorunda kalan bir anneyi ve iki kız çocuğunu da vurmuş durumda. Esma Buçan kendisi bir bilgisayar mühendisi olsa da çocuklarının eğitimi ve gelişimi için mesleğine ara vermiş, şu an ise ailelerinin desteğiyle maddi ve manevi olarak ayakta kalmaya çalışıyorlar.
Biri 14, diğeri 9 yaşında iki kız çocuğu babalarının yolunu gözlüyor. Esma Buçan, evdeki durumu şöyle anlatıyor: “Büyük kızım durumun farkında; babasının haklı olduğunu ve adaletin yerini bulacağını biliyor. Ama küçük kızım babasına çok düşkündü, onunla uyurdu. Her gün ‘Babam ne zaman gelecek?’ diye soruyor. Aslında hepimiz birbirimizden saklambaç oynuyoruz. Eşim içeride olumsuzlukları yansıtmıyor, ben dışarıdaki zorlukları ona belli etmiyorum, çocuklar da ‘annem üzülmesin’ diye susuyor. Okulda büyük kızıma ‘Baban nerede?’ diye sorduklarında, peşinen suçlu ilan edilme korkusuyla ne diyeceğini bilememenin ağırlığını yaşıyor. Bayramlar geçiyor, doğum günleri geçiyor. Küçük kızım bu yıl 4. sınıftan mezun olacak ama babası o müsamere salonunda olamayacak. Akşamları ‘İki ekmek lazım’ diye aradığım, hayatı paylaştığım eşim yok...”

"Yargılanmak ve masumiyetimizi kanıtlamak istiyoruz"
19 Mart operasyonlarıyla başlayan dava silsilesine dair ise yargının nasıl siyasallaştığına dikkat çeken Esma Buçan, “Hepimiz biliyoruz ki bunlar hukuki değil, siyasi davalardır. Keşke hukuk, siyasetin bir hesaplaşma aracı olarak kullanılmasa. Bizim en büyük karşı duruşumuz bu haksız, delilsiz tutuklu yargılamalaradır. Eğer bu insanlar tutuksuz yargılansa, ailelerinin yanında olabilse hem aileler hem de ülke çok şey kazanır. Hukukun bu şekilde çiğnenmesi toplumun adalete olan inancını kökünden zedeliyor. Biz umutlu kalmaya, adalete inanmaya çalışıyoruz ama artık yeter yargılanmak istiyoruz. Bir yargılama insanın sadece suçluluğunu ortaya çıkarmaz, masumiyetini de ortaya çıkarır. Biz artık bu sürecin uzamasını değil, son bulmasını, bir davanın görülmesini, onun da masumiyetinin ortaya çıkmasını istiyoruz. Eşimi çok özledim, adalet daha fazla gecikmesin” diyor.
580 milyonluk usulsüzlük duyurulmasının ardından gelen şafak operasyonu
İstanbul’un Şile ilçesi, yaklaşık 20 yıl boyunca kesintisiz olarak AKP tarafından yönetildi. Ancak 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde büyük bir siyasi kırılma yaşandı ve belediye yönetimi AKP’den CHP’ye (Özgür Kabadayı yönetimine) geçti. Seçimi kazanan CHP’li yönetim, göreve geldikten kısa bir süre sonra belediyenin geçmiş dönem mali tablolarını ve imar dosyalarını incelemeye aldı. Belediye Başkanı Özgür Kabadayı, meclis oturumlarında yaptığı açıklamalarda, AKP dönemine ait 30’un üzerinde usulsüz dosya ile hayali fatura tespit ettiklerini ve bunları teftiş kurulu aracılığıyla savcılığa taşıyacaklarını duyurmuştu. Kabadayı, belediye meclis toplantısında seçim döneminde AKP’nin 580 milyon lira harcadığını belirterek, teftiş heyeti oluşturulduğunu ve usulsüz dosyalar tespit edildiğini açıklamıştı. Yönetimin AKP’den CHP’ye geçmesinin hemen ardından, henüz yeni kadroların 3. ayında düzenlenen bu kapsamlı rüşvet ve örgüt operasyonu, tutuklu yakınları tarafından “Geçmiş dönemin usulsüzlüklerinin üzerini örtme ve yeni yönetimi iş yapamaz hale getirme amaçlı siyasi bir hamle” olarak yorumlanıyor.
Evrensel'i Takip Et