Yapay karşıtlıklar öğrencileri bölmeye devam ediyor
ODTÜ’de yaşanan provokasyonların üzerinden 2 hafta geçti. Bu durumun öğrencilerin kampüs yaşamına etkisi azalsa da, görüşler arasındaki temel farklılıklar sürüyor.
ODTÜ'den bir öğrenci
Ankara – ODTÜ’de 37. Bahar Şenliği’nde gerçekleşen provokasyonun üzerinden iki hafta geçti. Bu iki hafta boyunca yaşananlar ne gündemden düştü ne de konuşulmaktan kesildi.
Olayların genel kampüs yaşamına ilişkin etkisi de her ne kadar provokatif gruplar çabalasa da hızla azaldı. Zaten topluluklar ve siyasi örgütler de çalışmalarına ara vermemiş aksine tartışmalarını yoğunlaştırdı. ODTÜ öğrencileri yazdıkları bildirilerle, açtıkları pankart sergileri ile aslında öğrencilerin yanında olanlar ve ülkedeki yoksullaşma ve baskılara ses çıkaranın kim olduğunu göstererek bu havayı dağıttı.
Bazı alanlarda düzenlenen milliyetçilik ve vatanseverlik eksenli etkinlikler ise milliyetçiliğin ne olduğu ve egemen sınıfların elinde halkı bölmeye yarayan bir araca nasıl dönüştürüldüğü tartışma vesilesi oldu.
Bu mücadele yalnızca öğrencilerle de sınırlı kalmadı. ODTÜ öğrencilerinin yanı sıra Eğitim Sen, Eğitim-İş, Öğretim Elemanları Derneği ve ODTÜ Mezunları Derneği de “Rektöre soruyoruz?” başlıklı ortak bir içerikle rektörlüğü yanıt vermeye davet etti. Şenlikteki güvensizlik ortamından rektörlüğün çelişkili açıklamalarına uzanan 6 soru doğrudan rektöre yöneltildi. Bir diğer dikkat çekici gelişmede ise ODTÜ öğrencileri, Öğrenci Dekanı Taner Zorbay’ın AKP ile ilişkilerini, dinci-gerici dernek ve vakıflarla bağlantılarını ve taciz açıklamalarındaki tutarsızlıkları belgeleyerek kamuoyuyla paylaştı.
Öğrenciler arasında belirginleşen eğilimler var
Geçen iki hafta boyunca ODTÜ öğrencileri ile yaptığımız konuşmalarda, farklı kesimlerde belirginleşen birkaç temel eğilim gözlendi.
Yaşananları, Saray rejiminin kullanışlı aparatları olan milliyetçi-şoven grupların sosyal medyada lanse ettiği gibi “bayrağa saldırı” olarak değerlendiren gençlerle görüştüğümüzde, iktidarın bu süreçten nasıl beslendiğinin oldukça ikna edici biçimde kavrandığı görülüyor. Ancak Uluslararası Gençlik Topluluğunu (UGT) istifaya davet eden bayrak yürüyüşündeki sloganların içeriği ile “NATO defol” sloganlarından “parasız, bilimsel, demokratik eğitim” taleplerine uzanan Devrim Yürüyüşü arasındaki derin fark ortaya çıkıyor. Öğrencilerin hem taleplerini haykırabildiği hem de eğlenebildiği Bahar Şenliği gibi alanların giderek kısıtlandığı bir dönemde iktidarın bu tür alanları daraltmaya yönelik çabası üzerine konuştuğumuzda ise fark daha da açılıyor.
Yaşananları kaygıyla takip eden kesimler arasında ise provokasyon olduğu konusunda genel bir kanı var. Bu provokasyona karşı ne yapılacağı sorusunda ise kafa karışıklığı yaşandığını ifade etmek mümkün.
Öğrencilerden bir kısmı, ODTÜ’nün devrimci geleneğinin kapanması güç bir yara aldığını söylese de, ODTÜ’nün atanmış rektörlere ve iktidar baskılarına karşı birikmiş mücadele tarihine yapılan vurgu öne çıkıyor. Bu tür provokasyonlara karşı yapılması gerekenin ortak talepler etrafında mücadeleyi büyütmek olduğu fikri ODTÜ’de yoğun.
Şenliğin geleceği merak konusu
Şenliğin geleceğine ilişkin soru işaretleri de öğrenciler arasında hayli kafa karıştırıcı. Özellikle de şenliği bundan sonraki süreçte rektörlük veya başka topluluklar tarafından düzenleneceğini düşünenler de var. Fakat bu eğilim genel anlamda UGT’yi suçlayan bir eğilim olmaktan öteye gidemiyor. Öğrencilerin bir kısmı geçmişte rektörlüğün bu gibi öğrencilerin bir araya geldiği alanlara müdahalesini ve binbir emekle var ettiği 2024 Şenliği örneğini hatırlatıyor.
Asıl kaygıları ülke çıkarları değil kendi çıkarları
Tüm bu gelişmeler bir arada değerlendirildiğinde geçen iki hafta şunu açıkça ortaya koydu: Yapay karşıtlıklar öğrencileri bölmeye devam ediyor; bu grupların asıl kaygısının ülke çıkarları değil kendi çıkarları olduğu ise her geçen gün daha görünür hale geliyor. Öğrencilerin taleplerini kimin yükselttiği, ülkede yaşanan hukuksuzluklara kimin ses çıkardığı soruları da bunu açıkça kanıtlıyor.
Ne olmuştu?
6 Mayıs’ta ODTÜ’de gerçekleşen Uluslararası Bahar Şenliği’ne ve Devrim Yürüyüşü’ne yönelik bir provokasyon yaşandı. Bir grup, sahnedeki Sanatçı İlkay Akkaya’yı ve Devrim Yürüyüşü’nü yuhaladı, bozkurt işaretleriyle provokasyonu tırmandırdı. Ardından alandan uzaklaştırılan grup, bu müdahaleyi ellerindeki bayrağa saldırı olarak lanse etti.
Yaşananların hemen ardından İstiklal Kadınları Hareketi’nin “Bu gece gözaltı haberlerini bekleyin” paylaşımı geldi, ev baskınları gerçekleşti ve 6 öğrenci tutuklandı. Olayın ertesi günü Türkiye Gençlik Birliği (TGB), Zafer Partisi (ZP) ve İşçi Partisi (İP) tarafından örgütlenen bir bayrak yürüyüşü düzenlendi; bunun yanı sıra A1 kapısında bazı gruplar basın açıklaması gerçekleşti. Tüm bunlara ek olarak WhatsApp gruplarında öğrenciler fişlendi ve tehdit edildi.
Evrensel'i Takip Et