Bilgi Üniversitesi direnişi geri adım attırdı | Öğrenciler: Mücadele kazandı, dayanışma sürecek
Bilgi Üniversitesi öğrencileri ve akademisyenleri, faaliyet izninin geri çekilmesini örgütlü mücadelenin kazanımı olarak değerlendirdi. Kampüs önünde yapılan açıklamalarda dayanışmayı büyütme çağrısı yapıldı.
Eylem Nazlıer
[email protected]
İstanbul — AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan ve İstanbul Bilgi Üniversitesinin faaliyet izninin kaldırılmasını öngören kararın geri çekilmesi, dört gündür kampüs önünde süren direnişi kitlesel bir kutlamaya dönüştürdü.
Günlerdir polis ablukası altında üniversitelerine sahip çıkan öğrenciler, akademisyenler, idari personel ve üniversite emekçileri, kararın geri alınmasının ardından kampüs önünde bir araya gelerek, “Birlikte direndik birlikte kazandık” pankartı açtı. Sloganlar, marşlar ve alkışlarla karşılanan karar, üniversite bileşenleri tarafından “örgütlü mücadelenin kazanımı” olarak değerlendirildi.
Dört gün boyunca üniversitelerine alınmayan, kampüs kapılarında nöbet tutan öğrenciler, kararın açıklanmasının ardından kampüs önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. “Direne direne kazanacağız”, “Yaşasın öğrenci dayanışması”, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganlarının sık sık yükseldiği kutlamada öğrenciler birbirlerine sarılarak zaferi karşıladı. Günlerdir TOMA’lar, çevik kuvvet polisleri ve bariyerlerle çevrilen kampüs önü, bu kez dayanışmanın ve kazanımın coşkusuna sahne oldu.
Eyleme destek veren Emek Partisi Milletvekili İskender Bayhan da öğrencilerle birlikte kutlamalara katıldı. Günlerdir kampüs önünde sürdürülen direnişte yalnız bırakılmadıklarını söyleyen öğrenciler, farklı üniversitelerden gelen dayanışma ziyaretlerinin, emek ve meslek örgütlerinin desteğinin mücadeleyi büyüttüğünü ifade etti.
Fotoğraf: Evrensel
“Haklı mücadelenin kazandırdıklarını hep birlikte deneyimledik”
Öğrenciler adına yapılan açıklamada, kampüs önünde bulunma nedenlerinin artık yalnızca nöbet değil, kazanımı duyurmak olduğu belirtildi. Açıklamada, “Bugün bu kapının önünde nöbetimizin 4. günü olması dolayısıyla değil, zaferimizi duyurmak amacıyla bulunuyoruz. 3 gün önce atılan bir imza ile faaliyeti durdurulan okulumuz, verilen bu karardan itibaren bir adım geri atmadan sürdürdüğümüz direnişimiz sayesinde dün gece yeniden faaliyete açılmıştır” denildi.
Öğrenciler, üç gün boyunca hem kampüs dışında dayanışma gösterenlerin desteğiyle hem de içeride sürdürülen direniş iradesiyle ayakta kaldıklarını ifade ederek, “Haklı bir mücadele etrafında birleşmenin ne kadar güçlü olduğu ve kazandırdıklarını hep birlikte deneyimledik” dedi. Polis müdahalelerinin ve baskının kendilerini yıldırmadığını vurgulayan öğrenciler, “Kolluğun bizleri yıldırmaya yönelik yaptığı her hamle bizlerin daha sağlam bir iradeyle mücadeleye sahip çıkmasını sağladı. Hiçbir zaman bir adım geri atmadık” ifadelerini kullandı.
“Kampüsleri rant alanına çevirmelerine izin vermeyeceğiz”
Açıklamada, direniş boyunca dile getirilen en önemli başlıklardan birinin üniversitenin öğrenciler, akademisyenler ve emekçiler tarafından birlikte yönetilebileceği fikri olduğu vurgulandı. Öğrenciler, “Okulumuz faaliyete açılmadığı takdirde okulumuzu biz yönetmeye başlayacağımızı duyurmuştuk. Sermayeyi de onun iktidarını da korkutan şey bu iddia olmuştur” diyerek, üniversitelerin şirket mantığıyla yönetilmesine tepki gösterdi.
Fotoğraf: Evrensel
Öğrenciler açıklamalarında kayyım yönetim anlayışını da hedef aldı. “Tepeden inme kararlarla okulumuza kayyım olarak atanan rektörü, bizleri öğrenci değil müşteri olarak görenleri, bir imza ile okul açıp kapatanları, istedikleri yeri sermayenin rant alanına çevirenleri bu kampüsten de bu şehirden de bu ülkeden de söküp atmadan durmayacağız” diyen öğrenciler, mücadelenin bitmediğini vurguladı.
“Direnişimiz kazandı, mücadelemiz sürecek”
Ardından Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Vakıf Üniversiteleri Birimi de yaptığı açıklamada kazanımın örgütlü mücadelenin sonucu olduğunu belirtti. “Direnişimiz kazandı, mücadelemiz sürecek” başlıklı açıklamada, gece yarısı yayımlanan tek cümlelik Cumhurbaşkanlığı kararıyla üniversitenin faaliyetlerinin durdurulmasının kabul edilmediği ifade edildi.
Sendika açıklamasında, “Üniversitemizi, kampüsümüzü, yaşam alanımızı antidemokratik biçimde bizlerden çalmak isteyen tasfiye girişimini püskürttük” denildi. Üç gün boyunca sürdürülen nöbette öğrencilerle birlikte direniş örüldüğü belirtilen açıklamada, kampüse girişleri engellenmeye çalışılan sendika temsilcileri için öğrencilerin “Polis dışarı, sendika içeri” sloganı attığı hatırlatıldı.
“Ne sermaye ne kayyım, üniversiteler bizimdir”
Açıklamada yalnızca son dört günlük sürecin değil, vakıf üniversitelerinde uzun süredir devam eden hak gasplarının da altı çizildi. Akademisyenlerin eşit ücret hakkının gasp edildiği, araştırma görevlilerinin cezalandırıldığı, sendika üyesi emekçilerin işten çıkarıldığı, taşeron çalıştırmanın yaygınlaştırıldığı belirtilen açıklamada, kayyum dekan atamaları ve antidemokratik müdahalelerin üniversite yapısını hedef aldığı ifade edildi.
“Ne sermaye ne kayyım, üniversiteler bizimdir” denilen açıklamada, üniversitelerin patronlara değil öğrenciler ve emekçilere ait olduğu vurgulandı. Sendika, kamusal, eşit, özgür ve demokratik bir yükseköğretim mücadelesinin büyütüleceğini belirterek, bütün vakıf üniversitesi emekçilerine örgütlenme çağrısı yaptı.
“Bu gerekçesizlik siyasi tercihin göstergesi”
Sosyal-İş Sendikası Vakıf Üniversiteleri Komisyonu da yaptığı açıklamada kararın geri çekilmesini “önemli bir rahatlama” olarak değerlendirdi ancak sürecin yarattığı hukuksuzluklara dikkat çekti. Açıklamada, üniversitenin faaliyet izninin hiçbir gerekçe açıklanmadan gece yarısı kaldırıldığı, yine gerekçe sunulmadan geri alındığı belirtilerek, “Bu gerekçesizlik bir ayrıntı değil; üniversitelerin hukuki güvenceden değil siyasi tercihten beslendiğinin açık bir göstergesidir” denildi.
Sosyal iş süreç boyunca öğrenci ve akademisyenlerin protestolarına polis müdahalesi gerçekleştirildiğini, bir kişinin gözaltına alındığını ve üç öğrencinin darp edildiğini hatırlatarak sorumlular hakkında işlem yapılmasını istedi. Açıklamada ayrıca üniversitelerin faaliyet izinlerine ilişkin kararların üniversite bileşenlerinin katılımıyla ve hukuki denetim mekanizmalarıyla güvence altına alınması gerektiği vurgulandı.
Sosyal-İş açıklamasında, “Bugün Bilgi Üniversitesi’ne yapılan yarın başka bir üniversiteye yapılabilir; yine gece yarısı, yine gerekçesiz” ifadeleri kullanıldı. Akademik özgürlüğün ve üniversite özerkliğinin keyfi idari müdahalelere karşı yasal güvenceye kavuşturulması çağrısı yapılan açıklama, dayanışma gösteren herkese teşekkür edilerek sonlandırıldı.
Dört gün boyunca polis ablukası, kampüse giriş yasakları, gözaltılar ve müdahale tehdidi altında sürdürülen direnişin ardından gelen geri adım, öğrenciler ve üniversite emekçileri tarafından yalnızca bir idari kararın iptali değil; birlikte mücadele etmenin mümkün ve sonuç alıcı olduğunun göstergesi olarak değerlendirildi. Üniversite önünde yükselen sloganlar gece boyunca sürerken öğrenciler, akademisyenler ve emekçiler mücadeleyi büyütme çağrısı yaptı.
Prof. Dr. Haluk Levent: Kesin bir çözüm sağlanmadı
Cumhurbaşkanı kararıyla İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin faaliyet izninin kaldırılması kararı yine Cumhurbaşkanı kararıyla geri çekildi. Günlerdir öğrencilerin, akademisyenlerin ve mezunların kampüs önünde sürdürdüğü direnişin ardından gelen karar üniversite bileşenlerinde temkinli bir rahatlama yaratırken, ‘Bu karar neden alındı’ sorusu ise halen cevap bekliyor.
Yaşanan süreci gazetemize değerlendiren Bilgi Üniversitesi İşletme Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Haluk Levent, geri adım kararını doğru olan buydu diye niteleyerek “Yaşananlar yalnızca bir idari kriz değil, aynı zamanda üniversitenin kimliğine dönük bir müdahale olarak okunmalı” dedi. Üniversitenin faaliyet izninin hangi gerekçeyle kaldırıldığının hala açıklığa kavuşmadığını belirten Levent, “Bu kararın geri alınmasının nedenlerinden biri de kuşkusuz direniştir. Eğer öğrenciler, akademisyenler ve mezunlar bu tepkiyi göstermeseydi karar geri çekilmezdi. Ama bu kesin çözüm değil. Şu an yalnızca bir ateşkes yapılmış durumda” diye konuştu.
YÖK Başkanı’nın açıklamalarındaki ifadelerin kuşku uyandırdığını belirten Levent, ‘öğrenci mağduriyetini önlemek için karar geri alındı’ denildiğini belirterek, “Eğer ortada yasal bir zorunluluk varsa, şimdi bu geri alma kararıyla yasaya karşı mı gelinmiş oluyor? O zaman sorun yasada mı?” diye sordu.
Öğrencilerin ve akademisyenlerin talebinin ‘kalıcı güvence’ olduğunu dile getiren Levent, asıl kritik sorunun ‘Neden böyle bir karar alındı?’ diye sordu. Ortaya atılan senaryoların hiçbirinin gerçeklikle örtüşmediğini dile getiren Levent “Üniversitenin başka amaçlarla kullanılacağı, rant projelerine açılacağı gibi iddialar konuşuldu ama bunların hiçbiri somutlaşmadı” ifadelerini kullanarak yaşananları üniversitenin temsil ettiği kimliğe dönük bir müdahale olarak değerlendirdi. Son olarak geri çekilen kararın mücadele sayesinde değiştiğini ancak sürecin tamamen kapanmadığını söyleyen Levent, “Şu an kesin bir çözüm sağlanmış değil. Sadece geri adım attılar. Benzer bir tehdidin yaşanmaması için kalıcı adımlar atılması gerekiyor” dedi.
“Geri adımı korumanın yolu dayanışmayı ve mücadeleyi büyütmekten geçiyor”
EMEP Milletvekili İskender Bayhan, öğrencilerin, akademisyenlerin ve üniversite emekçilerinin üç gündür sürdürdüğü direnişin bir kazanımla sonuçlandığını söyledi. Dün kampüse bir eylem için geldiklerini ancak bugün burada bir kutlamaya tanıklık ettiklerini belirten Bayhan, “Öğrencilerin, hocaların ve emekçilerin dayanışması saray rejimine geri adım attırdı” dedi.
Yaşananların Türkiye’deki yönetim anlayışını açık biçimde gösterdiğini ifade eden Bayhan, “Bir gecede, tek bir imzayla bir üniversitenin kapatılabileceğini gördük. Ama aynı zamanda birleşen, mücadele eden insanların bu kararı geri çektirebildiğini de gördük” diye konuştu.
Saray rejiminin üniversite üzerindeki planlarından vazgeçmediğini söyleyen Bayhan öğrencileri ve akademisyenleri mücadeleyi büyütmeye çağırdı. “Su uyuyor ama saray uyumuyor” diyen Bayhan, iktidarın üniversitenin bulunduğu alan üzerindeki rant hesaplarından vazgeçmeyeceğini belirtti. Bayhan, “Yeni oyunlarla, yeni tezgâhlarla karşı karşıya kalacaklar. Bu yüzden bugün elde edilen geri adımı korumanın yolu dayanışmayı ve mücadeleyi büyütmekten geçiyor” ifadelerini kullandı.
Bayhan “Bilgi Üniversitesi öğrencilerin, akademisyenlerin ve emekçilerin olmalı” diyerek, üniversitelerin gerçek sahiplerinin sermaye ya da siyasi iktidar değil, o kurumlarda eğitim veren ve eğitim alanlar olduğunu vurguladı.
Evrensel'i Takip Et