25.05.2026 16:08

Şairler masada, tarih sahnede: 'Lütfen içmeden geliniz!'

Semaver Kumpanyası’nın “güzel son”u, edebiyatın yalnızca yazılmadığını, yaşandığını hatırlatan bir sahne kuruyor.

Şairler masada, tarih sahnede: “Lütfen içmeden geliniz!”

Eylem Nazlıer
[email protected]


Son dönemlerde Suat Derviş’e yoğunlaşmıştım; kitaplarını okuyup yaşamına dair iz sürerken, Semaver Kumpanya’nın “Güzel Son” oyunu karşıma çıktı. 26. İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında prömiyerini yaparak Aralık 2022’nin sonunda seyirciyle buluşan bu yapım; Suat Derviş’i, Orhan Veli’yi, Melih Cevdet Anday’ı, Sait Faik Abasıyanık’ı, Nurullah Ataç’ı ve Halim Şefik Güzelson’u aynı sahnede buluşturuyordu.

2022’nin sonunda sahnelenmeye başlayan bu oyunu nasıl kaçırdığımı düşünmeden edemedim. İlk işim bilet almak oldu. Çevre Tiyatrosu’na adım attığınız anda Semaver Kumpanya’nın “Güzel Son”u sizi başka bir zamana çekiyor. Seyirci yerini alırken oyun çoktan başlamış gibiydi; sahne kurulmuş, masa hazırlanmış, loş ışık ve havaya sinmiş rakı kokusu daha hikaye başlamadan bir dönemin kapısını aralıyordu.

Meyhanede ilk karşılaşmalar

Oyunun metni Hakan Tabakan tarafından kaleme alınırken, yönetmen koltuğunda Volkan M. Sarıöz yer alıyor. Sahne tasarımında Başak Özdoğan dekor ve kostüm tasarımını üstlenirken, ışık tasarımı Cem Yılmazer imzası taşıyor. Oyunun müzikleri Fırat İkisivri’ye ait olurken, ses kumandasında Sibel Altan, ışık kumandasında ise Mustafa Karakoyun görev alıyor. Yönetmen yardımcılığı görevini de Nur Güven üstleniyor. Afiş fotoğrafı Emre Göloğlu tarafından çekildi. Nurullah Ataç karakterini Ahmet Kaynak, Sait Faik Abasıyanık’ı Mehmet Konu, Melih Cevdet Anday’ı Mertcan Ertürk, Orhan Veli Kanık’ı Metin Alpargun, Halim Şefik Güzelson’u Muhammed Türkoğlu canlandırıyor. Mösyö Lambo karakterine Onur Şenol hayat verirken, Suat Derviş rolünde Selen Şenay sahne alıyor.

Halim Şefik Güzelson’un arkadaşları Orhan Veli, Melih Cevdet Anday, Sait Faik Abasıyanık ve Nurullah Ataç’ı, uğrak mekanları olan Mösyö Lambo’nun Meyhanesi’ne davet etmesiyle başlayan hikayeyi sahneye taşıdı. İmzalı davetiyelerin arkasına düşülen “Lütfen içmeden geliniz!” notu, oyunun atmosferini daha ilk andan itibaren belirleyen bir detay olarak öne çıkıyor. İlk andan itibaren kendinizi o meyhanede hissediyorsunuz. Rakının kokusu mezelerin kokusu size geliyor. Meyhaneye önce Nurullah Ataç giriyor. Ataç'ın ardından, dargınlığı aradan kaldırmadan, Orhan Veli giriyor açılan kapıdan.

Veli'yi görür görmez tarifsiz kederlerini duyuyor, daha da merak ediyorsunuz bu büyük şairim hususi hayatını. Oyun ilerlerken Veli ile Ataç'ın edebiyat, hayat, hakikat üzerine yaptıkları tartışmanın iddialaşmaya, iddialaşmadan didişmeye evrildiğini görüyorsunuz.

Oyunda Orhan Veli’nin şiirini okurken Nurullah Ataç:

“sevgilim...... ellerime dokunaraktan”

“-yahu 'arak' ekinden sonra 'tan' gelmez.”

Nurullah Ataç ile Orhan Veli arasındaki o meşhur gerilim sahneye yayılır. Kelimeler üzerinden başlayan tartışma, giderek dilin ideolojisine, oradan da hayatın kendisine sıçrar. Ataç’ın “sözcük” ısrarı ile Orhan Veli’nin alaycı tonu çarpışır. Birbirlerine “Şakuli Solucan” ve “Nurullah Ata Tring Galata soğan salata” diye seslendikleri o ana özlem duyarsınız. Birbirleriyle atışmaları bile şiirseldir. Birbirlerine bu sözleri söylemelerinin de bir anlamı var: Orhan Veli, Ataç’ın aşık olduğu ve bir süre Ankara’da oturduktan sonra Konya’ya taşınmış olan bir kadının Ankara’da iken yaşadığı evi Ataç’a göstermişti. Ataç da Orhan Veli ile her gece içip sarhoş olduktan sonra, sevdiği kadının evi olarak gösterilen eve gidip, kapı eşiğini öpmüştü. Durmadan tekrarlanan bu olaya daha fazla dayanamayan Orhan Veli de bu evi uydurduğunu, Ataç’ın sevgilisinin evini bilmediğini, onun her gece boş yere yabancı bir evin kapı eşiğini öptüğünü söylemiş ve iki arkadaş bozuşmuştu.

Bu sırada meyhanenin kapısından bir başka büyük şair beliriyor. İçeri giren şairin Melih Cevdet Anday olduğunu fark ediyorsunuz ve Melih Cevdet Anday’ı, Orhan Veli’nin yanında sahnede görmekten mutluluk duyuyorsunuz. Melih Cevdet Anday’ın ardından, gözler hemen Oktay Rıfat’ı arıyor. Bizim gözlerimizle beraber, Veli ile Anday’da sürekli Rıfat’ı arıyor ama Rıfat kapıda, meyhanenin önünde, sokağın köşesinde arada bir görünüyor fakat oyun boyunca meyhaneye hiç gelmiyor.

Rıfat gelmiyor ama oyunun orta yerinde meyhaneye bir kadın geliyor.

Üstelik kadın öyle alelade biri değil.

Şairler arasında edebiyat ve hayat

Meyhaneden içeri, devrimci, öncü bir kadın giriyor: Suat Derviş, o öylesine oradan geçerken giriyor, bütün endamıyla… Kapı aralandığı anda içerideki havanın rengi değişiyor; rakının buğusu, kelimelerin ağırlığı bir an yerinden oynuyor. Masadaki tüm şairlerin bakışı ona dönüyor. En çok da Orhan Veli Kanık şaşırıyor; zihnindeki imgelerle karşısındaki gerçek çarpışıyor, kısa bir afallama, ardından merak. Orhan Veli, Suat Derviş’i erkek sanıyor; karşısında bir kadın görünce şaşkınlığını gizleyemiyor. Bu an, dönemin kadın yazarlarını dışlayan eril bakışın, özellikle kalıpları kıran Suat Derviş gibi bir isim karşısında yaşadığı kırılmanın sahnedeki karşılığına dönüşüyor.

Sohbet ilerledikçe Orhan Veli, “Hep duydum, hiç görmemiştim sizi. Sizinle tanışmak ne büyük şeref” diyor. Suat Derviş ise gülümseyerek Orhan Veli’nin şiirine ince bir yerden dokunuyor:

“Güzel kadınları severim, işçi kadınları da severim… Güzel işçi kadınları daha çok severim. Fark etmedim zannetmeyin. Her ne kadar erkek bir şiir olsa da, en azından bir sınıf meselesi var.”

Orhan Veli bu kez gündeliği politikayla birleştiriyor: “Dün Ankara’da bir çukura düştüm. Keşke işçi kardeşlerim o çukuru kapatmış olsaydı. Ama bu da bir sınıf bilinci meselesi değil mi?”

Derken kapı bir kez daha açılır. Hasır şapkasıyla Sait Faik Abasıyanık girer içeri. Onun gelişiyle meyhaneye bir İstanbul hikayesi girer. Hastalığı konuşulur, üzerine titrenir, rakı yasaklanır. Onu izlerken insan, edebiyatın yalnızca yazılan değil, yaşanan bir şey olduğunu bir kez daha anlar.

Ve bütün bu kalabalığın ortasında bir isim daha vardır: Halim Şefik Güzelson. Aslında bu gecenin gerçek sahibi odur. Gönderdiği davetiyelerin arkasına düşülen “Lütfen içmeden geliniz” notu, hem ironik hem de kaderin ince bir oyunu gibidir.

Mösyö Lambo ise bu dünyanın görünmeyen omurgası gibi. Veresiye defterine yazılan şiirler, aslında bu ülkenin en sahici edebiyat arşivlerinden biridir. Söylendiğine göre o defterin “milli emniyet” tarafından alınması bile, edebiyatın ne kadar tehlikeli görüldüğünün kanıtıdır.

Sahne ilerledikçe zaman çözülür. Saat hep onu gösterir: 10.00. Ama gün yoktur. “Bugün günlerden her gün,” der Mösyö Lambo.

İstanbul’dan başka gidilecek yer yok

İnsan izlerken kendini o masaya ışınlanmış gibi hisseder. Rakı kokusu sahneden taşar. Bir yanda kahkaha, bir yanda düğümlenen bir hüzün…

Nurullah son olarak Orhan Veli’ye der ki:

“Gidecek bir yerin varsa şimdi tam zamanı Orhan.”

Orhan cevap verir:

“Benim İstanbul’dan başka gidecek hiçbir yerim yok.”

25.05.2026 09:53

Market raflarında yeni kurallar başladı: 32 madde kapsam dışı kaldı

Tarım ve Orman Bakanlığının yeni düzenlemesiyle market ve restoranlarda etiket kuralları değişti. Tüketiciyi yanıltan ifadeler yasaklanırken, 32 gıda bileşeni mevzuat dışında bırakıldı.

Market raflarında yeni kurallar başladı: 32 madde kapsam dışı kaldı

Fotoğraf: Victoriano Izquierdo/Unsplash

25.05.2026 09:43

ABD'den İran'la müzakere açıklaması: Her an gelişme olabilir

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İran'la nükleer müzakereler ve Hürmüz Boğazı'nın açılması konusunda ilerleme kaydedildiğini belirterek, günün ilerleyen saatlerinde nihai bir sonuca varılabileceğini açıkladı.

ABD'den İran'la müzakere açıklaması: Her an gelişme olabilir Temsili görsel: AI
25.05.2026 14:49 / Güncelleme: 14:57

Napoli'de Antonio Conte dönemi sona erdi: Adı Fenerbahçe ile anılıyordu

Serie A'da 2025-26 sezonunu ikinci sırada tamamlayan Napoli teknik direktör Antonio Conte ile yollarını ayırdığını açıkladı.

Napoli'de Antonio Conte dönemi sona erdi: Adı Fenerbahçe ile anılıyordu

Fotoğraf: Clément Bucco-Lechat/Wikimedia Commons CC BY-SA 3.0

25.05.2026 11:17 / Güncelleme: 12:29

Esra Asena Temir davasında gerekçeli karar açıklandı: Temir'i hastaneden önce evine götürdü

Esra Asena Temir'in ölümüyle ilgili Yargıtayın bozma kararına rağmen ağırlaştırılmış müebbet kararı veren mahkeme, sanığın, şiddetli şekilde darbettiği Temir'i hastaneden önce evine götürdüğüni ifade etti.

Esra Asena Temir davasında gerekçeli karar açıklandı: Temir'i hastaneden önce evine götürdü

Fotoğraf: DHA

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!