25.05.2026 14:28

Boğulan gölge... Antakya

"En çok ne kadar kötülük üretebileceği henüz bilinmeyen kapitalizmin, derme çatma bir ev üzerinde dolaşan kanlı elinin uzandığı bir şehrin adıdır şimdi Antakya…"

Boğulan gölge... Antakya

Fotoğraf: DHA

Önder Karataş
[email protected]


“Suya eğilen
Gölge
Boğuldu
Bak…”

Şu bayram öncesi rutinin altı üstüne neden karışır bir şehirde? Suyun toprakla orantısız yük alış-verişi, insanın doğaya yerleşim biçimini epey zorladı. Şehir bildik rutinine dönemedi bir türlü.

Rutin, bir sorundur oysa!

Nostalji, kronoloji kaynaklı kavramların kırılıp döküldüğü bu şehirde, “taşeron eliyle doğrulma” söylemi, başka bir “görünmeyen el” ile gözleri ve ağzı kapatılmış halk çoğunluğu için bugün, zoraki bir kabule de dönüşüyor.

Bayram öncesi kesintisiz ve şiddetli yağan yağmurlar, kırık dökük şehri daha da darmadağın etti. Evler, evlerin içi, bahçelerdeki hayvanlar, ekinler, depremde hayatta kalan ne varsa payına düşeni aldı yine.

Öte yandan beterin beterini görmüşlüğün, yaşamışlığın belirlediği ruh hali trajik durumu gözle görülemez kılıyor galiba. Birden fazla insanın ölümü, yapı, ekin, emek ürünü ne varsa dağılıp gitmesi, 6 Şubat'ta yaşanan deneyimin yanında ihmal edilebilir bir veri sayılacak nerdeyse!

Taşeronun taşeronu hafriyat şirketlerinin kamyonları çoluk çocuğun üzerinden geçer gider, biz altyapı inşa ediyoruz diye diye onlarca insan trafik cinayetlerinde yaşamını kaybeder, çarşı diye belirlenen konteyner alanları sular seller alır, bölge esnafı evine ekmek götüremez hale gelir, sular altında kalan okullar tatil edilmez. Yıllardır derme çatma görüntüsü ile duran köprüler –beklenmezmiş gibi- yıkılır gider. Orada da ölen vardır.

Ekinlerine bakmaya giden çiftçi bahçesinde bir insan eline rastlar. O, az ötedeki köyden, şiddetli yağmurda çaresizce hayvanlarını kurtarmaya çalışırken sürüklenen gencin bedeninin bulanık suda görünen elidir.

Tek başına yaşadığı evde mahsur kalan yaşlı kadın; -Depremde ölmedim, beni kurtarın! diye can havliyle bağırırken kötülüğü kötülükle tartar iki eliyle, canıyla, kanıyla.

En çok ne kadar kötülük üretebileceği henüz bilinmeyen kapitalizmin, derme çatma bir ev üzerinde dolaşan kanlı elinin uzandığı bir şehrin adıdır şimdi Antakya…

Bütün bu belalar bir şehir ve aynı zaman diliminde yaşatılır!

Büyük orduların yağmasında, yıkımlarda ölüp ölüp dirilirken, kaldığı yerden devam etmenin imkansızlığı bu şehir için tarihin en açık seçik cümlesidir artık.

Evet!

“Açmaz / Açamaz deme / Hiç / Bir / Zaman / Bu / Nar / Çiçeği / Açacaktır / Elbet / Bizim / Caddelerimizde de. / Bayram / Olacak…” (Enver Gökçe’den)

25.05.2026 09:53

Market raflarında yeni kurallar başladı: 32 madde kapsam dışı kaldı

Tarım ve Orman Bakanlığının yeni düzenlemesiyle market ve restoranlarda etiket kuralları değişti. Tüketiciyi yanıltan ifadeler yasaklanırken, 32 gıda bileşeni mevzuat dışında bırakıldı.

Market raflarında yeni kurallar başladı: 32 madde kapsam dışı kaldı

Fotoğraf: Victoriano Izquierdo/Unsplash

25.05.2026 12:01

Bordo, mavi, yeşil, siyah… Pasaport renkleri neyi anlatıyor?

Dünyadaki pasaportların büyük çoğunluğu yalnızca dört renkten oluşuyor: kırmızı, mavi, yeşil ve siyah. Uzmanlara göre bu tercih estetik değil; tarih, siyaset ve diplomasiyle doğrudan bağlantılı.

Bordo, mavi, yeşil, siyah… Pasaport renkleri neyi anlatıyor?

Fotoğraf: Pixabay

25.05.2026 12:05 / Güncelleme: 13:02

Edirne'de Özşen Madencilik işçileri direnişin 6. gününde: Madenciler Atatürk Meydanı'na yürüyor

3 aydır ücret ve fazla mesaileri ödenmeyen Özşen Madencilik işçileri direnişin 6. gününde yürüyüşe geçti. 21 arkadaşlarının hukuksuz atılmasına tepki gösteren madenciler, talepleri karşılanana kadar "Ölmek var, dönmek yok" diyerek eylemi büyütüyor.

25.05.2026 11:38

Çin'den ABD ve İran'a çağrı: Diyalog kapısı yeniden kapanmamalı

ABD-İran müzakerelerini değerlendiren Çin, taraflara "gerilimi düşürme" çağrısı yaptı. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning, "Diyalog ve istişare tek doğru yoldur" dedi.

Çin'den ABD ve İran'a çağrı: Diyalog kapısı yeniden kapanmamalı

Fotoğraf: Wikimedia Commons (CC BY 3.0)

25.05.2026 08:30

Şık Makas direnişinden işçi mektupları: 'Direnerek öğrendik, dayanışmayla ayakta kaldık'

Şık Makas işçileri, 8 aydır süren direnişte yalnızca haklarını değil, dayanışmayı ve birlikte ayakta kalmayı da büyüttü. Borç, işsizlik ve baskıya rağmen sürdürülen mücadeleyi işçiler kendi kalemleriyle anlattı.

Şık Makas direnişinden işçi mektupları: “Direnerek öğrendik, dayanışmayla ayakta kaldık”

Fotoğraf: Evrensel

İçerik yükleniyor...

(İşçi Sendika Servisi)

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!