Şık Makas direnişinden işçi mektupları: 'Direnerek öğrendik, dayanışmayla ayakta kaldık'
Şık Makas işçileri, 8 aydır süren direnişte yalnızca haklarını değil, dayanışmayı ve birlikte ayakta kalmayı da büyüttü. Borç, işsizlik ve baskıya rağmen sürdürülen mücadeleyi işçiler kendi kalemleriyle anlattı.
Fotoğraf: Evrensel
Şık Makas işçilerinin 8 aydır sürdürdüğü direniş yalnızca bir hak arama mücadelesi değil, aynı zamanda dayanışmanın, birlikte direnmenin ve ayakta kalmanın da hikayesi oldu. Borçla, işsizlikle, baskıyla ve belirsizlikle mücadele eden işçiler; direnişlerini, dayanışmayı ve değişen hayatlarını kendi kalemleriyle anlattı.
"Davamızdan vazgeçmeyeceğiz"
Sare Karaca
Yaklaşık 8 aydır direnişteyiz, bu direniş bize ve hayatımıza çok şey kattı. Etrafımızda neler olup bitiyor çok da farkında olmadığımızı anladım. Aylardır tam da fabrikanın karşısında direnişimizi sürdürürken içeride hiçbir şey olmamış gibi, bizler haksız yere mağdur edilmemişiz gibi çalışmaya devam eden arkadaşlarımız var. Bu çok vahim bir durum. Direnişi kırıp içeri tekrar girenler de oldu. Biz tüm haklarımızı alana kadar asla davamızdan vazgeçmeyeceğiz.
Bu süreçte çok şey yaşadık, zorluklarla mücadele ettik, maddi ve manevi sıkıntılar yaşadık. Yakınlarımızın olumsuz düşünceleriyle ayrıca mücadele ettik. Onların aksine tanımadığımız insanların bizim için çok büyük desteğini gördük. Örneğin Ankara’da Çalışma Bakanlığının önünde eyleme başlamıştık. Hiç tanımadığımız insanlar sloganlar atarak aramıza katılıp bize gönüllü destek verdiler. Orada verdiğimiz onurlu mücadelemizle gurur duydum.
Ben ilk kez bu yıl 1 Mayıs İşçi Bayramı kutlamalarına Şık Makas direnişçisi olarak katıldım. Çünkü daha önce İşçi Bayramı bize çok farklı yansıtılıyordu. O gün o atmosferde bunun tam tersini yaşadım, biz işçiydik ve bayram bizimdi o gün çok mutlu olmuştum. Sendika Başkanımız Mehmet Türkmen bizimle birlikte mücadele verirken haksız yere yaklaşık iki ay hapis yattı ama hiçbir şekilde davamızdan vazgeçmedik. Bu süreci avukatlarımız ve temsilcilerimizin desteğiyle atlattık. Başkanımızı tekrar aramızda görmenin mutluluğunu yaşıyoruz. İnşallah en yakın zamanda haklarımızı da alırız ve Tokat’ta örnek bir direniş hikayesi olarak anılırız.
"Omuz omuza durmadan kazanılmıyor"
Bilge
Direnişte aslında sadece direnmenin ne olduğunu değil, insanı da öğrendim. Bazen saatlerce yorulduk, sesimiz duyulmadı sandık ama yine de geri adım atmadık. Çünkü aynı yerde duran insanların birbirine verdiği güç bambaşka oluyor. Orada anladım ki insan tek başına güçlü olmuyor, yanında aynı mücadeleyi veren insanlar varsa ayakta kalabiliyor.
En çok da insanların zor zamanda gerçek yüzünü gördüm. Kim gerçekten yanında, kim sadece uzaktan konuşuyor, hepsini anlıyorsun. Birlik olmanın lafla değil, zor zamanda omuz omuza durmakla olduğunu öğrendim. Bazen direnmek sadece bir şey kazanmak değil, kendine olan saygını kaybetmemek demekmiş. O yüzden bu direniş bana sadece mücadeleyi değil, dayanışmayı, sabrı ve güçlü kalmayı öğretti.
Mehmet Türkmen, BİRTEK-SEN ekibi ve biz birlik olmasaydık hiçbir kazanım elde edemeyecektik. BİRTEK-SEN ve birliğimiz sayesinde dik duruşun ne kadar önemli olduğunu ve kazanacaksak da kaybedeceksek de onurumuzu gururumuzu satmayacağımızı herkese duyuracağız. Biz kazanacağız. Haklı olan kazanacak.
"Direniş sayesinde kenetlenmeyi öğrendik"
Şık makas işçisi
Ben 26 yaşında genç bir kızım. 16 yaşında tarlalarda çalışıyordum. Genellikle annem çalışır, bize bakardı. Babam var ile yok arası… Bizi annemiz büyüttü. Tarlalarda çalıştı, yemedi yedirdi, giymedi giydirdi. 18 yaşına girdim, onlara destek olmak için tekstilde çalışmaya başladım. Şık Makas Fabrikasına girdim. Dört senelik Şık Makas elemanıydım. Ta ki bizi dışarı atana kadar. Oraya 4 senemi verdim. Çalış dediler, ben daha çok çalıştım. Neden derseniz çalışmak zorundaydım. İşten çıkardılar, borçlarımı ödeyemedim, kiramı veremedim. Ev sahibi bizi icraya verdi. Şükür olsun ki Mehmet Başkanımız yanımıza geldi, işçilerin sesi oldu. İçerideki paramızı aldık.
Benim şimdiye kadar hiç arkadaşım yoktu. Bu direniş sayesinde kenetlenmeyi öğrendik. Direniş sayesinde çok arkadaşım oldu. Çok şiddet gördüm, çocukluğum hiç iyi geçmedi. Ne parka gittim ne oyuncağım oldu. Hep onun bunun eskileriyle büyüdüm. İki tane çok değer verdiğim arkadaşım var. Şimdi de birlikteyiz direnişte. Benim hikayem bu kadar. Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.
"60 yaşında bile çalışmak zorunda kalanlarız"
Filiz
Size orta sınıf bir ailenin en genç kişisinin, 40 yıllık deneyimlerini anlatacağım. El sanatlarımın iyi olmasından dolayı okulu bırakıp küçük yaşlarda ustalık belgesi alarak ufak tekstil atölyelerinde işe başladım. ’90’lı yıllarla şimdiki büyük iş yerleri arasındaki en büyük fark, o zaman sosyal medya, internet, telefon ve bilgisayar olmamasına rağmen işçi sınıfının sesinin daha yüksek çıkmasıydı.
İşi yapanlar biz olmamıza rağmen birçok zaman saygı ve teşekkür bulamayanlarız biz. Yeni emekli olmuş ve hayatının 40 yılını bunun için harcamış, geriye kalan zamanında yaşamak istemiş ama 60 yaşında bile çalışmak zorunda kalanlarız biz.
Bizler bu ülkenin bel kemikleriyiz ama yine de büyük isteklerimiz yok. Sadece güvenilir ve aşağılanmadan çalışıp haklarımızı sorunsuz almak isteyenleriz biz. Buna rağmen 20. yüzyılın ilk çeyreğinde hâlâ aşağılanıyor, haklarımızı alamıyor ve bunlar için mahkemelerde sürünüyoruz.
(İşçi Sendika Servisi)
Evrensel'i Takip Et