Metal işçisi: Mutlak butlan meselesi fabrikanın gündemine bomba gibi düştü
Mutlak butlan meselesi fabrikanın gündemine bomba gibi düştü denebilir. Hala olaydan haberdar olmayanlar veya ''mutlak butlan''ın ne olduğunu bilmeyen işçiler var.
Fotoğraf: Evrensel
Metal İşçisi
Ankara
Mutlak butlan meselesi fabrikanın gündemine bomba gibi düştü denebilir. Hala olaydan haberdar olmayanlar veya ''mutlak butlan''ın ne olduğunu bilmeyen işçiler var. Öğrenilince ise yerini türlü ''siyasi oyunlar'' teorilerine bırakıyor. Hatta bazıların gözünde bilerek böyle kavramlarla açıklanıyor ki insanlar durumun ehemmiyetini anlamasın. Bu kişilere göre bayram öncesinde açıklanması da tesadüf değil. Yani ''Bir anda oldu bittiye getirmek istiyorlar'' şeklinde dile getiriyor işçiler.
İktidar yanlısı veya muhalif fark etmeksizin ''Birileri ortalığı karıştırmaya çalışıyor. Ekonomi kötü olduğu için böyle mesellerle halkı oyalıyorlar'' düşüncesi yaygın. Bu durumu iktidarı destekleyen işçiler ''CHP'de çıkar çatışması var, koltuk için birbirlerinin kuyusunu kazıyorlar'' şeklinde yorumluyor. Çünkü onlara göre hukuken verilen karar doğru ve siyasette bu tür şeylerin yeri olmamalı. Tutumları ise genelde şakayla karışık muhalif kesime iğneleme yapmak oluyor. ''Ne oldu piro diye peşinden gittiğiniz adam partiyi sattı'' ya da ''Özgür Özel anca rüşvetle başkan olur'' gibi. Muhalif işçilerde ise ''ortalığı karıştırıyorlar'' söyleminin muhattabı doğrudan iktidar. ''Gidici olduğunun farkında. Öncesinde Trump'la görüşüp icazetini aldı, kararı da ona göre verdirtti'' şeklinde açıklıyor bir işçi. Dİğeri ise ''Baktı ki İmamoğlu'nu bastıramıyor direk partiyi hepten dağıtayım anca öyle çözerim demiş.'' diyor. Yine başka bir işçi ise durumu iktidar-tarikat ilişkileriyle açıklayarak ''Devlet kademelerinin ve yargının tümü tarikatlar tarafından ele geçirilmiş, iktidar ne derse onu yapıyorlar.'' diye söyleniyor.
Ancak işçilerin çoğunda bir hayal kırıklığı var. Bir kısmı ''Yıllarca AKP'nin kuklasını desteklemişiz. O varsa ben CHP'ye oy vermem.'' veya ''Muharrem İnce haklıydı, onun dinlememiz lazımdı.'' diyerek durumu açıklarken genel olarak AKP'nin hiçbir şekilde gitmeyeceği düşünülüyor. Bir işçi ''Bu adam sandığımızdan da güçlü. Hepsinin mi kaseti var ellerindeki herkesi satın alabiliyor? Biz kimi savunacağımızı, ya da kimin bizi savunduğunu anlayamıyoruz artık.'' derken diğeri ''E biz ne yapabiliriz ki ana muhalefet partisine de istediğini getiriyorsa'' diyor. Ana eğilim ''Aman ne yaparlarsa yapsınlar, kendileri çalıp kendileri oynuyorlar zaten.'' şeklinde. Çünkü işçiler ülkede ses sahibi olmayı sadece oy vermeyle eşdeğer tutuyor. Ellerinde tek güç de iktidar tarafından alınınca kendini siyasetten tamamen soyutlama yoluna gidiyor.
Bir CHP'li işçi için ise AKP kadar kendi partisi de olaydan sorumlu. ''19 Mart sürecinde de bizim saraya yürümemiz lazımdı ama CHP bizim gazımızı almakla yetindi. Şimdi bunun sonuçlarını yaşıyoruz.'' Bir diğer CHP'li işçi ise tarafını net çiziyor. ''Bu durum kabul edilemez. Dün ilçe başkanlığının önündeydim ve ölümüne Özgür Özel'in yanındayım'' Ama konuşmanın sonunda şunu da ekliyor. ''Bu ülke resmen çökmüş.''
Sonuç olarak hala adalet için mücadele etmek isteyen işçiler var. Ancak birçok işçi yaşananlardan sonra kolayca umutsuzluğa kapılmış. Bir kısmının umurunda bile değil çünkü yaşanılacakların farkında değiller. Bu işçilerin gözünde olay tamamen siyasetçilerin birbiriyle danışıklı dövüş oyunları veya kişisel çıkar çatışmaları. Buna karşın tüm meselelerde tartışma ekonomiyle sonlanıyor. Bir işçi ''Kim ne yapıyorsa yapsın, ekonomiyi düzeltsin yeter.'' derken diğeri meseleye en doğru perspektifle yaklaşıyor. ''Bu saatten sonra niye düzeltsin ki? Bütün yandaşlarına parayı akıtıyor. Ses çıkaranı da böyle bastırıyor. Bizim sessiz kaldığımız her an adım adım cebimizden çalıyorlar. İnsanlar oturup beklerse ekonomi düzelmez.''
Evrensel'i Takip Et