Çocuk kanserini tedavi eden hastane nasıl ayakta kalıyor?
ABD ambargosu sonucu Küba'da enerji krizi ortamında Juan Manuel Márquez Hastanesi, çocuk sağlığı hizmetlerini aksatmadı. Elektriksiz kaldıkları gergin anları anlatan Dr. Consuegra Otero: “Ameliyathanede havalandırma yokken cerrahi müdahale yaptık."
Juan Manuel Márquez Pediatri Hastanesi, Küba’nın en saygın sağlık kurumlarından biri. Ününü yalnızca beyin cerrahisi ve romatolojideki başarısına değil, her çocuğa uluslararası standartlara bağlı kalarak büyük bir şefkatle yaklaşmasına borçlu.
Hastane, onkoproliferatif hastalıklarla mücadele eden çocukların tedavisinde de ülke çapında öne çıkıyor. Bu yüzden, onkolojik tanı almış çocuklar Küba’nın dört bir yanından buraya yönlendiriliyor. Bölgenin ağır yanık vakaları için başvurulan referans merkezi de yine burası.
Hastanenin bir diğer kritik rolü ise Havana’daki çoklu travma vakalarında devreye giriyor. Şu anda acil çocuk cerrahisi hizmetleri, kentte yalnızca iki hastanede yoğunlaşmış durumda: Juan Manuel Márquez ve William Soler. Tüm bunlar, Hastanenin Müdürü Dr. Araís Consuegra Otero’nun da vurguladığı gibi, Juan Manuel Márquez’i ülkenin halk sağlığı sisteminin temel direklerinden biri haline getiriyor.
Toplum için bu denli kritik hizmetler sunan hastaneye, geçtiğimiz günlerde UNICEF’ten iki oksijen konsantratörü bağışlandı. Cihazlar, özellikle solunum sıkıntısı çeken çocukların tedavisinde büyük fark yaratacak.
Hastanenin acil servisi, başkentin en yoğun servislerinden biri hem cerrahi hem de cerrahi olmayan tüm pediatri branşlarında hizmet veriyor. Solunum virüslerinin tırmandığı dönemlerde ya da arbovirüs[1] salgınlarında, acil serviste günlük hasta sayısı 500’e kadar ulaşabiliyor.
Ayrıca, türünün en karmaşık yoğun bakım ünitelerinden birine sahipler. Resmi kapasite 14 yatak olsa da zaman zaman bu sayıyı 19’a çıkardıkları oluyor. Bu da gösteriyor ki yoğun bakım ihtiyacıyla gelen hiçbir çocuk için ‘yer yok’ denmiyor, mutlaka bir çözüm bulunuyor.
Dr. Consuegra Otero, onkolojik ve beyin cerrahisi hastalarının yönetimi konusunda sağlık personelinin eğitim seviyesinin belirleyici olduğunu özellikle belirtiyor.
Hastanenin yenidoğan bölümü de pediatrik bakımda son derece stratejik bir rol üstleniyor. Sadece birkaç ay önce, Chikungunya salgını[2] sırasında, virüs en çok çocukları, özellikle de yeni doğanları hedef aldı. O zorlu günlerde bu bölüm öyle bir mücadele verdi ki, bebek ölüm oranları son derece düşük tutulabildi.
Krizin göbeğinde irade

Ülkenin içinden geçtiği enerji krizi ortamında Juan Manuel Márquez Hastanesi, bakım kalitesini ve hizmetlerin sürekliliğini ayakta tutmak için kendi stratejisini oluşturdu.
Hastane müdürü, şu anda normalde olması gereken personelin ancak yüzde 61’iyle çalışabildiklerini söylüyor. Üstelik çalışanların büyük bölümü, hastanenin kurucu kadrosundan gelen, yaşı ilerlemiş ve merkeze oldukça uzak yerlerde yaşayan kişiler.
Bu ağır tabloya rağmen ekipleri ve vardiyaları yeniden düzenlediler. Deneyimli hocalarla her gün çevrimiçi buluşup kritik vakaları tek tek değerlendirmeye başladılar. Dr. Consuegra Otero, bu sayede ağır hastalarda dahi hızla ortak karar alabildiklerini ve vakit kaybetmeden müdahale edebildiklerini anlatıyor.
İdari personelin kıymetini ise özellikle vurgulamak gerekiyor; çünkü hastanenin dişli çarklarını asıl döndüren onlar. Müdür kazan dairesindeki operatörün çabasını örnek veriyor: “Onun sayesinde mutfak, yemekhane, sterilizasyon ünitesi ve hastanenin farklı noktalarına su pompalayan basit bir su motoru dahi enerjiyle buluşabiliyor”.
Şu anda üç jeneratör birden çalışıyor, ama uzun bir süre sadece iki tanesiyle idare etmek zorunda kaldılar. O dönemde hastanenin yarısı elektriksiz kaldı. Ama en önemli şey çocukların bakımının aksamamasıydı. Bunun için şarjlı lambalar satın alındı; hemşireler tedavileri aksatmasın, hastaları gözlemleyebilsin diye. Şimdi üç jeneratör devrede ve yoğun bakım ünitesiyle, daha önce kliması çalışmayan ameliyathane bile artık serin.
Dr. Consuegra Otero, olağanüstü gergin anları unutmuyor. “Ameliyathanede havalandırma yokken cerrahi müdahale yapmamız gerekti. Risk aldık, çünkü ortada bir fayda-zarar hesabı vardı ve o hastanın ölmesine izin veremezdik. Sonrasında da enfeksiyon riskini azaltmak için ne gerekiyorsa yaptık” diyor.
Enerji krizinin yol açtığı tahribat, ilaçların nakliyesine kadar uzanıyor. Consuegra Otero, “Hasta bakımı için hayati önem taşıyan bazı ilaçlara erişimde sıkıntı yaşıyoruz. Bu da hastaneler arası transfer yapmamızı gerektiriyor. Ama bazen ilacı alıp getirecek aracın benzini olmuyor. Aynı şey gıda malzemeleri ve saf su için de geçerli. Bize öncelik tanınsa da misyonumuz ve sorumluluğumuz gereği zorluklar yaşadık. Ve bu zorlukların doğrudan hasta bakımını etkilemesi artık an meselesi” diye anlatıyor.
Yaşam veren oksijen

Bu hastanede kararlar asla tek bir kişi tarafından alınmıyor; her şey Yönetim Kurulu’nda tartışılıyor. Günlük sorunlara mantıklı çözümler bulmak için yapılan bu toplantıların gündeminde yatan hasta servisleri, ünitelere oksijen sağlanması, yoğun bakım, ameliyathaneler ve solunum servisi gibi hayati alanlar yer alıyor.
Burası, özellikle bronşiyolit[3] ve oksijen tedavisi şart olan diğer solunum yolu hastalıklarıyla gelen çocuklar nedeniyle hastanenin en hareketli servislerinden biri. Müdürün anlattığına göre, bu tür hastalıklar zirve yaptığında koridorda bile yatak açmak zorunda kalıyorlar. Ama açılan o yatağın hemen yanı başında mutlaka bir oksijen tüpü duruyor. İşte tam da bu noktada oksijen konsantratörleri[4] yardıma koştu.
“Ülke geneline dağıtılan 100 konsantratörden ikisi bize ulaştı ve onları acil servise yerleştirdik. Şimdi, solunum sıkıntısıyla ya da astım kriziyle gelen hastayı hızla rahatlatmak için kullanıyoruz. Böylece saf oksijeni ‘acil’ ve ‘travma’ bölümünde asıl ihtiyacı olan hastalara saklayabiliyoruz. Bu cihazları ilaç uygulamalarında da kullanıyoruz ve hastaların bekleme süresini ciddi ölçüde kısalttık.”
Melissa Kasırgası’nın üzerinden altı ay geçti. Lojistik engeller ve yakıt sıkıntısı hâlâ sürüyor. Ama UNICEF, Kübalı kurumlarla omuz omuza vererek 29 konteyner dolusu yardım malzemesinin limandan çıkıp hastanelere ulaşmasını sağladı. İlaçlardan tıbbi donanıma uzanan bu malzemeler, özellikle Anne-Çocuk Sağlığı Programı kapsamındaki hizmetlerin sürekliliğini garanti altına aldı.
UNICEF, bu koca adanın en kutsal varlığı olan çocuklarının sağlığını korumak için çırpınan kurumları derinden sarsan bu krizi, bir nebze de olsa hafifletmiş oldu.
Çeviren: Kavel Alpaslan
Kaynak: Cubadebate
1Sivrisinek ve kene gibi eklem bacaklı kaynaklı virüsler
2Enfekte olmuş sivrisineklerin ısırması ile bulaşan, şiddetli kas ve eklem ağrılarına neden olan viral bir hastalık
3Akciğerlerin en uç noktalarındaki "bronşiol" adı verilen küçük hava yollarının iltihaplanıp tıkanmasıyla ortaya çıkan bir solunum yolu enfeksiyonu.
4Oksijeni saflaştırarak hastaya ileten tıbbi bir cihaz.
Evrensel'i Takip Et