5 maddede YSK kararı: Anayasaya göre YSK'nın yetkisi fiilen askıda
Anayasaya göre; CHP’nin mutlak butlan itirazını reddeden Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) bu kararı kendi yetkilerini fiilen askıya aldığını gösteriyor.
Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) CHP’nin mutlak butlan itirazını reddetmesi, Anayasa’nın 79. maddesiyle tanınan “kesin karar” yetkisinin fiilen nasıl askıya alındığını gözler önüne serdi. İstinaf mahkemesinin kurultay iptali kararına karşı CHP, YSK’ya başvurarak Anayasa’nın açık hükmünü hatırlattı. Ancak YSK’nın ret cevabı, kendi anayasal üstünlüğünden vazgeçip adli yargıya dolaylı bir onay vermesi anlamına geldi. İşte bu kararın Anayasa karşısındaki anlamı…
YSK mahkeme değil anayasal bir “yüksek kurul”
Anayasa'nın 79. maddesi, seçimlerin “yargı organlarının genel yönetim ve denetimi altında” yapılmasını öngörür ve bu amaçla Yüksek Seçim Kurulunu kurmuştur. Ancak YSK, klasik anlamda bir mahkeme değil, seçim uyuşmazlıklarında kesin karar verme yetkisine sahip “yüksek bir kuruldur”.
YSK, kendisine Anayasa ile tanınan bu özel konumu korumak yerine, adli yargının kurultay iptali kararını dolaylı olarak onaylayarak kendi anayasal alanını daralttı.
YSK kararları kesindir ve aleyhine başka mercie başvurulamaz
Anayasa'nın 79. maddesinin en açık hükmü şu şekilde: “Yüksek Seçim Kurulunun kararları aleyhine başka bir mercie başvurulamaz.” Bu düzenleme, seçim uyuşmazlıklarının bir an önce kesinleşmesini ve siyasi belirsizliğin kısa sürede ortadan kalkmasını amaçlıyor. YSK'nın bu kararı ne anlama geliyor sorusunun yanıtı, işte tam da bu noktada düğümleniyor.
YSK, kendi kararlarının kesinliğini ve denetim yasağını korumakla yükümlüyken, CHP'nin itirazını reddederek bu kesinlik ilkesini terk etti. Zira YSK'nın ret kararı, bir bölge adliye mahkemesinin kararını "dokunulmaz" hale getirdi, böylece YSK kendi anayasal üstünlüğünü adli yargıya devretti. Bir başka deyişle “karar verici tek merci” YSK, “Bir başka mahkemenin kararına da kimse dokunamaz” dedi.
YSK’nın ret kararı yetki devri anlamında
YSK'nın ret kararı, YSK'nın kendi yetkisinin gasbedilmesine sessiz kalması anlamına geliyor. Bir başka deyişle YSK'nın bu konuda “sessiz” kalması, adli yargının bu alandaki yetkisini fiilen tanıdığı anlamına geliyor. Bu da, YSK'nın Anayasa'nın 79. maddesinin kendisine verdiği yetkiyi adli yargıya devrettiği yorumuna yol açıyor.
YSK kararı, siyasi partilerin özerkliğine müdahale anlamına gelir
Anayasa'nın 68. maddesi, siyasi partilerin iç işleyişlerinin Anayasa ve kanuna uygun olması koşuluyla demokratik ilkelere göre düzenleneceğini hükme bağlar. Siyasi partilerin tüzükleri, programları ve iç işleyişleri, Anayasa'nın bu maddesiyle özerklik güvencesi altındadır.
YSK, CHP'nin itirazını reddettiği pasif tutumu, adli yargının siyasi partilerin iç işleyişine müdahalesini onaylaması anlamına geliyor. Bu durum, siyasi partilerin özerkliği ilkesine aykırı bir emsal teşkil edebilir.
YSK kararı hukuki bir belirsizlik yarattı
YSK, CHP'nin itirazını reddederek, adli yargı ile YSK arasında oluşan yetki boşluğunu kapatmadı, aksine derinleştirdi. YSK'nın kararlarının kesin olduğu ilkesi korunmadı, YSK kendisini adli yargının altında bir konuma yerleştirdi. Sürecin nasıl sonuçlanacağı, Yargıtay'ın vereceği kararla netleşecek. Ancak bu aşamada YSK'nın ret kararı, Anayasa'nın kurumlar arası yetki dağılımına ilişkin önemli bir sınav teşkil ediyor ve hukuk tarihinde benzeri görülmemiş bir karmaşaya yol açıyor.
(Politika Servisi)
Evrensel'i Takip Et