Ravive Kozmetik Katliamı davasında ara karar: Ali Osman Akat ve 3 sanığın tutukluluğuna devam, 3 tahliye
Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 7 işçinin yaşamını yitirdiği Ravive Kozmetik yangınına ilişkin davanın ikinci duruşması bugün görülüyor.
Fotoğraf: Evrensel
İzel Gözde Meydan
[email protected]
Kocaeli — Dilovası’nda kaçak olarak işletilen ve 3’ü çocuk, 6’sı kadın olmak üzere toplam 7 işçinin hayatını kaybettiği Ravive Kozmetik fabrikasındaki yangınla ilgili davanın ikinci duruşması Kandıra Cezaevi Kampüsü’nde görüldü.
Duruşmada, iş insanı Ali Osman Akat’ın "sağ kolu" olarak bilinen, firari olarak aranırken geçtiğimiz günlerde mahkemeye gelerek tutuklanan Abdurrahman Bayat ile Akat ailesi ve Oransal kardeşlerin sahibi olduğu şirketlerin mali müşavirliğini yapan Mustafa Çördük dinlendi.
Mali müşavirin şirket ortağı olduğu ortaya çıktı
Duruşmada dinlenen şirketlerin mali müşaviri Mustafa Çördük’ün, iki yıl boyunca tesise ait hiçbir İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) faturası görmediğini itiraf etmesi dikkat çekti. Ravive şirketi ile Ali Osman Akat'ın şirketleri arasında ticari ilişkiler bulunduğunu ancak aralarında "organik bir bağ" olmadığını ileri süren Çördük’ün, aslında söz konusu kozmetik şirketinin ortaklarından biri olduğu ortaya çıktı.
Mustafa Çördük mahkemedeki beyanında, sanıklardan Kurtuluş Oransal’ın yapılan ihracatlar sonrasında döviz bürosuna giderek parayı elden aldığını ifade etti. Çördük’ün anlattığı bu para trafiği, ihracat gelirlerinin bankacılık sistemi dışına çıkarılarak kayıt dışı işlem yapıldığı yönünde soru işaretleri doğurdu.
Müşteki avukatlarından Av. Didem Bilgin, tanık mali müşavir Çördük’e daha önce Akat ve Oransal ailelerinin şirketleri arasındaki ilişkiyi sorduklarını ve "bilmiyorum" yanıtını aldıklarını hatırlatarak mahkeme salonuna yeni bir resmi belge sundu. Av. Bilgin, mali müşavir Mustafa Çördük'ün, Akat ailesine ait bir diğer firma olan SPA Kozmetik şirketinde bir dönem yüzde 60 gibi büyük bir oranla ortak olduğunu belirtti.
Şirket hisselerini Çetin Akat’tan devraldığı ve katliam davasının kilit isimlerinden Kurtuluş Oransal ile ortaklık yaptığı resmi kayıtlarla ortaya konan mali müşavir, bu durumu gizlediğini kabul etmek zorunda kaldı. Çördük, kendisini savunmak için "2 aylık bir mevzuydu, sonradan ortaklıktan çıktım. Bahsetme gereği görmedim. Şirketin adı değişmiş olabilir, SPA Kozmetik olarak ben bilmiyorum" dedi.
Sanık Bayat: Paniğe kapıldım, bu yüzden teslim olmadım
Ali Osman Akat’ın "sağ kolu" olduğu iddia edilen ve firari olarak aranırken mahkemeye gelip tutuklanan Abdurrahman Bayat’ın hakim karşısındaki çelişkili ifadeleri dikkat çekti. Mahkeme heyetinin ve müşteki avukatlarının sorularını yanıtlayan Bayat, hakkındaki HTS kayıtlarını ve dijital delilleri reddetti.
Sanıklardan sadece Ali Osman Akat’ı tanıdığını öne süren Abdurrahman Bayat, olay günü yaşananları şu sözlerle anlattı:
"Avukat Iyaz Bey beni arayıp Çetin Bey'in eniştesinin fabrikasında bir olay olduğunu, yeğenlerine ulaşılamadığını söyledi. Çerkezköy’e gidilmesi gerektiğini belirtince İsmail, Altay ve Onay gittiler. Sonra Ali Osman beni arayarak orada arızalı bir araç olduğunu ve çektirmemi istedi. Güvenlikçilerin bulduğu çekiciyle aracı tanıdığım bir tamirciye götürdüm. Birkaç gün sonra tamirciyi polis arayınca paniğe kapıldım. Başıma ne geleceğini bilmediğim için teslim olmadım, bu duruşmada gelip teslim oldum."
HTS kayıtlarını ve Whatsapp görüşmelerini reddetti
Mahkeme heyetinin, Ali Osman Akat ile normal hat üzerinden değil, WhatsApp üzerinden görüştüğünü doğrulaması üzerine HTS ve baz istasyonu kayıtları yeniden gündeme geldi. Bayat, telefon numarasının kendisine ait olduğunu kabul etse de o bölgeye hiç gitmediğini ileri sürerek baz kayıtlarını reddetti.
Duruşmada, sanıklardan Gökberk’in telefonunda Abdurrahman Bayat ile 2021 yılına ait para transferi mesajlaşmaları bulunduğu açıklandı. Mahkeme heyetinin mesajlaşma görsellerini bizzat göstermesine rağmen Bayat, "Ben bu görüşmeleri yapmadım, kabul etmiyorum" ifadelerini kullandı. Söz konusu mesajlaşma içeriklerinin, sırası geldiğinde sanık Gökberk’e de sorulacağı duruşma tutanağına geçirildi.
Adresini hatırlamadığı ofiste çalıştığını iddia etti
Müşteki avukatlarından Av. Mürsel Ünder’in, "Çetin Akat’ın yanında çalıştığınızı söylediğiniz ofisin adresini verebilir misiniz?" sorusuna sanık Bayat’ın "Hatırlamıyorum, Ataşehir’de merkezi bir yerde olması lazım" diyerek yaklaşık bir adres bile verememesi dikkat çekti.
Avukatların, diğer sanıklar Altay Ali ve Gökberk’in kendisini tanıdığını, hatta onu "ofis boy" olarak bildiklerini hatırlatması üzerine Bayat, "Kesinlikle kabul etmiyorum, sadece Ali Osman’ı tanırım" diyerek kendisini savundu. Telefon ve bilgisayarlara ait şifrelerin kendisine verildiği, İsmail ile Altay’ın telefonları Gökberk’e iletmek üzere kendisine teslim ettiği yönündeki iddiaları reddeden Bayat, kardeşlerinden birinin Akat’lara ait şirketlerde çalıştığı suçlamasını da kabul etmedi.
“Bu katliam yalnızca birkaç patronun sorumluluğuyla açıklanamaz”
Yangında hayatını kaybeden işçilerin aileleri, avukatları ve davayı takip eden emek ve demokrasi güçlerinin temsilcileri, duruşma öncesinde adliye önünde bir basın açıklaması gerçekleştirdi.
Müşteki avukatlarından Saruhan Efe Kadaifçi, işçi ifadelerinde Altınyıldız, Zara, Victoria’s Secret ve Koton gibi dünyaca ünlü markaların adının geçtiğini belirterek şunları söyledi:
“Bu kadar büyük bir ihmal zinciri tesadüf değil. Dilovası ve Gebze gibi bölgelerde büyük şirketlerin kolay üretim yapabilmesi için işçi sağlığı ve güvenliği göz ardı ediliyor. Kamu görevlileri hakkında yürütülen soruşturmanın da ilerlemesini talep ediyoruz. Bu katliam yalnızca birkaç patronun sorumluluğuyla açıklanamaz. Firari sanıklarla bağlantısı olduğu öne sürülen Ali Osman Akat’ın yargılanması tek başına yeterli değildir; Victoria’s Secret, Zara, Altınyıldız gibi uluslararası şirketlerin bu olaydaki sorumluluğunu vurgulamaya devam edeceğiz.”
Sanık avukatlarının bilirkişi talebine itiraz
Sanık müdafileri, mahkemeye bir uzman görüşü raporu sunarak bu raporda imzası bulunan bilirkişilerden birinin duruşmada tanık olarak dinlenmesini talep etti. Katılan vekilleri ise bilirkişilerin mahkemede hukuki yorum yapma yetkisinin bulunmadığını vurgulayarak bu talebe sert bir şekilde itiraz etti. Müşteki avukatları, ayrıca söz konusu bilirkişiler hakkında Bilirkişilik Bölge Kurulu’na şikayette bulunacaklarını beyan ettiler.
Ali Osman Akat hakkında “olası kast” talebi ve dev para trafiği
Ailelerin avukatları, dosya kapsamında şu an "suçluyu kayırma" suçundan tutuklu bulunan Ali Osman Akat’ın, "olası kasıtla öldürme" suçundan yargılanması talebinde bulundu. Mahkemeye sunulan delillerle Ali Osman Akat’ın, kazanın yaşandığı Ravive ve Lykke isimli firmaların “ana finansörü” olduğu; yalnızca mali destek sağlamadığı, üretim ve organizasyon süreçlerinde de belirleyici rol oynadığı belirtildi.
İşçi ailelerinin avukatları, Akat ile Ravive şirketi arasında milyonlarca liralık ticari ilişki ve 2021 yılında yaklaşık 2 milyon dolarlık bir para transferi tespit edildiğini açıkladı. Ayrıca Ravive Kozmetik’in, Ali Osman Akat’a ait All One, Tis ve Lactone şirketleriyle yıllar boyunca kesintisiz ticaret yaptığı kaydedildi. Belgelere göre yalnızca 2025 yılında Ravive’nin All One firmasına yaklaşık 27 milyon TL’lik satış yaptığı, buna karşılık All One’dan 23 milyon TL’yi aşkın ürün aldığı ifade edildi.
Avukat Mürsel Ünder duruşmada, Ali Osman Akat’ın Ravive Kozmetik’in hem para kaynağı hem de müşteri organizasyonunun yürütülmesindeki gölge lider olduğunu belirterek şu detayları paylaştı:
“Ravive Kozmetik, Rebul gibi büyük bir firmaya uzun bir süre üretim yapıyor, fatura kesiliyor ama şirkete hiç para girişi olmuyor. Bu tarz büyük firmalara üretim yapılabilmesi için çeşitli uluslararası denetimlerden geçmek gerekir. Çok açık ki Ali Osman Akat, merdiven altı bu tesisin denetimlerden geçebilmesi için gerekli organizasyonu bizzat yapıyor.”
Dosyaya giren banka kayıtlarına göre, 2023-2024 yılları arasında Ali Osman Akat ve İsmail Oransal’ın hesapları arasında 44 kez para hareketi (toplam 450 bin dolar) olduğu, Çetin Akat ile de 7 kez para hareketi (250 bin dolar) gerçekleştiği belirlendi. Avukat Ünder, paranın bir müddet İsmail Oransal’ın hesabında biriktiğini ve sonrasında Ali Osman Akat’ın hesabına aktarıldığını belirterek, Akat’ın yeğenlerini korumaktan ziyade onları birer paravan olarak kullandığını beyan etti.
EVYAP ile ticaret görüşmeleri ve ürün takip sistemi incelemesi talebi
Öte yandan dava dosyasında, Ravive Kozmetik’in dev kozmetik firması Evyap ile de ticari ortaklık kurmak için görüşmeler yaptığı açığa çıktı. Sanık Aleyna Oransal’ın ele geçirilen telefon mesajlarında konuyla ilgili, “Dayımı (Ali Osman Akat’ı) devreye sokalım, işi hızlandıralım” dediği ifade edildi.
Duruşma sonunda aile avukatları, Sağlık Bakanlığına müzekkere yazılmasını talep ederek Ravive ve LYKKE firmalarının imal ettiği veya etiketiyle ticaretini yaptığı tüm ürünlerin Ürün Takip Sistemi (ÜTS) üzerinden geriye dönük incelenmesini talep etti.
Ravive Kozmetik davasının ikinci duruşması sona erdi
Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesince görülen davada açıklanan ara kararda sanıklar İsmail Oransal, Altay Ali Oransal, Gökberk Güngör ve Ali Osman Akat’ın tutukluluk haline devam kararı verildi. Sanık Aleyna Oransal’ın ise yurt dışı çıkış yasağı ile ev hapsi verilerek tahliye edilmesine, Küresel OSGB müdürü Ünal Aslan ve mülk sahibi Güven Demirbaş’ın ise adli kontrol şartı ile tahliyesine karar verildi.
Mahkeme ara kararını açıkladı: Ali Osman Akat ve 3 sanığın tutukluluğuna devam
Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Kandıra Cezaevi Kampüsünde görülen davanın ikinci duruşması sona erdi. Mahkeme heyeti merakla beklenen ara kararını açıkladı. Açıklanan ara karara göre; sanıklar İsmail Oransal, Altay Ali Oransal, Gökberk Güngör ve Ali Osman Akat’ın tutukluluk hallerinin devamına karar verildi. Mahkeme Sanık Aleyna Oransal’ın, yurt dışı çıkış yasağı ve ev hapsi adli kontrol şartlarıyla tahliyesine, Küresel OSGB Müdürü Ünal Aslan ve mülk sahibi Güven Demirbaş’ın da adli kontrol şartıyla tahliyesine karar verdi.
“Olası kast” talebine ret
İşçi ailelerinin avukatları tarafından, “suçluyu kayırma” suçundan tutuklu bulunan Ali Osman Akat hakkında sunulan “olası kast” kapsamında suç duyurusunda bulunulması ve olası kast yönünden ek savunma istenmesi talepleri ise mahkeme heyeti tarafından reddedildi.
Duruşma 21 Temmuz 2026 tarihine ertelendi.
Duruşma sonrası ailelerden açıklama: Ben çiçek verdim toprak altına, bunlar burada göbek atıyor
Ravive Kozmetik yangını davasında verilen tahliye kararlarının ardından, hayatını kaybeden işçilerin aileleri ve davanın avukatları Kandıra Cezaevi Kampüsü önünde basın açıklaması yaptı.
Yangında 15 yaşındaki kızı Nisanur Taşdemir’i kaybeden baba Vedat Taşdemir, mahkeme salonunda yaşananlara ve tahliye kararlarına, “Ben çiçek verdim toprak altına, bunlar burada göbek atıyor” sözleriyle isyan etti. Yangında ablası Şengül Yılmaz’ı kaybeden Emine Bulut ise, “Adalet gelmeyecekse biz bu dağ başına neden geliyoruz?” diyerek yaşadıkları öfke ve hayal kırıklığını dile getirdi.
Fotoğraf: Evrensel
“Küllerini toplamış ailelerin karşısında doğum günü gerekçesiyle tahliye istendi”
İşçi aileleri adına ortak açıklamayı okuyan Avukat Mürsel Ünder, duruşma salonunda yaşanan gayriciddi atmosfere ve savunma stratejilerine sert tepki gösterdi. Av. Ünder şu ifadeleri kullandı: “Bugün, çocuğunun doğum gününü göremediği gerekçesiyle tahliye talep eden sanıklarla karşı karşıya kaldık. Yakınlarının küllerini toplamış ailelerin karşısında böyle bir gerekçeyle tahliye istenmesi tam anlamıyla bir rezilliktir. Bunun yanında duruşma salonunda tahliye haberleri üzerine sevinç çığlıkları atan, kahkahalar atan insanlara da tanık olduk. İletişim Fakültesi mezunu bir kişinin dosyaya ‘yangın uzmanı’ olarak getirilmesi ve işçilerin adeta kendi kendilerini yaktıklarının söylenmesine varacak ifadeler kullanılması da büyük bir pespayeliktir. Mahkemenin bütün bunlara hiçbir şekilde müdahale etmemesini şaşkınlıkla karşılıyoruz.”
“6 ayda tahliye edecekseniz tutukluluğun ne anlamı kalıyor?”
Avukat Mürsel Ünder, sanıklardan Aleyna Oransal’ın hamileliğinin riskli döneme girdiğine dair hastane raporları gerekçe gösterilerek tahliye edildiğini, bunun beklenen bir hukuki süreç olduğunu ancak asıl itirazlarının mülk sahibi Güven Demirbaş ve OSGB Müdürü Ünal Aslan’ın tahliyesine olduğunu belirtti: “Bu iki kişi ‘bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya sebebiyet verme’ suçundan yargılanıyor. Altı ay sonra bu kişileri tahliye ediyorsanız, o zaman öldürmeye sebep olduklarını iddia ettiğiniz diğer kişiler açısından tutukluluğun ne anlamı kalıyor? Mahkeme delilleri toplamak ve gerçeği ortaya çıkarmak yerine dosyayı hızla kapatmaya çalışıyor. Ali Osman Akat ve Akat ailesine ilişkin banka hareketleri, para transferleri, telefon kayıtları ve şirket ilişkileri duruşmada uzun uzun anlatıldı ancak tüm taleplerimiz reddedildi. Bu yargılama sürdürülebilir değildir.”
Ünder, katliamın üzerinden aylar geçmesine rağmen tek bir kamu görevlisi hakkında dahi yargılama yapılmadığının altını çizerek, bir sonraki duruşmanın 21 Temmuz’a ertelendiğini açıkladı ve kamuoyuna davaya sahip çıkma çağrısı yaptı.
Kamu görevlileri dosyası ilerlemiyor: Soma, Gayrettepe ve İliç gibi...
Avukat Saruhan Efe Kadaifçi de davanın gidişatının Türkiye tarihindeki diğer büyük iş cinayeti davalarını hatırlattığını belirterek, “Bu gidişat iyi değil ve biz bunu kabul etmiyoruz. Süreç Soma, Gayrettepe ve İliç davalarına benziyor” dedi. Kamu görevlilerine ilişkin soruşturma dosyasının bilinçli olarak ilerletilmediğini ifade eden Kadaifçi; Dilovası’nın eski belediye başkanı Hamza Şayir, mevcut belediye başkanı Ramazan Ömeroğlu ve zabıta müdürü Nizamettin Balcı’ya yönelik eleştirilerde bulundu.
“İçeride kahkahalar atılıyorsa herkes utansın”
Ablasını yangında kaybeden Emine Bulut, sanık Aleyna Oransal’ın hamilelik gerekçesiyle tahliye edilmesine inanmadığını belirterek adalet sistemine olan inancının sarsıldığını söyledi: “Aleyna Oransal için hamileliğinin riskli olduğu söyleniyor ama bana göre bu bir hikâye. Bu akşam yaşananlar beni çok üzdü. Böyle bir tahliye kararı verilmemeliydi. Artık geleceğe dair umudumu kaybetmeye başladım. Biz adalet istiyoruz. Ölen insanlarımız bu kadar basit olmamalı.
Onlar içeride çocuklarının doğum günlerinden bahsederek çıkıyorlar. Peki bizim kaybettiklerimiz ne olacak? Canımız zaten yandı, artık daha fazla yakmasınlar. Bir çocuğun doğum günü üzerinden tahliye konuşuluyorsa, salonda kahkahalar atılıyorsa herkes utansın. Yazıklar olsun. Eğer adalet böyle olacaksa hiç olmasın.”
Evrensel'i Takip Et