Ortaca’da 'Denizlerin İzinden Fırtınalı Yıllardan Anılar' söyleşisi
Kor Yayınları tarafından Ortaca da düzenlenen “Denizlerin izinden Fırtınalı yıllardan Anılar: imza ve söyleşi etkinliğinde, 68 kuşağının mücadele mirası, emperyalizm tartışmaları ve güncel siyasal gelişmeler tartışıldı.
Fotoğraf: Abidin Çınar/Evrensel
Abidin Çınar
[email protected]
Denizlerin yoldaşı Mustafa Yıldırımtürk, Ortaca’da okurlarıyla buluşarak kitaplarını imzaladı ve onlarla birlikte Denizleri konuştu. Söyleşide, “İzler” kitabının sadece bir anı kitabı olmadığı; dönemin tarihini, devrime bağlılığı, inancı, kararlılığı ve devrimci gruplar arası dayanışmayı vurgulayan bir kaynak niteliği taşıdığı ifade edildi.
Kor Yayınevi: Karanlıktan aydınlığa
Muğla Ortaca Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) şubesinde, “Denizlerin İzinden Fırtınalı Yıllardan Anılar” başlığıyla 17. si gerçekleştirilen söyleşi ve imza gününe 200’e yakın okur katıldı. Moderatörlüğünü Döndü Taka Çınar’ın yaptığı etkinlikte, “İzler” kitabının yazarı Mustafa Yıldırımtürk konuşmacı olarak yer aldı.
Yıldırımtürk’ün konuşması öncesinde, Evrensel Basım Yayın’dan edinilen birikim ve deneyimlerin ardından 2017 yılında 7 dilde yayımlanan “Komünist Manifesto” ile yayın hayatına başlayan Kor Yayınevi’nin çizgisi ve “Karanlıktan Aydınlığa” mottosu hakkında bilgilendirme yapıldı.
“İzler, öze yönelik bir paylaşımdır”
“İzler” adını taşıyan kitabının öze yönelik bir paylaşım olduğuna vurgu yapan Yıldırımtürk, “Neden İzler?” sorusunu şöyle yanıtladı: 30 yıl sonra Türkiye’ye döndüğünde döneme ilişkin onlarca yazı ve kitapla karşılaştığını, ancak 1971 ve 12 Eylül süreçlerinin doğru ele alınmadığını, toplumsal hareketin gelişim sürecinin fazla bireysel pencerelerden anlatıldığını gördüğünü belirtti. Kendi siyasal tarihlerine yönelik ilginin yanı sıra başka siyasal akımlardan da kitaba büyük bir ilgi olduğunu gözlemlediğini sözlerine ekledi.
“Gerçekleri yoldaşlarıma aktarmak amacıyla anılarımı yazmak istiyordum” diye konuşan Yıldırımtürk, kitapta anlatılanların tamamen öze yönelik bir paylaşım olduğunu belirtti.
“Denizlerin hareketi, yaşamlarında ve ilişkilerinde işçilerle birleşmiş bir harekettir”
1968 kuşağına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yıldırımtürk, gençlik hareketinin revizyonizme ve reformizme karşı bir tepki olarak doğduğunu belirterek, “Deniz ve arkadaşlarının hareketi, sadece Deniz’in bir gençlik önderi olmasının ötesinde gerek yaşamlarında gerekse ilişkilerinde işçilerle birleşmiş bir harekettir” diye konuştu.
Yıldırımtürk, “Bugünden bakınca belki inanılması zor ama o yaştaki insanlar sadece kendi ülkelerini değil; dünyanın gidişatını, emperyalizmi, bağımlılığı ve sömürüyü konuşuyor; ülkenin nasıl dışa bağımlı hâle geldiğini tartışıyorlardı. Ve bu farkındalık onları çok erken bir yaşta radikal bir mücadele hattına itti” dedi.
Fotoğraf: Abidin Çınar/Evrensel
Çıkarsız ve güzel bir dünya tercihi
Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın idam süreçlerindeki duruşlarına ve hazırlıklarına da değinen Yıldırımtürk; Deniz’in emperyalizme, faşizme karşı duruşunu, Kürt ve Türk halklarının kardeşliğini, Marksizm ve Leninizm’i; Hüseyin İnan’ın devrimin bayrağını dünya ve Türkiye halklarına teslim etme bilincini; Yusuf Aslan’ın ise çıkarsız ve güzel bir dünya için menfaat gözetmeksizin verdiği mücadeleyi öne çıkardıklarını belirtti. Yıldırımtürk, “Onlar bir kıvılcım olmak istediler; ellerinde sadece yürekleri, inançları ve kararlılıkları vardı” diye konuştu.
“Erdal Eren’in farkı bir partisinin olmasıydı”
Erdal Eren’e de değinen Yıldırımtürk, “Erdal Eren, Denizlerin bıraktığı bayrağı devraldı. Mirası on yıl sonra, farklı bir tarihsel koşulda taşıyan bir isimdi. Onun Denizlerden farklı olarak bir partisi vardı. Henüz çok genç yaşta olmasına rağmen, cezaevi sürecinde yazdığı mektuplar ve idam öncesi duruşu, onun da aynı politik kararlılığı sürdürdüğünü gösteriyor. Denizlerin açtığı hattın kopmadığını orada bir kez daha görüyoruz” ifadelerini kullandı.
“Deniz’i, Mahir ve arkadaşları katledildiğinde ilk kez gerçekten sarsılmış gördüm”
Deniz Gezmiş’in cezaevi dönemine ilişkin gözlemlerini de aktaran Yıldırımtürk, Mahir Çayan ve arkadaşları katledildiğinde Deniz’i ilk kez gerçekten sarsılmış ve çok üzgün gördüğünü belirtti.
“Üçü farklı karakterdi ama aynı kararlılıkta birleşiyordu”
Üç liderin karakter farklarına dikkat çekerek sözlerini tamamlayan Yıldırımtürk şöyle dedi: “Deniz daha dışa dönük, daha espriliydi. Hüseyin daha sakin, daha net ve disiplinliydi. Yusuf ise daha bireysel bir isyan dili taşıyordu. Ama üçü de aynı tarihsel momentte, aynı kararlılığın birer parçasıydı.”
Söyleşinin sonunda yazar Mustafa Yıldırımtürk’e ve etkinlikte tamamen tükenen “İzler” kitabına okurların ilgisi büyüktü.
Evrensel'i Takip Et