21.05.2026 00:14

Doğanın uyarısı rant politikalarıyla felakete dönüşüyor

Yeşilırmak Havzası’nda bulunan Tokat ve Amasya sel felaketiyle karşı karşıya. Ancak ormansızlaşma, HES ve madenler, taşkın riski yüksek alanların yapılaşmaya açılması ‘felaketin’ insan eliyle geldiğini ortaya çıkardı.

Doğanın uyarısı rant politikalarıyla felakete dönüşüyor

Özer Akdemir
[email protected]


Tokat – Tokat ve Amasya, mayıs ayında mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava sıcaklıklarının ani kar erimelerine yol açması ve ardından gelen şiddetli sağanak yağışlar nedeniyle büyük bir sel felaketiyle karşı karşıya kaldı. Bölgedeki su kaynaklarının taşma noktasına gelmesi, özellikle Tokat’taki Almus Barajında doluluk oranının yüzde 98.5 seviyesine ulaşmasıyla krizi zirveye taşıdı.

Baraj kapaklarının zorunlu olarak açılması kararı, Yeşilırmak ve Kelkit Çayı havzasındaki risk düzeyini en üst aşamaya getirdi. Tokat’ın Turhal ilçesinde 15 mahalle ve 7 köy için acil tahliye kararı alınırken, Amasya merkez ve Taşova ilçesi de dahil olmak üzere iki şehirde eğitime ara verildi. Ancak AFAD mesajları ve sirenlerle duyurulan bu kırmızı alarm, yalnızca anlık bir meteorolojik gelişmenin değil, yıllardır biriken yapısal ve çevresel ihmallerin bir sonucu olarak değerlendiriliyor.

Ormansızlaşma kıskacı

TMMOB Meteoroloji Mühendisleri Odası havza raporları ve iklim değişikliği analizleri, Karadeniz ve İç Anadolu geçiş kuşağında yer alan bu bölgedeki yağış rejiminin artık kalıcı olarak değiştiğine dikkat çekiyor. Küresel iklim değişikliği, yağışların uzun bir döneme yayılması yerine, çok kısa sürede ve çok yoğun bir şekilde düştüğü “ekstrem hava olaylarını” tetikliyor.

Bu noktada ormansızlaşma faktörü yıkımın boyutunu doğrudan büyütüyor. Türkiye Ormancılar Derneği ve bölgedeki ekoloji örgütlerinin açıklamalarına göre; Yeşilırmak Havzası’nı çevreleyen dağlık alanlarda altyapı, tomruk üretimi ve jeolojik faaliyetler gerekçesiyle tahrip edilen orman dokusu, yüzey akışını engelleyecek doğal bariyerleri ortadan kaldırdı. Ağaç köklerinden ve bitki örtüsünden yoksun kalan çıplak toprak, yağan her damla suyu hızla derelere akıtarak debinin kontrolsüz biçimde yükselmesine ve Zile-Turhal kara yolu gibi arterlerin tamamen sular altında kalmasına zemin hazırladı.

HES’ler ve madenler nehir yatağını tahrip etti

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) havza izleme raporları ve yörede yürütülen projelere karşı açılan ÇED iptal davalarının dilekçelerinde Yeşilırmak ve kolları üzerinde inşa edilen hidroelektrik santralleri (HES) ile nehir havzasındaki madencilik faaliyetlerinin sel riskini doğrudan körüklediği uzun süredir dile getiriliyor. HES projeleri ve bunlara ulaşım sağlamak amacıyla açılan bağlantı yolları, nehir yataklarının doğal akış morfolojisini bozuyor. Regülatörler ve tüneller vasıtasıyla yatağından koparılan sular, ani debi patlamalarında nehrin kendi doğal genişleme alanını bulamamasına neden oluyor.

Aynı zamanda bölgedeki taş ve maden ocaklarının yarattığı hafriyat ile bitki örtüsü katliamı, nehir yataklarında ciddi bir alüvyon birikmesi problemi yaratıyor. Akarsu tabanının bu atıklar ve toprak kaymalarıyla dolması, nehrin taşıma kapasitesini fiziksel olarak daraltıyor. Sonuç olarak, baraj kapakları açıldığında ya da nehir debisi arttığında, su kendi doğal mecrasına sığmayarak hızla çevre yerleşim yerlerine ve tarım arazilerine taşıyor.

Çarpık kentleşme ve betonlaşan nehir kıyıları

Tokat ve Amasya’da yaşanan taşkınların yerleşim yerlerinde bu denli büyük bir tehdit oluşturması, şehir plancılığı boyutundaki hataları bir kez daha gözler önüne serdi. Yeşilırmak ve Behzat Deresi gibi akarsuların taşkın sınırları içinde kalan alüvyon ovalar, son yıllarda yoğun bir yapılaşma baskısına maruz kaldı. İmar planlarında “taşkın riski yüksek alan” olarak işaretlenmesi gereken bölgelerin konut, ticaret veya kamu binaları için yapılaşmaya açılması, suyun doğal yayılım alanlarını elinden aldı.

Şehir merkezlerinde toprak yüzeyinin neredeyse tamamen beton ve asfaltla kaplanması, kent içi drenaj sistemlerinin yetersiz kalmasına neden oldu. Su, beton yüzeylerde emilemediği için birikerek sokakları nehre dönüştürdü. Akarsu kenarlarına inşa edilen istinat duvarları ve daraltılan nehir yatakları, suyu tahliye etmek yerine adeta birer set oluşturarak geriye doğru şişmesine ve Turhal’daki 15 mahallenin su altında kalma tehlikesiyle boşaltılmasına yol açtı.

İlk uyarı değildi

Yaşanan son kırmızı alarm, bölge için yapılan ilk uyarı değil. Su Politikaları Derneğinin “Barajların taşkın yönetimindeki rolü ve erken uyarı sistemleri” başlıklı makalesinde, şehir plancıları ve meteoroloji mühendisleri geçmiş yıllarda hazırladıkları raporlarda, Yeşilırmak Havzası’ndaki baraj yönetimlerinin, iklim krizine bağlı ani debi değişikliklerine göre yeniden modellenmesi gerektiğini defalarca vurgulamıştı. Ancak erken uyarı sistemlerinin varlığına rağmen, kriz anında havza bazında bütüncül bir yönetim planının işletilemediği görülüyor.

Baraj doluluk oranlarının yüzde 98’in üzerine çıkana kadar suyun kademeli ve kontrollü tahliye edilmemesi, son dakikada baraj kapaklarının aniden açılmasını zorunlu kıldı ve bu da nehir kıyısındaki ilçeler için çok ciddi ve acil bir tehlike durumuna dönüştü.

Belediyelerin ve Devlet Su İşlerinin (DSİ) nehir yataklarındaki rusubat temizliğini, tahkimat çalışmalarını ve toprak set oluşumlarını ancak kriz kapıya dayandığında hızlandırması, afet yönetiminde yapılan yanlışlardan birisi olarak nitelendiriliyor.

20.05.2026 13:30 / Güncelleme: 17:03

Kılıçdaroğlu'ndan videolu açıklama: 'Bu parti kirlenmişliğin sığınağı olamaz, arınmasını bilir'

CHP'nin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP İstanbul kayyımı Gürsel Tekin'in yardımcılarıyla görüştükten sonra videolu bir açıklama yaptı. Kılıçdaroğlu, "Siyaseti temiz tutmak bu ülkede siyaset yapan herkesin namus borcudur" dedi.

Kılıçdaroğlu'ndan videolu açıklama: 'Bu parti kirlenmişliğin sığınağı olamaz, arınmasını bilir'

Fotoğraf: @kilicdarogluk/X

20.05.2026 20:36

Suruç Katliamı’nın 130. ayı: ‘Katliamın yolunu açan herkes yargılanmalı’

Suruç Aileleri İnisiyatifi, 33 gencin yaşamını yitirdiği katliamın 130. ayında İstanbul ve İzmir’de eylem yaptı. Aileler, gerçek faillerin ve ihmali olan kamu görevlilerinin yargılanmasını talep etti.

Suruç Katliamı’nın 130. ayı: ‘Katliamın yolunu açan herkes yargılanmalı’

Fotoğraf: MA

20.05.2026 16:37 / Güncelleme: 16:56

Besler Gıda'da Öz Gıda-İş sözleşmeyi imzaladı, işçiler tepkili: Başarı diye bize açlığa mahkum ettiler

Besler Gıda'da 650 işçiyi kapsayan TİS, sendika tarafından "önemli kazanım" olarak duyurulsa da yüzde 32'lik zam işçilerin tepkisini çekti. Zammın enflasyon karşısında eridiğini söyleyen işçiler, iş bırakarak duruma tepki gösterdi.

Besler Gıda'da Öz Gıda-İş sözleşmeyi imzaladı, işçiler tepkili: Başarı diye bize açlığa mahkum ettiler

Fotoğraf: Arno Senoner/Unsplash

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!