TOKİ inşaatından dere yatağına moloz dökülüyor
Uzundere TOKİ Konutları inşaatındaki molozların dere yatağına atıldığını söyleyen bölge halkı İZSU ve TOKİ’yi bölgede tespit ve mevzuat doğrultusunda işlem yapmaya çağırdı.
Ramis Sağlam
[email protected]
İzmir — Toplu Konut İdaresi (TOKİ) tarafından İzmir’in Karabağlar ilçesi Uzundere Mahallesinde inşaatı devam eden 786 konut, 2 ticaret merkezi ve 1 camiyi kapsayan altyapı ve çevre düzenlemesi projesinde çevre tahribatı yaratılmaya devam edildiği belirtiliyor.
Uzundere Harmanyeri Kentsel Koruma Derneği Başkanı Süleyman Gür ve esnaf Ali Kulaç ile görüştük. Gür ve Kulaç, Uzundere’de “Yukarı Bağ” olarak belirlenen alanda, Delice Tepesi’nin arkasında kalan TOKİ inşaat sahasındaki molozların, Uzundere deresinin kolu olan dere yatağına döküldüğünü söyledi.
Yeşil kuşak ve ekolojik denge korunmadı
Alanın yıllarca köylüler tarafından korunmaya çalışıldığını ve açtıkları davalarda haklılıklarının defalarca doğrulandığını belirten Dernek Başkanı Süleyman Gür, “Bu alanda 2018 yılında yaptığımız çalışmayla planlarda sorun olduğunu gördük. Bu alanın, köyün üst tarafında kalan yeşil ekolojik koridoru sağlayan, köy ile orman arasındaki tampon bölgeye zarar vereceğini öngörerek planlara karşı TOKİ’ye dava açtık. Bu dava Danıştay’da lehimize sonuçlandı” dedi.
Fotoğraf: Ramis Sağlam/Evrensel
ÇED raporlarına uyulmadı
Yeni planlar askıya çıkarıldığında yeşil kuşağı ve ekolojik dengeyi koruduğu için itiraz etmediklerini belirten Gür, “Çevre Bakanlığının askıya çıkardığı Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) dosyası bizi ikna ettiği için dava açmadık. Fakat zaman içinde TOKİ’nin işi alt yükleniciye verdiğini ve TOKİ’nin denetimindeki bölgede dere yatağının hafriyatlarla kapatıldığını gördük. ÇED raporunda hiçbir şekilde dere yataklarına müdahale edilmeyeceği, hafriyat dökülmeyeceği ve sorumluluğun TOKİ’de olacağı belirtiliyordu” dedi.
Drenaj sistemlerinin korunması gerekiyor
“Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği”ni hatırlatan Gür, raporda yer alan “harfiyen uyulacaktır” ifadesinin karşılık bulmadığını söyledi. Hafriyat toprağının çıkarılması sırasında doğal drenaj sistemlerinin korunmadığını ifade eden Gür, “Olabilecek erozyona karşı önlem alınmadı. Hafriyat yapan kişi ya da kuruluş, hafriyat toprağının çıkarılması esnasında hafriyat alanının yanındaki binaları, doğal drenaj, enerji ve telekomünikasyon tesislerini/sistemlerini, kaldırım ve yol kaplamasını korumak, oluşabilecek hasar ve erozyona karşı önlem almakla yükümlü olduğu halde bu hükümler yok sayıldı” dedi.
DSİ: Sorumluluk İZSU’da
Çevre Bakanlığının Proje Tanıtım Dosyası kapsamında dere yatağıyla ilgili DSİ’den görüş istediğini belirten Gür, “DSİ, alandaki yetkinin tamamen İZSU’nun kontrolünde olduğunu iletti. İZSU da bunun üzerine dere yatağının korunacağı, sağlı sollu 5 metrelik koridorlarda servis yollarının yapılacağı yönünde görüş verdi. Ancak korunacağı ifade edilen bu koridor tam tersine tamamen yok edildi. Şiddetli bir yağmur durumunda Uzundere’nin yan kolları olarak geçen bu büyük koridorda büyük felaketlerin yaşanması kaçınılmaz. Denetleyici kurumun kim olduğu bellidir. İZSU gelip bu alana acilen müdahale etmelidir. Proje sahibi TOKİ’nin de mevzuat gereği yapması gereken işlemleri acilen yerine getirmesini bekliyoruz. Sizin aracılığınızla öncelikle suç duyurusunda bulunalım. Çok kısa sürede dernek olarak biz de suç duyurusunda bulunacağız” ifadelerini kullandı.
“Köyümüzü savunmaktan yorulduk”
Uzundere Köyü’nde esnaflık yaptığını ve 60 yıldır bölgede yaşadığını belirten Ali Kulaç, “Çınarlar mevkisi dediğimiz alanda geleneksel gelin kınası yıkama etkinliklerimiz yapılırdı. Bu alanın bir kısmı hazine arazisi, bir kısmı da şahıs arazileriydi. Ancak son yıllarda bölgede süren konut projeleri nedeniyle geleneklerimiz de oraya gömüldü. Karabağlar’da imara açılabilecek tek alan burası. Bugüne kadar köyümüz çevresindeki çevre tahribatlarına karşı çok mücadele ettik. Artık yetişemiyoruz. Köyümüzle, çevremizle uğraşmayın” çağrısı yaptı.
Fotoğraf: Ramis Sağlam/Evrensel
TOKİ projesinin inşaat aşamasında mevzuata uyulmadığı belirtilen noktalar şöyle sıralandı:
- 18 Mart 2004 tarih ve 25406 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği” hükümlerine uyulmuş mudur?
- Hafriyat malzemelerine yönelik çıkarılan, 9 Eylülü 2006 tarih ve 26284 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2006/27 sayılı Başbakanlık Genelgesi hükümlerine göre dere ve kuru dere yataklarına dökülmeyeceği belirtilmesine rağmen dökülen malzemeler için hangi uygulamalar yapılmıştır?
- Proje kapsamında dere yataklarına ya da mevsimsel yağışlara bağlı olarak akış gösteren derelere kesin suretle malzeme bırakılmayacaktır” denilmesine rağmen, hafriyat toprağının çıkarılması sırasında doğal drenaj sistemleri korunmuş mudur ve olası erozyona karşı hangi önlemler alınmıştır?
- İZSU Genel Müdürlüğü tarafından kalıcı ıslah tedbiri alındığı belirtilen dere yatakları için planlarda ayrılması gereken dere yatağı güzergahı, hidrolik açıdan yeterli dere yatağı genişliği, imar yolu genişliği ve taşkın alan bilgileri için gerekli tespitler yapılmış mıdır?
- Söz konusu saha içerisinde doğal vasfını kaybetmiş havza ve dere yataklarının yanı sıra dere yatağı vasfında olmayan yüzeysel suların drenajı, ilgili idarece yağmur suyu drenaj sistemleriyle çözümlenmiş midir?
Evrensel'i Takip Et