20.05.2026 10:52 / Güncelleme: 19:21

Ravive Kozmetik davasında dikkat çeken ifade: 'L’actone ürünlerinin dolumunu da yapıyorduk'

Dilovası’nda 3’ü çocuk 7 işçinin yaşamını yitirdiği Ravive Kozmetik yangını davasının ikinci duruşması başladı. Dava öncesi açıklama yapan aileler, şirket ortakları ile kamu görevlilerinin de yargılanmasını istedi.

İzel Gözde Meydan
[email protected]


Kocaeli — Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde Ravive Kozmetik’te 8 Kasım 2025’te meydana gelen ve 3’ü çocuk, 6’sı kadın 7 işçinin yaşamını yitirdiği yangına ilişkin davanın ikinci duruşması bugün Kandıra Cezaevi Kampüsü’nde görülmeye başlandı. 

Duruşmayı ailelerin yanı sıra CHP Milletvekili Nail Çiler, EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, DGD-Sen Genel Başkanı Nedlihan Acar, Petrol-İş Gebze Şube Başkanı Şivan Kırmızıçiçek, Birleşik Metal-İş Gebze Temsilciler Kurulu ve Nakliyat-İş Temsilcisi takip ediyor.

Duruşmada mahkeme başkanı, Ravive Kozmetik ortaklarından Altay Ali Oransal ile Lykke Kozmetik ortaklarından Aleyna Oransal’a menfaat çatışması nedeniyle yeni avukatları huzurunda ifadelerine eklemek istedikleri bir husus olup olmadığını sordu. Sanıklar önceki savunmalarını tekrar ettiklerini söyledi. İSG uzmanı Ünal Aslan da önceki savunmasını yineledi.

Sanıklardan Ali Osman Akat’ın sözlerine “Ailelere baş sağlığı diliyorum” diyerek başlaması üzerine müşteki yakınları, “Senden bir şey istemiyoruz” diyerek tepki gösterdi.

Patlamanın yaşandığı fabrikanın bulunduğu arsayı satın alan tutuksuz sanıklardan Caner Özgür Yıldırım, arsayı yatırım amacıyla aldıklarını savunarak, “Üzerinde bina olduğunu ve kozmetik deposu olarak kullanıldığını biliyordum. İçeride üretim yapıldığını görmedim. İmar durumunu araştırmadım, yapının yasadışı olduğunu bilmiyordum” dedi.

Sanık Özcan Yıldırım ise, “İnşaat yapmak için arazi satın alıyoruz” derken, Özkan Yıldırım da “Sadece devir işlemlerini yaptım, binadan ve faaliyetten haberim yoktu” ifadelerini kullandı.

“Sigortasız günlük 800 liraya çalışıyordum”

Yangınından sağ kurtulan 15 yaşındaki çocuk işçi Zeynep H, “Paketleme yapıyordum. Bazı günler gece geç saatlere kadar çalışıyorduk. Günlük 800 TL alıyordum. Sigorta yapılmasını istedim ancak yapmadılar. İsmail Oransal gelir karışımları yapardı. Tuncay ve Hürol da karışım yapıyordu. İsmail Oransal fabrikaya sık sık geliyordu” dedi.

Duruşmada Ali Osman Akat’ın avukatları, Zeynep H.’ye çeşitli kozmetik ürünlerinin yer aldığı görseller göstererek hangi ürünlerin üretimini yaptıklarını sordu. Zeynep H.’ye beyanında Ali Osman Akat’a ait L’actone Kozmetik firmasının şampuanlarının dolumunu da yaptıklarını ifade etti. Sanık Ali Osman Akat ise önceki ifadelerinde iş yeriyle ilgisinin olmadığını savunmuştu.

“Annem sigortasız çalıştırılıyordu”

Yangında yaşamını yitiren Hanım Gülek’in kızı Tuğba Gülek ise annesinin sigortasız çalıştırıldığını belirterek, “Sigorta yaptık diyorlardı ama e-Devlet’ten kontrol ettiğimizde yapılmadığını görüyorduk. Annem sigorta istediğinde mobbinge uğruyordu” dedi.

Sanık Oransal kardeşlerin kaçmasına yardımcı olan ve Ali Osman Akat’ın sağ kolu olarak anılan firari sanık Abdurrahman Bayat duruşmaya katıldı. Mahkeme heyeti ara kararında kaçma şüphesi olduğu gerekçesiyle tutuklama kararı verdi.

 Mahkeme heyeti, kalan tanıkları dinlemek için duruşmayı yarına erteledi.


 

"Adalet yerini bulana kadar susmayacağız"

Duruşma öncesinde yaşamını yitiren işçilerin aileleri, avukatları ile emek ve demokrasi örgütleri açıklama yaptı. Aileler adına açıklamayı Tuba Gülek Laç yaptı. İlk duruşmada sanıkların sorumluluk almadığını ifade eden Laç, “Asli sorumlular ne kadar itibarlı ve basiretli iş insanları olduklarıyla, yaptıkları ihracatlarla övünmüş; katliamın sorumluluğunu üstlendiklerini ya da yaşananlardan dolayı üzüntü duyduklarını gösteren bir tutum almamışlardır. Aksine tüm sorumluluğu cezaevinde ölen Kurtuluş Oransal’a ve katliamda ölen Tuncay Yıldız’a yükleme gafletinde bulunmuşlardır” diye konuştu.

Tanık ve müşteki ifadelerinin gerçekleri ortaya çıkardığını belirten Laç, “Katliamı görmezden gelen savunmaların ardından dinlenen müştekiler ve tanıklar gerçekleri gün yüzüne çıkarmış, üç kuruşa güvencesiz çocuk ve kadın emeği üzerinden edindikleri itibarlarını yerle bir etmiştir” dedi.

“Kamu görevlilerini kim koruyor?”

Soruşturma sürecinin eksik ve taraflı yürütüldüğünü söyleyen Laç, kamu görevlileri hakkında işlem yapılmamasına tepki gösterdi. Laç, “Kaçak binaya yıkım emri verip uygulamayanlar, şikayetlere rağmen denetim yapmayan Çalışma Bakanlığı müfettişleri ve belediye yetkilileri neden hala görevlerinin başındalar? Gerekçeleriyle birlikte isim isim savcılığa sorumlular listesi vermemize rağmen neden hala ifadeye bile çağrılmadılar? Kamu görevlilerini kim koruyor?” diye sordu.

Yangının çıktığı fabrikaya yakın İŞKUR’da çalışanların ve belediye yetkililerinin halen görevde olduğunu hatırlatan Laç, “Dilovası Belediyesindeki sorumlular hakkında, bakanlıklardaki sorumlular hakkında neden hala soruşturma izni verilmedi?” ifadelerini kullandı.

“Şirket ortakları da yargılanmalı”

Sadece şirket sahipleri ve iş güvenliği uzmanlarının yargılanmasının yeterli olmadığını belirten Laç, “Biz biliyoruz ki sorumlular daha fazla. Ravive ve Lykke Kozmetik ile iş yapan, bu sömürü düzeninden kar sağlayan Ali Osman Akat ile Lider Kozmetik ve Rebul Kozmetik gibi firmalar bu can pazarının doğrudan sorumlusudur” dedi.

Ali Osman Akat’ın şirket yönetimindeki rolüne dikkat çeken Laç, “Ali Osman Akat, Ravive Kozmetik’in sahipleri olan yeğenleriyle birlikte bu şirketi yönetmiştir. Sadece firma sahipleri ve İSG uzmanları değil; Ali Osman Akat, Lider Kozmetik ve Rebul Kozmetik gibi firmanın iş ortağı olan tüm yapılar bu katliamdan yargılanmalıdır. Özellikle şirketlerin ortağı Ali Osman Akat, yeğenlerini kaçırırken yakalanmasaydı belki şu an yurt dışında olacaktı. Olası kastla öldürmekten yargılanmasını istiyoruz” diye konuştu.

“Delillerin yok edilmesini unutmayacağız”

Katliamın ardından delillerin karartılmaya çalışıldığını söyleyen Laç, “Yıkım emri verip kaçak binada üretim yapılmasına göz yumanlarla, katliamın ardından binanın yıkılmasını sağlayanlar aynı kişiler ve delillerin yok edilmesine yönelik bu hamlelerini hiç unutmayacağız” ifadelerini kullandı.

“Duruşma kamuoyundan kaçırılıyor”

Duruşmanın cezaevi kampüsünde görülmesine de tepki gösteren Laç, “Duruşma güvenlik bahanesiyle adliyeden alınarak buraya getirildi. Bu davanın toplumun gözünden kaçırılmak istendiğinin kanıtıdır” dedi.

Ailelerin yaşadığı zorlukları anlatan Laç, “Aramızda hasta babalar, çalışmak zorunda kalan ve işinden izin alamayan kişiler var. Çocuğuna tek başına bakmak zorunda kalan baba var. Şehir merkezinde duruşmaya kolayca ulaşabilecek bu kişiler için bu hapishaneye gelmek ayrı bir eziyet” diye konuştu.

Açıklamanın sonunda Laç, “Vardiya amirinden belediye başkanına, marka sahiplerinden müfettişlere kadar her bir sorumlunun hesap vermesini istiyoruz. Davamızı cezaevi kampüslerine de götürseniz, dünyanın öbür ucuna da götürseniz adalet arayışımızdan vazgeçmeyeceğiz” dedi.

Nisanur’un babası Adalet Bakanına seslendi: Kızımı geri verin

Yangında hayatını kaybeden 15 yaşındaki Nisanur Taşdemir’in babası Vedat Taşdemir, duruşma öncesi yaptığı açıklamada Adalet Bakanına seslenerek adalet talebini dile getirdi. Taşdemir, “Bu bizim hakkımız, adaletimiz bu değil. Ben Adalet Bakanına sesleniyorum; benim hakkımı versin, kızımı geri versin. Getirsin kızımı geri, ben başka bir şey istemiyorum. Onu yapamıyorsa içeridekilere ceza versin” dedi.

 

Sanıkların en ağır şekilde cezalandırılmasını isteyen Taşdemir, “Ben devletten para istemiyorum. Adam benim evladımı yaktı, ben diyorum ki o da cezasını çeksin” ifadelerini kullandı.

Duruşmanın Kandıra’da görülmesine de tepki gösteren Taşdemir, “Ben Gebze’den geliyorum. Neden Gebze’de değil de Kandıra’da mahkeme görülüyor? Bir iki saat yol geliyoruz. Bizim adaletimiz bu değil. Sanıkların ‘can güvenliği’ gerekçe gösteriliyor. Benim can güvenliğim nerede? Devlet bana da can güvenliği versin. Ben hainlik yapmadım, kızım yanmış, kızım kömür olmuş. Ben sizden adalet bekliyorum” dedi.

“Bize neden adalet yok?”

Şengül Yılmaz'ın kız kardeşi Emine Bulut, duruşma öncesi yaptıkları açıklamada adalet talebini yineledi. Bulut, “İnşallah adalet yerini bulur ama bizi sürekli süründürüyorlar. Biz insanlarımızı kaybettik. Yas tutacağımız yerde burada adalet arayışına düştük, cezaevlerine sürünüyoruz” dedi.

Duruşmanın uzak bir noktada görülmesine tepki gösteren Bulut, “Neden yakın yerlerde değil? Biz ölmüşlerimizin yasını tutamadan buralara sürünmek zorunda kalıyoruz. Bize neden adalet yok? Bu ölen insanlar emekçiydi. Suç onların mı oluyor da biz onların ayaklarına gidiyoruz? Devletten adalet bekliyorum” ifadelerini kullandı.

Kırmızıçiçek: Bu katliamın hesabının sorulması için mücadelemizi sürdüreceğiz

Petrol-İş Gebze Şube Başkanı Şivan Kırmızıçiçek, Ravive Kozmetik’te yaşanan yangının “iş cinayeti” olduğu vurgulanarak gerçek sorumluların yargılanması istendi. Kırmızıçiçek, “Çoğu çocuk ve kadın olmak üzere yedi işçi kardeşimiz yanarak yaşamını yitirdi. Burada birkaç patronun yargılanmasıyla bu meselenin üstü örtülemez” dedi.

Yangının münferit bir olay olmadığı belirten Kırmızıçiçek, “Bugün Türkiye’nin dört bir tarafında binlerce işçi, çocuk ve kadın işçi aynı koşullarda, ölümle burun buruna çalıştırılıyor. Patronların kâr hırsı uğruna işçiler ölüme sürükleniyor” ifadeleri kullandı.

Kırmızıçiçek, yalnızca patronların değil sistemin de sorgulanması gerektiğini söyleyerek, “Gerçek sorumluların adalet önünde hesap vermesi için üzerimize düşen ne varsa yapacağız. Ailelerle dayanışma içinde olacağız ve bu katliamın hesabının sorulması için mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.

DGD-Sen Genel Başkanı Neslihan Acar da iş cinayetlerinin devlet eliyle, patronlar eliyle, sermaye düzeniyle örgütlendiğini ifade etti. Türkiye’de milyonlarca işçinin düşük ücretlerle ve güvencesiz çalıştırıldığını söyleyen Acar, “İşçiler her gün ölümle burun buruna bırakılıyor” diye konuştu. Kamuoyu baskısının önemine dikkat çeken Acar, “Eğer bu mahkemeler üzerinde basınç kuramazsak cezasızlığın çıkacağını adımız gibi biliyoruz” ifadelerini kullandı.

"İşçilerin canı, patronların kârından daha önemlidir"

Nakliyat-İş Gebze Şube Başkanı Erdal Kopal da "Patronların doymak bilmez aşırı kar hırsı yüzünden her gün İSİG verilerine göre katliam üstüne katliam yaşıyoruz. Bu haksız ve adaletsiz düzenden hesap sormaya, mücadele etmeye devam etmek zorundayız. Çünkü bize ölümden başka bir şey reva görülmüyor. Son olarak; işçilerin canı, patronların kârından daha önemlidir, daha değerlidir” dedi.

Birleşik Metal-İş Sendikası Gebze 1 No’lu Şube Temsilciler Kurulu üyesi, “Türkiye, sermaye tarafından işçiler için adeta bir mezarlığa dönüştürüldü. Bu katliamın yargılamasını bile bugün bizden bu kadar uzak tutarak bize şunu söylüyorlar: Hayatlarınızın bizim gözümüzde hiçbir değeri yok. İçeride tek bir devlet görevlisi, tek bir kamu görevlisi yargılanmıyor. Bugün iyi değiliz ama iyi olacağız. Bugün kalplerimiz acıyor ama onların da kalpleri acıyacak” dedi.

Seyit Aslan: Tüm failler ceza alana kadar davaların takipçisi olacağız

Duruşma öncesi Kandıra Cezaevi Kampüsü önünde açıklama yapan Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan ise, “Saray düzeninin yaratmış olduğu mezbaha düzeni nedeniyle Dilovası'nda yaşanan iş cinayetinde yakınlarını kaybeden aileler burada. İşçiler burada. Bu cinayeti işleyenlere karşı Demokrasi güçleriyle birlikte tutum sergilemek için bir aradayız” dedi.

 

Ravive Kozmetik’teki iş cinayetinde yakınını kaybeden bir kadının konuşmasına dikkat çeken Aslan, “20-30 bin liraya çalıştırılan işçiler hayattan koparılırken bu ülkede kaynaklar sermayeye aktarılıyor” dedi. Ravive Kozmetik’te yaşanan iş cinayetinin Saray düzeninin örgütlediği mezbaha düzeninin bir sonucu olarak yaşandığını vurgulayan Aslan, “Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan bu iş cinayeti yaşandığında ‘Bu iş cinayetinin takipçisi olacağım’ demişti. Bugün geldiğimiz noktada pratiğin öyle olmadığı açık. Tüm sorumluların yargılanması için tek bir adım atmayan Bakan Işıkhan bir kez daha 7 işçiyi katleden patronun yanında olduğunu göstermiştir. Yeri geldiğinde işçilerden yana olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan da bu iş cinayetlerinde sermayenin yanında tutum almaktadır. Bu mezbaha düzenine, emeğinin değersizleştirilmesine karşı mücadelemizi sürdüreceğiz. Yaşanan iş cinayetlerinin sorumluları ceza alana kadar davaların takipçisi olacağız” ifadelerini kullandı.

20.05.2026 16:30

Ziraat odalarından yaş çay fiyatına tepki: '35 lira üreticiyi kurtarmıyor'

Karadeniz’de ziraat odaları, yaş çay fiyatının 35 lira olarak açıklanmasına tepki gösterdi. Açıklamada, artan maliyetler karşısında fiyatın yetersiz kaldığı belirtildi.

Ziraat odalarından yaş çay fiyatına tepki: “35 lira üreticiyi kurtarmıyor”

Fotoğraf: MA

20.05.2026 12:26

İkizdere'deki Kalapotamaz deresinden 'köpük' aktı

Rize’de Kalapotamaz Deresi’nde oluşan yoğun köpük tabakası çevre kirliliği tartışmalarını yeniden gündeme getirdi. ORÇEV Başkanı Ertuğrul Gazi Gönül, köpüklenmenin HES depolarındaki kirli suların dereye bırakılmasından kaynaklanabileceğini söyledi.

İkizdere'deki Kalapotamaz deresinden "köpük" aktı

Fotoğraf: ANKA

20.05.2026 13:42 / Güncelleme: 13:54

İran, ABD'nin füze üssü iddiasını reddetti: 168 çocuğun katliamını örtbas etmek için berbat bir yalan

ABD'li komutanın "Okul füze üssündeydi" iddiasına yanıt veren İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, saldırıyı "açık bir savaş suçu ve katliamı örtbas etme çabası" olarak nitelendirdi.

İran, ABD'nin füze üssü iddiasını reddetti: 168 çocuğun katliamını örtbas etmek için berbat bir yalan

Fotoğraf: Mehr News Agency

20.05.2026 16:31 / Güncelleme: 17:30

Evrensel’i Google’da 'Tercih edilen kaynaklar' listenize eklemeyi unutmayın

İnternet, yapay zeka eliyle üretilmiş sahte içeriklerle ve teyit edilmemiş bilgi kirliliğiyle çevriliyken, Evrensel’i “Tercih edilen kaynaklar” listenize ekleyerek gerçeğe ulaşabilirsiniz.

Evrensel’i Google’da “Tercih edilen kaynaklar” listenize eklemeyi unutmayın
20.05.2026 14:52 / Güncelleme: 15:31

Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi işçileri: Yönetimin baskıları bizi yıldıramayacak

Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi çalışanları, görev değişiklikleri, artan iş yükü ve mobbinge karşı yürüyüş düzenledi. Sağlık-İş İzmir Şubesi, hastane yönetiminin toplu iş sözleşmesini yok saydığını belirtti.

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!