17.05.2026 18:02

Adana'da 'Barış Hakkı' Paneli: Barışın inşasında toplumsal katılım ve hakikat vurgusu öne çıktı

İHD Adana Şubesi'nin düzenlediği “Barış Hakkı” panelinde konuşan hak savunucuları, otoriterleşen toplumlarda kalıcı barışın ancak toplumsal katılım, hakikatle yüzleşme ve demokratikleşmeyle mümkün olabileceğini vurguladı.

Adana'da "Barış Hakkı" Paneli: Barışın inşasında toplumsal katılım ve hakikat vurgusu öne çıktı

Fotoğraf: Evrensel

Volkan Pekal
[email protected]


İHD Adana Şubesi tarafından düzenlenen 2026 Çukurova İnsan Hakları Akademisi kapsamında düzenlenen “Barış Hakkı” paneli Adana Büyükşehir Belediyesi Salonu’nda gerçekleştirildi. İnsan Hakları Derneği Adana Şubesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen panelde, otoriterleşen bir toplamda barışın ınşasının kolay olmadığına dikkat çekilerek barış mücadelesinde meslek örgütleri ve sendikaların da sorumluluğuna dikkat çekildi.

Panelde İHD Eş Genel Başkanı Cihan Aydın, TİHV Kurucular Kurulu Üyesi Şebnem Korur Fincancı ve Hak Inisiyatifi Derneği Genel Başkanı Fatma Bostancı Ünsal konuşmacı olarak yer alırken, oturumun moderatörlüğünü Yasemin Dora Şeker yaptı.

“Barışı kalıcı hale getirecek mekanizmalar inşa edilmeli”

Hak Inisiyatifi Derneği Genel Başkanı Fatma Bostancı Ünsal, barış hakkının insan haklarının temelini oluşturduğunu belirterek savaş ortamlarında insanların en temel haklarının ortadan kalktığını söyledi. İnsan hakları mücadelesinin insanın “insan kalabilmesi” için evrensel bir zorunluluk olduğunu vurgulayan Ünsal, barışın yalnızca bir talep değil, yaşamın sürdürülebilmesi için gerekli temel koşullardan biri olduğunu ifade etti. Filistin’de yaşananlara dikkat çeken Ünsal, evrensel ölçekte barışın sağlanabilmesi için hukukun ve vicdanın güçlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Barışı kalıcı hale getirecek mekanizmaları çok geç olmadan inşa etmek zorundayız” dedi.

İHD Eş Genel Başkanı Cihan Aydın: “Otoriterleşen toplumlarda barışın inşası kolay değil”

İnsan Hakları Derneği Eş Genel Başkanı Cihan Aydın, Türkiye’de yürütülen barış tartışmalarına ilişkin yaptığı değerlendirmede, otoriterleşme ve kutuplaşmanın barış sürecini zorlaştırdığını ancak demokratik ve kapsayıcı bir barışın toplumsal katılımla mümkün olabileceğini söyledi.

Konuşmasında dünyada artan çatışma ortamına dikkat çeken Aydın, savaşların ve otoriter politikaların toplumlar üzerinde ağır sonuçlar yarattığını belirterek, “Haklar ve özgürlükler hiçbir zaman kendiliğinden verilmedi. Tarih boyunca toplumların mücadelesiyle kazanıldı” dedi.

Türkiye’de henüz resmi olarak adı konulmamış bir barış sürecinin yaşandığını ifade eden Aydın, yaklaşık bir buçuk yıldır çatışmaların azalmasının önemli olduğunu ancak bunun tek başına kalıcı barış için yeterli olmayacağını vurguladı.

Sürece toplumun tüm kesimlerinin dahil edilmesi gerektiğini belirten Aydın, “Kadınların, gençlerin, çocukların, farklı inanç gruplarının, meslek örgütlerinin ve sivil toplumun barış sürecine katılımını sağlayacak mekanizmalar oluşturulmalı” diye konuştu.

İHD’nin 40 yıllık deneyimine dikkat çeken Aydın, derneğin çatışmalı süreçlerde yaşanan hak ihlallerini belgelediğini, faili meçhul cinayetler, zorla kaybetmeler ve cezasızlık politikalarına karşı mücadele yürüttüğünü ifade etti. Aydın, “Bu konuda güçlü bir hafızamız ve arşivimiz var. Kalıcı bir barışın inşası için bu deneyim değerlendirilmeli” dedi.

Toplumun uzun yıllardır süren çatışmalı süreç nedeniyle ağır travmalar yaşadığını dile getiren Aydın, “Yaklaşık 50 bine yakın insan yaşamını yitirdi. Binlerce köy boşaltıldı, çok ağır sosyal, ekonomik ve psikolojik sonuçlar ortaya çıktı. Bu nedenle toplum barışı bir an önce görmek istiyor. Ancak çatışma çözüm süreçleri uzun zamana yayılan süreçlerdir” dedi.

Aydın, 2013-2015 çözüm sürecinin ardından yaşanan ağır çatışmalı dönemi hatırlatarak, benzer acıların yeniden yaşanmaması gerektiğini söyledi. Açıklamasının sonunda ise, “Umarım bu süreç başarıyla sonuçlanır ve herkesin içinde yaşayabileceği demokratik bir barış ortamı oluşur” dedi.

“Dünyada demokrasi gerilerken savaş ekonomisi güçleniyor”

TİHV Kurucular Kurulu Üyesi Şebnem Korur Fincancı, İnsan Hakları Derneği’nin akademik ortamların oluşmasındaki rolüne dikkat çekerek başladı. Dünyada demokrasi ve insan hakları alanında “inanılmaz bir gerileme” yaşandığını söyleyen Fincancı, neoliberal kapitalist sistemin savaşlardan büyük rant elde ettiğini söyledi. 2024 yılında dünya gayrisafi hasılasından silahlanmaya ayrılan payın tarihsel olarak en yüksek seviyeye çıktığını belirten Fincancı, bu oranın 2035’e kadar iki katına çıkarılmasının planlandığını ifade etti. Sağlık ve eğitim gibi kamusal alanların payının yıllardır düşük tutulduğunu söyleyen Fincancı, artan askeri harcamaların toplumların geleceğini tehdit ettiğini vurguladı. Fincancı, dünyada her yıl milyonlarca insanın şiddet nedeniyle yaşamını yitirdiğini, Filistin’de ise çocukların yalnızca bombalarla değil açlık ve ambargolarla da öldüğünü söyledi.

“Barış sürecinde simgesel adımlar önemli”

Türkiye’de ise yeniden gündeme gelen çözüm süreci tartışmalarını “kırılgan bir umut” olarak değerlendirdi. Fincancı, kırk yılı aşkın çatışmalı sürecin yarattığı ağır toplumsal tahribata işaret ederek demokratikleşme yönünde hala somut adımlar atılmadığını belirterek buna rağmen barış ihtimalinin toplumsal olarak önemini koruduğunu belirtti. Silah bırakma töreninin simgesel yönlerine dikkat çeken Fincancı, ekosisteme duyarlı biçimde gerçekleştirilmesini ve kadınların görünürlüğünü “toplumsal cinsiyete duyarlı bir tutum” olarak değerlendirdi; bunun kendisinde umut yarattığını söyledi.

“Barış için hakikat şart”

Fincancı, savaş hukukunun büyük ölçüde ortadan kalktığını, sağlık kurumlarının dahi hedef haline geldiğini söyledi. İnsanların işkence ve polis şiddetini giderek daha fazla meşru görmeye başladığını belirten Fincancı, İHD ve KONDA araştırmalarının da bu kötüleşmeyi ortaya koyduğunu ifade etti.

Türkiye’de demokrasi endeksinin ciddi biçimde gerilediğini belirten Fincancı, “1980 askeri cuntasından çok daha geride bir noktadayız” dedi. Adalet mekanizmalarının işlemediğini, ifade özgürlüğünün ortadan kaldırıldığını ve olağanüstü hal uygulamalarının ülkenin büyük bölümüne yayıldığını ifade eden Fincancı, bütün bu koşullara rağmen barışı konuşmanın zorunlu olduğunu söyledi.

Hakikat ve yüzleşmenin barışın temel koşullarından biri olduğunu vurgulayan Fincancı, Dargeçit davasında verilen zaman aşımı kararını hatırlattı. Türkiye’de cezasızlığın en temel sorunlardan biri olduğunu dile getirdi. Fincancı, hakikatin açığa çıkarılmadığı ve hesap verebilirliğin sağlanmadığı koşullarda toplumun barış süreçlerine güven duymadığını söyledi.

“Meslek örgütlerine de sorumluluk düşüyor”

Barış talebinin sadece belirli partilerin derdi olmaması gerektiğini anlatan Fincancı konuşmasının bu bölümünde emek ve meslek örgütlerinin sorumluluklarına ayırdı. Fincancı, meslek örgütlerinin askeri harcamalara karşı sağlık ve eğitim bütçelerinin artırılması talebini yükseltmesi gerektiğini belirterek “Bütün bu askeri harcamalara karşı biz harcamayı sağlığa istiyoruz demek, eğitimcilerin bunu eğitim için talep etmesi gerekiyor.” dedi.

Güvenli bir ortamda yaşamanın sadece güvenlik anlamına gelmediğini ifade eden Fincancı, yeterli barınma, uygun koşullarda barınmak, yeterli sağlık hizmetlerine erişim, eğitime erişim, bu eğitimin anadilinde olabilmesi olanağı olduğunu söyledi. Fincancı, “Bu yüzden Esra Işık ağacına sarıldı diye tutuklanmamalı. Mehmet Türkmen çalışma hakları için mücadele ederken hapse atılmamalı. Evet, barış insan hakkı… Ancak bu insan hakkını Birleşmiş Milletler vermiyor aslında. Bir mücadele sonucu. İnsan hakları mücadelesi içinde yer alanların sürdürdüğü uzun soluklu mücadelenin sonucu ortaya çıkıyor bütün bildirgeler, sözleşmeler. Bunu korumak zorundayız.” ifadelerini kullandı.

Şiddetin yalnızca fiziksel çatışmalardan ibaret olmadığını belirten Fincancı, açlığın, yoksulluğun ve eşitsizliklerin de yapısal şiddetin parçası olduğunu söyledi. “Fiziksel çatışmanın yokluğu şiddetin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor” diyen Fincancı, gerçek barışın ancak eşitsizliklerin giderilmesiyle mümkün olacağını belirterek TMK’nın kaldırılması gerektiğini ifade etti.

Fincancı, örgütlenme özgürlüğünün büyük ölçüde ortadan kaldırıldığını belirtti. Sendikalı işçi sayısındaki düşüşe dikkat çeken Fincancı, örgütlenmenin suç haline getirildiğini ifade etti. Barış talebini dile getiren akademisyenlerin ihraç edildiğini hatırlatan Fincancı, benzer baskıların dünya genelinde de yaşandığını söyledi.

Kadınların barış süreçlerine katılımının barış ihtimalini yüzde 35 artırdığına dair araştırmaları hatırlatan Fincancı, kadınların empati ve ağ kurma becerilerinin toplumsal barış açısından belirleyici olduğunu ifade etti.

İnsan hakları mücadelesinin uzun soluklu bir mücadele olduğunu belirten Fincancı, “Hak bize ait ama inşa etmek yükümlülüğü devletlere ait” diyerek devletlerin barış ve insan hakları konusunda sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini söyledi.

17.05.2026 11:30 / Güncelleme: 12:42

Aziz Yıldırım’dan büyük plan: Önce şampiyonluk, sonra veda

Fenerbahçe Başkan Adayı Aziz Yıldırım, dernek başkanları toplantısında yaptığı açıklamalarda “şampiyonluk” vurgusu yaparak dikkat çeken mesajlar verdi.

Aziz Yıldırım’dan büyük plan: Önce şampiyonluk, sonra veda

Arşiv | Fotoğraf: DHA

17.05.2026 11:04 / Güncelleme: 12:10

'Bayram tatili değil, hayatta kalma planı yapılıyor': 5 kişilik ailenin yol masrafı 35 bin TL'yi aştı

CHP İstanbul Milletvekili Dr. Gamze Akkuş İlgezdi, Kurban Bayramı öncesi artan ulaşım maliyetlerini Meclis gündemine taşıyarak, “seyahat özgürlüğünün fiilen ortadan kalktığını” söyledi.

"Bayram tatili değil, hayatta kalma planı yapılıyor": 5 kişilik ailenin yol masrafı 35 bin TL'yi aştı

Fotoğraf: Annie Spratt/Unsplash

17.05.2026 12:24

Dünya Sağlık Örgütü ebola salgını nedeniyle küresel acil durum ilan etti

Dünya Sağlık Örgütü, Kongo ve Uganda'daki ebola salgını nedeniyle küresel bir 'halk sağlığı acil durumu' ilan edildiğini ancak salgının henüz kovid-19 gibi pandemi acil durumu kriterlerini karşılamadığını bildirdi.

Dünya Sağlık Örgütü ebola salgını nedeniyle küresel acil durum ilan etti

Fotoğraf: Speak Media Uganda/Pexels

17.05.2026 15:27

Netanyahu, 'dostu' Trump ile İran'ı konuşacağını duyurdu

ABD ve İsrail'in yakın zamanda İran'a saldırmak için yoğun hazırlık yürüttüğü haberleri gelirken İsrail Başbakanı Netanyahu, bugün ABD Başkanı Trump'la görüşeceğini açıkladı.

Netanyahu, 'dostu' Trump ile İran'ı konuşacağını duyurdu

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!