16.05.2026 00:10

Aynı düzenin iki yüzü: Türkiye kimin cenneti?

Türkiye’nin tatil cenneti olarak pazarlanan kıyılarında çalışanlar, yarattıkları lüksün dışında bırakılırken; sermaye doğayı, emeği ve kamusal alanları parası olana açıyor.

Aynı düzenin iki yüzü: Türkiye kimin cenneti?

Fotoğraf: Dave Head/Unsplash

Burkay Rende
[email protected]


Türkiye’nin kıyılarında, ışıltılı bir denizin kıyısındaki lüks otelin balkonundan gün batımını izlemek, dünyanın pek çok yerinden gelen “misafirler” için sadece birkaç yüz avroluk sıradan bir harcama. Ancak o otelin mutfağında, bahçesinde ya da resepsiyonunda çalışan bir yurttaş için o balkonda mesai saatleri dışında vakit geçirmek, aylar süren emeğinin karşılığında erişebileceği düşük bir ihtimalden fazlası değil.

Kürsülerden ekonomik verileri açıklayanlar, turizmdeki büyüme rakamlarıyla övünürken aslında yalnızca bir illüzyonu alkışlıyorlar. Ticaret Bakanı Ömer Bolat kendi kürsüsünden, “Kişi başına düşen GSYİH 18 bin dolara ulaşacak ki bu da 2002 yılındaki rakamımızın 5.5 katı” dedi. Bakan çok iyi biliyor ki ülkenin işçisi, emekçisi 2002’den bu yana 5.5 kat daha zengin olmadı ancak veriler Koç Grubunun yaklaşık 7 kat, Sabancı Grubunun ise yaklaşık 6 kat daha zenginleştiğini gösteriyor. Ticaret Bakanlığı, “kişi başına düşen gelir” derken ya seçilmiş bir avuç insan başına düşen gelirden bahsettiğini belirtmeyi unutuyor ya da alkışladığı illüzyonun ardına bir şeyler gizlemek istiyor.

Turizm sektöründeki “katma değer” istatistikleri de aynı illüzyonun bir parçası. Bir otelin bilançosunda görünen yüksek katma değer, aslında o otelde düşük ücretlerle ve güvencesiz koşullarda çalışan emekçilerin sırtından elde edilenlerin yansıması. Kayıt dışı çalışmanın oldukça yaygın olduğu, kimi çalışanların hep beraber koğuş benzeri odalarda konakladığı, 2025 yılında yapılan düzenlemeyle 10 gün çalışmanın ardından ancak 11. gün izin kullanılabildiği, mobbingin ve tacizin giderek arttığı güvencesiz çalışma koşullarının sırtından yükselen bir istatistik.

Ülkede çalışan ücretleri baskılandıkça, geçmişten gelen haklar törpülendikçe ülkenin tatil bölgeleri turizm emekçileri için birtakım sosyal ve ekonomik haklarını bugün de elinde tutmayı başarabilmiş, alım gücü nispeten daha yüksek “yabancı” turistin siparişlerini zamanında teslim etme telaşesiyle koşuşturdukları bir mesai alanı olarak kalmaya devam edecek.

‘Kim olursan ol, yine gel’

Bu denklemde trajikomik bir satır da var. Türkiye’de kendi ülkesinde tatil yapamayan biri, başka ülkelere gidince bu kez aynı düzenin diğer tarafına geçebiliyor. Kendi ülkesinde iyi otellere müşteri olamayan bir “turist”, Türkiye’den de daha ucuz olan Balkanlar, Mısır ya da Güneydoğu Asya ülkeleri gibi yerlerde bir anda “ayrıcalıklı yabancı” konumuna gelebiliyor.

Yani, uluslararası sermaye kendi kuralını yazmış. Onlar, çeşitli tatil bölgesi projeleri için bürokraside kendi çıkarına gedikler açacak, ülkelerin doğasını tahrip edecek ve o tahribatın ortasında turizm emekçileri üç kuruşa ter dökecek. Türkiye gibi ülkelerin emek gücü ve kaynakları ucuz bir şekilde “yabancıya” transfer edilecek. Kimileri tatillerini herhangi bir ekonomik kaygı duymadan yapacak ama, emekçiler kendi ülkelerinin en nitelikli alanlarından sosyal ve kültürel olarak sürülecek.

Elbette sermaye paranın yalnızca yabancıdan kazanılmadığını da biliyor. Örneğin eğer yolunuz Sinop’a düşerse, yabancı turistin pek de uğrak noktası olmayan Nisi Göleti’nin etrafındaki parkta soluklanmak istediğinizde Sinop İl Özel İdaresi yakın zamanda aldığı bir kararla sizden kişi başı 60 TL talep edecek.

Yani esasında sermaye için dilin, dinin, ırkın bir önemi yok. Mottosu basit: “Kim olursan ol, yine gel”, ama paran varsa.

15.05.2026 15:29

Fenerbahçe’de seçim öncesi dev plan: Aziz Yıldırım'dan flaş teknik direktör iddiası

Fenerbahçe başkan adaylarından Aziz Yıldırım’ın, teknik direktörlük görevi için Jorge Jesus’u yeniden takımın başına getirmeyi planladığı iddia edildi.

Fenerbahçe’de seçim öncesi dev plan: Aziz Yıldırım'dan flaş teknik direktör iddiası

Fotoğraf: AA

15.05.2026 17:09

Doruk Madencilik işçileri direnişteki Temel Conta işçilerini ziyaret etti: Direnen işçiler kazanacak

Ankara’daki direnişleri sonucu haklarını alan Doruk Maden işçileri 522 gündür sendika ve toplu sözleşme hakları için direnen Petrol-İş Aliağa Şubesi’nde örgütlü Temel Conta işçilerini ziyaret etti. Açıklamada "Direniş kazanacak" denildi.

Doruk Madencilik işçileri direnişteki Temel Conta işçilerini ziyaret etti: Direnen işçiler kazanacak

<!-- x-tinymce/html -->Fotoğraf: Bahar Emreoğlu/ Evrensel

15.05.2026 13:16

Bir ilçenin ölüm fermanı: Gümüşhacıköy'de ormanlar, köyler ve su kaynakları maden şirketlerine satıldı

Amasya'nın Gümüşhacıköy ilçesinde ormanlar, köyler ve su kaynakları maden şirketlerine satıldı. Prof. Dr. M. Doğan Kantarcı’nın raporunda “Köyler haritadan siliniyor, halka "göç" dayatılıyor” denilerek bunun bir suç olduğu belirtiliyor.

Bir ilçenin ölüm fermanı: Gümüşhacıköy'de ormanlar, köyler ve su kaynakları maden şirketlerine satıldı

Harita: Prof. Dr. M. Doğan Kantarcı

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!