Bir ilçenin ölüm fermanı: Gümüşhacıköy'de ormanlar, köyler ve su kaynakları maden şirketlerine satıldı
Amasya'nın Gümüşhacıköy ilçesinde ormanlar, köyler ve su kaynakları maden şirketlerine satıldı. Prof. Dr. M. Doğan Kantarcı’nın raporunda “Köyler haritadan siliniyor, halka "göç" dayatılıyor” denilerek bunun bir suç olduğu belirtiliyor.
Harita: Prof. Dr. M. Doğan Kantarcı
Özer Akdemir
[email protected]
Amasya – Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından 25 Mart - 9 Nisan 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen maden sahası satışları, Amasya'nın Gümüşhacıköy ilçesinde büyük bir ekolojik ve sosyal krizin habercisi oldu. Prof. Dr. M. Doğan Kantarcı tarafından hazırlanan ekolojik değerlendirme raporuna göre, ilçede orman, otlak ve tarım arazilerinden oluşan tam 4090 hektarlık alan, 21 milyon 125 bin TL karşılığında dört farklı şirkete satıldı.
“Köyler haritadan siliniyor, halka "göç" dayatılıyor”
Fotoğraf: Kişisel Arşiv
Satılan alanlar sadece boş arazilerden ibaret değil. Maden şirketlerine devredilen bu devasa alanın içinde İmirler, Karaali, Kılıçaslan ve Aşağı Ovacık köyleri ile Gümüşhacıköy'ün Tekke Mahallesi de doğrudan yer alıyor. Raporda bu durumun yöre halkını topraklarından koparıp göçe mecbur bıraktığı ve bir tür "tehcir" anlamına geldiği vurgulanarak, bunun bir suç olduğu belirtiliyor. Ayrıca, maden ocağı açılmak istenen alanların anayasal güvence altındaki orman arazileri olduğu ve Anayasa'nın 169. maddesine göre ormanların daraltılamayacağı, satılamayacağı ve başka amaçla kullanıma açılamayacağı hatırlatılıyor.
“Bölgenin can damarı İmirler Barajı tehlikede”
Projenin en büyük tehlikelerinden biri ise bölgenin su kaynakları üzerinde yaratacağı geri döndürülemez yıkım. Satılan İnegöl Dağı arazisi, ilçe merkezine ve çevre köylere içme, kullanma ve tarımsal sulama suyu sağlayan İmirler Barajı'nın su üretim havzası konumunda bulunuyor. Bölgede iklim değişikliği nedeniyle artan yaz sıcaklıkları ve kuraklık, tarımsal sulama ihtiyacını zaten kritik seviyelere taşımış durumda. Ormanların ve otlakların yok edilip maden çukurlarına dönüştürülmesiyle yağış suları toprağa sızamayacak, sele dönüşecek ve su üretimi tamamen duracaktır. Bu durum, hem köylüyü hem de ürünlerle beslenen kent halkını açlığa ve susuzluğa mahkûm edecektir.
“Zehirli su, arsenik ve ağır metal tehdidi”
Fotoğraf: Prof. Dr. M. Doğan Kantarcı
Ekolojik felaketin görünmeyen yüzü ise halk sağlığını doğrudan hedef alan kimyasal reaksiyonlar. Gümüşhacıköy çevresindeki volkanik kayalar; pirit, kalkopirit ve kurşun sülfür gibi kükürtlü mineraller barındırıyor. Açık ocak madenciliği ile bu kayaların açığa çıkıp oksijen ve sularla temas etmesi sonucunda "asit maden suyu" oluşacağı uyarısı yapılıyor.
Oluşacak bu asitli su; kurşun, bakır, kadmiyum ve arsenik gibi ölümcül ağır metalleri çözerek yeraltı sularına, barajlara, kuyulara ve tarım alanlarına taşıyacaktır. Tatsız ve kokusuz olan kurşunun içme sularına karışması çocuklarda beyin gelişimini kalıcı olarak etkilerken, kadmiyum böbrek iflasına, bakır karaciğer hasarına ve arsenik ciddi zehirlenmelere yol açmaktadır. Bu zehirler aynı zamanda sulama suyuyla tarım ürünlerine geçerek besin zincirine de dâhil olacaktır.
"Ormanı kayalığa çevirmenin ülkeye faydası yok"
Raporun sonuç bölümünde Prof. Dr. Kantarcı, açık ocak madenciliğiyle ormanların yok edilip arazinin kayalığa dönüştürüleceğini, bu kayalık alanda yeniden toprak oluşması için 1000 yıl, ormana dönüşmesi için ise yüzlerce yıl geçmesi gerektiğini vurguluyor. Bu yıkım projesinin doğaya, su kaynaklarına ve insan sağlığına vereceği zararların çok uzun süreli olacağı belirtilerek, arazi satışlarının ve maden girişimlerinin derhal durdurulması gerektiği ifade ediliyor.
Evrensel'i Takip Et