ABD-Çin ziyaretinden İran’a yansıyan: Trump aşağılanıyor
Trump'ın Çin'den İran ve Hürmüz krizinde destek aradığı görüşme, İran medyası tarafından "ABD'nin aşağılandığı ve bataklığa saplandığı" bir yenilgi olarak görülürken; Pekin'in zayıflayan ABD'den küresel tavizler kopardığı bir teste dönüştü.
Fotoğraf: AA- İran Sazendegi Gazetesi manşeti kolaj
Ela Ava
[email protected]
ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin ziyaretinde İran, beklendiği gibi öne çıkan konu başlıklarından oldu. Üç günlük görüşmenin ardından Çin ateşkes ve Hürmüz Boğazı’nın açılması çağrısında bulunurken, Donald Trump, Çin Lideri Şi Cinping’in İran’daki savaşı sona erdirme konusunda “çok benzer” bir görüşe sahip olduğunu söyledi.
Trump’a ‘Lyndon Johnson’ benzetmesi
Batı basınındaki yorumlarda ABD- Çin diplomasisinde olumlu hava rüzgarı öne çıkarken İran’da ise “Trump aşağılanıyor” yorumları öne çıktı. Devrim Muhafızları haber ajansı Tasnim, “İran ve Çin tarafından Trump’a yönelik aşağılama zinciri” başlığı altında Trump’a eski ABD Başkanı olan “Lyndon Johnson” benzetmesi yaptı. Tasnim’in yayımladığı yazıda, “Şi Cinping, Trump’ı küçük düşürüyor ve bu durumu tersine gösterme çabaları sadece durumu daha da kötüleştiriyor” ifadelerine yer verdi. Birçok yayın da Tasnim’in haberini kullandı.
Buna göre, önce İranlı müzakereciler Trump’ın temsilcileriyle görüşmeyi reddettiler. Ardından Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Trump’ın “İran tarafından küçük düşürüldüğü”nü açıkça dile getirdi. Daha sonra Suudi Arabistan, Trump ile arasına mesafe koymaya başladı. Ve bu zincirleme sonucu Trump şu anda Eski Başkan Lyndon Johnson’ınkine benzer büyük bir krizle karşı karşıya. Lyndon Johnson (1960’larda ABD Başkanı), özellikle Vietnam Savaşı olmak üzere iç ve dış siyasi baskılar nedeniyle o kadar zayıflamıştı ki yeniden seçilmekten vazgeçti. Amerikan siyasetinde bu benzetme, kaçışı olmayan bir bataklığa saplanıp kalmanın sembolü olarak kullanılıyor.
Asyalı diplomatik kaynaklar ise Lübnan merkezli Al-Mayadeen’e yaptıkları açıklamada; ABD’nin İran’a baskı yapması için Çin’i ikna etmedeki başarısına dair iddialarının arttığını belirttiler. Al-Mayadeen’e atıfta bulunan çeşitli İran yayınları, “ABD’nin İran nükleer dosyası veya Hürmüz Boğazı’nın geçiş ücreti olmadan açık kalması konusunda Pekin ile anlaştığı yönündeki iddiaları, tamamen bir medya yaygarası yaratma çabasıdır” ifadelerine yer verdi.
Trump’ın zayıfladığı iç politika yansıması
İran krizi artık ABD ve Çin arasındaki stratejik rekabetin ayrılmaz bir parçası haline gelmiş durumda. Çin, İran petrolünün en büyük alıcısı konumunda ve Hürmüz Boğazı’ndaki her türlü aksama, doğrudan Pekin’in enerji güvenliğini tehdit ediyor. Buna karşılık ABD, Pekin’in Tahran üzerindeki nüfuzunu kullanarak petrol geçiş yolunu açık tutmasını ve İran’ı ABD’nin anlaşma şartlarını kabule zorlamasını bekliyor.
Bu durum, Trump’ın seyahati öncesinde Şi Cinping ile İran üzerine “uzun bir görüşme” yapacağını açıkça ilan etmesine neden oldu. Washington’da, Şi Cinping’in bu görüşmede masaya daha güçlü bir el ile oturacağına dair artan bir endişe vardı. Bu endişenin tek sebebi İran savaşı değildi elbet. Enerji fiyatlarındaki artış, küresel piyasalardaki istikrarsızlık, Avrupalı ve Arap müttefiklerin baskısı ve yaklaşan ara seçimler Trump’ın iç politikadaki konumunu zayıflatmış durumda. Çin bu durumu dikkatle izliyor ve ABD’den taviz almak için zamanın kendi lehlerine işlediğine inanıyor.
‘Görüşmenin galibi İran ve Çin’
İran’ın en önemli ekonomi haber sitelerinden “Eghtesad online”, İran savaşının birkaç önemli gerçeği ifşa ettiğini yazdı. Habere göre, ABD, hâlâ Ortadoğu’daki maliyetli krizlere saplanıp kaldı ve stratejik odağını iddia edildiği gibi Asya’ya kaydıramadı. ABD’nin İran’a yönelik yaptırım ve baskıları, yıllardır Çin’e teknoloji ve ticaret alanında uygulanan politikalarla benzerlik gösterdi ve bu da Pekin’i daha fazla öz yeterliliğe itti, böylece son yıllarda Çin, yapay zeka, elektrikli araçlar ve nadir toprak elementleri tedarik zinciri gibi ileri teknolojilere devasa yatırımlar yaptı. Siteye göre ABD “tek tekel” olmakta böylece başarısızlığa uğradı. Yazıda görüşmenin galibinin de İran ve Çin olduğu yansıtıldı.
Dengeler değişecek mi?
Trump ve Şi görüşmesinin önemi sadece ABD-Çin ilişkileriyle sınırlı değil. Bu zirve, İran savaşı sonrası dünyada güç dengesini ölçmek için bir teste dönüştü. Eğer Trump, Pekin’in İran’a karşı iş birliğini kazanabilirse, içerideki siyasi ve ekonomik baskıların bir kısmını hafifletebilir. Fakat Şi Cinping, ABD’nin Ortadoğu’da istikrara duyduğu acil ihtiyacı; Tayvan, teknoloji ve ticaret gibi alanlarda taviz almak için kullanmayı başarırsa, bu görüşme küresel güç dengesinin kademeli olarak Çin lehine değiştiğinin bir işareti olabilir. İran ve Hürmüz konusunda ise İran bariz bir şekilde başından beri Çin’in desteğini alarak ilerliyor ve şu anda kaybeden taraf değil.
Evrensel'i Takip Et