BES’ten emeklilik sistemi tepkisi: 'Kamu emekçileri emeklilikte yoksulluğa mahkum ediliyor'
İzmir ve Denizli’de açıklama yapan BES üyeleri, 5510 sayılı yasa ve kök ücret uygulamaları nedeniyle kamu emekçilerinin hak kaybına uğradığını belirterek emeklilikte insanca yaşam talebini dile getirdi.
Fotoğraf: Evrensel
İzmir, Denizli ve Bursa'da açıklama yapan kamu emekçileri, 5510 sayılı yasa ve “kök ücret” uygulamaları nedeniyle kamu emekçilerinin emeklilikte yoksulluğa mahkum edildiğini belirtti. SGK önlerinde yapılan açıklamalarda, ek ödemelerin emekliliğe yansıtılması, aylık bağlama oranlarının yükseltilmesi ve kamusal emeklilik hakkının korunması talep edildi.
İzmir: Kamu emekçileri yasal kayıt dışılık nedeniyle emekli olamıyor
BES İzmir Şube, 5510 sayılı yasanın emeklilik hakkını gasbetmesine karşı basın açıklaması düzenledi. Konak SGK İzmir İl Müdürlüğü önünde düzenlenen açıklamada sık sık “Sefalete teslim olmayacağız”, “Sermayeye değil emekçiye bütçe”, “İnsanca bir yaşam istiyoruz” sloganları atıldı. Basın metnini BES İzmir Şube Başkanı Deniz Çetin okudu.
Sosyal devletin tasfiyesine ve kamu emekçisinin geleceğinin çalınmasına karşı seslerini yükselttiklerini belirten Çetin, “Yaşadığımız kriz tesadüf değildir. Devletin küçülmesi safsatasıyla kamu hizmetlerinin özelleştirilmesinin ve uluslararası sermayeye verilen taahhütlerin bir sonucudur. Kamu Yönetimi Temel Reformu ile başlayan bu süreçte hizmetler paralı hale gelmiş, yurttaşlar düşük emekli aylıklarına mahkum edilmiş, kamu emekçileri hem güvencesizleştirme hem de geleceksizleşme politikalarına mahkum edilmiştir” dedi.
Fotoğraf: Evrensel
“Vatandaş ilaca ve tedaviye erişimi zorlaştı”
2006 yılında ‘reform’ ve ‘devrim’ sloganlarıyla kurulan SGK’nın gelinen noktada bir şirket gibi yönetilerek toplumun sırtından kâr etmeye odaklandığını vurgulayan Çetin, “Kurum bütçesi özel sağlık sektörüne ve ilaç tekellerine kaynak aktarmanın aracı haline getirilirken; vatandaşın ilaca ve tedaviye erişimi zorlaşmış, hizmet kalitesi düşmüştür. Ülkede artan kayıt dışı istihdam ve SGK bütçesinin sermayeye peşkeş çekilmesinin sonucu olarak sosyal güvenlik kapsamının giderek daraldığını rakamlarla göstermektedir” diye konuştu.
2026 yılı itibarıyla yaklaşık 26,3 milyon aktif sigortalıya karşılık, 17 milyon emekli ve hak sahibinin bulunduğunu söyleyen Çetin, “Sistemde 33,8 milyon kişi ‘bakmakla yükümlü’ statüsündedir. 2024 başında 1,63 olan bu oran, 2026 itibarıyla 1,62’ye gerileyerek kritik eşiğin altına düşmüştür. Sigortalıların toplam nüfusa oranı yüzde 89,7 görünse de çalışanların nüfusa oranı sadece 0,48'dir; yani toplumun yarısı gerçek bir güvenceden yoksundur” ifadelerini kullandı.
İktidarın politikaları sonucunda emekli aylıklarının asgari yaşam standartlarının altına itildiğini vurgulayan Çetin, “Emekli aylıkları; 2003 yılında asgari ücretin yüzde 36 üzerinde iken, bugün asgari ücretin yüzde 22 altına düşmüştür” dedi.
“Anayasal bir hak olan kamusal emeklilik adım adım tasfiye ediliyor”
Zorunlu BES ve Cumhurbaşkanlığı Stratejik Planı’nda yer alan Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES) gibi uygulamalarla, anayasal bir hak olan kamusal emekliliğin adım adım tasfiye edildiğini belirten Çetin, “Seyyanen dahil ek ödemeler emekliliğe sayılmazken, maaşlardan yapılmak istenen yüzde 3'lük kesintiler ve devlet teşvikleri aracılığıyla emekçinin sırtından özel fonlara kaynak aktarılması, ‘her koyun kendi bacağından asılır’ mantığının bir dışavurumudur. Oysa devlet, kendi eliyle yarattığı bu ‘yasal kayıt dışılığa’ son verip tüm ek ödemeleri emekli keseneğine dahil etse, memurlar önceden olduğu gibi ücretine oranla hak ettiği emekli aylığını alabilecektir. Oysaki kamu emekçileri bugün yasal kayıt dışılık nedeniyle emekli olamamaktadır” diye konuştu.
2008’de yürürlüğe giren 5510 sayılı yasa ile 01.10.2008 tarihinden sonra atanan yaklaşık 2,5 milyon kamu emekçisinin birçok hak kaybının yanı sıra emeklilikte de açlığa mahkum edildiğini söyleyen Çetin, “2008 öncesi 25 yıl çalışan bir emekçi için Aylık Bağlama Oranı (ABO) yüzde 75 iken, yeni yasada bu oran yüzde 50’ye çekilmiştir. Eskiden primler güncellenirken ülke büyüme hızının yüzde 100’ü hesaba katılırken, bu oran yüzde 30’a düşürülerek emekli aylıkları enflasyona mahkum edilmiştir” ifadelerini kullandı.
Fotoğraf: Evrensel
“Personelin en temel kazanımlarına göz dikiliyor”
2011 yılından bu yana SGK ve İŞKUR bünyesinde görev yapan emekçilerin ikramiyeleri, ek ödemeleri ve havuz paralarının hukuksuz bir şekilde ellerinden alındığını belirten Çetin, “Bununla da yetinilmemiş; personelin en temel kazanımları olan servis ve yemek haklarına dahi göz dikilmiş; uzmanlık hakkı verilmemiş ve 3600 ek gösterge sözü tutulmamıştır. Yoğun iş yükü altında ezilen, hakları tırpanlanan ve talepleri görmezden gelinen SGK ve İŞKUR emekçileri artık yeter demektedir” dedi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na ve hükümete seslenen Çetin, “Bu kayıt dışılığın nedeni sizin kök ücret modelinizdir. Bu durum kamu emekçileri en düşük emekli aylığına mahkum etmekte hem de birçok hak kaybına neden olmaktadır. Hazırladığımız yasa taslağına destek verin. Hükümet bu yasal düzenlemelere engel olur ise tüm kamu emekçilerini iş yerlerinde örgütlenmeye ve ortak mücadeleye çağırıyoruz” ifadelerini kullandı. Çetin son olarak taleplerini sıraladı:
- Tam Sigorta: Seyyanen zam dahil tüm ek ödemeler Prime Esas Kazanca dâhil edilerek emekliliğe yansıtılmalıdır.
- 666 Sayılı KHK Mağduriyeti: SGK ve İŞKUR emekçilerinin gasbedilen ikramiye ve ek ödemeleri derhal iade edilmelidir.
- ABO ve Refah Payı: Aylık Bağlama Oranı (ABO) yeniden yüzde 75’e çıkarılmalı; büyüme hızının yüzde 100'ü güncelleme katsayısına dâhil edilmelidir.
- Taban Aylık: En düşük emekli aylığı, çalışan en düşük memur maaşından az olmamalıdır.
- 3600 Ek Gösterge: Verilen sözler tutulmalı, 3600 ek gösterge ayrım yapılmaksızın tüm kamu emekçilerine uygulanmalıdır.
Denizli: Çalışırken yoksul emeklilikte açız
BES Denizli Şubesi ise SGK İl Müdürlüğü önünde basın açıklaması yaparak emeklilikte hak kayıplarının önlenmesini istedi. Basın açıklamasını BES Denizli Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Ersoy Özden okudu.
Özden açıklamasında zorunlu BES ve Cumhurbaşkanlığı Stratejik Planı’nda yer alan Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES) gibi uygulamalarla, anayasal bir hak olan kamusal emekliliğin adım adım tasfiye edilmek istendiğini vurguladı.
Fotoğraf: Evrensel
Kamu emekçilerinin maaşının yarısından fazlasının kayıt dışı bırakılmasına karşı; 657 sayılı DMK ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nda yapılması gereken düzenlemelerle ilgili TBMM’deki muhalefet partilerine yasa teklifi sunduklarını belirten Özden "Buradan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na ve hükümete sesleniyoruz: Bu kayıt dışılığın nedeni sizin kök ücret modelinizdir. Bu durum kamu emekçileri en düşük emekli aylığına mahkûm etmekte hem de birçok hak kaybına neden olmaktadır. Hazırladığımız yasa taslağına destek verin" dedi.
"Aylık bağlama oranı mağduriyeti giderilsin"
Son olarak kamu emekçilerinin taleplerini sıralayan Özden, tam sigorta, 666 Sayılı KHK mağduriyeti, ABO ve Refah Payı, taban aylık ve 3600 Ek Gösterge sorunlarına çözüm istedi. Açıklama sloganlarla sona erdi.
Bursa: 5510 sayılı yasa bir sefalet ve sömürü belgesidir
KESK Bursa Şubeler Platformu, SGK önünde yaptığı açıklamada kamu emekçilerinin hak kayıplarına, düşük emekli aylıklarına ve kayıt dışı ücret uygulamalarına tepki gösterdi.
KESK Bursa Şubeler Platformu’nun SGK önünde yaptığı basın açıklamasında konuşan BES Bursa Şube Kadın Sekreteri Emine Kan, “2008 yılında ‘Sosyal Güvenlik Reformu’ ambalajıyla önümüze konan ve yasalaşan 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası, aradan geçen yıllar içinde bir reform değil, tarihi bir ‘Sosyal Güvenlik Yıkımı’ olduğunu kanıtlamıştır” dedi.
Fotoğraf: Evrensel
Kan, “Bu yasa, çalışma hayatını ve emekliliği bir hak olmaktan çıkarmış, milyonlarca insanı açlık sınırının altındaki sosyal yardımlara muhtaç bırakmıştır. Sistemin en büyük tuzağı Aylık Bağlama Oranlarında (ABO) yapılan gizli kesintilerdir” ifadelerini kullandı.
2008 yılının bir milat kabul edildiğini belirten Kan, “Eskiden yüzde 70’lerde olan aylık bağlama oranları bugün yüzde 30’lara kadar düşürülmüştür. Dünyanın hiçbir yerinde daha çok çalışan ve sisteme daha çok prim ödeyen bir işçinin emekli maaşı düşmez; ancak 5510 sayılı yasa yüzünden Türkiye’de çalıştıkça emekli maaşımız erimektedir” dedi.
“Kayıt dışı ücret” uygulamasına tepki gösteren Kan, maaşların büyük bölümünün “ek ödeme”, “tazminat” ya da “seyyanen zam” adı altında verildiğini ancak bunların emekliliğe yansıtılmadığını söyledi. Kan, “Devlet, kendi çalışanına verdiği maaşın sigortasını tam yatırmamakta, kendi çalışanını kayıt dışı çalıştırmaktadır” diye konuştu.
“Çocuklarımızı iş cinayetlerinde kaybediyoruz”
5510 sayılı yasanın yarattığı yoksulluk düzeninin çocukları da etkilediğini belirten Kan, “Stajyer ve çırak kılıfı altında yüz binlerce çocuk şantiyelere, sanayi sitelerine sürülmüştür. Öğrencinin yeri şantiye değil okuldur” dedi.
Kan, “Staj ve mesleki eğitim adı altında meşrulaştırılan çocuk işçiliğinde gencecik evlatlarımızı iş cinayetlerinde kaybediyoruz. Bu ölümler kaza değil, çocukları ucuz iş gücü olarak gören sömürü sisteminin işlediği cinayetlerdir” ifadelerini kullandı.
Talepler sıralandı
BES Bursa Şube Kadın Sekreteri Emine Kan, taleplerini şöyle sıraladı;
- 5510 Sayılı Sefalet Yasası İptal Edilmelidir! 2000 öncesi, 2000-2008 arası ve 2008 sonrası ayrımı derhal son bulmalı, hakkaniyetli bir "İntibak Yasası" çıkarılmalıdır.
- Aylık Bağlama Oranları (ABO) Eski Haline Getirilmelidir! Emekli maaşları, açlık sınırının ve asgari ücretin çok üzerinde, insanca yaşanabilir bir seviyeye çekilmeli ve ekonomik büyümeden tam pay almalıdır.
- Kamuda Kayıt Dışı Ücrete Son Verilmelidir! Emekçilere ödenen tüm ek ödemeler, tazminatlar ve seyyanen zamlar emekli keseneğine (prime esas kazanca) dahil edilmeli, "Tam Sigorta" uygulanmalıdır.
- Çocuk İşçiliğine ve Öğrenci Sömürüsüne Derhal Son Verilmelidir! Mesleki eğitim (MESEM vb.) adı altında öğrencileri tehlikeli işkollarında ucuz iş gücü olarak kullanan sisteme son verilmeli; iş cinayetlerinin sorumluları yargılanmalı, hiçbir çocuğun eğitim hakkı elinden alınmamalıdır.
Evrensel'i Takip Et