Soma’nın 12. yılında Dilovası’ndan mesaj: 'Bu bir kader değil, sistem sorunu'
TMMOB’nin çağrısıyla Dilovası’nda yapılan anmada, Soma’nın bilimsel gerekliliklerin yok sayılması sonucu yaşandığı belirtilirken, yeni faciaların önlenmesi için mücadele çağrısı yapıldı. Dilovası katliamı duruşması hatırlatıldı.
Kocaeli - Soma’da 301 maden işçisinin hayatını kaybettiği maden katliamı, 12. Yıldönümünde Dilovası’nda anıldı. TMMOB Kocaeli İl Koordinasyonunun çağrısıyla İzmit İnsan Hakları parkında bir araya gelen kitle adına basın açıklamasını TMMOB İKK Sekreteri Mehmet Ali Elma okudu.
Soma’da yaşananların tesadüfle veya kaderle açıklanamayacağı vurgulanan açıklamada Elma, “Soma Faciası; bilimsel ve teknik gerekliliklerin yok sayılmasının, kamusal denetimin etkisizleştirilmesinin, işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin maliyet unsuru olarak görülmesinin sonucudur. İnsan yaşamı yerine şirketlerin kârını esas alan politikalar, 301 madencimizin yaşamına mal olmuştur. Soma Faciası, basit bir ihmal değil; madencilik bilgi ve birikiminin yok sayılmasının, teknik bilgi ve altyapı yetersizliğinin, bilimin yerine keyfiliğin, emeğe ve emekçiye saygı yerine kâr hırsının sonucudur” ifadelerini kullandı.
“AKP döneminde toplu işçi ölümleri tarihin en yüksek sayılarına ulaştı”
Madenciliğin; bilgi, deneyim, uzmanlık ve sürekli denetim gerektiren en ağır ve en riskli iş kollarından biri olduğunu hatırlatan Elma, “Ancak yıllardır uygulanan özelleştirme, taşeronlaştırma ve piyasalaştırma politikaları; kamusal madencilik birikimini tasfiye etmiş, üretimi teknik altyapısı yetersiz, denetimsiz ve kuralsız çalışma koşullarına teslim etmiştir. Emek sömürüsünün derinleştiği; esnek, güvencesiz istihdamın yaygınlaştığı, emek örgütlerinin etkisizleştirildiği 24 yıllık AKP iktidarı boyunca toplu işçi ölümleri tarihin en yüksek sayılarına ulaşmıştır. Aradan geçen on iki yıla rağmen ülkemizde iş cinayetlerinde bırakın bir azalmayı; madenlerde, inşaatlarda, fabrikalarda ve işyerlerinde güvencesiz çalışma koşulları altında yaşamını yitiren emekçilerin sayısı artarak devam etmiştir” dedi.
“Faciaların önüne geçmek mümkün”
Yaşanan iş cinayetlerinin ve iş kazalarının büyük çoğunluğunun önlenebilir olduğuna dikkat çeken Elma, “TMMOB olarak hazırladığımız her raporda, düzenlediğimiz her konferansta, gerçekleştirdiğimiz her eylemde ısrarla altını çiziyoruz: Bilimsel ve teknik ölçütler doğrultusunda gerekli adımların atılması, etkin ve bağımsız bir denetim mekanizmasının oluşturulması, çalışma yaşamının kamu yararı ve emekçilerin yaşam hakkını esas alan bir anlayışla yeniden düzenlenmesi halinde göz göre göre gelen faciaların önüne geçmek mümkündür. Ancak siyasi iktidar ve sermaye çevreleri, insan yaşamını değil üretimi ve kârı önceleyen politikalarını sürdürmekte ısrar etmektedir. Bugün hâlâ madenciler düşük ücretlere, güvencesiz çalışma koşullarına ve hak gasplarına karşı mücadele etmek zorunda bırakılmaktadır” şeklinde konuştu.
Örnek olarak Doruk madencilik işçilerini gösteren Elma, “Bunun en yakın örneklerinden birini, Ankara’da Kurtuluş Parkı’nda ücretleri ve gasp edilen hakları için direnen, açlık greviyle seslerini duyurmaya çalışan Doruk Madencilik işçilerinin mücadelesinde gördük. Doruk Madencilik başta olmak üzere birçok işyerinde emekçiler en temel hakları için grev ve direnişlerini sürdürmektedir. Emekçileri işsizlik ile ölüm arasında tercih yapmaya zorlayan bu anlayış değişmediği sürece yeni Soma’ların yaşanmasının önüne geçmek mümkün değildir” dedi.
“301 madencimizi ve bu düzenin yarattığı acıları unutmayacağız”
Soma faciasının yalnızca AKP iktidarının emek ve emekçi düşmanı politikalarının değil, aynı zamanda emeğe karşı sermayeyi, emekçilerin yaşamına karşı kar ve rantı koruyarak siyasi iktidara biat eden hukuk sisteminin de bir sonucu olduğuna vurgu yapan Elma, şu ifadeleri kullandı:
“Dava süreci boyunca yaşananlar ve mahkemenin verdiği kararlar, faciada kaybettiğimiz 301 madencinin acısı üzerine adaletsizlik ve haksızlık duygusunun daha da büyümesine neden olmuştur. Son olarak kamu görevlilerinin yargılandığı davada istinaf mahkemesinin zamanaşımı kararı vererek dosyayı kapatması, Soma’da yaşanan büyük iş cinayetinde kamu sorumluluğunun yargı eliyle görünmez kılındığını bir kez daha ortaya koymuştur. Gerçek sorumluları koruyan ve cezasızlığı esas alan bu anlayış, toplumun vicdanında derin yaralar açmıştır. Üzerinden kaç yıl geçerse geçsin Soma’yı unutturmak isteyenlere rağmen 301 madencimizi, ailelerinin adalet mücadelesini ve bu düzenin yarattığı acıları unutmayacağız.”
Dilovası katliamı davasına çağrı
Elma, “Maden ocaklarında, bir avuç kömür için bir ömür verenleri, başta Soma olmak üzere kaybettiğimiz tüm madencileri ve iş cinayetlerinde hayatını kaybeden tüm emekçileri büyük bir saygıyla anıyoruz. Soma’yı unutmayacağız, unutulmasına izin vermeyeceğiz” dedikten sonra Dilovası katliamını hatırlattı:
“Ayrıca Kocaeli kamuoyunun yakından bildiği üzere 8 Kasım 2025’te Dilovası Ravive kozmetikte de aynı tedbirsizlik, denetimsizlik 3’ü çocuk 7 canımızı bizden aldı. Soma’da yaşanan adaletsizliğin tekrar etmesinden endişeli olduğumuzu kamuoyu ile paylaşmak isteriz. Kocaeli kamuoyunu yeni Soma katliamları, başka bir Dilovası katliamı yaşanmaması için mücadele etmeye çağırıyoruz. Kocaeli halkını 20 Mayıs’ta ikinci duruşması başlayacak Dilovası katliamı davasını izlemeye çağırıyoruz.”
(Evrensel)
Evrensel'i Takip Et