Anadolu’nun can damarında siyanür tehdidi
Kırşehir’de, Enerji Bakanının ‘Ruhsat vermem’ dediği Yıldızlar SSS Holdingin Eti Gümüş’ü, yerleşim yerlerini neredeyse içine alıyor. Üstelik kapasite artışı ile eskiden Kütahya’ya taşınan maden şimdi Kırşehir’de siyanürle ayrıştırılacak.
Fotoğraf: Kırşehir Haber Türk
Özer Akdemir
[email protected]
Kırşehir – Kırşehir’de, Anadolu’nun en önemli su kaynaklarından biri olan Hirfanlı Barajının hemen yamacında bir altın madeninin yıllardır “sessiz sedasız” faaliyet yürütüyor. Madenin adı ise çok bilindik. Doruk Maden işçilerinin haklarını vermeyen ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar tarafından “Bir daha asla ruhsat vermem” denilen Yıldızlar SSS Holding bünyesindeki Eti Gümüş AŞ
Madenin yarattığı çevre sorunları ve su varlıklarına etkisi şimdilerde yeni yeni Kırşehir kamuoyunun gündemine gelmeye başladı. Üstelik kapasite artışı ile birlikte eskiden Kütahya’ya taşınan madenin yakın bir zamanda Kırşehir Kaman Savcılı köyü yakınında kurulacak işletmede siyanürle ayrıştırılacağı belirtiliyor.
Bakanın ‘Ruhsat vermem’ dediği şirket
Kaman ilçesine bağlı Savcılı Ebeyit köyü sınırlarında yer alan altın ve gümüş madeni, Eti Gümüş AŞ tarafından işletiliyor. 2004 yılında özelleştirilen Eti Gümüş AŞ, günümüzde Yıldızlar SSS Holding bünyesinde faaliyet göstermekte.
Yıldızlar SSS Holding, sahibi olduğu Doruk Maden’de çalışan madencilerin maaşlarını ve tazminatlarını ödemediği için madencilerin yaptığı grevlerle gündeme gelmiştir. Üstelik grev sonrası Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar “Devlete borcu olana teşvik veremeyiz dedik. Buna rağmen bunlar işçinin parasını ödemedi. Ben bu firmaya artık ruhsat vermem” demişti.
Sebahattin Yıldız’a ait toplam 2 bin 364 maden arama ruhsatı var
Gazeteci Bahadır Özgür’ün yazısına göre, Yıldızlar SSS Holdinge bağlı şirketler ve Sebahattin Yıldız’a ait toplam 2 bin 364 maden arama ruhsatı bulunuyor. Bunun 1433’ü arama, 577’si işletme ruhsatı talebi, 354’ü ise işletme ruhsatı. Ruhsatların 497’si endüstriyel ham madde, 1662’si metalik madenler, 205’i de enerji madenleri.
Holding, aldığı ruhsatlar sayesinde Türkiye’nin dört bir yanında altın, gümüş, bakır, kurşun gibi madenler arıyor. Ayrıca seramik fabrikaları için kalker sahaları çalıştırıyor.
2011 ve 2021’de çökme ve patlama
Yıldızlar SSS Holdingin Nesko Madencilik’e ait kurşun-çinko-bakır madeninin atık havuzu 18 Kasım 2021 tarihinde patlamış ve atıklar çevredeki tarım alanlarına, akarsulara ve Kılıçkaya Barajına akmıştı. Dönemin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı şirkete 12 milyon TL idari para cezası vermişti.
Üstelik Eti Gümüş’ün 2011 yılında Kütahya Gümüşköy’de işlettikleri gümüş madeninin atık barajı çökmüş, tonlarca siyanürlü su toprağa karışarak yasal sınırların 100 katı üzerinde kirlilik yaratmış, büyük çaplı hayvan ölümlerine ve siyanür zehirlenmelerine neden olmuştu.
Faaliyetler yeni değil
Aslında bölgedeki madencilik faaliyetleri yeni değil; şirket bu sahada 2009 yılında “ÇED gerekli değildir” belgesi alarak küçük ölçekli üretime başlamış ve 10 yıllık bir işletme süresi öngörmüştü. Yani maden bölgede yaklaşık 16-17 yıldır aktif ya da hazırlık aşamasında bulunuyor.
2010-2016 yılları arasında sahada 100 bin tonun üzerinde üretim gerçekleştirildiği biliniyor. Ancak madenin devasa bir kapasite artışına gitmesine rağmen faaliyetlerini gözlerden uzak bir şekilde yürütmesi ve çıkarılan cevherin işlenmek üzere Kütahya’ya sevk edilmesi, sahadaki asıl hareketliliğin kamuoyu tarafından ancak mayıs 2026’da çekilen yeni görüntülerle fark edilmesine neden oldu.
Siyanürlü ayrıştırma yöntemi Kırşehir’e taşınabilir
Kapasite artışı ile birlikte eskiden Kütahya’ya taşınan maden şimdi madenin çıkarıldığı yerde, yani Kırşehir Kaman Savcılı köyü yakınında kurulacak işletmede siyanürle ayrıştırılacak. Cevherin zenginleştirilmesinde siyanürlü yığın liçi yönteminin kullanılması planlanıyor. Siyanür kullanımı, olası bir kaza, sızıntı veya şiddetli yağış durumunda yer altı sularına ve Hirfanlı Barajına asit ve ağır metal karışması (metal özütlemesi) riskini en üst düzeye çıkarıyor.
Tesisin inşaat aşamasında günlük 990 metreküp, işletme aşamasında ise çok daha yüksek miktarlarda suya ihtiyaç duyması, halihazırda kuraklık riski çeken bölgenin su kaynaklarını da ciddi şekilde sarsacak.
Mevzuata göre Hirfanlı havzası korunması gereken bir alan olmasına rağmen, projenin baraj gölüne bakan yamaçlarda yer alması ciddi bir yasal çelişki yaratıyor. 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planına göre Hirfanlı Barajı kıyıları aynı zamanda “önemli doğa alanı”, “önemli kuş alanı” ve “turizm merkezi” olarak belirlenmiş. Maden ÇED alanının, bu koruma statülerine sahip olan baraj kıyısındaki alana (turizm merkezi) uzaklığı yalnızca 2.4 kilometre.
Yasal çelişkiler ve koruma statüsündeki alanlar
Su kaynaklarının kirlenmesi, devasa siyanür havuzları, ormansızlaşma ve tarım arazilerinin kaybı gibi faktörler bir araya geldiğinde Savcılı Ebeyit’teki bu tablo, Kırşehir için geri dönüşü olmayan bir “ekolojik yıkım” potansiyeli taşıyor. Sessiz sedasız büyüyen bu devasa maden projesi, Kırşehir’in sadece bugününü değil, gelecek nesillerinin su ve gıda güvenliğini de ipotek altına alıyor.
Yerleşim yerlerinin adeta içinde
Altın madeni, bölgedeki köylerin adeta arka bahçesinde yer alıyor. ÇED (çevresel etki değerlendirmesi) alanına en yakın yerleşim birimi olan Savcılı Bağbaşı köyüne (Habipler Mahallesi) uzaklığı sadece 390 metre. Projeye adını veren Savcılı Ebeyit köyü açık ocağa yaklaşık 700 metre, Karahabalı köyü ise 420 metre mesafede bulunuyor. Madenin bu kadar yakın olması, patlatma ve hafriyat kaynaklı sarsıntıların, gürültünün ve tozun doğrudan halkın yaşam alanlarına nüfuz etmesi anlamına geliyor.
Barajın yanı başında
En büyük çevresel hassasiyet, madenin bölgenin can damarı olan su kaynaklarına yönelik tehdidi. Maden sahası, göçmen kuşların da önemli bir uğrak noktası olan Hirfanlı Barajına sadece 5.2 kilometre mesafede yer alıyor ve havzadaki dereler doğrudan baraja akıyor.
Tarım ve hayvancılık ağır darbe alacak
Öte yandan bölge halkının en temel geçim kaynağı olan tarım alanları büyük bir yıkımla karşı karşıya. Sadece ÇED alanı içerisinde 62.4 hektarlık doğrudan tarım arazisi sonsuza dek yok olacak; açık ocak faaliyetleri bittikten sonra bu alanların eski haline döndürülmesi mümkün olmayacak. Bitkisel toprağın sıyrılması erozyonu tetikleyecek, yayılan tozlar çevredeki diğer tarım arazilerinde bitki gelişimini engelleyecek ve ürün kaybına neden olacak. Bölgedeki maden projeleri, toplamda binlerce hektarlık mera alanını yok etme tehlikesi, hayvancılık sektörünü de bitme noktasına getirecek.
Koruma altındaki flora ve fauna varlığına darbe
Maden sahası ve etki alanının yaklaşık yüzde 80’i, ekosistem açısından önemli bir kaynak değeri taşıyan İran-Turan step (bozkır) vejetasyonu ile kaplı. ÇED raporundaki bilgilere göre; arazi çalışmalarında alanda oldukça zengin bir canlı çeşitliliği tespit edildi. Sahada 47 familyaya ait toplam 256 farklı bitki türü kayıt altına alınırken, bu bitki türlerinden 34 tanesi endemiktir. Endemik bitkilerin 32’si geniş yayılışlı iken, 2’si sadece o bölgeye özgü (bölgesel yayılışlı) türler olarak not edildi.
ÇED raporunda maden ve çevresinde 19 memeli, 45 kuş, 8 sürüngen ve 2 iki yaşamlı (amfibi) tür olmak üzere toplam 74 karasal omurgalı hayvan türü yaşadığı belirtiliyor.
Faaliyet alanında saptanan pek çok canlı türü, gerek ulusal mevzuat gerekse uluslararası sözleşmeler (özellikle Bern Sözleşmesi) kapsamında yasal koruma altında.
Evrensel'i Takip Et