CHP’ye kapatma davası mümkün mü?
'Mutlak butlan' ve 'kapatma' tartışmalarını değerlendiren CHP Genel Merkezi Avukatı Çağlar Çağlayan, "Önce Ekrem İmamoğlu üzerinden yürütülen süreç, şimdi doğrudan Genel Başkan Özgür Özel’i hedef alan sistemli bir kuşatmaya dönüştü" dedi.
Dilan Temiz
[email protected]
İstanbul — Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) bir yandan belediyelere yönelik soruşturmalar, diğer yandan ise Genel Merkeze kadar uzanan 'etkin pişmanlık' beyanları ve 'parti kapatma' iddialarıyla baskı altına alınmaya çalışılıyor. İktidara yakın medyada yer alan “Sistemin adresi CHP merkezi” manşetlerini ve beraberindeki kapatmaya dair 'hukuki' iddiaları CHP Avukatı Çağlar Çağlayan, gazetemiz Evrensel'e değerlendirdi.
AKP'ye yakın hukukçular görüşleriyle yapılan "Sistemin adresi CHP merkezi" haberlerinde, etkin pişmanlık ifadesi veren Muhittin Böcek'in iddialarının kısa ve uzun vadede sonuçları olacağını söylendi. Bu ifadelerin kurultay ceza davası ile 'mutlak butlan' davasını etkileyeceği, yöneticilerin şahsi olarak da cezai sorumluluklarla karşı karşıya kalacağı öne sürüldü. Bu süreçlerin hemen akabinde ise “Kuvvetle muhtemel anayasaya aykırı eylemlerden dolayı CHP bir kapatma davasıyla bile karşı karşıya kalabilir” denildi.
"Hukuki kavramlar birbirine karıştırılarak sonuç yaratılmak isteniyor"
Av. Çağlayan, iktidar cenahından yükselen 'kapatma davası' söylemlerine tepki gösterdi. İktidarın geçmişte parti kapatmayı zorlaştıran düzenlemeler yaptığını hatırlatan Çağlayan, şu anki tablonun hukuki çelişkilerle dolu olduğunu vurguladı: "İktidardayken kapatmayı zorlaştıranlar, bugün henüz iddia aşamasında olan ve delille desteklenmesi gereken 'etkin pişmanlık' ifadelerini kapatma gerekçesi gibi sunuyor. Hukuki kavramlar birbirine karıştırılarak, gerçekte var olamayacak bir sonuç yaratılmaya çalışılıyor."
Parti olarak yaşadıkları süreci Çağlayan şöyle değerlendirdi: “Yargının silah olarak kullanılması aşamasında birden fazla yöntemi bir arada kullanıyorlar ve bunları birbirinin yedeği olarak kullanıyorlar. Herhangi bir açık alan bırakmadan dört bir koldan sıkıştırmaya çalışıyorlar.”
Avukat Çağlar Çağlayan | Fotoğraf: ANKA
Operasyonun seyri: İmamoğlu’ndan Özel’e
Çağlayan’a göre 2024 sonbaharında Ekrem İmamoğlu’na yönelik başlatılan; 2025’te devam eden 'diploma iptali', 'yolsuzluk' ve 'casusluk' iddialarıyla devam eden süreç, 2026 itibarıyla rotasını Özgür Özel’e kırdı. Çağlayan, "Daha önce İmamoğlu'ndan bahseden itirafçılar, şimdi Özgür Özel ismini telaffuz etmeye başladı. Bu, saldırının sistemli ve merkezi olduğunu kanıtlıyor. Bunların hepsi bir kuşatmanın küçük muharebeleri" değerlendirmesinde bulundu.
Bu kuşatmanın öngörülmez olmadığını söyleyen Çağlayan, “Meselenin Ekrem İmamoğlu’nun şahsi meselesi olmaktan çıkıp Cumhuriyet Halk Partisine topyekün bir saldırıya dönüşeceğini, Adalet Bakanı'nın bakan olmasından sonra da Türkiye’nin her yerinde benzer soruşturmaların hızlanacağını tahmin ediyorduk” dedi.
Böcek’in iddiaları: Etkin pişmanlık mı, etkin kuşatma mı?
Haberde adı geçen Muhittin Böcek ve diğer isimlerle ilgili 'etkin pişmanlık' süreçlerine değinen Çağlayan, bu ifadelerin hangi şartlarda alındığına dikkat çekti. Görüntü servis etme, aile üyelerini gözaltına alma ve mal varlığına el koyma gibi yöntemlerle kişilerin umutsuzluğa itildiğini söyleyen Çağlayan, "Özel yaşam görüntüleri ortaya çıkana kadar bir etkin pişmanlık ifadesi yok. İtirafçılar 'Ne biliyorsam anlatacağım' demiyor, 'Ne istiyorsanız imzalayacağım' noktasına getiriliyor" dedi.
Aynı durumun İBB dosyasında ortaya çıktığına Çağlayan şu örneği verdi: “Bir kişi, 'Ben sağlık mazeretim nedeniyle bir dilekçe verdim hastaneye gitmek için, onunla ilgili görüşecektim. Aynı gün eşimi gözaltına aldılar. Ve ailem artık işin içine girince büyük bir panik yaşadım' diyor.”
Gürlek "Etkin pişmanlık ifadesi almak için ne gerekiyorsa yapıyorum" demiş oldu
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in, Muhittin Böcek’in 'itirafçı' olacağını aylar öncesinden 'ima etmesini' eleştiren Çağlayan, bakanın soruşturmanın gizli safhasını bilmesinin hukuk devletinde mümkün olmadığını ifade etti:
“Bakan'ın konuşmasından sonra Muhittin Böcek’in gelinini tekrar alacaksınız, çocuklarının özel görüntüleri servis edilecek, torunlarıyla ilgili olmadık ithamlarda bulunacaksınız. Sonra görüntüleri servis edeceksiniz, sonra etkin pişmanlık ifadesi gelecek. Bakan bunu kendi kabul ediyor. Yani 'Ben orada bir etkin pişmanlık ifadesi almak için ne gerekiyorsa yapıyorum, işi de bir noktaya getirdim. Benimle uğraşmayın, ben bu iddialara cevap vermeyeceğim, aksine ben sizinle daha çok uğraşacağım' demiş oldu.”
Ceza davası: İsterlerse sonsuza dek açık tutabilirler
Çağlayan, 'kurultay ceza' ve 'mutlak butlan' davaları üzerinden partiye yönelik yürütülen tartışmaların hukuki bir temelinin olmadığını vurguladı. Kurultay davalarının şu anki aşamalarına dikkat çeken Çağlayan, "Kurultay ceza davasında henüz bir karar yok. Öyle bir dava türü ki o, ne kadar beraatle bile sonuçlansa başka delegelerin başka işlemleri, başka menfaat teminleri iddiasıyla yeni yeni davalar açabilirsiniz. O yüzden orayı açık tutmak istedikten sonra sonsuza dek açık tutabilirler” dedi.
"Bir şey hem kapatma hem mutlak butlan nedeni olmaz"
'Mutlak butlan' yönünden istinafta olan davaya ilişkin ise Çağlayan, “Mahkemenin kararı çıktı, en üst safhada gibi şeyler de söyleniyor ya bunlar bilgi değil, temenni. Bu temennilerle hem 'Kurultay iptal edilsin' hem de 'Parti kapatılsın' diyorlar. Bir şey hem kapatma hem mutlak butlan nedeni olmaz. Haliyle oradaki söylemin, cümlenin kuruluş biçimi hukuki olabilir ama cümleyi kurma nedeni siyasi. O yüzden birbirinden farklı kavramlar birbirine karıştırılarak gerçekte var olamayacak bir hukuki sonuç yaratılmaya çalışılıyor” dedi.
"Mutlak butlan değil iptal konusudur"
“Buradaki iddiaları genişletip mutlak butlan davasında sonradan bir sonuç çıkarmak aslında hukuken mümkün değil” diyen Çağlayan, davada 'hile' iddiasıyla irade fesadına dayanıldığını belirtti: “Ancak hukukta hile, 'mutlak butlan' değil, en fazla 'iptal davası' konusu olabilir. İptal davası açma süresi ise 30 gündür; bu süre çoktan geçmiştir. YSK’nin de bu tür iddiaların seçim sonuçlarını etkilemeyeceğine dair net kararları var. Sürekli yeni delil üreterek süreci tartışmalı bırakmak, Anayasa’daki 'hukuk güvenliği' hakkının ihlalidir. Dosyaların bir an önce kapanması asıldır.”
"Hukuki mücadele sürecek"
CHP Genel Merkezi, süreci yürüten yargı mensupları ve siyasi aktörler hakkında HSK başvurularını ve suç duyurularını sürdüreceklerini açıkladı. “Şu tarihte şu karar çıkacak, ben bunu biliyorum, diyenlere ilişkin başvurular olacak. Bunlar yargıyı etkileme suçudur. Hukuka aykırı iş yapmış kimseyi başvuruşuz bırakmayacağız, hepsiyle ilgili yapacağız” diyen Çağlayan, mevcut baskı ortamına rağmen hukukun içinde kalacaklarını belirtti. Çağlayan, "Bugünkü saldırının boyutu yine çok yüksek. Biraz yönü değişmiş duruyor ama saldırı saldırıdır. Bu hem bizde hukuk alanında hem de partide mücadele gücünü de arttıran bir durum" dedi.
'Mutlak butlan' istinafta, ceza davası 1 Temmuz'da görülecek
Beş kez ertelenen kurultay ceza davasında, Ekrem İmamoğlu'nun yanı sıra Cemil Tugay, Özgür Çelik, Baki Aydöner, Erkan Aydın ve Rıza Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 12 kişi için 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.
Davaya bakan Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesinin talebi üzerine, 'Aziz İhsan Aktaş suç örgütü' davasının iddianamesi de dava dosyasına dahil edildi. 6 Mayıs'taki duruşmada İBB davasında tahliye edilen itirafçı Adem Soytekin'in tanık sıfatıyla ifadesinin alınmasına karar verilirken dava 1 Temmuz'a ertelendi.
CHP’nin 4-5 Kasım 2023 tarihli 38. Olağan Kurultayının ve 8 Ekim 2023 tarihli Olağan İl Kongresinin iptali istemiyle açılan 'mutlak butlan' davasında ise istinafın esas hakkındaki kararı bekleniyor.
İstinaf, yerel mahkemenin ret kararını yasaya ve hukuka uygun bulup onarsa dava kısmen kapanacak. Davayı açan eski Belediye Başkanı Lütfü Savaş dosyayı Yargıtaya taşıyabilecek. Yargıtay onama kararı verirse dava tamamen bitecek. Bozma kararı verirse dosya istinafa geri gidecek.
Ancak istinaf, kararı yerel mahkemeye göderirse, bu durumda dava esastan yeniden görülecek. Yerel mahkeme, daha sonra yapılan kurultaylar nedeniyle davanın ‘aktif husumet yokluğu’ ve ‘konusuz kalması’ gerekçeleriyle usülden reddine karar vermişti.
Evrensel'i Takip Et