Soma maden katliamının 12'nci yılında işçiler anıldı, 'adalet' yürüyüşü yapıldı
301 madencinin yaşamını yitirdiği Soma maden katliamının 12. yılında hayatını kaybeden maden işçileri anıldı. Yürüyüşün ardından yapılan açıklamada, iş cinayetlerine karşı mücadele ve adalet talebi yinelendi.
Manisa – 301 maden işçisinin hayatını kaybettiği Soma Maden Katliamı, Manisa’da 3 ayrı eylemle anıldı. Soma 301 Madenciler ve Sosyal Yardımlaşma Derneği'nin düzenlediği anma için Cengiz Topel Meydanı'nda toplanan halk, Beşyol'daki Madenci Anıtına yürüdü. Yürüyüşe katliamda yaşamını yitiren madencilerin aileleri, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP Manisa İl ve Soma İlçe örgütleri, EMEP Genel Başkan Yardımcısı Selma Gürkan, EMEP İzmir, Manisa ve Soma İlçe örgütleri, Sosyal Haklar Derneği yönetici ve üyeleri katıldı. Beşyol madenci anıtında sonlandırılan yürüyüşün ardından madenci ailelerinin cezaevinde bulunan avukatları Can Atalay ve Selçuk Kozağaçlı'nın mektupları okundu.
Mektuplar okunurken, "Katiller içeri avukatlar dışarı", "301'i unutma unutturma" sloganları atıldı.
"Buradakiler aile değil mi"
Sosyal Haklar Derneği Genel Başkanı Melda Onur, Soma katliamı için "fıtrat" denildiğini hatırlatarak, "Bunun fıtrat değil, sosyal bir cinayet olduğunu dile getiren avukatlar içeride. Bu yıl 'Aile yılı' aynı zamanda. Burada da aileler var. Buradakiler aile değil mi, İliç, Hendek Amasra'dakiler aile değil mi? Onlar mücadelelerini hiç bırakmadılar. Evlatların gelecekte daha iyi yaşamasını bu aileler sağlayacak. İşçiler emekçiler, direnerek aydınlığın yolunu açacak. Bu direniş ve dayanışma çok önemli" dedi.
Soma katliamı davası avukatlarından Akçay Taşçı da, dava başladığında hukuk fakültesi öğrencisi olduğunu dile getirerek, "Soma katliamı davasında ölümlerin olası kastla gerçekleştiğini yani bir sermaye şirketinin işçilerini çalıştırırken ölmelerini göze aldığını hep birlikte kanıtladık. Dayanışma ve mücadele ile bunu başardık ama bu başarıyı çaldılar. Sonraki mahkeme heyeti ve Yargıtay olası kast kararını elimizden çaldı. O karar eninde sonunda olası kast olarak yargı tarihimize geçecek sözümüz olsun" dedi. Taşçı, her yıl 5 Soma katliamı daha yaşandığını dile getirerek, "Gayrettepe, Dilovası, İliç halen toplu işçi katliamı davaları olarak sürüyor. Biz de içerideki avukatların bize bıraktıkları mirasla bu davaları takip ediyoruz, hep birlikte mücadeleyi sürdüreceğiz” diye konuştu.
“İnsan hayatı, üretim baskısına feda edildi”
301 Madenciler Sosyal Yardımlaşma Derneği'nin açıklamasını Yönetim Kurulu Üyesi Berkan Köse okudu.
Köse, 13 Mayıs 2014'ün, 301 emekçinin alın terinin, hayatının, hayallerinin yerin metrelerce altında karanlığa gömüldüğü gün olduğunu belirterek, "Bu tarih, evine ekmek götürmek için yola çıkan 301 insanın geri dönemediği, 301 ocağın söndüğü gündür. Biz bugün burada sadece kaybettiklerimizi anmıyoruz. Biz bugün burada, onların yarım kalan hayatlarını, yarım kalan cümlelerini, büyüyemeyen çocuklarını, bekleyen eşlerini, gözleri yolda kalan anne babalarını da anıyoruz" ifadelerini kullandı.
Yaşanan bu büyük acının kader olmadığını ihmalin, denetimsizliğin, yeterince önemsenmeyen işçi sağlığının ve güvenliğinin sonucu olduğunu ifade eden Köse, "Bu, insan hayatının üretim baskısına feda edildiği bir düzenin sonucuydu. İşte tam da bu yüzden bugün burada olmak, sadece bir anma değil; aynı zamanda bir sorumluluktur. Bizler Soma 301 Madenciler Derneği üyeleri olarak şunu çok iyi biliyoruz: Eğer bu acıdan ders çıkarmazsak, eğer işçi haklarını savunmazsak, eğer insan hayatını her şeyin üstünde tutmazsak, bu acılar tekrar eder" diye konuştu.
"Sadece geçmişi anmak değil, geleceği değiştirmek istiyoruz"
İşçi haklarının, insan olmanın doğal bir sonucu olduğunu vurgulayan Köse, "Güvenli çalışma koşulları bir ayrıcalık değil, en temel insan hakkıdır. Bir işçi, sabah evden çıkarken akşam geri döneceğini bilmek ister. Ne yazık ki Soma’da bu haklar korunamadı. Bugün hâlâ o eksikliğin, o ihmalin, o sessizliğin sonuçlarını yaşıyoruz" dedi.
Bugün sadece geçmişi anmak için değil, geleceği değiştirmek için de toplandıklarını ifade eden Köse, işçilerin ihmallerin kurbanı olmaması için ne gerekiyorsa yapılması gerektiğine dikkat çekti.
Köse denetimlerin gerçek anlamda yapılması, iş güvenliği kurallarının kağıt üzerinde kalmaması en önemlisi de insan hayatının her şeyin önüne konulması için mücadeleyi sürdüreceklerini, ölen madencileri unutmayacaklarını vurguladı.
“Görev ve sorumluluklarımızın altını daha çok çizmemiz gerekiyor”
Anmada konuşan Bağımsız Maden İş Genel Başkanı Gökay Çakır da, 2014'e kadar 23 yıl madencilik yaptığını hatırlatarak, "Kaybettiklerimizin yüzde 99'unu tanıyordum. Gün, birlik, beraberlik, ayakların baş olması günü. Depremde 50 bin yurttaşı kaybettik, onu bile unutturdular. Biz elimizden geldiğince unutturmayacağız" şeklinde konuştu.
Türk İş'e bağlı Maden İş Sendikasına seslenen Çakır, “Ölen işçilerin mahkemesine bir kere gittiniz mi, yıllarca aidat aldınız, hallerini hatırlarını sordunuz mu, patronun yanında duruyorsunuz, işçinin hakkını savunmuyorsunuz. Seçme, yönetme zamanımız gelmiş. Birbirimizle kol kola girme, hak arama zamanı yoksa herkese sıra gelecek” dedi.
TMMOB adına konuşan Aykut Akdemir, TMMOB ve maden Mühendisleri Odası olarak davanın takipçisi olduklarını belirterek, "Soma katliamında meslektaşlarımızı da kaybettik. Kirli düzenin, rant ve kâr hırsının sonucuydu. Yılda yedi Soma katliamı gerçekleşiyor. Hak hukuk adalet demeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Bu eylemde konuşan Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selma Gürkan da, iktidarın tekellerin kârlarını garanti altına alan politikalarını sürdürdüğünü belirterek, "İktidar bu anlamda sorumluluklarını yerine getiriyor. Bizim de bugün görev ve sorumluluklarımızın altını daha çok çizmemiz gerekiyor. Şimşek programı sömürü programıdır. Ülkenin her bir yeri işçi, kadın mezarlığı haline geldi. Yeraltı yerüstü kaynakları peşkeş çekilir hale geldi. Bu mezbaha düzenini değiştirmek 301'e karşı sorumluluğumuzdur, boynumuzun borcudur. Bu kara düzen değişecek. Ortak mücadelemizle değişecek. Halkın örgütlü gücünü, halkın söz sahibi olduğu bir düzeni hep birlikte kuracağız" vurgusu yaptı.
Ardından katliamın gerçekleştiği saat olan 15.05'te saygı duruşunda bulunuldu.
Fotoğraf: Evrensel
“AKP’nin kara düzenini yerle bir edeceğiz”
CHP Genel Başkanı Özgür Özel de anmada yaptığı konuşmada, Soma katliamının sermaye, sendika ve siyasetin oluşturduğu bermuda şeytan üçgeninin marifeti olduğunu belitti ve şu ifadeleri kullandı:
“Büyük bir saldırı ve taarruz altındayız. Çünkü sistem, rejim değişikliğe karşı direnmenin telaşında. Selçuk ve Can'ın içeride olmasına sebep olan Soma Davası, önce iyi bir hakimle giderken gelen hakime kötü bir karar aldırdılar. Olası kastı bu davada vermeyeceksen nerede vereceksin? 5-0'la karar veren heyetin yerine, Ak Parti'nin emrinde 3 üye gönderen kara düzen kendini sürdürmek için faaliyetlerine devam ediyor. Hiç ayrılmadan, ayrı düşmeden, yapılacak ilk seçimlerde AK Parti'nin kara düzenini değiştirmek üzere, elbette haksız yere tutuklu avukatları, siyasetçileri, aktivistleri, gazetecileri hepsini serbest bırakmak üzere, elbette hangi dava yeniden görülecekse, ama ant içmiştim en başta Soma 301'in davası olmak üzere, nerede haksız hukuksuz bir dava varsa, o davalar yeniden görülmek üzere, alın terinin karşılığını vermek üzere, anaların gözyaşını dindirip, o gün anasının karnında olup bugün 11 yaşındaki evlada, o gün ilkokulda olup bugün avukat olmuşlara, o gün 14 yaşında olup burada haykıran Berkan'ın haklılığına, sonuna kadar sahip çıkmak üzere, bu AK Parti'nin kara düzenini ilk seçimde değiştireceğiz. Bu rejimi yerle bir edeceğiz.”
Belediye operasyonlarını hatırlatan Özel, “İçeride yatan arkadaşlarımız var. 12 metrekarede dimdik duruyorlar. Tespit ediliyoruz, saldırıya uğruyoruz, haysiyet suikastlarıyla ve her türlü kumpasla muhatabız. Niye? Yürüdüğümüz iktidar yolundan ki o yol ne şahsımın ne partimin iktidarı değildir, yürüdüğümüz yol Türkiye'deki bütün emekçilerin, bütün emeklilerin, bütün mazlumların, bütün mağdurların, gözyaşı akıtan bütün anaların iktidarının yoludur. Değişecekse önce bu iktidar değişecek, sonra yargının tutumları değişecek, sarı sendikacılık değişecek. Çiftçinin, işçinin, memurun, esnafın mağduriyeti değişecek. Halkın iktidarını kurmak, halkın düşmanını kovmakla, halkın koluna girmekle, mağdurları, mazlumları iktidara getirmekle olur. Bunun peşindeyiz hepimiz" dedi.
Fotoğraf: Evrensel
‘Siyasetçiler kadar, sermaye kadar, sarı sendikaların da suçu var’
Ayrıca Bağımsız Maden İşçileri Sendikası ve işçiler de, Cengiz Topel Meydanı’nda bir araya gelerek Beşyol Madenci Anıtı’na yürüdü. 301 madencinin yaşamını yitirdiği katliamı anmak için düzenlenen yürüyüşte, meydanda yapılan açıklamaların ardından 301 Madenci Şehitliği ziyaret edildi. Buradaki eyleme Emek Partisi, çeşitli siyasi partiler, dernekler, sendikalar ve emek-meslek örgütleri katıldı. Katılımcılar, Soma’da hayatını kaybeden madencileri anarken, iş cinayetlerine karşı mücadele ve adalet talebini yineledi.
Eylemde ilk olarak konuşan Bağımsız Maden İş Sendikası Genel Başkanı Gökay Çakır, Soma’da 301 madencinin yaşamını yitirdiği faciaya ilişkin yaptığı konuşmada hem sendikal mücadeleyi hem de işçilerin karşı karşıya kaldığı baskıları gündeme taşıdı. Soma Maden Faciasında yaşamını yitiren işçileri anan Çakır, “Burada 301 arkadaşımızı kaybettik, kaybetmeye de devam ediyoruz” dedi. İşçi sınıfının birlik ihtiyacına vurgu yapan Çakır, “Türkiye’de işçi sınıfı birbirine kenetlenmeyi çok iyi biliyor. Biz bu mücadeleyi sürdürüyoruz, sürdürmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. Konuşmasında devlet ve yerel yönetim kademelerinden gelen baskılara da dikkat çeken Çakır, “Kaymakam işçiyi korkutursa, vali işçiyi korkutursa, milletvekili işçiyi korkutursa bu işçinin yapacağı şey bellidir” diyerek tepki gösterdi. Konuşmasının devamında mücadele vurgusu yapan Çakır, “Eğilmeyeceğiz, bükülmeyeceğiz. İşçi dostlarım, hiç kimsenin karşısında omzunuzu düşürmeyeceksiniz” dedi.
“Adaleti de 301 madenciyle birlikte toprağa verdik”
Ardından söz alan Soma 301 Madenciler Sosyal Yardımlaşma Derneği Başkanı İsmail Çolak, “Yıllardır meydanlarda, sokaklarda, mahkeme salonlarında adalet arıyoruz ama bir türlü bulamadık. 13 Mayıs 2014’te 301 madenciyle birlikte adalet de toprağa gömüldü. Çünkü bu ülkede adalete olan güvenimiz kalmadı” dedi. Konuşmasında, katliamın sorumlularının cezasız bırakıldığı vurgulayan Çolak, “301 maden katliamının sorumlularından bugün hiçbir kişi tutuklu değil. Buna karşın bu mücadeleyi veren halkın avukatları ve halkın oylarıyla seçilmiş Can Atalay ile Selçuk Kozağaçlı cezaevinde” ifadeleri kullanıldı.
Soma davasındaki yargı sürecinin “şaibeli kararlarla” ilerlediğini kaydeden Çolak, dava hakim ve savcılarının değiştirilmesine tepki gösterdi. COVID yasası kapsamında sanıkların tahliye edilmesini de eleştiren Çolak, katliamda sorumluluğu bulunan kamu görevlilerinin yargılanması sürecini ise “tiyatro” olarak nitelendirdi.
Konuşmanın sonunda işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin eksiksiz uygulanması çağrısı yapılarak, sendikaların, denetim kurumlarının ve devletin sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiği vurgulandı. “Bu denetimsizlik sürdükçe işçi katliamlarının önü kesilmeyecek” diyen Çolak, bir daha Soma benzeri katliamların yaşanmaması temennisi dile getirildi.
‘Patronlara, holdinglere ayrı bir yargı var’
Bağımsız Maden İş Sendikası Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu ise, Soma Katliamı ve Türkiye’deki iş cinayetleri üzerinden iktidarın, yargının, sermayenin ve sendikal yapıların sorumluluğunu eleştirdi. Aksu, her iş cinayetinin ardından devlet yetkililerinin benzer açıklamalar yaptığını belirterek, “Çalışma Bakanı, Enerji Bakanı, Adalet Bakanı çıkar; ‘Sorumluların hesabını soracağız’ derler. Müfettişler, savcılar görevlendirilir ama bugüne kadar ne Soma’da ne İliç’te ne Amasra’da ne başka katliamlarda patronlara yönelik caydırıcı bir yargılama gördük” dedi.
Yargının patronları ve holdingleri koruduğunu kaydeden Aksu, “Patronlara ayrı, holding sahiplerine ayrı bir yargı var. Yargı güçlülerin ve sermayenin yargısı haline geldi” ifadelerini kullandı. Türk-İş ve bağlı sendikalara da eleştirilerini yönelten Aksu, Soma’da yaşamını yitiren işçilerin ailelerinin dava süreçlerinde yalnız bırakıldığını kaydederek, “Yıllarca aidat topladılar ama ailelerin yanında olmadılar. 301 işçinin ölümünde sendikaların da sorumluluğu vardır. Şimdi burada hayır dağıtarak, mevlüt okutarak bu işten kurtulamazlar. Burada yargılanmaları gerekirdi” ifadeleri kullandı.
“Devletin sermaye ile işbirliği içinde yaşam hakkını yok sayan bir sistemdeyiz”
Eylemde son olarak konuşan DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın, 301 madencinin yaşamını yitirdiği katliamın ardından yürütülen yargı sürecinin “adalet arayışından çok bir aklama sürecine dönüştüğünü” ifade ederek, adaletin yerini bulmadığı ve adaletsizliğin kalıcı hale geldiğini kaydetti.
Devlet-sermaye ilişkisine dikkat çeken Akın, mevcut ekonomik ve siyasal düzenin emekçiler aleyhine işlediğini belirterek, “Devletin giderek sermayeyle doğrudan işbirliği içinde hareket ettiği, insanın çalışma ve yaşam hakkını yok sayan bir sistemle karşı karşıyayız” dedi. Sömürü ilişkilerinin yalnızca işçi sınıfını değil doğayı ve kırsal üretimi de kapsadığını vurgulayan Akın, “Tarımın tasfiye edildiği, hayvancılığın gerilediği, toplumun geniş kesimlerinin yoksulluğa itildiği bir tabloyla karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı.
Akın son olarak, çok bileşenli bir toplumsal mücadele çağrısı yaparak, “Bu düzeni değiştirmek için emekçilerin, doğanın ve halkların ortak mücadelesine ihtiyaç var. Kaybettiğimiz tüm canları unutmadan bu mücadeleyi sürdüreceğiz, geri adım atmayacağız” ifadelerini kullandı.
Fotoğraf: Evrensel
‘Hakların mücadele ile kazanıldığını öğrendik’
Ardından söz alan Doruk Maden İşçisi Murat Kanca, 2016 yılından itibaren maaş ve çeşitli haklarını alamadıklarını ifade eden konuşmacı, “Haklarını almak için 17 gün süren bir direniş gerçekleştirdiklerini hatırlatarak, bunun sekiz gününü yürüyüşle geçirdiklerini belirtti. Maden işçilerinin mücadele deneyimi edindiğini ifade eden Kanca, “Hakların kolay alınmadığını ama mücadeleyle kazanılacağını öğrendik. Bize yıllarca ‘Yerin altına girin’ denildi girdik, ‘Çıkın’ denildi çıktık. ‘Paranızı vereceğiz’ dediler bekledik. Ama hayatın böyle olmadığını öğrendik” ifadelerini kullandı.
‘Bu ülkede fabrikalar, iş yerleri Soma düzeni haline getirildi’
Eylemde söz alan Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selma Gürkan, 301 madencinin yaşamını yitirdiği katliamın ardından ülkedeki işçi sağlığı ve iş güvenliği rejimine dikkat çekerek, “Bu katliam bize bir şey daha gösterdi: Bu ülkede fabrikalar, ocaklar ve işyerleri Soma düzeni haline getirildi” dedi.
Gürkan, bugün Türkiye’de çalışma düzeninin işçi sağlığı ve güvenliğinin ortadan kaldırıldığı, işçi yaşamının sermaye birikimi uğruna hiçe sayıldığı bir düzen olduğunu ifade ederek, bu düzenin değişmesi gerektiğini vurguladı.
İş cinayetlerinin önlenmesinin mevcut denetim mekanizmalarıyla mümkün olmadığını söyleyen Gürkan, “Gerçek sendikaların, işçilerin örgütlerinin ve bilim insanlarının dahil olduğu denetimlerle bu ölümler engellenebilir” ifadelerini kullandı.
Fotoğraf: Evrensel
‘Soma sonrası çıkarılan düzenlemeler uygulanmadı’
Soma sonrası çıkarılan düzenlemelerin uygulanmadığını ve zaman içinde esnetildiğini belirten Gürkan, yaşanan ihmallerin unutulmayacağını dile getirdi. “Soma'dan sonra yönetmelik çıkarıp bu yönetmeliği yıllardır uygulamayanları, yıllardır bu yönetmeliği değiştirenleri, esnetenleri unutmayacağız. Biz tekme atanları, Soma işçisine tekme atanları unutmayacağız. Biz katledilen her bir işçiyi adeta bir istatistik verisi gibi görenleri, bir rakam gibi sayanları unutmayacağız” ifadelerini kullandı.
Gürkan, konuşmasının sonunda, “Görevlerimiz ağır ama bu sorumluluğun altından ancak örgütlü mücadeleyle kalkabiliriz” dedi.
‘Devletin sermaye ile işbirliği içinde yaşam hakkını yok sayan bir sistemdeyiz’
Eylemde son olarak konuşan DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın, 301 madencinin yaşamını yitirdiği katliamın ardından yürütülen yargı sürecinin “adalet arayışından çok bir aklama sürecine dönüştüğünü” ifade ederek, adaletin yerini bulmadığı ve adaletsizliğin kalıcı hale geldiğini kaydetti.
Devlet-sermaye ilişkisine dikkat çeken Akın, mevcut ekonomik ve siyasal düzenin emekçiler aleyhine işlediğini belirterek, “Devletin giderek sermayeyle doğrudan işbirliği içinde hareket ettiği, insanın çalışma ve yaşam hakkını yok sayan bir sistemle karşı karşıyayız” dedi.
Sömürü ilişkilerinin yalnızca işçi sınıfını değil doğayı ve kırsal üretimi de kapsadığını vurgulayan Akın, “Tarımın tasfiye edildiği, hayvancılığın gerilediği, toplumun geniş kesimlerinin yoksulluğa itildiği bir tabloyla karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı.
Akın son olarak, çok bileşenli bir toplumsal mücadele çağrısı yaparak, “Bu düzeni değiştirmek için emekçilerin, doğanın ve halkların ortak mücadelesine ihtiyaç var. Kaybettiğimiz tüm canları unutmadan bu mücadeleyi sürdüreceğiz, geri adım atmayacağız” ifadelerini kullandı.
“Sermayenin kâr hırsının işçi sağlığını maliyet gören sömürü düzeninin sonucudur”
İki eylemin yanı sıra Soma Emek ve Demokrasi Güçleri de Madenci Anıtı önünde açıklama yaptı.
Enerji, Sanayi ve Maden Emekçileri Sendikası, Eğitim-Sen, Sol Parti, Emek Partisi, Tüm emeklilerin Sendikası gibi çok sayıda kurumun yer aldığı eylemde "Kaza değil cinayet kader değil katliam", "Çalışırken ölmek istemiyoruz" "Katillerden hesabı emekçiler soracak", "Katiller dışarıda avukatlar içeride" sloganları atıldı.
Emek Demokrasi Güçleri adına açıklamayı Eğitim Sen Temsilcisi Ersin Kolçak ve ESM Temsilcisi Mehmet Selim Gökçe okudu. Açıklamada, 301 madencinin göz göre göre gelen bir iş cinayetinde yaşamını yitirdiği ifade edilerek, "Aradan geçen yıllara rağmen acımız dinmedi, öfkemiz büyümeye devam ediyor. Soma yalnızca bir 'kaza' değil; sermayenin kâr hırsının, taşeronlaştırmanın, denetimsizliğin ve işçi sağlığı önlemlerini maliyet gören sömürü düzeninin sonucudur" denildi.
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisinin açıkladığı raporlara göre ise yılın ilk 4 ayında en az 622 işçinin iş cinayetlerinde hayatını kaybettiği, 2025’te ise 2105 işçinin iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiği bilgisi verilen açıklamada, "İSİG Meclisi raporları derinleşen yoksullaşma, uzayan ve ağırlaşan çalışma koşulları ve sendikasızlaştırmaya dönük sistematik politikaların ağırlık kazanmasıyla iş cinayetlerinde yaşamını yitiren işçi sayısının her gün arttığına işaret ediyor" denildi.
“Mücadelemiz, gelecek kuşakların can güvenliğini için”
Seçilmiş Hatay Milletvekili Ş. Can Atalay, anmaya gönderdiği mektupta şunları söyledi:
“İşçi canı ucuz, güvenlik ihlali işletme normali, denetim gereksiz bir ayak bağı.
Bugün, dinmeyen acıları ve derin hasretleriyle yaşayan madenci aileleriyle tek bir yüreğiz. Soma’nın üzerinden geçen on iki yıl; bir memleketin adaletle, vicdanla ve haysiyetle imtihan edildiği uzun bir parantezdir. 301 maden işçisinin yerin altında bıraktığı hatıra, unutturulmak istenen hakikatin karşısında, dimdik ve vakur bir anıt gibi duruyor. Madenlerdeki sömürü mekanizması; işçi canını bir maliyet kalemi, ihmali bir işletme yöntemi, denetimsizliği ise bir bürokratik gelenek haline getirdiğinde büyük yıkım kaçınılmazdı. Holdinglerin kâr hırsı ve bu hırsı önleyecek tedbirlerin alınmaması 301 insanımızın katliyle sonuçlandı.
Yoksulluğun bir mahkûmiyet gibi kullanıldığı, ekmeğin bedelinin canla ödendiği bu düzen değişmedikçe, bu toprakların feraha ermesi mümkün değildir. Hukuk süreci ise ne yazık ki adaletin tesis edildiği bir alan olmaktan çıkarılıp suçun örtbas edildiği bir sahneye dönüştürüldü. Yargıtay aşamasında dahi değişen mahkeme heyetleri, kürsüsünden uzaklaştırılan savcılar ve mütalaa veremeden susturulan yargı, adaleti mülkün temeli olmaktan çıkarıp güçlünün zırhı haline getirdi.
Sorumluların özgürce hayatına devam ettiği, siyasi sorumluların ise hesap vermekten kaçtığı bu tablo; hukukun değil, bir imtiyazın eseridir. Ancak bilinmelidir ki; adalet insana ve hakikate borçludur. Önünde sonunda borcunu ödeyecektir. Soma’nın mücadelesi; Aladağ’da yanan çocukların, Çorlu’da raylar altında kalan canların ve Hendek’te savrulan hayatların ortak mücadelesidir. Mücadelemiz, gelecek kuşakların can güvenliğini, yurttaşın hakkını en yüksek mertebeye çıkarmak içindir. Boyun eğmeyen madenci ailelerinin onurlu duruşu, hak mücadelesi, mahkemelerden yaşamın her alanına izler bıraktı. Soma’dan yükselen sesler, Ankara’da zaferle noktalanan Doruk madencisinin sesine karıştı: Haklı olanın azmi ve bu yolda kararlı yürüyüşü en karanlık dehlizleri bile aydınlatmaya muktedirdir. Dört duvar arasında ya da dışarıda, nerede olursak olalım; ortak yürüyüşümüzün her bir neferi, sorumlular gerçek bir yargı önünde hesap verene kadar bu yolu yürümeye kararlıdır. Soma’nın hesabı, vicdanlarda ve hukuk önünde mutlaka görülecektir.”
Fotoğraf: Evrensel
“Katil ve zalim kağıt üzerinde aklanamaz”
Avukat Selçuk Kozağaçlı mektubunda şu ifadeleri kullandı:
“Sevgili Dostlar. Hep birlikte yaşadığımız büyük acının üzerinden tam 12 yıl geçti. Bu 12 yılın her gününde, özlem ve öfkeyle kayıplarımızın acısına göğüs gerdik, sevdiklerimizi hatırladık, adalet mücadelesi verdik.
Bugün elimizde ne var? Olup bitenin ‘kaza’ olduğunu söyleyen kesinleşmiş bir mahkeme kararı. Doğru cevap bu olamaz. O yüzden kesin hükmü bize verilmiş bir cevap olarak değil, bizim sorduğumuz bir soru olarak düşünmelisiniz. Mahkemeler katliama kaza dediğinde gerçeğe ne olur? Hiç. Hiçbir şey olmaz. Güneş her gün yeniden doğar, 12 yıldır doğuyor, ışık yaşamın renklerini ve gerçeği bize göstermeye devam eder. Katil ve zalim kağıt üzerinde aklanamaz, katil ve zalim olarak kalır. Mazlum eğer mücadele ederse cinayetin fıtrat olmadığını görür, gösterir. İşimiz bitmedi. Yorulmayalım, vazgeçmeyelim. Madenci ailelerinin geleceği, bütün emekçilerin ve yoksullarınki gibi mahkeme kararıyla değil, mücadele ile çizilir. Avukatları hapse atılırsa, yeni avukatları yetiştirip yükü omuzlar. Anne babalar yaşlanırsa çocuklar büyür. Unutmazsak, vazgeçmez direnirsek kayıplarımızın hesabını gerçekten sorabiliriz. Avukatlarınızı ailenizden kabul edin. Biz sizi hep öyle kabul ettik. Yaşadığımız sürece, hapiste veya dışarda, işle, gerekirse tırnakla, dişle Karanlıkdere katliamının hesabını sormaktan vazgeçmeyeceğim. Sizin de vazgeçmeyeceğinizi biliyorum. Hepinizi sevgi ve özlemle kucaklıyorum. Biz kazanacağız.
Oğlunuz, kardeşiniz, avukatınız Selçuk Kozağaçlı.”
(İşçi Sendika Servisi)Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et