13.05.2026 11:11 / Güncelleme: 14:39

Soma maden katliamının 12'nci yılında işçiler anıldı, 'adalet' yürüyüşü yapıldı

301 madencinin yaşamını yitirdiği Soma maden katliamının 12. yılında hayatını kaybeden maden işçileri anıldı. Yürüyüşün ardından yapılan açıklamada, iş cinayetlerine karşı mücadele ve adalet talebi yinelendi.

Manisa Soma’da 13 Mayıs 2014’te Soma Kömür İşletmeleri AŞ’ye ait ocakta 301 işçinin can verdiği yangının üzerinden 12 yıl geçti. CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve heyeti, madencilerin mezarını ziyaret ederken  Bağımsız Maden İşçileri Sendikası ve işçiler, Cengiz Topel Meydanı’nda bir araya gelerek Beşyol Madenci Anıtı’na yürüdü. 301 madencinin yaşamını yitirdiği katliamı anmak için düzenlenen yürüyüşte, meydanda yapılan açıklamaların ardından 301 Madenci Şehitliği ziyaret edildi.

 

Eyleme Emek Partisi, çeşitli siyasi partiler, dernekler, sendikalar ve emek-meslek örgütleri katıldı. Katılımcılar, Soma’da hayatını kaybeden madencileri anarken, iş cinayetlerine karşı mücadele ve adalet talebini yineledi.

‘Siyasetçiler kadar, sermaye kadar, sarı sendikaların da suçu var’

Eylemde ilk olarak konuşan Bağımsız Maden İş Sendikası Genel Başkanı Gökay Çakır, Soma’da 301 madencinin yaşamını yitirdiği faciaya ilişkin yaptığı konuşmada hem sendikal mücadeleyi hem de işçilerin karşı karşıya kaldığı baskıları gündeme taşıdı.

Soma Maden Faciasında yaşamını yitiren işçileri anan Çakır, “Burada 301 arkadaşımızı kaybettik, kaybetmeye de devam ediyoruz” dedi. İşçi sınıfının birlik ihtiyacına vurgu yapan Çakır, “Türkiye’de işçi sınıfı birbirine kenetlenmeyi çok iyi biliyor. Biz bu mücadeleyi sürdürüyoruz, sürdürmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Konuşmasında devlet ve yerel yönetim kademelerinden gelen baskılara da dikkat çeken Çakır, “Kaymakam işçiyi korkutursa, vali işçiyi korkutursa, milletvekili işçiyi korkutursa bu işçinin yapacağı şey bellidir” diyerek tepki gösterdi. “Bizim yolumuz yıllardır belli. İşçinin yanındayız, patronun ve sarı sendikaların yanında değiliz” diyen Çakır, Soma’da yaşanan kayıplara ilişkin sendikal yapıları da eleştirerek, “301’imizi bu şekilde kaybettik. Ne kadar siyasetçinin suçu varsa, o kadar da bazı sarı sendikaların suçu vardır” ifadelerini kullandı.

Konuşmasının devamında mücadele vurgusu yapan Çakır, “Eğilmeyeceğiz, bükülmeyeceğiz. İşçi dostlarım, hiç kimsenin karşısında omzunuzu düşürmeyeceksiniz” dedi. Sözlerinin sonunda bu düzeni değiştirme çağrısı yapan Çakır, “Bir gün belediye başkanını madenci yapacağız, bir gün milletvekilini madenci yapacağız” ifadelerini kullandı.

‘Adaleti de 301 madenciyle birlikte toprağa verdik’

Ardından söz alan Soma 301 Madenciler Sosyal Yardımlaşma Derneği Başkanı İsmail Çolak, “Yıllardır meydanlarda, sokaklarda, mahkeme salonlarında adalet arıyoruz ama bir türlü bulamadık. 13 Mayıs 2014’te 301 madenciyle birlikte adalet de toprağa gömüldü. Çünkü bu ülkede adalete olan güvenimiz kalmadı” dedi.

Konuşmasında, katliamın sorumlularının cezasız bırakıldığı vurgulayan Çolak, “301 maden katliamının sorumlularından bugün hiçbir kişi tutuklu değil. Buna karşın bu mücadeleyi veren halkın avukatları ve halkın oylarıyla seçilmiş Can Atalay ile Selçuk Kozağaçlı cezaevinde” ifadeleri kullanıldı.

Yıllardır verilen mücadelenin yaşamını yitiren madencileri geri getirmeyeceğini belirten Çolak, “Bizim mücadelemiz, bugün çalışan binlerce yeraltı ve yerüstü işçisinin 301 madenci gibi katledilmemesi içindir” diye konuştu.

Soma davasındaki yargı sürecinin “şaibeli kararlarla” ilerlediğini kaydeden Çolak, dava hakim ve savcılarının değiştirilmesine tepki gösterdi. COVID yasası kapsamında sanıkların tahliye edilmesini de eleştiren Çolak, katliamda sorumluluğu bulunan kamu görevlilerinin yargılanması sürecini ise “tiyatro” olarak nitelendirdi.

Konuşmanın sonunda işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin eksiksiz uygulanması çağrısı yapılarak, sendikaların, denetim kurumlarının ve devletin sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiği vurgulandı. “Bu denetimsizlik sürdükçe işçi katliamlarının önü kesilmeyecek” diyen Çolak, bir daha Soma benzeri katliamların yaşanmaması temennisi dile getirildi.

‘Patronlara, holdinglere ayrı bir yargı var’

Bağımsız Maden İş Sendikası Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu ise, Soma Katliamı ve Türkiye’deki iş cinayetleri üzerinden iktidarın, yargının, sermayenin ve sendikal yapıların sorumluluğunu eleştirdi. Aksu, her iş cinayetinin ardından devlet yetkililerinin benzer açıklamalar yaptığını belirterek, “Çalışma Bakanı, Enerji Bakanı, Adalet Bakanı çıkar; ‘Sorumluların hesabını soracağız’ derler. Müfettişler, savcılar görevlendirilir ama bugüne kadar ne Soma’da ne İliç’te ne Amasra’da ne başka katliamlarda patronlara yönelik caydırıcı bir yargılama gördük” dedi.

Yargının patronları ve holdingleri koruduğunu kaydeden Aksu, “Patronlara ayrı, holding sahiplerine ayrı bir yargı var. Yargı güçlülerin ve sermayenin yargısı haline geldi” ifadelerini kullandı. Soma Katliamı sonrasında madencilerin tazminat ve alacakları için verilen mücadeleyi hatırlatan Aksu, “Binlerce madencinin ücretlerine çöktüler. İşçiler yıllarca hakları için direndi” diye konuştu.

Milyonlarca emekçinin düşük ücretlerle yaşamaya zorlandığı ifade eden Aksu, “20 bin lira emekli maaşıyla, asgari ücretle milyonlar geçinmeye çalışıyor. Toplum daha fazla yoksullaştırılıyor, halkın birikimleri sermayeye aktarılıyor” ifadelerini kullandı.

Türk-İş ve bağlı sendikalara da eleştirilerini yönelten Aksu, Soma’da yaşamını yitiren işçilerin ailelerinin dava süreçlerinde yalnız bırakıldığını kaydederek, “Yıllarca aidat topladılar ama ailelerin yanında olmadılar. 301 işçinin ölümünde sendikaların da sorumluluğu vardır. Şimdi burada hayır dağıtarak, mevlüt okutarak bu işten kurtulamazlar. Burada yargılanmaları gerekirdi” ifadeleri kullandı.

Aksu, konuşmasının sonunda mücadele vurgusu yaparak, “Yurdun dört bir yanında işçiler Soma’yı unutmadı. İş cinayetlerinde yaşamını yitiren emekçilerin hesabını sormaya devam edeceğiz” diye konuştu.

‘Hakların mücadele ile kazanıldığını öğrendik’

Ardından söz alan Doruk Maden İşçisi Murat Kanca, 2016 yılından itibaren maaş ve çeşitli haklarını alamadıklarını ifade eden konuşmacı, “Haklarını almak için 17 gün süren bir direniş gerçekleştirdiklerini hatırlatarak, bunun sekiz gününü yürüyüşle geçirdiklerini belirtti. Maden işçilerinün mücadele deneyimi edindiğini ifade eden Kanca, “Hakların kolay alınmadığını ama mücadeleyle kazanılacağını öğrendik. Bize yıllarca ‘Yerin altına girin’ denildi girdik, ‘Çıkın’ denildi çıktık. ‘Paranızı vereceğiz’ dediler bekledik. Ama hayatın böyle olmadığını öğrendik” ifadelerini kullandı.

‘Bu ülkede fabrikalar, iş yerleri Soma düzeni haline getirildi’

Eylemde söz alan Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selma Gürkan, 301 madencinin yaşamını yitirdiği katliamın ardından ülkedeki işçi sağlığı ve iş güvenliği rejimine dikkat çekerek, “Bu katliam bize bir şey daha gösterdi: Bu ülkede fabrikalar, ocaklar ve işyerleri Soma düzeni haline getirildi” dedi.

Gürkan, bugün Türkiye’de çalışma düzeninin işçi sağlığı ve güvenliğinin ortadan kaldırıldığı, işçi yaşamının sermaye birikimi uğruna hiçe sayıldığı bir düzen olduğunu ifade ederek, bu düzenin değişmesi gerektiğini vurguladı.

İş cinayetlerinin önlenmesinin mevcut denetim mekanizmalarıyla mümkün olmadığını söyleyen Gürkan, “Gerçek sendikaların, işçilerin örgütlerinin ve bilim insanlarının dahil olduğu denetimlerle bu ölümler engellenebilir” ifadelerini kullandı.

‘Soma sonrası çıkarılan düzenlemeler uygulanmadı’

Soma sonrası çıkarılan düzenlemelerin uygulanmadığını ve zaman içinde esnetildiğini belirten Gürkan, yaşanan ihmallerin unutulmayacağını dile getirdi. “Soma'dan sonra yönetmelik çıkarıp bu yönetmeliği yıllardır uygulamayanları, yıllardır bu yönetmeliği değiştirenleri, esnetenleri unutmayacağız. Biz tekme atanları, Soma işçisine tekme atanları unutmayacağız. Biz katledilen her bir işçiyi adeta bir istatistik verisi gibi görenleri, bir rakam gibi sayanları unutmayacağız” ifadelerini kullandı.

Gürkan, konuşmasının sonunda, “Görevlerimiz ağır ama bu sorumluluğun altından ancak örgütlü mücadeleyle kalkabiliriz” dedi.

‘Devletin sermaye ile işbirliği içinde yaşam hakkını yok sayan bir sistemdeyiz’

Eylemde son olarak konuşan DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın, 301 madencinin yaşamını yitirdiği katliamın ardından yürütülen yargı sürecinin “adalet arayışından çok bir aklama sürecine dönüştüğünü” ifade ederek, adaletin yerini bulmadığı ve adaletsizliğin kalıcı hale geldiğini kaydetti.

Devlet-sermaye ilişkisine dikkat çeken Akın, mevcut ekonomik ve siyasal düzenin emekçiler aleyhine işlediğini belirterek, “Devletin giderek sermayeyle doğrudan işbirliği içinde hareket ettiği, insanın çalışma ve yaşam hakkını yok sayan bir sistemle karşı karşıyayız” dedi. Sömürü ilişkilerinin yalnızca işçi sınıfını değil doğayı ve kırsal üretimi de kapsadığını vurgulayan Akın, “Tarımın tasfiye edildiği, hayvancılığın gerilediği, toplumun geniş kesimlerinin yoksulluğa itildiği bir tabloyla karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı.

Akın son olarak, çok bileşenli bir toplumsal mücadele çağrısı yaparak, “Bu düzeni değiştirmek için emekçilerin, doğanın ve halkların ortak mücadelesine ihtiyaç var. Kaybettiğimiz tüm canları unutmadan bu mücadeleyi sürdüreceğiz, geri adım atmayacağız” ifadelerini kullandı.


Soma bir kaza değil, sermayenin kâr hırsının işçi sağlığını maliyet gören sömürü düzeninin sonucudur

Fotoğraf: Evrensel

Fotoğraf: Evrensel

Manisa-Soma Emek ve Demokrasi Güçleri, Soma katliamında yaşamını yitiren 301 madenci için Madenci Anıtı önünde açıklama yaptı. Enerji, Sanayi ve Maden Emekçileri Sendikası, Eğitim-Sen, Sol Parti, Emek Partisi, Tüm emeklilerin Sendikası gibi çok sayıda kurumun yer aldığı eylemde "Kaza değil cinayet kader değil katliam", "Çalışırken ölmek istemiyoruz", "Katillerden hesabı emekçiler soracak", "Katiller dışarıda avukatlar içeride" sloganları atıldı.

Emek Demokrasi Güçleri adına ortak metni Egitim Sen Temsilcisi Ersin Kolçak ve ESM Temsilcisi Mehmet Selim Gökçe okudu. Açıklamada, 301 madencinin göz göre göre gelen bir iş cinayetinde yaşamını yitirdiği ifade edilerek, "Aradan geçen yıllara rağmen acımız dinmedi, öfkemiz büyümeye devam ediyor. Soma yalnızca bir 'kaza' değil; sermayenin kâr hırsının, taşeronlaştırmanın, denetimsizliğin ve işçi sağlığı önlemlerini maliyet gören sömürü düzeninin sonucudur" denildi.

Maden patronlarının daha fazla kâr uğruna üretimi zorlaması, iş güvenliği önlemlerini hiçe sayması ve siyasi iktidarın sermayeyi koruyan politikaları sonucu 301 işçinin yaşamını kaydettiğininin ifade edildiği açıklamada, "Bugün Soma’nın üzerinden yıllar geçmiş olmasına rağmen iş cinayetleri durmamaktadır. Madenlerde, fabrikalarda, şantiyelerde, depolarda ve işyerlerinde işçiler hâlâ uzun çalışma saatleri, düşük ücretler, güvencesiz çalışma ve denetimsizlik koşullarında yaşamlarını yitirmektedir. Yalnızca 2026’nın ilk dört ayında yüzlerce işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetmiştir" denildi.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisinin açıkladığı raporlara göre ise yılın ilk 4 ayında en az 622 işçinin iş cinayetlerinde hayatını kaybettiği, 2025’te ise 2105 işçinin iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiği bilgisi verilen açıklamada, "İSİG Meclisi raporları derinleşen yoksullaşma, uzayan ve ağırlaşan çalışma koşulları ve sendikasızlaştırmaya dönük sistematik politikaların ağırlık kazanmasıyla iş cinayetlerinde yaşamını yitiren işçi sayısının her gün arttığına işaret ediyor" denildi.

Açıklamada, AKP iktidarı döneminde “iş kazalarını önleme” iddiasıyla yürürlüğe giren 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun iş cinayetlerini azaltmak bir yana, denetim mekanizmalarını zayıflattığı savunuldu. Kamu denetiminin tasfiye edilerek denetimlerin özel iş sağlığı ve güvenliği şirketlerine devredilmesinin, iş yerlerinde etkin kontrolü ortadan kaldırdığına dikkat çekildi.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Genel Müdürlüğü’nün 18 Mart 2026 tarihli genelgesine de tepki gösterilen açıklamada, çok tehlikeli işyerlerinde yapılacak denetimlerin en az 15 gün önceden işverene bildirilmesinin, eksikliklerin gizlenmesine ve delillerin karartılmasına zemin hazırladığı belirtildi. Bu uygulamanın yeni işçi ölümlerine davetiye çıkardığı vurgulandı.

Açıklamada, iş cinayetleri sonrası adli süreçlerde yaşanan cezasızlık pratiğinin patronları ve sorumlu kamu görevlilerini koruyan bir mekanizma yarattığı ifade edildi. Pek çok davada asıl sorumluların ya yargılanmadığı ya da göstermelik cezalar aldığına dikkat çekildi.

Soma davasında 301 madencinin aileleri, emek örgütleri ve avukatların yürüttüğü mücadelenin kısmen adalet sağladığı belirtilirken, bu deneyimin iş cinayetlerine karşı mücadelede önemli bir örnek olduğu kaydedildi.

İşçi sağlığını önceleyen bir üretim düzeninin mümkün olduğunun altı çizilen açıklamada, bunun ancak örgütlü mücadeleyle sağlanabileceği belirtildi. Taşeron çalışmanın yasaklanması, güvenceli istihdamın sağlanması, sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması ve iş güvenliği önlemlerinin patronların insafına bırakılmaması çağrısı yapıldı.

Açıklama, “301 madenciyi unutmadık, unutturmayacağız. Soma’nın hesabı örgütlü mücadeleyle sorulacak” vurgusuyla sona erdi.

Ortak açıklamanın ardından konuşan DEM Parti Milletvekili İbrahim Akın, Soma katliamını sebep olanların dışarıda serbestçe gezdiğini, işçi ailelerinin avukatlarının ise içeride olduğunu belirterek, Soma katliamının hesabının sorulması için mücadelelerinin süreceğini belirtti.

"İşçileri ölüme götüren bu düzeni yok edeceğiz"

Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selma Gürkan da, Soma katliamının gözgöre göre geldiğini ve bir tesadüf değil tercih olduğunu belirterek, "İşçi ve emekçilerin kanı-canı pahasına sömürüyü sürdürme tercihi idi. Üretimin olduğu her yer işçi mezarlığı haline geldi. Çocukların yeri eğitim alanı oyun alanlarıdır. Bu iktidar döneminde çocuklar sanayi çarkları arasında kalıyor. Şimşek programı işçiler, emekçiler, üreticiler icin yoksulluk programıdır. İşçi cinayetleri bir katliama dönüşmüşse bunun arkasında bu program vardır. Soma avukatlarını içeri alarak bu katliam karşısındaki dayanışmayı yok edeceklerini düşündüler. Mehmet Türkmen gibi Başaran Aksu gibi sendikacıları, Esra Işık gibi toprağını suyunu havasını koruyanları, gerçekleri yazan Alican Uludağ, İsmail Arı gibi gazetecileri tutuklayarak mücadeleyi bitiremeyecek, gerçekleri karartamayacaksınız. Halkı yoksullaştıran bu düzen işçileri ölüme götüren bu düzeni yok edeceğiz. Gerçek bir örgütlenme özgürlüğünü, halk demokrasisini tesis edeceğiz" dedi.

TMMOB İKK Sözcüsü Aykut Akdemir son 12 yıl içinde bir çok mevzuat çıkarıldığını, yasa değişikliği olduğunu ifade ederek, "Hala aynı şeyleri yaşıyoruz. 850 cocuk işçiyi katlettiler. Rantçı talancı politikalar devam ettiği sürece bu da devam edecek. Soma'yı da, atılan tekmeyi de unutmadık. Hesabını da soracağız" dedi. 

(İşçi Sendika Servisi)
13.05.2026 09:12

Metallica’nın İstanbul konseri neden iptal oldu? İşte perde arkası

Metallica’nın İstanbul konserinin iptal edilmesinin ardında yüksek stadyum kiraları, gümrük giderleri ve lojistik maliyetlerin olduğu ortaya çıktı. Organizatör Yeldan, Türkiye ile Yunanistan arasındaki maliyet farkının yüksek olduğunu söyledi.

Metallica’nın İstanbul konseri neden iptal oldu? İşte perde arkası

Fotoğraf: Kreepin Deth/Wikimedia Commons (CC BY-SA 4.0)

13.05.2026 10:02

Diyarbakır'da 'IŞİD davası'ndan toplu beraat çıktı

Diyarbakır’da IŞİD Türkiye sorumlusu olduğu belirtilen Osman Akın’ın da aralarında bulunduğu 7 sanık, yargılandığı davada beraat etti.

Diyarbakır'da 'IŞİD davası'ndan toplu beraat çıktı

Fotoğraf: sergeitokmakov/Pixabay

13.05.2026 10:39

Düzce merkezli yasa dışı bahis soruşturmasında 55 gözaltı kararı: 24 milyar liralık para trafiği

Düzce Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen yasa dışı bahis soruşturmasında, 55 zanlı hakkında gözaltı kararı verildi.

Düzce merkezli yasa dışı bahis soruşturmasında 55 gözaltı kararı: 24 milyar liralık para trafiği

Fotoğraf: DHA

13.05.2026 12:05

Soma katliamı davası 12'nci yıl: Ailelerin istinaf itirazı reddedildi, yeni başvuru yapıldı

Soma katliamında ailelerin, kamu görevlilerinin yargılandığı davaya katılma taleplerinin “suçtan doğrudan zarar görmedikleri” gerekçesiyle reddedilmesine karşı yaptıkları istinaf başvurusu reddedildi. Aileler dosyayı bir üst istinaf dairesine taşıdı.

Soma katliamı davası 12'nci yıl: Ailelerin istinaf itirazı reddedildi, yeni başvuru yapıldı

Fotoğraf: ANKA

13.05.2026 09:20

İstanbul'da sahte İsrail pasaportu operasyonu: Yolcular İngiltere yolunda gözaltına alındı

İstanbul'da İngiltere'ye sahte belgelerle gitmeye çalışan ve aralarında hava yolu çalışanlarının da bulunduğu iddia edilen kişilere yönelik operasyon yapıldı; sekiz kişi gözaltına alındı.

İstanbul'da sahte İsrail pasaportu operasyonu: Yolcular İngiltere yolunda gözaltına alındı

Temsili görsel | Fotoğraf: Blake Guidry/Unsplash

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!