09.05.2026 00:10 / Güncelleme: 00:19

Gazeteciler cezaevinden bildiriyor | İsmail Arı: 'Yaptığım haberler ile 17 ödüle layık görüldüm, cezaevi 18. oldu'

Tutuklu gazeteci İsmail Arı: “Uyuşturucu baronu değil, gazeteciyim. Zalimlerin üzerine yürümeye devam edeceğiz. İfademde, yaptığım haberler ile 17 ödüle layık görüldüğümü söylemiştim; cezaevi 18’inci ödülüm oldu.”

Gazeteciler cezaevinden bildiriyor | İsmail Arı: "Yaptığım haberler ile 17 ödüle layık görüldüm, cezaevi 18. oldu"

Kübra Kırımlı
[email protected]


Ankara – BirGün Gazetesi Muhabiri İsmail Arı, Yunus Emre Vakfı ve Erdoğan ailesinin vakıflarının haberleri başta olmak üzere yaptığı yolsuzluk ve yargı haberleri gerekçe gösterilerek 48 gündür cezaevinde. Sincan Cezaevinden Evrensel’in sorularını yanıtlayan Arı, 28 kişilik koğuşta 40 kişi kaldıklarını, bazı mahkumların demir dolapların üstüne yatak atıp uyuduklarını, cezaevi koşullarını anlattı. Cezaevinden gazetecilik yapmaya devam edeceğini ifade eden Arı, “Gelen mektuplarda insanların yazdıklarını anlatamam; her mektupta ‘İsmail, gazetecilikten vazgeçme’ diyorlar. Bunun karşısında gazetecilikten vazgeçmem mümkün mü? Hukuksuz bir şekilde cezaevinde tutuluyorum ancak dimdik ayaktayım. Uğur Mumcu’nun 1975’te dediği gibi: ‘Herkes tanıktır ki korkmadık, içimiz titremedi hiç!..’” diye anlattı. 

"Sağcıyım ama sana destek için geldim’ diyenler oluyor"

Merhaba İsmail, nasılsın? 22 Mart’tan bugüne tutukluğun devam ediyor; günlerin nasıl geçiyor?

Merhaba. İyiyim, dimdik ayaktayım. Bu soruları, tutukluluğumun 40’ıncı günü olan 1 Mayıs’ta yanıtlıyorum. Cezaevinde bolca not alıp bolca okuyorum. Türkiye’nin her yerinden, yurt dışından gelen mektupları da okuyorum; her gün gazeteleri de takip ediyorum. Hem gündemi izlemeye çalışıyorum hem de ziyarete gelen avukatlarla, milletvekilleriyle görüşüyorum. “Ben Türk milliyetçisiyim, sağcıyım ama sen iyi bir gazetecisin. Bu yüzden sana destek olmak için geldim” diyen de çok avukat oldu. Koğuşta tutulduğum için koğuştakilerle de sık sık sohbet ediyorum. Bir gazeteci için inanılmaz bir gözlem alanı burası. Olabildiğince zamanımı boşa harcamamaya gayret ediyorum. Bolca yürüyüş de yapıyorum; 33 günde 7 kilo verdim. Yemekler az ve sağlıksız olduğundan değil; düzenli beslenip az yiyince, bir de bolca yürüyüş yapınca -daha doğrusu avluda volta atınca- kilo vermek zor olmuyormuş.

"Demir dolabın üzerine yatak koyup orada uyuyan bir genç vardı"

Gazetelerden koğuşta yer olmadığını, yerde yattığını okuduk. Cezaevi koşullarını anlatır mısın? 

Burada en büyük sorun, koğuş kapasitesinin üzerinde tutuklu veya hükümlü bulunması. Şu an 28 kişi kapasiteli koğuşta 40 kişiyiz. İlk geldiğimde 54 kişiydik. Bu, 28 kişilik kapasitenin üzerindeki herkesin yerde yatması demek. Hatta belki inanmayacaksınız ama geldiğimde demir dolabın üzerine yatak koyup orada uyuyan bir genç vardı. Alan dar olduğu için iki yatak yan yana konuluyor ve yatakların bir kısmı ranzanın altında yer alıyordu. Yani yerde yatanlar bacaklarını ranzanın altına sokuyor, diz kapaklarından aşağısı ranzanın altında kalıyordu. Yatarken sağa sola dönmek için bacaklarını ranzanın altından çıkarıp dönünce geri sokuyorlardı. Sayı azaldığı için şimdi o manzara yok ama ben dahil 12 kişi yer yatağında yatıyor. Ranzada yatan biri tahliye olursa, yerde yatan en eski kişi sırası geldiği için ranzaya geçiyor. Benim sıramın gelmesine daha çok var. Cezaevi yemeklerinde de bir sorun olduğunu düşünmüyorum; gerçi ben pek yemek seçmem, ne olsa yerim. İnfaz koruma memurlarında ise maalesef çok sert, nezaket dışı davranan da var; bir o kadar nazik, işini olması gerektiği gibi yapan da...

"Hangi dağ efkarlıysa orada oldum"

Tutukluluğun 50’nci gününe yaklaşıyor. Yakın zamanda okurların, gazeten BirGün’ün çağrısıyla “#Seninleyizİsmail” etiketiyle sana mesaj gönderdiler. Bunlardan haberin oluyor mu? İçeride gazete, kitap okuyabiliyor musun?

İstediğim her gazete verildi; üç gazeteye aboneyim. Cezaevi kütüphanesinden romanlar alıp okudum, kütüphane de fena değil. Elbette cezaevinde görebildiklerim; haberdar olduklarım, gazetelerde okuduklarım, televizyonda gördüklerim ve avukatımın anlattıklarıyla sınırlı. “Seninleyiz İsmail” etiketinden haberim yoktu. Bir gün öğle saatinde gelen gazetem BirGün’ü alıp sayfalarını çevirince gördüm. Çok şaşırdım, duygulandım ve mutlu oldum. Burada her yazımda, mesajımda ısrarla şunu vurguladım: “Ben tertemizim. Sadece gazeteciyim!”

Ben iyi gazetecilik yapmak istedim. Hangi dağ efkarlıysa orada oldum. Hayatımın hiçbir döneminde paraya pula tamah etmedim, asla etmem de. Çok iyi yerlerden çok iyi iş teklifleri aldım; ancak ben BirGün’ü evim olarak gördüm. Burada, yani BirGün’de sorunlar olmadı mı? Elbette çok defa oldu. Çok kez tartıştık ama doğru olanı yapmak için tartıştık. Birbirimizi hiç üzmedik, incitmedik. Arkadaşlarım, ağabeylerim, ablalarım bir defa bile “Bu haberini yayımlamayız” demedi. Zalimlerin üzerine hep birlikte yürüdük. Yolsuzlukları, hukuksuzlukları hep birlikte kamuoyuna duyurduk. Bir gazeteci bununla onur duymasın da ne yapsın? Bu zor süreçte toplumun her kesiminden bana destek olan, daha doğrusu haber alma hakkına sahip çıkan herkese kucak dolusu teşekkürler.

Fotoğraf: Eylem Nazlıer/Evrensel

Fotoğraf: Eylem Nazlıer/Evrensel

 

"Suç örgütü lideri miyim? Yoksa uyuşturucu baronu muyum?"

Bayram ziyareti sırasında atar topar gözaltına alındın, ardından ifade sürecinde dosyanın şişirildiğini okuduk. Bir başka tutuklu Gazeteci Alican Uludağ, kendi yargılanma sürecine dair ‘Hakim yüzü görmeden tutuklandım’ demişti. Gazetecilere dönük bu yargılama süreçlerine dair neler söylemek istersin?

Ben gözaltına alınırken hakikaten bayram ziyaretindeydim. Çaylar içiliyor, tatlılar yeniliyordu. Evde en az 10 kişiydik. Sohbet esnasında zil çaldı. Dört polis, hakkımda gözaltı kararı olduğunu söyledi. Önce Ankara’ya getirildim, sonrası malum cezaevi. Beni gözaltına almak için Tokat’ta eş zamanlı operasyon düzenleyip tüm akrabalarımızın kapısına dayanmışlar. Ben suç örgütü lideri miyim? Yoksa uyuşturucu baronu muyum? Ben gazeteciyim!

"Amaç; tutuklanana ders verip dışarıdakilere gözdağı vermek!"

Gözaltı gerekçem, ocak ayında yayımlanan “Erdoğan Ailesinin Vakıfları” videosuydu. Bu video için ifade verdim. İfade işlemim tamamlanırken “Savcı yeni video ve paylaşımlar yolluyor,” dediler. Anladım ki beni tutuklamak için dosyamı şişiriyorlardı. Yani soruşturma dosyamın büyük kısmı ben gözaltındayken oluşturuldu. Sonra ben de savcı yüzü görmeden tutuklandım. Bu tür soruşturma süreçleri açık bir şekilde hukuka aykırı. Kaldı ki bana isnat edilen suçun yatarı bile yok. Alican Uludağ ve pek çok gazetecininkine benzer bir süreç yaşadım. Bu tür içi boş dosyalar ve tutuklama kararları ile şu amaçlanıyor: Tutuklanana ders verip dışarıdakilere gözdağı vermek!

"Gazetecilerin tepesinde bir sopa gibi sallandırılıyor"

‘Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ gerekçe edilerek tutuklandın. Hak örgütlerinin raporuna göre; bu yasanın çıktığı günden bugüne 83’ten fazla gazeteci bu suçlama ile ifade verdi. Sen ve BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen ve daha pek çok kişi bu gerekçe ile tutuklusunuz. Alican Uludağ da bu suçlamayla gözaltına alındı. Ne düşünüyorsun?

“Dezenformasyon yasası” olarak bilinen kanun çıkarılırken “Bunu kesinlikle gazetecilere karşı kullanmayacağız” gibi sözler vermişlerdi. Görüyoruz ki yalan söylemişler. Bu yasa, toplumsal muhalefet ile gazetecilerin tepesinde bir sopa gibi sallandırılıyor. Bu suçun oluşması için bazı şartlar belirlenmiş; “Halkta korku, panik ve endişe oluşacak” denmiş. Yani bir kaos ortamının oluşması gerekiyor. Peki, ben dahil son bir yıldaki hangi tutuklamada böyle bir şey yaşandı? Ben bu suç iddiası ile daha önce de yargılandım ve ilk duruşmada beraat ettim. Beni o zaman tutuklamayanlar ne oldu da şimdi tutukladı?

"Bayram sürecinde yayımlanan haberlerime mutlaka bakın"

İçeriden gazetecilik faaliyetine devam ediyorsun. Neden tutuklandığını bir kez daha anlatır mısın?

Aslında bu sorunun iki yanıtı var: Resmi tutuklanma gerekçem dosyada yer alıyor zaten. Erdoğan Ailesinin Vakıfları videosu, Yunus Emre Vakfı soygunu gibi haber ve videolar gerekçe gösteriliyor. Resmi olmayan gerekçe ise benim ısrarla yolsuzluk, hukuksuzluk ve yargı haberleri yapmam. Hatta ısrarla diyorum ki bayram sürecinde yayımlanan haberlerime mutlaka bakın. Gözaltına alınmadan bir gün önce, gözaltına alındığım ve tutuklandığım günler hangi haberlerim yayımlanmış? Kimler öfkelenmiş olabilir? Türkiye’de birini tutuklamak istediklerinde en kolay iş bahane ve gerekçe üretmektir. Yeter ki kurt kuzuyu yemeye karar versin!

Fotoğraf: Birgün

Fotoğraf: Birgün

"Ezilenin yanında olmak, zalimin karşısında durmak en büyük ısrarım"

Tutukluluğun ardından meslektaşların senin gazetecilikteki ısrarını anlattılar. “İsmail haberle yatar haberle uyanır” demişti bir meslektaşın. Bize gazeteciliğindeki ısrarın nedenini anlatır mısın?

“İsmail haberle yatar, haberle uyanır” cümlesini duyduğumda çok mutlu oldum. Sanırım Barış Terkoğlu’nun ifadesi bu. Hakikaten beni anlatan bir cümle olmuş. Ben gazeteciliği büyük bir aşkla, tutkuyla yapıyorum. “Hep hangi dağ efkarlıysa orada oldum” dedim. Sesi olmayanların, sesi çıkmayanların sesi oldum. Bundan daha güzel bir şey olabilir mi? Hayata böyle bakarken paraya pula nasıl tamah ederim? Depremzedelerle kurduğum ilişki ortada. O amcaların, ablaların kardeşi oldum; beni öyle gördüler çünkü onlarla dertlendim, onlarla üzüldüm. Çok büyük bir adalet mücadelesi yürütüyorlar; bunun tanığıyım. Bir yolsuzluk, hukuksuzluk haberinde ise neticeye varana kadar olayın peşini bırakmam. İnatçı bir gazeteciyim. Aynı zamanda gazetecilikte en büyük ısrarım; ezilenin yanında olmak, zalimin ve kendisini çok kudretli görerek kanun tanımayanların karşısında durmaktır.

"Anlattıklarım karşısında gazetecilikten vazgeçmem mümkün mü?"

Cezaevinden haber yazmak zor oluyor mu? Gazetecilik faaliyetine nasıl devam ediyorsun?

Elbette cezaevinde gazetecilik yapmak çok zor; çünkü haber kaynaklarına ve belgelere ulaşmak büyük bir engel. Yine de yazmaya ve üretmeye devam etmek için elimden geleni yapıyorum.

Son olarak okurlarına, meslektaşlarına bir mesajın var mı?

Bu süreçte ailemin ve arkadaşlarımın çok üzüldüğünü biliyorum. Yatarı olmayan bir suç isnadı ile sadece gazetecilik yaptığım için Sincan zindanına atıldım. Tek suçum, bu ülkede gazetecilik yapmak. Elbette bu günler geçecek. İfademde, yaptığım haberler ile 17 ödüle layık görüldüğümü söylemiştim; cezaevi 18’inci ödülüm oldu. Burada haber kaynaklarımın ve haberini yaptığım mağdurların vefasını gördüm. Bu çok değerli bir şey. Gelen mektuplarda insanların yazdıklarını anlatamam; her mektupta “İsmail, gazetecilikten vazgeçme” diyorlar. Şimdi tüm bu anlattıklarım karşısında gazetecilikten vazgeçmem mümkün mü?

Son mesajım şu: Hukuksuz bir şekilde cezaevinde tutuluyorum ancak dimdik ayaktayım. Uğur Mumcu’nun 1975’te dediği gibi: “Herkes tanıktır ki korkmadık, içimiz titremedi hiç!..

21 Mart’ta gözaltına alındı

Kamu kurumlarındaki yolsuzluklar ve usulsüzlüklere ilişkin haberleriyle tanınan İsmail Arı “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla 48 gündür Sincan Cezaevinde. Arı, eşinin ailesini ziyaret ettiği Tokat’ta 21 Mart Cumartesi gecesi, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında gözaltına alınmıştı. O gece polisler tarafından Ankara’ya getirilen Arı, 22 Mart Pazar sabahından akşam 20.00’ye kadar emniyette ifade verdi. Akşam saatlerinde adliyeye sevk edilen Arı’nın ifadesi savcı tarafından alınmadı. Savcı, Arı’yı tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk etti. Ankara 11. Sulh Ceza Hakimliği ise “Adli tedbirlerin yetersiz kalacağı” iddiasıyla Arı’nın tutuklanması yönünde karar verdi. Arı, 22 Mart Pazar gecesi Sincan Cezaevine götürüldü.

08.05.2026 16:21

Karalar'dan görevden uzaklaştırma kararının 2 ay daha uzatılmasına tepki: 'Bu Adana’yı cezalandırmak'

Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, görevden uzaklaştırılmasının iki ay daha uzatılmasına tepki gösterdi. Karalar, tutukluluğunun sona erdiğini belirterek göreve iade edilmesi gerektiğini söyledi.

Karalar'dan görevden uzaklaştırma kararının 2 ay daha uzatılmasına tepki: “Bu Adana’yı cezalandırmak”

Fotoğraf: ANKA

08.05.2026 13:01

Küresel gıda fiyatları yükseliyor: Mutfak enflasyonundaki yukarı yönlü baskı sürüyor

FAO verilerine göre küresel gıda fiyat endeksi nisan ayında da yükseldi. Bitkisel yağ, et ve tahıl fiyatlarındaki artış endeksi yukarı taşırken, şeker ve süt ürünlerindeki düşüş yükselişi sınırladı.

Küresel gıda fiyatları yükseliyor: Mutfak enflasyonundaki yukarı yönlü baskı sürüyor

Fotoğraf: ANKA

08.05.2026 22:19 / Güncelleme: 09.05.2026 00:03

Özgür Özel’den 'Akın Gürlek, Erdoğan’ın telefonunu dinliyor' iddiası

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın telefonunu dinlettiğini iddia eden Özgür Özel, “Akın Gürlek, Türkiye için bir milli güvenlik sorunudur” dedi.

Özgür Özel’den “Akın Gürlek, Erdoğan’ın telefonunu dinliyor” iddiası
08.05.2026 13:03

ALES ve e-YDTS için geri sayım başladı: Binlerce aday sınava girecek

ÖSYM, hafta sonu gerçekleştirilecek e-YDTS ve 2026-ALES/1 sınavlarına ilişkin detayları açıkladı. İlk kez uygulanacak elektronik Türkçe sınavı için geri sayım başladı.

ALES ve e-YDTS için geri sayım başladı: Binlerce aday sınava girecek

Fotoğraf: DHA

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!