04.05.2026 15:01

Bu kadar çile sarı bela için mi

Ülkemizde 25 yılda 550 ton altın üretildi. Büyük kısmı özel şirketler tarafından yapıldı ve tamamına yakını Merkez Bankası tarafından satın alındı. Altının bedelini TL üzerinden alan şirketler anında dövize çevirerek yurt dışına çıkardı.

Bu kadar çile sarı bela için mi

Fotoğraf: Özer Akdemir/Evrensel 

Mehmet Torun


 

Basına yansıyan bilgilere göre, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) son üç haftada 120 ton altın sattı. Satışın büyük bölümü son haftada gerçekleşti. Türkiye’nin elden çıkardığı altını kimin aldığı ise belirsizliğini koruyor. Stoktaki düşüşün bir kısmının doğrudan satıştan kaynaklandığı, ancak büyük bölümünün döviz veya Türk lirası temin etmek amacıyla swap anlaşmalarında kullanıldığı belirtiliyor.

İktisatçı ya da ekonomist değilim dolayısıyla bu satışların neden-sonuç ilişkilerini irdeleme şansım yok. Ancak, madencilik açısından ne anlama geldiğini paylaşmak istiyorum. Ülkemizde 25 yılda 550 ton altın üretildi. Bu üretimin çok büyük bölümü özel şirketler tarafından yapıldı ve yine üretimin tamamına yakını o günkü borsa fiyatları üzerinden Merkez Bankası tarafından satın alındı. Altının bedelini TL üzerinden alan şirketler, anında dövize çevirerek yurt dışına çıkardı. Dövizin baskılandığı ve gerçek değerinin altında olduğu düşünüldüğünde bu hesabın kime yaradığı çok açık.

Altın üretiminin olumsuz çevresel etkileri artık herkes tarafından kabul edilmekte. Ormanlar kesilmekte, dereler kurutulmakta, sular kirletilmekte, köylüler yurtlarından kovulmakta, mülksüzleştirilmekte. Yaşanan iş cinayetlerinde insanlarımız canlarından olmakta, sakat kalmakta. Yarım gram (0.5 gram) altın için bir ton kaya parçalanmakta, un gibi öğütülmekte ve siyanür ile yıkanarak altın kazanılırken kalan tonlarca kirli atık doğaya bırakılmakta. Tüm bunların sonucunda halka ve devlete ciddi bir katkı sağlamamakta. Kaymağı, yabancı şirketler ve yerli işbirlikçileri yemekte.

Altın üretim maliyetleriyle satış fiyatları mukayese edildiğinde çok yüksek kâr marjı ile çalışıldığı ortada. 2025 yılında küresel altın üretim maliyetleri, yaklaşık 1.100 - 1.400 dolar bandında seyretti. Ülkemizde bu rakamın daha düşük olduğu düşünülmekte. Çünkü, ucuz işgücünün yaygın olduğu, çevresel maliyetlere önemli kaynak ayrılmadığı bilindiğinden maliyetlerin daha düşük olması doğal.

2025 Temmuz ayı itibarıyla ons altın fiyatı 3.300 dolar seviyesine ulaştı, Ekim ayında ilk kez 4.000 dolar/ons seviyesini aştı. Ons başına (31.10 gram) 2000-2500 dolar kazanç getiren bir madeni hiçbir kapitalist kaçırmak istemez. Nitekim, fırsatı kazaya bırakmadılar. Ülkenin her noktasını delik deşik ederek aramaları hızlandırdılar. Bugün Giresun’un, Ordu’nun her noktası şirketlerin saldırısı altında. Giresun’un yüzde 85 i, Ordu’nun yüzde 75 i maden alanı ilan edildi. Bu iki il, dünya fındık üretiminin yüzde 30 unu tek başına karşılamakta üstelik en kalitelisini. Türkiye, 2025 yılında fındık ve mamulleri ihracatından 2.2 milyar doların üzerinde gelir elde etmiş. Böyle bir geliri riske atmak hangi ekonomik aklın ürünü.

Köylüler, yaşam alanlarını savunmak için nöbet tutmaktalar. Ancak, karşılarına kolluk güçleri çıkarılmakta ve yasadışı iş yapıldığı söylenerek yolun açılması talep edilmekte. Oysa asıl kanunsuzluğu yapan şirket. Çünkü, köylünün yüzyıllardır yaşadığı coğrafyaya izinsiz el koymak istiyor, yaşam ve sağlıklı çevre hakkını ihlal ediyor. Şirket yetkilileri, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) 05.11.2024 tarihinde aldığı bir kararı gerekçe olarak göstermekte. Bu kararda sonuç olarak, “…karot, kırıntı ve numune alma” ibareleri ÇED kapsamı dışında bırakılmış.

Sonuç olarak, bu kadar sorunlu bir üretim sonucu elde edilen değerlerin siyasi iktidarın yanlış politikaları sonucu 25 yıllık üretimin yaklaşık yüzde 21 inin çok kısa sürede elden çıkarılması iyi araştırılmalıdır. Demek ki önümüzdeki 5 yıl kaybedilen bu rakama ulaşmak için doğaya daha çok müdahale edilecektir. Bu da daha çok yıkım, daha çok ölüm, daha çok acı gözyaşı demek.

Yapılması gereken, yöresel direnişlerin örgütlenerek bütünlükçü bir itirazın yükseltilmesidir. Bu mücadelede özgürlüklerini kaybeden herkese bir an önce adalet diliyorum. Direnenlere selamlar.

Evrensel'e Abone Ol

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
04.05.2026 08:15 / Güncelleme: 09:33

Kolombiya’da etkinlikte 'canavar kamyon' kontrolden çıktı: 3 kişi öldü, 40 kişi yaralandı

Kolombiya’nın Popayan kentindeki etkinlikte modifiye kamyonun fren sisteminin arızalanması sonucu araç seyircilerin arasına daldı. Kazada 1’i çocuk 3 kişi yaşamını yitirirken, 40 kişi yaralandı.

Kolombiya’da etkinlikte “canavar kamyon” kontrolden çıktı: 3 kişi öldü, 40 kişi yaralandı

Görsel: Videodan alınan ekran görüntüsü

04.05.2026 13:24 / Güncelleme: 14:07

Sigara satışında yeni dönem gündemde: Kimlik zorunluluğu planı

Sağlık Bakanlığı, Japonya’daki uygulamayı örnek alarak yeni düzenleme planlıyor. Sigara kullanım yaşı 12’nin altına indi.

Sigara satışında yeni dönem gündemde: Kimlik zorunluluğu planı

Fotoğraf: Egor Myznik/Unsplash

04.05.2026 12:08

DEM Parti'li Bozdağ’dan 1 Mayıs tepkisi: 'Kolluk işkence yasağını ihlal etti'

1 Mayıs’ta İstanbul’da Taksim Meydanı’na yürümek isteyenlere polisin işkenceyle müdahale etmesini DEM Parti Milletvekili Heval Bozdağ Meclis gündemine taşıdı. İşkence ve kötü muamele yasağını hatırlattı.

DEM Parti'li Bozdağ’dan 1 Mayıs tepkisi: “Kolluk işkence yasağını ihlal etti”

Fotoğraf: ANKA

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!