Diyarbakır’da kitlesel 1 Mayıs: 'İşçilerin birliği halkın özgürlüğüdür'
Diyarbakır’da 1 Mayıs'ta binler İstasyon Meydanı’nda buluştu. “Demokratik toplum için emeğe ve özgürlüğe yürüyoruz” şiarıyla gerçekleştirilen mitingde, düşük ücretlerden, işçi cinayetlerine, barış ve çözüm arayışlarına kadar pek çok mesaj verildi.
Fotoğraf: Elif Ekin Saltık/Evrensel
Elif Ekin Saltık
[email protected]
Diyarbakır’da 1 Mayıs kutlamalarının adresi İstasyon Meydanı oldu. “Demokratik toplum için emeğe ve özgürlüğe yürüyoruz” şiarıyla yapılan miting için binlerce kişi Tarım Mahsulleri Ofisi (TMO) önünde toplandı. Pankartlarla oluşturulan kortejler eşliğinde İstasyon Meydanı’na doğru yürünürken, “Bijî berxwedana karkeran” (Yaşasın işçilerin direnişi), “Bijî Yek Gûlan” (Yaşasın 1 Mayıs), “Kar, nan, azadî” (İş, ekmek, özgürlük), “Taşerona hayır, kadro hemen şimdi” ve “Barajsız sendika, yasaksız grev” sloganları atıldı.
Sendikalar, emek ve meslek örgütleri, kitle örgütleri, basın örgütleri, siyasi partiler ve gençlik örgütlerinin pankartlarıyla yerini aldığı alana, “Ücretsiz eğitim, ücretsiz sağlık”, “Ana dilinde eğitim haktır” ve “Emek en yüce değerdir”, “İş, ekmek, özgürlük”, “Talanı durduracağız, demokratik kentleri biz kuracağız” yazılı dövizler asıldı.
Fotoğraf: Elif Ekin Saltık/Evrensel
Miting, yaşamını yitiren devrimci ve işçiler anısına yapılan saygı duruşuyla başladı. Saygı duruşu sırasında kitlenin okuduğu “Çerxa Şoreşê” marşını polis müzik yayınıyla engellemeye çalışınca gerginlik yaşandı. Kitle bu engellemeye “Direne direne kazanacağız” sloganlarıyla yanıt verdi.
Fotoğraf: Elif Ekin Saltık/Evrensel
Tertip Komitesi: Bu ölümler kaza değil cinayettir
Tertip Komitesi adına söz alan Heval Anahtar Kaya, konuşmasında emeğin sömürülmesine karşı örgütlü mücadele çağrısı yaptı. Kaya, “Bugün burada yalnızca bir bayramı kutlamıyoruz; alın terimizin gasbedilmesine, emeğimizin değersizleştirilmesine karşı sözümüzü büyütüyoruz. Demokratik toplum fabrikalarda, belediyelerde, tarlalarda verilen mücadele ile inşa edilir. Bu topraklarda emek sömürüsü kader haline getirilmek isteniyor” dedi.
"İşçiler göz göre göre ölüyor. Bu ölümler kaza değil, açık birer cinayettir" diyen Kaya, "Kadınlar hem iş yerinde hem ev içinde sömürülüyor. Kadın emeği özgürleşmeden toplum özgürleşeme" ifadelerini kullandı. Düşük ücret ve güvencesizliğe karşı 'insanca yaşam' talebini dile getiren Kaya, kaynakların savaşa değil halka ayrılmasını istedi.
Fotoğraf: Elif Ekin Saltık/Evrensel
Müzeyyen Sevim: Haklarımız çalınıyor, doğamız talan ediliyor, artık yeter
Yenişehir Belediyesi işçisi Müzeyyen Sevim, 1 Mayıs’ın tarihsel mirasını selamladığı konuşmasında ekolojik talana ve hak gasplarına dikkat çekti. Sevim, “Haklarımız çalınıyor, doğamız talan ediliyor; artık yeter. İşçilerin birliği halkın özgürlüğüdür. Bizler onurlu bir barış ve yeni bir yaşam için hazırız; tarihi emekle yazacağız” dedi.
Erdal Karakuş: Geleceğimizden çalınanları geri alacağız
KESK MYK Üyesi Erdal Karakuş, iktidarın ekonomi ve baskı politikalarına tepki gösterdiği konuşmasında, “1 Mayıs, geçmişimizden, bugünümüzden, geleceğimizden çalınan her şeyin geri alınmasıdır” dedi. Karakuş, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Bu ülkeyi enflasyonda, kadın ve işçi hayatlarında dünyanın ilk üçüne taşıdınız. Emeklileri açlık sınırının altına, 37 milyon çalışanı yoksulluk sınırının altına ittiniz. Doğamızı, suyumuzu, havamızı patronların talanına açtınız. Her yerde bir zehir, her yerde bir göçük... Ama mücadelemizden tek bir gün geri adım atmadık.”
Fotoğraf: Elif Ekin Saltık/Evrensel
Mehmet Türkmen ve direnen işçilere selam
Erdal Karakuş, konuşmasının önemli bir bölümünü sendikal mücadelede bedel ödeyenlere ve baskılara karşı direnenlere ayırarak özel bir başlık açtı: “Burada Türkiye’de alanlarda bir araya gelmiş diğer tüm coşkulu kalabalıklara, yeryüzünün her köşesinde sömürüsüz, barış dolu bir yaşam için mücadele eden herkese çok kuvvetli bir selam gönderelim. Şu an cezaevinde olan sendikacı Mehmet Türkmen’e çok kuvvetli bir selam gönderelim, çok kuvvetli bir alkış gönderelim.”
Karakuş, konuşmasının devamında tutuklu sendikacılar Halil İbrahim Doğan, Kamber Saygılı ve Mehmet Gültem’in isimlerini anarak, “Bu koşullarla barışın şartları mümkün olabilir mi? Hızlıca barışçı, siyasal, hukuksal ve toplumsal adımları atın” çağrısında bulundu.
Çiğdem Kılıçgün Uçar: Barış zorunluluktur
DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar da kürsüden polis müdahalesine tepki gösterdi: “Saygı duruşundan rahatsız olamazsınız. Yüz yıldır Kürt halkının emek mücadelesini kriminal hale getirdiniz. Kriminal olan sizsiniz! Kurtuluş birlikte; kadınıyla, genciyle, Türk’üyle, Kürt’üyle, Alevisiyle, Sünnisiyle hep birlikte” dedi.
Türkiye’deki ekonomik tabloyu 'yıkım ekonomisi' olarak nitelendiren Uçar, “Milyonlarca çocuk iş cinayetlerinde hayatını kaybediyorsa, 65 yaş üstü emekliler çalışmak zorunda bırakılıyorsa, asgari ücret yoksulluk sınırının dörtte biriyse bu bir yıkım politikasıdır” dedi.
Barışın zorunluluk olduğunu vurgulayan Uçar, “Barış ve demokratik toplum sürecinin bir hukuka bağlanması sadece Kürt halkını ilgilendiren bir mesele değildir. Artık merminin, bombanın kaç para olduğunu soran politikacılara değil; barışın hukukuna kafa yoranlara ihtiyacımız var. Barışın olduğu yerde kaynaklar savaşa değil halka ayrılır. Emeğimizin en güzel günlerini hep birlikte kuracağız” dedi.
Fotoğraf: Elif Ekin Saltık/Evrensel
Miting, yapılan konuşmaların ardından Koma Çiya ve kemençe ekibinin sahne almasıyla halaylar eşliğinde devam etti.
Evrensel'i Takip Et