Yıldızlar SSS Holding’in hikayesi: Kâr, rant, gasp
Söğüt'te Kaymakam Turan Tan ve köylüler, İş Bankası gibi büyük ortakların da ilgisini çeken ilk halk şirketini kurdu. Zamanla çıkar çatışmaları ve sahte oylarla Tan yönetimden uzaklaştırıldı.
Fotoğraf Turan Tan'ın "İki Çetin Geçek" başlıklı kitabından alınmıştır.
Kübra Kırımlı
[email protected]
Doruk Madencilik işçileri, Eskişehir’de Yıldızlar SSS Holding’e bağlı maden ocağında ödenmeyen tazminat ve ücretleri için günlerdir yaptıkları eylemlerin ardından kazandı. İşçiler Kurtuluş Parkı’nda, yüzlerce polisin ablukasına ve zaman zaman müdahalesine de maruz bırakılarak mücadeleye devam ederken ilk baskısı 2007 yılında yapılan bir kitap bizi Yıldızlar SSS Holding’in geçmişine, şirketin kuruluş hikayesine götürdü.
Meğer günlerdir Kurtuluş Parkı’nda hakları için mücadele eden işçilerin üç kuruşundan elini çekmeyen holdingin temellerini Söğüt köylüleri atmış.
Merhaba Yayınları’ndan “İki Çetin Gerçek; Silopi & Söğüt” adıyla çıkardığı kitabıyla yazar Turan Tan, kitabın bir bölümünde S.S.S. Söğüt Seramik Sanayi A.Ş.’yi kurma hikayesini anlatıyor. Turan Tan aslında bir kaymakam. Tan, 1970’te Söğüt Kaymakamlığına atanınca şirketin kurulma hikayesi de başlıyor. 1950’li yıllarda Bilecik’i ziyaret eden dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Sümerbank’a o çevrede bir seramik fabrikası kurma sözü veriyor. Ancak söz Söğütlülere verilmesine rağmen fabrika Bozüyük’te kuruluyor. Ardından 1971’de Sümerbank’ın bölgede ikinci bir fabrika kuracağını öğrenen Söğüt köylüleri, kaymakamlığa giderek fabrikanın Söğüt’te kurulması için baskı yapıyor. Tan’ın köylülerle bir olup Söğüt Seramik A.Ş.’yi kurma hikayesi de böyle başlıyor.
Almanya’ya giden işçilerin parası…
Tan, ilk olarak Mülkiye’den arkadaşı olan Hikmet Çetin’e gidip derdini anlatıyor. Ancak görüşmede Tan’ın kafasındaki plan değişiyor. Tan, Çetin’den Sümerbank’ın ikinci fabrikasını Söğüt’te kurması için destek isteyecekken, Kalkınma Kooperatifleri ile Söğüt’ten Almanya’ya giden 700 kadar köylünün parasıyla kendi fabrikalarını kurma planından bahsediyor. Dönemin Devlet Planlama Teşkilatı Daire Başkanı olan Çetin, Tan’ı destekliyor. Hikmet Çetin, “Sen git şirketini kur, projelerini hazırla, gerisini birlikte konuşalım” diyor. Böylece Tan’ın kendi ifadesiyle, “Türkiye’de ciddi olarak ilk defa halk girişimciliğinin hayata geçirilmesi için bir adım atılıyor.”
Ankara’dan hızla Söğüt’e, kaymakamlık makamına dönen Tan, Söğüt’ün ahalisini toplayıp fabrikayı Sümerbank’ın değil, kendilerinin kuracağını anlatıyor.
Turan Tan
Şaka değil
Köylülerin şaka sanıp iş ciddiye binince hızla işe koyuldukları 1972 senesinde, Söğüt Kaymakamlık Dairesi bir süre sonra büro olarak iş görüyor. Bir şoför, bir ortaokul mezunu sekreter ve Kaymakam Tan’ın geceli gündüzlü çalışmasıyla fabrikanın termin planını hazırlıyorlar. Bu çalışmaya ara ara ortaokul müdürü, ilköğretim müdürü ve öğretmenler de yardım ediyor. Ancak bu sanıldığı kadar kolay olmuyor.
İlk olarak 500.000 TL sermaye ile pilot şirket kuruluyor. Tan, kendisinden solcu diye bahsedildiği için şirketin beş kişilik yönetim kuruluna 3 AP’den (Adalet Partisi), 2 de CHP’den kişi alıyor. Ancak “Komünist Kaymakam”la iş birliği yapıyorlar diye dönemin Bilecik Cumhuriyet Senatörü olan Orhan Tuğrul ve adamları tarafından, yönetim kuruluna seçilen AP’liler partiden kovuluyor.
Partiden kovulanlar hızla Ankara’nın yolunu tutuyor. Adalet Partisi Merkez Yönetim Kurulu toplantısına izinsiz girmeyi başaran AP Söğüt İlçe Başkanı Bedrettin Bey, İsmet Sezgin’le (o dönem AP’li milletvekili) tartışıyor. Sezgin, “Sayın Başkan, siz orada komünist kaymakamla iş birliği yapmışsınız,” deyince Bedrettin de Sezgin’e, “Komünist adamı siz kaymakam yaptınız, ben değil. Bildiğim kadarıyla komünistler bugünlerde fabrika kapatıyor. Bu ise Söğüt’e fabrika kurmak istiyor. Komünistlik bu ise ben de komünistim,” diye cevap verip geri dönüyor.
“Komünist adam”ı şikayet
Ancak senatör durmuyor, Kaymakam Tan’ı İçişleri Bakanlığına şikâyet ediyor. Kaymakam, “devletin cipini özel bir şirket hizmetinde kullanmak”tan suçlanıyor. Konuya dair görevlendirilen Müfettiş Orhan Pirler, “Cipi Söğüt Seramik hizmetinde kullandım deme. Mesul olursun. Köyleri ve köy defterlerini teftişe gittiğini söyle” diyerek öğüt veriyor.
Kaymakam, “Danışıklığa gerek yok, cezama razıyım” diyerek kabul etmiyor. O sırada şirketin ortak sayısı 1.600’e ulaşıyor. Ve Kalkınma Kooperatifleri ile Almanya’ya giden işçilerden şirkete para yağıyor. Bu sırada kimsenin beklemediği bir gelişme yaşanıyor; halk bir yandan sermayeye iştirakini sağlarken öte yandan fabrikanın arsasında zemin tespit kuyuları açılıyor. Açılan kuyuların tabanlarından petrol sızıyor. Kibrit çakınca yanan kuyular, gazetelere manşet oluyor. İşin aslını Diyarbakırlı bir mühendis ortaya çıkarıyor. NATO boru hattı döşendikten sonra deneme için patlatılan bir borudan 1000 ton gaz yer altına sızıyor. Killi tabana tutunan petrol hadisesi, fabrikanın hisselerinin kapış kapış satılmasına neden oluyor. Tabii bu, büyük sermayenin dikkatini çekiyor. Bir zaman sonra büyük bankalardan bankacılar hazırlıklarını yapıp Söğüt Pazarı'na giderek Söğüt Seramik ortaklarından taahhüt ettikleri paralarla Eskişehir’e geri dönüyorlar.
İş Bankası büyük ortak oluyor
Bunun üzerine konuyu duyan Kıbrıs Harekâtı’nın ünlü Dışişleri Bakanı Turan Güneş (o dönem İş Bankası YK üyesi), telefonla kaymakamı İzmit’e davet ediyor. Bu görüşmenin ardından İş Bankası yüzde 10 hisseyle SSS Söğüt Seramik A.Ş.’ye ortak oluyor.
Günler böyle geçerken Senatör Orhan Tuğrul boş durmuyor. Kaymakamı köylülere, “Paranızla rakı içiyor” diye kötülüyor. Köylüler bir gün rakı içerken yakaladıkları kaymakama “Paramızı geri ver,” diye çıkışıyorlar. Daha çok rakı içip köylülere konuşma yapan Kaymakam, “Tarihi Söğüt’ümüzün yoksul insanının ekmeğiyle oynayanın…” diyor. Sinkaflı konuştuğunu, hata yaptığını kitabında itiraf eden Tan, “Halk galeyana geldi. O gece 50 metre ötemdeki yazıhanesinden İçişleri ve Adalet Bakanını arayan Senatör Orhan Tuğrul’u köyden kovdular. Başsavcılığa şikâyet edildim. Hiçbir şey saklamadan ifade verdim. Savcılık hakkımda takipsizlik kararı verdi” diyor.
Kaymakamlıktan genel müdürlüğe
İki yıl kadar sürede fabrikanın yapımı bitiyor. Ama sular yine durulmuyor. Söğüt’ün ileri gelenleri ve hisse sahiplerinden yüz kadar kişi, fabrikanın hayata geçmeyeceğinden ve toplanan 4 milyon DM (Alman markı) değerindeki paranın çarçur edileceğinden kaygı duyarak Tan’ın kaymakamlıktan istifasını istiyor. Tan, bunun üzerine istifa edip SSS A.Ş.’ye genel müdür oluyor.
Bir zaman sonra İş Bankasının önerisiyle fabrikanın ortağı olan İstanbul gayrimenkul zengini Orhan Aker, 750.000 TL ile ortak alınarak şirkete YK başkanı oluyor. Aker, çeşitli vaatlerle şirketin yönetim kurulundaki yedi kişiden üçünü yanına alarak 26 milyon TL sermaye artırımı için YK kararı çıkartıyor. 1.600 ortağa öncelik hakkı sorulmadan, genel kurul toplanmaksızın sermaye artırılarak Aker’in adına hesap kapatılıp para aceleyle yatırılıyor. Tan, haberi olmadan yapılan bu işe karşı çıkıp böylesi bir kararı uygulamaya koymayacağını söylüyor. Orhan Aker, Tan’a, “Genel Müdür Bey, arkadaşlar sizin dışınızda devam etmek istiyorlar,” diyor. Ardından Tan’a tebligat gidiyor. Ancak Söğüt köylüsü, Tan’a sahip çıkarak mücadeleye devam ediyor.
Fabrikanın peşkeşi…
8 Kasım 1975’te 508 Söğüt köylüsü ile toplantı yapılıyor. Tan, kendisine yapılanı anlatarak tazminatını aldığını, kaymakamlığa geri dönebileceğini söylüyor. Ama asıl meselenin, fabrikalarının birilerine peşkeş çekilmek istenmesi olduğunu halka anlatıyor. Büyüyen tepkiler üzerine toplantıya katılan 508 kişinin hepsi olağanüstü seçimli genel kurul istiyor. Şirket yönetimi "imzalar sahte" diye talebi reddediyor. Söğütlüler pes etmeyerek noter önünde kuyruk oluşturup imzalarını noter tasdikli dilekçe ile veriyor. Ama buna da itiraz ediliyor. Söğüt köylüleri, Aker’in başını çektiği ilk yönetim kurulu toplantısına halkı örgütleyip gidiyor. Sağcısından solcusuna, yaşlısından gencine bin kişi Söğüt Seramik Fabrikası önüne gidiyor. İstanbul’un gayrimenkul zengini Orhan Aker’in başkanlık ettiği, Türkiye’nin ilk halk şirketinin YK toplantısı 7 saat kadar Söğütlülerin kuşatması altında kalıyor.
Tan, Söğüt köylüsünün “Orhan Aker ve yönetim kurulu üyelerinin sermaye artırımına iştirakleri iptal edilerek küçük ortakların rüçhan (öncelik) haklarını kullanmalarına olanak tanıyan prosedürün başlatılması” ve “En yakın bir tarihte seçimli genel kurul kararı alınıp kendilerine verilmesi” koşuluyla kuşatmayı kaldıracaklarını bildirmeleri üzerine Aker ve beraberindeki YK’nin çaresiz kalarak kararı imzaladıklarını anlatıyor.
‘İşi itliğe döktüler’
Daha sonra yılbaşına doğru yapılan genel kurula 971 kişi katılıyor. 901 kişi Tan’ın listesine oy veriyor. Ancak Tan seçimi kaybediyor. Tan kitabında yaşananları şöyle anlatıyor: “26 milyon TL’lik toplam şirket sermayesi, asaleten ve vekâleten o genel kurulda 19 milyon TL ile temsil edildi. Oysa her iki listedeki oy toplamı 22,5 milyon TL ediyordu. Yani 3,5 milyon TL’ye tekabül eden 350 oy dışarıdan atılmıştı ve ben yalnızca bir oyla kaybediyordum. Hükümet komiserine yaptığımız müracaat reddedildi. Ortanın solundan Bilecik milletvekili seçilen bu hükümet komiseri olan zatın cebine epey bir miktar para koyulduğunu, karşı tarafın avukatı yıllar sonra bana söylemiştir. Seçimi kaybetmiştik. Karşı taraf seçim öncesi yaptığımız çalışmalardan halkın kolay kolay dize gelmeyeceğini anlamıştı. İşi itliğe döktüler. Bir meczup kiralayıp bana arkadan saldırttılar. Burnum kırılmıştı. Burnumun kırılması da yanıma kalmıştı bu yenilgi ile birlikte. Saldırganı affetmiştim. Daha sonra (herhâlde bazı açıklamalarımdan korkmuş olmalılar ki) adamın kafasını baltayla kestiler.”
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et