Gezi davası kararının 4. yılında çağrı: Hak savunucuları serbest bırakılsın, haklarındaki temelsiz suçlamalar düşürülsün
Gezi davası kararının 4. yılında İnsan Hakları Savunucuları Dayanışma Ağı bileşenleri Gezi Davası’ndan ceza alarak cezaevinde tutulan hak savunucularının serbest bırakılmasını ve haklarındaki temelsiz suçlamaların düşürülmesi çağrısı yaptı.
Fotoğraf: Ersan Kınık
Eylem Nazlıer
[email protected]
İnsan Hakları Savunucuları Dayanışma Ağı bileşenleri Gezi Davası kararının 4. yılında bir açıklama yaptı. Açıklamada yargı tarihinin kara lekeleri arasında yer alan kararla ceza verilen hak savunucuları Osman Kavala, Can Atalay, Çiğdem Mater, Mine Özerden ve Tayfun Kahraman’ın serbest bırakılması ve haklarındaki temelsiz suçlamaların düşürülmesi çağrısı yaptı.
Dört yıl önce bugün, 25 Nisan 2022’de, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin ‘Gezi davasında’ Türkiye yargı tarihinin kara lekeleri arasında yerini alan bir karara daha imza attığı ifade edilen açıklamada; “Mahkeme, dosyada kabul edilebilir hiçbir delil bulunmazken, Osman Kavala’nın 2013 Gezi Parkı protestolarını ‘organize ve finanse ettiği’ ve bu yolla ‘hükümeti devirmeye teşebbüs ettiği’, Can Atalay, Çiğdem Mater, Hakan Altınay, Mine Özerden, Mücella Yapıcı, Tayfun Kahraman ve Yiğit Ekmekçi’nin de ona ‘yardım ettikleri’ iddiasına dayanarak Kavala’yı ağırlaştırılmış müebbet, diğer hak savunucularını 18 yıl hapis cezasına mahkum etti. Yargıtay, 28 Eylül 2023 tarihli kararı ile alt derece mahkemesinin Mücella Yapıcı, Hakan Altınay ve Yiğit Ekmekçi hakkında verdiği mahkumiyet kararını bozarken, diğer beş hak savunucusu hakkındaki kararı onadı” denildi.
“Mahkumiyet kararlarının hukuksuzluğu AİHM ve AYM kararlar ortaya konuldu”
Osman Kavala’nın, Kasım 2017’den bu yana, diğer dört hak savunucusu Can Atalay, Çiğdem Mater, Mine Özerden ve Tayfun Kahraman ise İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin mahkumiyet kararı ile birlikte Nisan 2022 tarihinden bu yana cezaevinde olduğu hatırlatılan açıklamada; “Kavala, Atalay, Mater, Özerden ve Kahraman’ın tutukluluğu ve mahkumiyetinin hukuki dayanaktan yoksun olduğu, hem AİHM hem de AYM tarafından farklı aşamalarda verilen kararlar ile açıkça ortaya konuldu. Buna karşın bu beş hak savunucusunun hala cezaevinde tutulması, iç hukukun ve Anayasa’nın 90. maddesi ile iç hukukun bir parçası olan uluslararası insan hakları hukukunun sağladığı bütün hukuki güvenceleri işlevsiz kılan ağır bir hukuk devleti krizine işaret ediyor” ifadelerine yer verildi.
“Hak savunucularının susturulması ve caydırılması hedef alındı”
AİHM’nin, Aralık 2019’da verdiği örnek kararında, Osman Kavala hakkında tutuklamave mahkumiyet kararına gerekçe yapılan faaliyetlerin hepsinin hak savunuculuğu ve ifade, örgütlenme ve barışçıl toplanma özgürlüğü haklarının kullanılması niteliğinde faaliyetler olduğunu tespit ettiğinin altı çizilen açıklamada şöyle denildi; “AİHM ayrıca Türkiye hükümeti tarafından Osman Kavala’nın tutuklu olarak -ve halihazırda bir hükme dayanılarak- cezaevinde tutulmasında gizli bir amaç güdüldüğünü, bu amacın onun meşru faaliyetlerinin engellenmesi, hak savunucularının susturulması ve caydırılması olduğunu hüküm altına aldı.”
“Kavala hakkındaki AİHM kararları yerine getirilmedi”
Türkiye yargı makamlarının, AİHM’in kararına rağmen bu davada hükümetin etki ve kontrolünde hareket etmeyi sürdürdüğüne işaret edilen açıklamada; “Süreç içinde gerek Osman Kavala gerekse de diğer hak savunucularının hükümet temsilcileri tarafından kamuoyu nezdinde açık bir şekilde hedef alınmasına devam edildi. AİHM kararında Osman Kavala’nın derhal serbest bırakılması talep edildiği halde bu hüküm yerine getirilmedi. Türkiye bu yolla Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 46(1). maddesinde ifadesini bulan AİHM kararlarını yerine getirme yükümlülüğünü de sürekli bir biçimde ihlal etti Her türlü karara ve girişime rağmen Türkiye’nin AİHM kararını yerine getirmemekteki ısrarı, kararların uygulanmasının denetim merci olan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından ülke hakkında son derece istisnai hallerde başvurulan ihlal prosedürünün işletilmesine neden oldu. Bu bağlamda Komite tarafından dosya yeniden AİHM’e taşındı ve Temmuz 2022’de Büyük Daire ilk karardaki tespitleri yineleyerek, Türkiye tarafından mahkeme kararlarının icrasına dair Sözleşmesel yükümlülüğün ihlal edildiğini tespit etti, Kavala’nın derhal serbest bırakılması talebini tekrar etti. Türkiye’nin Sözleşmesel yükümlülüklerini açıkça ihlal ettiği konusunda ilk defa verilen AİHM kararına rağmen Yargıtay, Eylül 2023’te alt derece mahkemesi kararını büyük oranda onadı. Osman Kavala, Can Atalay, Çiğdem Mater, Mine Özerden ve Tayfun Kahraman hala cezaevinde tutuluyor” denildi
“Yargıtay Can Atalay hakkında hukuka aykırı uygulamalarını sürdürdü”
Gezi davasının diğer yargılananlarından Av. Can Atalay hakkında da Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından verilen son derece önemli hak ihlali kararlarının mevcut olduğuna işaret edilen açıklamada; “Buna göre Mayıs 2023 parlamento seçimlerinde cezaevindeyken milletvekili olarak seçilen Can Atalay hakkında süren dava alt derece yargı mercilerince durdurulmalı, Atalay derhal serbest bırakılmalı iken bunun yapılmaması Anayasal hak ihlali niteliğinde. Ancak AYM’nin bu son derece açık ihlal kararına ve Can Atalay’ın derhal serbest bırakılması da dahil olmak üzere kararın yerine getirilmesi için alt derece mahkemesinin atması gereken somut adımlara dair detaylı tespitine rağmen gerek İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi gerekse de Yargıtay hukuka aykırı uygulamalarını sürdürdü” diye belirtildi.
"Tayfun Kahraman hakkındaki ihlal kararı da henüz uygulanmadı”
Son olarak Tayfun Kahraman hakkında da AYM’nin iki önemli hak ihlali kararı verdiği hatırlatılan açıklamada şunlar söylendi; “31 Temmuz 2025 tarihli kararında AYM, Tayfun Kahraman’ın Gezi Davası sürecinde adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine hükmettiği halde 13. Ağır Ceza Mahkemesi bu kararı da yerine getirmedi. Bunun üzerine AYM, 2 Nisan 2026 tarihli son kararında, Tayfun Kahraman hakkına tekrar hak ihlali kararı vererek, ilk kararın yerine getirilmemesini bireysel başvuru hakkının ihlali olarak kabul etti. Bu karar da henüz uygulanmadı.”
“AYM ve AİHM'in kararları yok sayılmaya devam ediliyor”
Gelinen noktanın, hukuk devleti ilkesinin fiilen askıya alındığı bir tabloyu gözler önüne serdiği belirtilen açıklamada: “Anayasa'nın koruma altına aldığı temel hakların uygulanmasında en üst yetkiyi haiz AYM'nin ve AİHM'in kararları, alt derece mahkemelerince ve hükümet yetkililerince yok sayılmaya devam ediliyor. Kararları uygulama yükümlülüğü altında olan mercilerin bu kararları ve bağlayıcı niteliklerini açıkça reddetmesi; Türkiye’de yargı bağımsızlığının, anayasal güvencelerin ve hukukun üstünlüğü ilkesinin yalnızca kâğıt üzerinde var olduğunun çarpıcı bir örneği olmayı sürdürüyor” denildi.
“Hak savunucuları serbest bırakılsın”
“İnsan Hakları Savunucuları Dayanışma Ağı olarak, Gezi davasında verilen mahkumiyet kararının dördüncü yıl dönümünde sesimizi yükseltiyoruz. Haksızlığı, hukuki dayanaktan yoksunluğu ve politik bir amaca hizmet ettiği aşikâr olan bu kararın gölgesinde sürdürülen yargı tacizine, anayasal güvenceleri hiçe sayan bu hukuk faciasına ve yargıyı bir baskı aracına dönüştüren uygulamalara derhal son verilmesini talep ediyoruz” denilen açıklamada şu talepler dile getirildi;
- “Osman Kavala, Can Atalay, Çiğdem Mater, Mine Özerden ve Tayfun Kahraman derhal serbest bırakılsın ve haklarındaki asılsız suçlamalar düşürülsün;
- AİHM ve AYM kararları uygulansın;
- Hak savunucularının meşru savunuculuk faaliyetlerine dönük her türlü müdahale son bulsun,
- Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Savunucularının Korunması Bildirgesi’nin gerekleri yerine getirilsin ve yargı bağımsızlığı, tarafsızlığı ile temel hak ve özgürlüklere dair temel hukuk devleti güvenceleri derhal sağlansın.
İmzacı Kurumlar
Ağ-Da Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dayanışma Ağı, Eşit Haklar için İzleme Derneği, Hak İnisiyatifi Derneği, Hakikat Adalet Hafıza Merkezi, İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi, İnsan Hakları Gündemi Derneği, Kadın Zamanı Derneği, Kaos GL Derneği, Lambdaistanbul LGBTİ+ Dayanışma Derneği, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği, Özgürlük için Hukukçular Derneği, Punto24 Bağımsız Gazetecilik Derneği, Research Institute on Turkey, Rosa Kadın Derneği, Sosyal Politika, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği, Star Kadın Derneği, Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı, Türkiye İnsan Hakları Davalarına Destek Projesi, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi, Üniversiteli Kuir Araştırmaları ve LGBTİ+ Dayanışma Derneği, Yaşam Bellek Özgürlük Derneği
Evrensel'i Takip Et