İŞKUR kampüste: Joker eleman olarak kullanılıyoruz
Üniversitelerde “Deneyim kazandırma” ve “ekonomik destek” vaadiyle pazarlanan İŞKUR gençlik programı, öğrenciler için bir destekten ziyade sömürü mekanizmasına dönüşmüş durumda.
Üniversitelerde “Deneyim kazandırma” ve “ekonomik destek” vaadiyle pazarlanan İŞKUR gençlik programı, öğrenciler için bir destekten ziyade sömürü mekanizmasına dönüşmüş durumda. Ekonomik krizde hayatta kalmaya çalışan binlerce üniversitelinin geçinebilmek için başvurduğu programda öğrenciler; belirsiz görev tanımları, esnek çalışma dayatmaları ve zamanında yatmayan ücretlerle karşı karşıya kalıyor.
‘Bize kalan işler boşluk doldurma niteliğinde’
Programın en dikkat çeken yüzü öğrencilerin kendi alanları dışındaki her işe koşturulması. İstanbul Teknik Üniversitesinden (İTÜ) Ali Kayra Sayın, kazan dairesi temizliği gibi görev tanımı dışı işler yaptıklarını belirtirken; Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) Kimya Bölümü öğrencisi, zamanının çoğunu laboratuvarda sadece “bulaşık yıkayarak” geçirdiğini ve bazen sadece “ayak işi” yaptığını hissediyor. İsmini vermek istemeyen bir başka öğrenci ise durumun vahametini şu sözlerle aktarıyor: “Bize kalan işler ‘boşluk doldurma’ niteliğinde. Afiş asmaktan, teknik bilgi gerektiren çekim ve kurgu süreçlerine kadar pek çok görev veriliyor. Bu program, üniversitenin ‘joker eleman’ ihtiyacını karşılayan bir yapıya dönüştü. Bu durum motivasyonumuzu düşürüyor ve mesleki gelişimimize katkı sağlamıyor.”
‘Burs olarak verilebilirdi’
Programın en büyük çelişkisi, öğrencilerin ders saatleri ile çalışma zorunluluğu arasında sıkışması. YTÜ Öğrencisi Eylül, birimler arasındaki keyfiyete dikkat çekerek “Bazı birimlerde arkadaşlarımıza daha fazla emek verilmesi gereken işler veriliyor; bazı birimlerde ise 1 saatlik iş veriliyor ama bizden 7 buçuk saat okulda beklememiz isteniyor ve hepimize aynı miktarda para veriliyor. Bence bu para burs olarak da verilebilirdi” dedi. Başka bir öğrenci, yönetimin çözüm odaklı olmaktan uzak tavrını şu sözlerle özetliyor: “Kararların öğrencileri en mağdur edecek şekilde alındığını söyleyebilirim. İşlerine gelmediğinde ‘Başka birime geçin o zaman’ diyerek kestirip atıyorlar. Paramızın bir kere bile zamanında yatırılmamasından bahsetmiyorum bile.”
‘Eğitime katılamadım, programdan çıkarıldım’
Mimarlık gibi yoğun bölümlerde okuyan öğrenciler için şartlar çok daha ağır. 1. sınıf öğrencisi Işık, ders yoğunluğu ile iş yükü arasında yaşadığı mağduriyeti anlattı: “Mimarlık fakültesinde sürekli çalıştırılıyordum ve daha fazla iş yapmam gerektiğine dair uyarılar alıyordum. Bir eğitime dersimle çakıştığı için katılamadım, telafisi ise İstanbul’da olmadığım bir vakte kondu. Sadece bu eğitime katılamadığım için programdan çıkarıldım.”
Baskıcı yönetim ve gelecek kaygısı
Programın ikinci dönemiyle birlikte baskıların arttığını belirten bir öğrenci sistemin evrildiği noktayı şöyle özetledi: “İlk başlarda öğrenci yararına gibi gözükse de, daha mezun olmadan iş hayatının baskıcı tarafıyla tanıştık. İmza saatinden ders programına kadar her alanda sınırlandık. Haftada 3 gün çalışma imkanı olmasına rağmen, tek bir dersimizin olduğu gün bile çalışmamıza izin verilmediği için çoğu arkadaşımız işi bırakmak zorunda kaldı.”
Öğrenci odaklı bir model şart
Mühendislik Öğrencisi Emirhan A, mevcut sistemin katılığından şikayetçi. Katı bir saat modeli yerine görev odaklı bir model öneren Emirhan, adaletsizliğe vurgu yaptı: “Beni asıl rahatsız eden şey adaletin ve eşitliğin sağlanmaması. Bir öğrencinin hafta içi tüm gününün boş olması çok düşük bir ihtimal. Mevcut sistemde boş gün bulabilmem neredeyse imkansız. Öğrencinin ‘işçi’ kategorisinde değerlendirilmesi yerine akademik sürece katkı sunan bir konumda görülmesi çok daha tutarlı olurdu.”
(Haber Merkezi)Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et