20.04.2026 16:35 / Güncelleme: 21.04.2026 10:45

Okul saldırılarıyla ilgili ortak açıklama: Şiddetin çözümünü yalnızca güvenlik politikalarında aramak gerçekçi değildir

Eğitim Sen İstanbul 6 No'lu Üniversiteler Şubesi, Vakıf Üniversiteleri Birimi'nin okul saldırılarıyla ilgili açıklamasında; “Şiddetin çözümünü yalnızca güvenlik politikalarında aramak gerçekçi değildir” dedi.

Okul saldırılarıyla ilgili ortak açıklama: Şiddetin çözümünü yalnızca güvenlik politikalarında aramak gerçekçi değildir

Fotoğraf: Evrensel

Sıla Altun
[email protected]


Eğitim Sen İstanbul 6 No’lu Üniversiteler Şubesi, Vakıf Üniversiteleri Birimi Maraş ve Urfa Siverek’teki okul saldırılarıyla ilgili ortak açıklama yaptı. Açıklamada; “Kaynağı toplumsal ve yapısal olan şiddetin çözümünü yalnızca güvenlik politikalarında aramak gerçekçi değildir” denildi.

“Tanıdığımız bir şiddetin devamı”

Maraş ve Siverek’teki okullarda yaşanan şiddet olayları ile ilgili derin üzüntü duyulduğu ifade edilen açıklamada; “Bu şiddeti tanıyoruz. Hepimizi sarsan bu olayların tekil vakalar değil, tanıdığımız bir şiddetin devamı olduğunu biliyoruz. Bu, patriyarkal düzenin erkek şiddetini normalleştiren mekanizmalarının bir uzantısıdır. Eğitim politikalarının geldiği noktada ürettiği şiddetin ekonomik krizle, güvenlikçi politikalarla, emek düşmanlığıyla olduğu kadar; patriyarka ve onun cinsiyetçi politikalarıyla örüldüğünün; silahların çocukların ellerine gökten inmediğinin, patriyarkal değerler aracılığıyla silahın ve şiddetin normalleştirildiğinin farkındayız” denildi.

“Eğitim politikaları güvencesizlik, geleceksizlik ve umutsuzluk ortamı yaratıyor”

Eğitim politikalarının, eğitim emekçilerini güvencesizliğe sürüklerken öğrenciler için de derin bir geleceksizlik ve umutsuzluk ortamı yarattığına işaret edilen açıklamada; “Eğitimin bilinçli biçimde niteliksizleştirilmesi, okulların kapasitesini aşması ve öğretmen emeğinin değersizleştirilmesi, öğrencilerin nitelikli eğitime erişim hakkını fiilen ortadan kaldırmaktadır. Bu durum, rehberlik ve sosyal hizmetleri doğrudan işlevsizleştirirken öğrencilerin bireysel ihtiyaçlarının karşılanmasını ve destek mekanizmalarının etkin biçimde işletilmesini giderek zorlaştırmaktadır; ve hatta daha da ileri giderek sosyal bilimlerin itibarsızlaştırılması, sosyoloji ve sosyal hizmet gibi bölümlerin kapatılması yoluyla bu alanların kamusal rolü sistematik biçimde zayıflatılmaktadır. Tam da bu kurumsal zayıflatma ve koruyucu mekanizmaların tasfiyesi sonucunda, derinleşen yoksulluk ve ekonomik krizin bedeli okullarda, özellikle yoksul ailelerde daha ağır hissedilmekte; devlet-sermaye iş birliği ile kurumsallaşan MESEM’ler aracılığıyla öğrenciler örgün eğitimden koparılarak, çocuğu koruyan mekanizmaların fiilen işlemediği sanayi bölgelerinde uzun saatler boyunca bir yetişkin gibi çalıştırılmaktadır. Bu tablo, çocuk emeğinin sömürülmesi ve iş cinayetlerinin sıradanlaşmasıyla sonuçlanmaktadır” ifadelerine yer verildi.

“Eğitim emekçilerinin görevi eşit ve adil bir yaşamı savunmaktır”

Önceliklerinin çocukların nasıl ve ne kadar cezalandırıldığı değil, eğitimciler olarak onları destekleyecek, farklılıkları ve çeşitlilikleri hedef göstermektense kapsayacak, ihtiyaçlarını karşılayacak önleyici politikalar önermek olduğu vurgulanan açıklamada şunlar söylendi; “Yanı sıra toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimlerinin gerekliliğini ise bu saldırıların hemen ertesinde bir kez daha vurguluyoruz. Bunun tam aksi yönündeki gelişmeler ve Aile Yılı ile birlikte okullarda toplumsal cinsiyet kavramının kullanılması dahi yasaklanmaya çalışılmış, toplumsal cinsiyet eşitliğini savunan öğretmenler hakkında MEB tarafından soruşturmalar açılmıştır. Toplumda nefreti körükleyen LGBTİ+ düşmanı politikaların derslerde ve veli toplantılarında bazı idareciler ve öğretmenler tarafından da yaygınlaştırıldığını takip etmekteyiz. Biz eğitim emekçilerinin görevi, nefretin ve kutuplaşmanın karşısında eşit ve adil bir yaşamı savunmaktır.”

“Çocukların korunması gereken erkek şiddeti, sistematik baskılar, yoksulluk ve nefrettir”

Aile ve toplum içinde erkek ayrıcalıklarını korumaktan başka hiçbir amacı olmayan patriyarkal değerlerin okullara tebelleş edilerek, gençlerin nefret söylemi ve kutuplaştırıcı politikalara alet edildiği ifade edilen açıklamada; “Savunduğunuz kutsal aile, “silah namustur” diyerek normalleştirdiğiniz erkek şiddetini hoş gören ve sistematik olarak cezasız bırakan bir toplumsal düzenin temelidir. Toplumsal cinsiyet eşitliğine açtığınız bu savaş, heteronormatif patriyarkal düzeni eğitim alanında yeniden üretmekte ve nefreti derinleştirmektedir. Bu olaylar göstermektedir ki, çocukların korunması gereken “tehlike unsuru” LGBTİ+’lar değil; erkek şiddeti, sistematik baskılar, yoksulluk ve nefrettir. Yoksul ve göçmen çocuklar bu politikalarla hedef haline getirilirken şiddetin asıl sebepleri görünmez kılınmaktadır.

Aynı zamanda yaşanan şiddet olaylarının otizm, DEHB, bipolar ya da şizofreni gibi tanılarla ilişkilendirilmesi; açık bir biçimde sorumluluğun sahibini değiştiren ve damgalamayı derinleştiren bir yaklaşımdır. Nöroçeşitlilik, şiddetin kaynağı değildir. Aksine bu farklılıklara ve çeşitliliklere sahip çocuklar ve gençler, eğitim sisteminde dışlanma, zorbalık ve destek eksikliği nedeniyle daha fazla risk altındadır. Şiddeti tanılara indirgemek; erkek şiddetini, derin yoksulluğu, nefret politikalarını ve cezasızlığı görünmez kılar. Bu söylem, gerçeği çarpıtmakla beraber nöroçeşitlileri hedef haline getirir. Bu durum yeni bir ayrımcılık, dışlanma, şiddet ve üzerine kriminalleştirme üretir. Nöroçeşitli öğrencilerin ihtiyaçlarının sistematik biçimde görmezden gelindiği, psiko-sosyal destek mekanizmalarının işlevsizleştirildiği bir eğitim sisteminde, bu öğrenciler hem akademik hem de sosyal olarak yalnızlaştırılmaktadır” diye belirtildi

"Çözüm güvenlik politikalarında değildir"

Çocukların kriminalize edilmesinin ve üzerlerindeki gözetim baskısının artmasının, suçu azaltmak yerine tam tersine kutuplaştırmayı artırmaya hizmet edeceğininin üniversite kampüslerinden de bilindiğine dikkat çekilen açıklamada; “Dolayısıyla yaşanan şiddeti güvenlik zafiyeti olarak çerçeveleyen yaklaşımları kaygıyla takip etmekteyiz. Kampüslerde artan denetim, polis varlığı ve arama uygulamaları; güvenliği sağlamaktan çok öğrencilerin kriminalize edilmesine ve sürekli gözetim altında tutulmasına yol açar. Bu uygulamalar, eğitim ortamını daha güvencesiz ve tedirgin bir hale getirir; öğrenciler arasındaki kutuplaşmayı derinleştirir. Bu durumun özellikle yoksul ve ötekileştirilmiş çocukları daha fazla hedef haline getireceğini öngörüyoruz. Şiddetin kaynağı toplumsal ve yapısalken, çözümü yalnızca güvenlik politikalarında aramak gerçekçi değildir. Üniversitelerde özel güvenlik birimlerinin politik kimliği olan öğrencileri, kadınları ve LGBTİ+’ları ifşa ettiğini, bu kişilere şiddet uyguladığını ve güvenlik önlemleri altında sıkı denetime tabi olan kız yurtlarında taciz olaylarının da sürekli yaşandığını görüyoruz. Tam da her köşesinde kamera olan bir şehirde Gülistan Doku’nun katilinin neden yıllarca bulunamadığını sorguluyoruz” denildi.

"Eğitimde piyasacı politikalar terk edilmeli"

Açıklamada son olarak şu talepler dile getirildi

  • Eğitimde piyasacı politikalar terk edilmeli; kamusal, eşit ve ücretsiz eğitim tüm öğrenciler için güvence altına alınmalıdır.
  • Her türden nefreti üreten söylem ve politikalar terk edilmeli; yerine eşitlik, özgürlük ve insan haklarını destekleyen kesişimsel söylem ve politikalar üretilmelidir.
  • Eğitim emekçilerinin iş yükü azaltılmalı ve emeklerinin karşılığı olarak insan onuruna yaraşan yaşam standartları sağlanmalıdır.
  • Tüm öğrencilere en az bir öğün ücretsiz yemek, temiz ve erişilebilir su sağlanmalı; sınıf mevcutları her bir öğrenciye gereken özen sağlanabilecek şekilde düzenlenmeli; okullarda rehber öğretmen, psikolog ve sosyal hizmet uzmanı istihdam edilmeli, bu hizmetlerin eşitlikçi, kapsayıcı, ayrımcılık karşıtı ve tüm öğrencilerin farklı ihtiyaçlarını gözeten bir yaklaşımla sunulması sağlanmalı; eğitim sürecine ilişkin tüm temel ihtiyaçlar kamusal olarak sağlanmalıdır.
  • Devlet-sermaye işbirliği ile kurumsallaşan ve çocuk emeği sömürü alanları olan MESEM’ler kapatılmalıdır.
  • Eğitim politikaları ayrımcı olmayan, yalnızlaştırmayan, rekabet yaratmayan, kolektif ve kamusal faydayı hedefleyen biçimde yeniden düzenlenmelidir.
  • Çocukları suç işlemeye sürükleyen söylem ve politikalar terk edilmeli; kapsayıcı, ayrımcılık karşıtı, nöroçeşitliliği dışlamayan ve destekleyici eğitim politikaları hayata geçirilmeli; rehberlik, psiko-sosyal destek ve özel eğitim mekanizmaları güçlendirilmelidir.
  • Nöroçeşitliliği şiddetle ilişkilendiren, damgalayan ve kriminalize eden söylem ve uygulamalar derhal terk edilmelidir.

Evrensel 31 yaşında!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
21.04.2026 10:24

Malatya'da kamulaştırma davası sürerken ağaçları söktüler: EMEP İlçe Başkanı darp edildi

Malatya’nın Kuluncak ilçesinde Emek Partisi İlçe Başkanı Lütfü Karakuş’a ait bahçede, kamulaştırma davası sürerken belediye ekipleri ağaçları söktü. Kanunsuz işleme müdahale etmek isteyen Karakuş, zabıta personeli tarafından darbedildi.

Malatya'da kamulaştırma davası sürerken ağaçları söktüler: EMEP İlçe Başkanı darp edildi

Fotoğraf: Kıvılcım Eftelya/Evrensel

21.04.2026 00:28 / Güncelleme: 06:53

EMEP'li Karaca'dan Doruk Madencilik işçilerine ziyaret: Abluka talimatını kimden aldınız?

Doruk Madencilik işçilerini ziyaret etmek için Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önüne giden Emek Partisi Milletvekili Sevda Karaca, işçilerin olduğu alana basının alınmamasına tepki gösterdi. Karaca, “Bu talimatı kimden aldınız?” diye sordu.

EMEP'li Karaca'dan Doruk Madencilik işçilerine ziyaret: Abluka talimatını kimden aldınız?

Fotoğraf: Evrensel

İçerik yükleniyor...

(İşçi Sendika Servisi)
21.04.2026 09:39

Van'daki öğrenci ve veliler tedirgin: Çocuklarımızı okula göndermeye korkuyoruz

Urfa ve Maraş'ta okullara dönük gerçekleşen saldırılara tepki gösteren Van'daki veliler, "Çocuklarımızı okula göndermeye korkuyoruz" diyerek acil kalıcı çözüm istedi.

Van'daki öğrenci ve veliler tedirgin: Çocuklarımızı okula göndermeye korkuyoruz

Fotoğraf: MA

21.04.2026 09:40

Et üretiminde 'yüzde 93 yeterlilik' tartışması: 'O zaman milyarlar neden ithalata gidiyor?'

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın “kırmızı ette yeterlilik yüzde 93” açıklaması tartışma yarattı. CHP’li Ömer Fethi Gürer, ithalat rakamlarına dikkat çekerek eleştirdi.

Et üretiminde “yüzde 93 yeterlilik” tartışması: “O zaman milyarlar neden ithalata gidiyor?”

Fotoğraf: MA

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!