Eğitim Sen 'Şiddetsiz Okul Deklarasyonu'nu açıkladı: 'Eğitim sistemi bilimsel temelde yeniden inşa edilmelidir'
Eğitim Sen’in “Şiddetsiz Okul Deklarasyonu”nda, okullarda artan şiddetin politik ve yapısal nedenlere dayandığı vurgulandı. Çözümün bilimsel, laik ve kamusal bir eğitim sisteminin inşasında olduğu belirtildi.
Fotoğraf: Evrensel
Ankara — Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), Urfa ve Maraş’ta okullarda yaşanan şiddet olaylarına dair MEB önünde başlattıkları yaşam nöbeti alanında “Şiddetsiz Okul Deklerasyonu”nu açıkladı. Açıklamada konuşan Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, “Çözüm; liyakat yerine sadakati esas alan idari yapıyı dağıtmaktır. Çözüm; rehberlik ve psikososyal destek mekanizmalarını yeniden ayağa kaldırmaktır. Çözüm; ÇEDES ve MESEM gibi projelerle eğitimi tarikatlara, cemaatlere ve sermayeye peşkeş çekmekten vazgeçmektir. Çözüm; laik, bilimsel, kamusal anadilinde, cinsiyet eşitlikçi eğitimi inşa etmektir” dedi.
“Şiddetsiz Okul Deklarasyonu”nun açıklaması öncesinde Yüksel Caddesi’nde bir araya gelen kitle sloganlarla MEB önüne yürüdü. Yürüyüş boyunca, “Sokakta, okulda şiddet hayır”, “Laik, bilimsel, demokratik eğitim”, “Genel grev, genel direniş” sloganları atıldı. Yürüyüşe Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), KESK Ankara Şubeler Platformu üyeleri, KESK’e bağlı sendikaların MYK üyeleri ve temsilcileri, siyasi partilerden üyeler ile çok sayıda eğitim emekçisi katıldı.
Fotoğraf: Evrensel
Açıklamada söz alan Eğitim Sen Genel Sekreteri Zülküf Güneş, iktidarın dayattığı politikaların sonucunda şiddetin normalleştirildiği bir süreçten geçildiğini, bugün MEB önünde sürdürülen mücadeleyi yarından itibaren Türkiye’nin her yanında devam ettireceklerini ifade etti.
“Tek bir canımızı karanlığa teslim etmeye niyetimiz yok”
Siverek ve Maraş’ta yaşamını yitirenler için düzenlenen bir dakikalık saygı duruşu ardından sendikanın genel başkanı Kemal Irmak söz aldı. Irmak, “15, 16 ve 17 Nisan tarihlerinde Türkiye genelinde iş bıraktık! Ülkenin dört bir yanında eğitim sendikaları olarak eğitimi neredeyse durdurduk. Yüz binlerce eğitim emekçisi, veli ve öğrenciyle sokaklara çıktık. Neden? Çünkü artık tek bir canımızı daha bu karanlığa teslim etmeye niyetimiz yok! 15 Nisan’dan bu yana, dört gündür Bakanlık önünde 24 saat boyunca ‘Yaşam Nöbeti’ tutuyoruz. Gündüzün sıcağında, yağmurunda da, gecenin ayazında bu kapının önünden ayrılmadık. Çünkü biliyoruz ki o binanın içinde oturanlar, bizim can güvenliğimizden daha çok koltuklarının güvenliğini düşünüyorlar” dedi.
Fotoğraf: Evrensel
“Eğitim kurumları hapishaneye çevrilerek şiddet önlenemez”
Şiddetin münferit değil, politik bir sonuç olduğunu ifade eden Irmak, okullarda yaşananların güvenlik zafiyeti olarak geçiştirilemeyeceğine dikkat çekti. “Bu tablo; eğitimden kültüre, ekonomiden sosyal politikalara kadar yıllardır sürdürülen yanlış politikaların doğrudan, somut ve kanlı bir sonucudur. Şiddeti sıradanlaştıran, dilini yaygınlaştıran, toplumu kutuplaştıran siyasetiniz; bugün 14-16 yaşındaki çocuklardan soğukkanlı failler yaratmıştır. Gençleri geleceksizliğe, umutsuzluğa ve mafyatik ilişkilere mahkûm eden bu düzen, okullarımızı birer şiddet mekânına çevirmiştir.”
Çözümün yapısal bir dönüşümde olduğunu ifade eden Irmak, “Buradan bir kez daha ilan ediyoruz: Okulların kapısına polis dikmek, okulları kolluk gücüyle kuşatmak çözüm değildir! Eğitim kurumlarını birer hapishaneye çevirerek şiddeti önleyemezsiniz. Çözüm; liyakat yerine sadakati esas alan idari yapıyı dağıtmaktır. Çözüm; rehberlik ve psikososyal destek mekanizmalarını yeniden ayağa kaldırmaktır. Çözüm; ÇEDES ve MESEM gibi projelerle eğitimi tarikatlara, cemaatlere ve sermayeye peşkeş çekmekten vazgeçmektir. Çözüm; laik, bilimsel, kamusal anadilinde, cinsiyet eşitlikçi eğitimi inşa etmektir” dedi.
“Sorumluluğundan kaçamazsın Yusuf Tekin!”
Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e “kaçamazsınız” diyerek seslenen Irmak, “Göreve geldiğiniz günden bu yana eğitimin asıl sorunlarına sırtınızı döndünüz. Öğretmenlerin onurunu zedeleyen açıklamalar yaptınız, okulları ideolojik birer laboratuvara çevirdiniz. Bugün bir öğretmen okulunda can veriyorsa, bir öğrenci sınıfında vuruluyorsa bunun siyasi ve ahlaki sorumlusu sizsiniz! Bakanını korumayı, toplumun geleceğini korumaya tercih eden bu iktidar anlayışı iflas etmiştir. Yusuf Tekin, derhal tüm toplumdan özür dilemeli ve o koltuğu terk etmelidir” diye konuştu.
Fotoğraf: Evrensel
Mücadeleyi büyüteceklerini ifade eden Irmak, “Velilerimize sesleniyorum: Çocuklarınızın geleceği bizim de geleceğimizdir. Bu mücadele sadece bizim değil, hepimizindir. Gelin, bu karanlık iklimi birlikte dağıtalım” diye konuştu.
KESK: Şiddeti üreten sistemdir, sorumlusu sistemin temsilcileridir
Irmak’ın ardından söz alan KESK Eş Genel Başkanlarından Ayfer Koçak, “Bu sistem çarklarını bizi öğüte öğüte yürütüyor. O zaman yan yana bu mücadeleyi büyütüp, bu çarkların önünde engel olmaktan başka şansımız olmayanlarız bizler. O yüzden bugün ve önceki 3 gün boyunca bu dayanışmayı büyüten herkese teşekkür ediyorum. KESK olarak yıllardır yürüttüğümüz mücadelede şu iki şeyin altını çizdik; emeğimizin karşılığını almak ve nitelikli kamusal hizmet üretmek istiyorduk. O yüzden mücadelemiz bir yanıyla emek bir yanıyla da adalet mücadelesiydi” dedi. Şiddetin yaşamın her alanında sürdüğünü ifade eden Koçak, “Her yerde şiddet arttı. Bu şiddeti üreten bellidir; bu sistem ve bu sistemin temsilcileridir” diyerek yan yana geldikçe toplumun değişime olan inancın artacağını söyledi.
Konuşmalar düzenlenen forumla devam etti. Katılımcılar sırayla söz alarak yaşadıkları sorunlar etrafından talep ve önerilerini anlattılar. Forum ardından Deklarasyonun afiş hali MEB önüne asıldı.
Eğitim Sen’in açıkladığı deklarasyon şöyle:
- Eğitim temel bir haktır; piyasacı politikalar derhal terk edilmeli, kamusal, eşit ve ücretsiz eğitim tüm öğrenciler için güvence altına alınmalıdır.
- Eğitim sistemi bilimsel temelde yeniden inşa edilmelidir. Müfredat, eleştirel düşünmeyi geliştiren, özgür bireyler yetiştiren bir içerikle düzenlenmelidir.
- TYMM derhal iptal edilmeli; bilimsel, laik, demokratik, cinsiyet eşitlikçi ve anadilinde eğitimi esas alan, eleştirel düşünmeyi ve özgür bireyler yetiştirmeyi hedefleyen yeni bir müfredat hazırlanmalıdır.
- Eğitim politikaları kapalı kapılar ardında değil, demokratik ve katılımcı süreçlerle belirlenmelidir.
- Merkeziyetçi, hiyerarşik ve otoriter eğitim yönetimi terk edilmeli; eğitim emekçilerinin, öğrencilerin ve velilerin karar süreçlerine etkin katılımı sağlanmalıdır.
- Sınav merkezli ve rekabet odaklı eğitim sistemi, öğrencileri yarıştıran, eğitim hakkını ölçme ve eleme aracına dönüştüren; çok yönlü gelişimi engelleyen, eşitsizlikleri derinleştiren ve psikolojik baskıyı artıran bir yapıya sahiptir. Bu anlayış terk edilmeli; öğrencilerin ilgi, yetenek ve ihtiyaçlarını esas alan, eşitlik ve dayanışmayı güçlendiren bütünlüklü bir eğitim modeli hayata geçirilmelidir.
- İktidarın ideolojik aygıtı haline getirilen vakıf, dernek ve cemaatlerle yapılan başta ÇEDES olmak üzere tüm protokoller sonlandırılmalıdır.
- Çocuk emeği sömürüsü anlamına gelen MESEM uygulaması derhal sonlandırılmalıdır.
- Her okula merkezi bütçeden yeterli ve eşit pay ayrılmalı; eğitim kurumlarının temel ihtiyaçlarının karşılanması velilere ve bağışlara bırakılmadan kamusal sorumluluk olarak güvence altına alınmalıdır.
- Öğretmen ihtiyacı güvencesiz ve esnek istihdam biçimleriyle değil, kadrolu ve güvenceli istihdam politikalarıyla karşılanmalı; ücretli ve sözleşmeli öğretmenlik uygulamalarına son verilmelidir.
- Öğretmen ihtiyacı güvencesiz ve esnek istihdam biçimleriyle değil, kadrolu ve güvenceli istihdam politikalarıyla karşılanmalı; ücretli ve sözleşmeli öğretmenlik uygulamalarına son verilmelidir.
- Tüm öğrencilere en az bir öğün ücretsiz yemek, temiz ve erişilebilir su sağlanmalı; eğitim sürecine ilişkin tüm temel ihtiyaçlar kamusal olarak karşılanmalıdır.
- Okullar, baskı ve korku üreten mekanizmalarla değil, özgürlük ve güven temelinde yeniden düzenlenmelidir. Kalabalık sınıflar, ikili öğretim ve fiziki yetersizlikler giderilmelidir.
- Okul mimarisi ve fiziksel mekânlar, çocukların gelişimsel, pedagojik, sosyal ve kültürel ihtiyaçları esas alınarak planlanmalı; okullar, öğrencilerin özgürce gelişebileceği, kendini ifade edebileceği demokratik yaşam alanları olarak yeniden tasarlanmalıdır.
- İstisnasız her okula yeterli sayıda psikolojik danışman atanmalıdır.
Evrensel'i Takip Et