Yoksulluk derinleşiyor, okullarımızda şiddet ve katliam artıyor
"Gelin, bu ortak acıda birleşelim. Bu düzenin yarattığı döngüyü birlikte kırıp sesimizi yükseltelim ki, bu memleket bir daha böyle acılar yaşamasın."
Fotoğraf: Connor Lucock/Pexels
Kayseri’den bir metal işçisi
Ben bir işçiyim. Emeğiyle geçinen, bu düzenin en ağır yükünü sırtlayan milyonlardan biriyim. Ekonominin geldiği nokta artık açık bir soygun: Enflasyon ve vergi kıskacı her ay ücretlerimizi eritiyor, emeğimizin karşılığı sistematik biçimde gasp ediliyor. Alım gücümüz hızla çöküyor, temel ihtiyaçlar bile lüks haline geliyor, gelecek güvencesi ise neredeyse tamamen ortadan kalkmış durumda. Bu sistem, işçiyi daha fazla çalıştırıp daha az vererek yoksulluğu derinleştiriyor, öfkeyi büyütüyor. Çocuklarımızın yarınlarını çalıyor, umudumuzu tüketiyor.
İşte bu ekonomik çöküşün ve sistematik adaletsizliğin üzerine, son iki okulda yaşanan vahşi saldırılar patlak verdi. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okullarda akan kan, toplumdaki derin yaraların en acı dışavurumudur. Çocuklarımıza ve öğretmenlerimize yönelen bu şiddet tesadüf değil; yoksulluğun, çaresizliğin ve birikmiş öfkenin doğrudan sonucudur. Bu düzen insanları birbirine düşman ediyor, en korunması gereken yerleri –okulları– bile cehenneme çeviriyor. Düzenin temsilcileri koltuklarında oturmaya devam ediyor.
Şiddet bu düzenin sonucu
Farklı kesimler farklı açıklamalar yapıyor: Kimisi “bireysel delilik” diyor, kimisi “aileyi” suçluyor, kimisi suçu “eğitim sisteminde” arıyor. Ama bunların hepsi yüzeyde kalıyor. Biz işçiler gerçeği en çıplak haliyle görüyoruz: Emeğin değersizleştirildiği, yoksulluğun kalıcı hale getirildiği bir düzende şiddet kaçınılmaz hale gelir. Emeğin hakkını vermeyen, işçiyi ezerek büyüyen bir ekonomi, toplumun tüm dokusunu çürütür. Çocuklarımızın geleceğini güvence altına alamayan bu yapı, onların can güvenliğini de ortadan kaldırır.
Ortada yükselen söylemler var: Kimi “devrim” diyor, kimi “disiplin”, kimi “istikrar” diye bağırıyor. Ama hepsinin ortak bir eksiği var: Bu sömürü düzeninin kendisini sorgulamıyorlar. Emeğin sistematik talanı sürdükçe, yoksulluk derinleştikçe, okullarımızdaki kan da durmayacak. Bu karanlık düzeni işçiler değiştirmeye çalışması gerekiyor. Çünkü güvenli bir geleceği ancak böyle sağlayabiliriz.
Omuz omuza verip karanlığa dur diyelim
O yüzden buradan çağrım net: Gelin, farklı söylemlerimizi bir kenara bırakıp ortak paydada buluşalım. Bu sömürü düzenine karşı adil bir ücret istiyoruz. Emeğe değer veren, yoksulluğu büyütmeyen bir ekonomi istiyoruz.
Güvenli okullar, çocuklarımızın çalınmayan geleceğini istiyoruz. Yoksulluğun ve çaresizliğin tetiklediği bu şiddetin kökünü kazımak istiyoruz.
İnsanca bir yaşam için omuz omuza verelim.
İşçi, öğretmen, memur, esnaf, emekli, öğrenci… Hepimiz aynı sistemin altında eziliyoruz. Aynı ekonomik şiddetin, aynı gelecek gaspının mağduruyuz. Gelin, bu ortak acıda birleşelim. Bu düzenin yarattığı döngüyü birlikte kırıp sesimizi yükseltelim ki, bu memleket bir daha böyle acılar yaşamasın.
Omuz omuza verelim ki yarınlarımız bugünden daha adil, daha insanca olsun. Emeğimizin hakkını ve onurumuzu birlikte koruyalım.
Evrensel'i Takip Et