08.04.2026 10:31

Vakıflar Genel Müdürlüğü Meslek Fabrikası’na el koydu: Ücretsiz eğitimler durdu, kursiyerler ve çalışanlar tepkili

Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün el koyduğu Meslek Fabrikası’nda binlerce kişinin yararlandığı ücretsiz eğitimler durdu. Kursiyerler ücretsiz kursların engellendiğini, çalışanlar ise işlerinin aksadığını belirterek tepki gösterdi.

Vakıflar Genel Müdürlüğü Meslek Fabrikası’na el koydu: Ücretsiz eğitimler durdu, kursiyerler ve çalışanlar tepkili

Fotoğraf: İzBB

Eda Aktaş
[email protected]
Emirhan Durmaz


İzmir — İzmir’de Meslek Fabrikası’nın faaliyet yürüttüğü binanın Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilmesi ve ardından yaşanan tahliye süreci hem çalışanlar hem de kursiyerler açısından tartışma yarattı. Ücretsiz mesleki eğitimlerin verildiği ve binlerce kişinin faydalandığı merkezin işlevinin aksamasıyla birlikte, kursiyerler eğitim haklarının engellendiğini, çalışanlar ise işlerinin durduğunu belirtiyor.

Meslek Fabrikası’nın faaliyet yürüttüğü yapı İzmir’in üretim ve kamusal yaşam tarihinin sürekliliğini taşıyan bir mekan. Öyle ki, 1908’de un fabrikası olarak kurulan, 1926’da belediye mülkiyetine devredilen bina; uzun yıllar kamu hizmetlerinde kullanıldıktan sonra 2015-2017 arasında yaklaşık 17 milyon liralık yatırımla restore edilerek Meslek Fabrikası’na dönüştürüldü. Böylece yapı, yeniden kamusal nitelik ile kent yaşamına kazandırıldı.

Nitekim bu dönüşümün somut karşılığı rakamlarda da görülüyor. İzBB’nin aktardığı bilgilere göre 29 merkezde açılan 5 bin 800 kursla 145 bini aşkın yurttaşa eğitim verildi; yalnızca Halkapınar’daki merkezde 2016’dan bu yana 13 bini aşkın kişi mezun oldu. 35 alan ve 215 branşta sürdürülen eğitimlerle on binlerce kişi istihdama yönlendirilirken, binlercesi doğrudan iş hayatına katıldı.

Bu tablo göstermektedir ki, yaşanan el koyma girişimi, bir mülkiyet değişiminin ötesinde; yüz yılı aşan kamusal kullanım birikimine ve on binlerce yurttaşın faydalandığı bir hizmet modeline müdahale anlamı taşıyor.

Ekim 2025’te Vakıflar Genel Müdürlüğü, belediyeye tek satırlık bilgi vermeksizin Meslek Fabrikası, Egemenlik Binası ve Tepecik’teki eski gasilhane için tapu müdürlüğüne başvurdu ve binayı kendi adına tescil ettirdi. Yıllarca önce bedeli ödenerek sicilden silinen vakıf şerhlerinin, tam da bu el koyma işleminden önce “yeniden ortaya çıkması” ise ayrı bir tartışma konusu. Belediye dava açtı, mahkemeden tedbir aldı, mahkeme tedbiri kaldırdı, üst mahkemeye itiraz etti, ret yedi. Ve sabahın beşinde polis ablukası geldi, bina fiilen işgal edildi.

“İş bulmak için kursa gittim”

Meslek Fabrikası’nda Personel Özlük ve İnsan Kaynakları eğitimi alan Semra Doğan, kursa başlama nedenini işsizlikle mücadele olarak anlattı. Doğan, “Normalde öğretmenim ama atanamayan öğretmenlerdenim. İşsizim. Ablam muhasebeci olduğu için ona destek olabilmek ya da yeni bir iş sahası açabilmek adına bu eğitimi aldım” dedi.

İkil yıl önce kurs fiyatlarını araştırdığında 4 ay için 20 bin lira istendiğini dile getiren Doğan, belediye kursunu ücretsiz olduğu için ve iş imkanı sağlandığı için tercih ettiğini söyledi. Kursa başladığı dönem tartışmaların gündeme geldiğini aktaran Doğan, “Burada insanlar eğitim alıyor, meslek edinmek istiyor. Herkesin parası yok ki gidip parayla kurs için bir yerlere yazılsın. Bu yerlerin kapatılmasını istemiyoruz” dedi.

“Binaya el konulması eğitim hakkını engelliyor”

Defne Yılmaz, yüksek lisansa hazırlanan bir öğrenci olduğunu belirterek, bu süreçte aynı zamanda çalışabilmek için baristalık eğitimi almak istediğini söyledi. Öncelikle özel kursları araştırdığını ifade eden Yılmaz, “Yaklaşık 25-30 bin liraya varan kurs ücretlerini gördüm. Ayrıca malzemeleri de bizim götürmemiz isteniyordu. Bu benim karşılayabileceğim bir durum değildi” dedi.

Daha sonra Meslek Fabrikası’nın kurslarını incelemeye başladığını aktaran Yılmaz, “Terzilikten pastacılığa, mühendislik alanlarına kadar birçok kurs olduğunu fark ettim. Kursa başlarken malzeme talep edileceğini düşünüyordum. Ama hiçbir şey talep edilmedi. Tüm ihtiyaçları Meslek Fabrikası karşıladı” ifadelerini kullandı.

Meslek Fabrikası’nın istihdam olanaklarına da dikkat çeken Yılmaz, “Kurs sonrasında barista ilanlarına başvurabildim. Yönlendirdikleri platformlar üzerinden iş bulma imkanı sağlıyorlar” diye konuştu.

Binaya el konulmasının birçok genç için ücretsiz kurs ve eğitim hakkının engellenmesi anlamına geldiğini belirten Yılmaz, kendini geliştirmek için ilerleyen dönemde de kurslara katılmayı düşündüğünü ancak mevcut durumda bunun nasıl mümkün olacağını bilmediğini söyledi.

“Eşyalarımız içeride, eğitimler durdu”

Yaklaşık 225 belediye emekçisinin binada çalıştığını, onlardan birinin de kendisi olduğunu söyleyen Şule Alpsoy, binaya girişlerin engellenmesiyle birlikte eğitimlerin durduğunu, çalışanların ise kişisel eşyalarına dahi ulaşamadıklarını belirtti.

Meslek Fabrikası’nın 2016’dan bu yana 531 farklı kursta binlerce kişiye çok çeşitli alanlarda mesleki eğitimler verdiklerini söyleyen Alpsoy, “Böyle büyük bir binanın taşınması hem kamu zararı hem kurs alan insanları etkiliyor. İnsanların yeniden bu lokasyonu bulup nasıl katılacak? Evraklarımız içeride kaldı, çalışmamız engelliyor. Her şeyden önce eğitim hakkı engellemiş oldu” diye konuştu.

“Herkesin ulaşabildiği bir merkezdi”

İzmir Meslek Fabrikası’nda kuruluşundan bu yana çalışan Sema Boyacıoğlu, binaya girişlerin engellenmesiyle birlikte yaşanan mağduriyeti anlattı. Personelin binaya alınmadığını ve işlerin yarım kaldığını belirten Boyacıoğlu, yalnızca yanlarına alabildikleri dosya ve materyallerle dışarıdan çalışmaya devam etmeye çalıştıklarını söyledi. Meslek Fabrikası’nın bugüne kadar 13 binden fazla mezun verdiğini belirten Boyacıoğlu, kadınlar, gençler ve işsizler için merkezin önemli bir fırsat sunduğunu söyledi.

Meslek Fabrikası’nın merkezi konumunun özellikle erişilebilirlik açısından tercih edildiğini vurgulayan Boyacıoğlu, “Ücretsiz kurslar verdiğimiz için herkesin buraya rahatça ulaşabilmesi hedeflendi. İnsanlar tüm ilçelerden buraya eğitim almaya geliyordu” diye konuştu. Eğitimlerin farklı ilçelere taşınması halinde kursiyerlerin ulaşım sorunu yaşayacağını ifade eden Boyacıoğlu, bunun eğitime katılımı azaltabileceğini belirtti.

MESEM’i var ederken, Meslek Fabrikası’nı yok etmek iktidarın çelişkisi mi?

Sermayenin iktidar partisi AKP, yıllardır mesleki eğitimi hem söylemde hem politikada “önceliklendirdiğini” ilan ediyor. Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM), Ustalık Telafi Programları, İŞKUR kursları… İşverene asgari ücretin yarısı kadar teşvik ödenen, okul-işletme ortaklığına dayalı bu modeller “nitelikli iş gücü yetiştirme” perdesiyle sunulurken, MESEM programıyla öğrenciler haftada dört gün işletmelerde ucuz iş gücü olarak çalışır, devlet bu süre boyunca işverene sübvansiyon öder. Dolayısıyla MESEM modeli özünde piyasanın ihtiyaç duyduğu ucuz ve güvencesiz iş gücünü, devlet desteğiyle ve çocuklar aracılığıyla yetiştirmeye yöneliktir.

Meslek Fabrikası ise başka bir model sunuyor. Öyle ki, burada işveren teşviki ve piyasa talebi belirleyici değil; belirleyici olan yurttaşların kamusal talebi. Kursiyerler burada ücretsiz eğitim ve sertifikalı programlar ile bağımsız yetkinlik kazanıyor. Kursiyer ilgi duyduğu ve seçtiği alana ilişkin becerilerini geliştiriyor ve akabinde edindiği beceri doğrultusunda iş arıyor, üretime katılıyordu.

İşte burada çelişki gibi görünen gerçeklik su yüzüne çıkar: Mesleki eğitimi “desteklediğini” ve “öncelediğini” söyleyen iktidar, esasen mesleki eğitimi piyasanın ihtiyaçlarına göre şekillendirildiğinde sermayeye “ara eleman” sağlandığında, güvencesiz, düşük ücretli çocuk emeği sağlandığında desteklemektedir. MESEM programları iktidar-sermaye iş birliğinde endüstriyel bir iş gücü fabrikasıdır.

El koyma bir hukuk sorunundan fazlasıdır

Vakıflar Genel Müdürlüğü, işlemini Vakıflar Kanunu’nun 30. maddesine dayandırıyor. Belediye buna karşı çıkıyor; vakıf şerhlerinin 2007 yılında bedeli ödenerek kaldırıldığını, binanın hiçbir zaman vakıf tarafından inşa edilmediğini, dolayısıyla bu maddenin uygulanamayacağını tarihi belgelerle kanıtlıyor. Dava ise devam ediyor. İki kamu kurumu arasındaki mülkiyet anlaşmazlığında, mahkeme süreci tamamlanmadan polis zoruyla sabahın 5’inde şafak sökmeden tahliye girişimi başlatmak olağan bir idari süreçten ziyade güç gösterisi niteliği taşıyor.

Türkiye’nin farklı dönemlerinde muhalefet belediyelerinin hizmetleri, mülkleri ve kaynakları üzerinde benzer bir baskı biçimi defalarca denendi. İstanbul, Ankara, İzmir… Seçilmiş iktidarların meşru hizmet alanları daraltılmaya, kaynaklarına el konulmaya ya da engellenmeye çalışıldı. Tablo ilk etapta AKP’nin yerellerdeki muhalefet iktidarlarını işlevsizleştirmeye yönelik stratejisi olarak tanımlanabilir.

Ancak bu tür el koyma ve devir girişimleri sonrasında bu mülklerin nasıl değerlendirildiği sorusuyla da tartışılmalı. Çünkü kamusal kullanımdan çıkarılan pek çok taşınmazın, daha sonra kiralama, işletme devri ya da protokoller gibi çeşitli yollarla belirli vakıf, dernek, özel işletme ve cemaat-tarikatlara yeniden tahsis edildiği biliniyor. Üstelik bu noktada bir diğer sorun ise bu süreçlerin şeffaflıktan uzak yürütülmesi ve kamuoyunun denetimine kapalı olmasıdır. İzmir, Ankara ve İstanbul’da yaşanan deneyimler bu örüntüyü ezberletmiştir.

Netice itibariyle kamusal kullanımda olan binaya el konuluyorsa, bunun yerine neyin konulacağı ve kimin yararlanacağı meselesi, sınıfsal ve siyasal bir tercih olarak karşımızda durmaktadır.

Dayanışmaya çağrı!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
08.04.2026 10:10

İsrail Konsolosluğu önündeki saldırıda gözaltı sayısı 10’a çıktı

İstanbul’da İsrail Konsolosluğu önünde düzenlenen silahlı saldırıya ilişkin soruşturmada gözaltı sayısı 10’a yükseldi. Yaralı yakalanan 2 şüphelinin tedavisinin ardından emniyete götürüleceği belirtildi.

İsrail Konsolosluğu önündeki saldırıda gözaltı sayısı 10’a çıktı

Fotoğraf: DHA

08.04.2026 10:14

Zeytin ve zeytinyağı fiyatları tavan yaptı: Son 8 ayda yüzde 60'lık zam

Zeytin üreticilerinin “yok yılı” dediği 2025’in ardından zeytin ve zeytinyağı fiyatları son 8 ayda sert biçimde arttı. Zeytinde zam oranı yüzde 45’e, zeytinyağında ise bazı ürünlerde yüzde 60’ı aşarken, tek bir zeytinin fiyatı 5 lirayı geçti.

Zeytin ve zeytinyağı fiyatları tavan yaptı: Son 8 ayda yüzde 60'lık zam

Fotoğraf: Lucio Patone/Unsplash

08.04.2026 09:41 / Güncelleme: 10:39

Merkez Bankası, İran savaşında dövizi tutmak için 34 günde 49 milyar dolar yaktı

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'taki saldırılarıyla başlayan ve bu gece ateşkes ilan edilen İran savaşında Merkez Bankasının dövizin yükselmesini engellemek için 3 Nisan'a kadar 49.2 milyar dolar sattığı ortaya çıktı.

Merkez Bankası, İran savaşında dövizi tutmak için 34 günde 49 milyar dolar yaktı

Fotoğraf: ANKA

08.04.2026 07:06

Kamu bankalarında üst düzey atama: Halkbank ve Vakıfbank'ın genel müdürleri değişti

Vakıfbank'ta Abdi Serdar Üstünsalih'in yerine Halkbank Genel Müdürü Osman Aslan atandı. Halkbank'ın yeni genel müdürü ise Recep Süleyman Özdil oldu. Üstünsalih'in oğlunun şirketlerinin İBB davasının firari sanığıyla ilişkili olduğu gündeme gelmişti.

Kamu bankalarında üst düzey atama: Halkbank ve Vakıfbank'ın genel müdürleri değişti

Fotoğraflar: ANKA | Kolaj: Evrensel

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!