05.04.2026 01:07 / Güncelleme: 17:36

Sermaye, çevre ve emek denklemi

Türkiye'deki büyük maden projeleri, yerli holdinglerin küresel maden devleriyle stratejik ortaklıklarıyla yürüyor. Bazı projeler ise tamamen yabancı sermaye elinde. Semaye semirirken doğa ve yaşam alanları yok oluyor.

Sermaye, çevre ve emek denklemi

Fotoğraf: Özer Akdemir / Evrensel

Özer Akdemir
[email protected]


Çanakkale - Türkiye'de madencilik sektörü, son yıllarda hem ekonomik büyüklüğü hem de beraberinde getirdiği çevresel ve toplumsal maliyetlerle kamuoyunun en çok tartıştığı alanlardan biri. Özellikle altın, bakır ve kömür madenciliği; yerli sermaye gruplarının yükselişi, çok uluslu şirketlerle kurulan ortaklıklar ve ne yazık ki sıkça yaşanan iş cinayetleriyle gündemde.

Öne çıkan maden işletmeleri ve sermaye yapıları

Çanakkale çevresinde Alamos Gold, Koza, CVK Madencilik, Cengiz Holding, Park Teknik ve TÜMAD şirketlerine ait maden ruhsat alanlarını gösteren harita, Atikhisar ve Bayramiç barajları ile ana yolların konumu dahil.

Çanakkale çevresinde Alamos Gold, Koza, CVK Madencilik, Cengiz Holding, Park Teknik ve TÜMAD şirketlerine ait maden ruhsat alanlarını gösteren harita, Atikhisar ve Bayramiç barajları ile ana yolların konumu dahil.

Türkiye'deki büyük maden projeleri incelendiğinde, yerli holdinglerin küresel maden devleriyle stratejik ortaklıklar kurduğu veya bazı projelerin tamamen yabancı sermaye eliyle yürütüldüğü görülüyor. Bu yapılar içinde en dikkat çekici olanlar şunlar:

Cengiz Holding: Eti Bakır A.Ş.

Cengiz Holding'in amiral gemisi olan bu şirket, Türkiye'nin bakır ihtiyacının önemli bir kısmını karşılamakta. Bu tesisler yüzde 100 yerli (Cengiz Holding) sermayeli:

·        Küre (Kastamonu): Bakır ve pirit madeni.

·        Murgul (Artvin): Bakır madeni ve flotasyon tesisleri.

·        Samsun İşletmesi: Bakır izabe ve elektroliz tesisi.

·        Mazıdağı (Mardin): Gübre ve metal geri kazanım tesisi (fosfat ve kobalt).

·        Lahanos (Giresun): Bakır ve çinko madeni.

Anagold Madencilik (Erzincan, İliç): Kamuoyunda Çöpler Altın Madeni ile bilinen şirketin sermaye yapısı yüzde 80 oranında Kanada-ABD ortaklı SSR Mining, yüzde 20 oranında ise yerli Lidya Madencilik (Çalık Holding) ortaklığından oluşmakta iken son dönemde bu yapı değişti.

Anagold Madencilik’in sermaye yapısı, 2024 yılının Şubat ayında yaşanan İliç maden faciasının ardından başlayan hukuki süreçler ve stratejik kararlar neticesinde 2026 yılı itibarıyla köklü bir değişim sürecine girdi. Kamuoyunda geniş yankı bulan bu değişim, madenin mülkiyetinin büyük oranda yerli sermayeye geçmesiyle sonuçlandı.

Anagold Madencilik’in güncel ve geçiş aşamasındaki sermaye tablosu şu şekilde oluşuyor:

Sermaye yapısındaki köklü değişim (2026)

2026 yılının Mart ayı itibarıyla paylaşılan resmi bilgilere ve imzalanan mutabakat zaptına göre, Kanadalı SSR Mining, Çöpler Altın Madeni ve ilgili tüm varlıklardaki (Çakmaktepe, Bayramdere vb.) yüzde 80'lik hissesini 1,5 milyar dolar nakit bedel karşılığında Cengiz Holding'e satmak üzere bağlayıcı anlaşma imzaladı. Stratejik Çekilme: İliç faciası sonrası yaşanan hukuki süreçler, çevre kirliliği davaları ve üretim durdurma kararları, SSR Mining'in Türkiye operasyonlarından çekilerek odağını Amerika kıtasına kaydırmasına neden oldu. Satışın tamamlanmasıyla birlikte, Türkiye'nin en büyük altın madenlerinden biri olan İliç sahası, yüzde 100 yerli sermayeli iki dev grup (Cengiz ve Çalık) tarafından yönetilir hale geldi.

Diğer madenler ve ortaklıklar

Fotoğraf: ÇED dosyası

Fotoğraf: ÇED dosyası

·        Eti Alüminyum (Konya/Seydişehir): Türkiye’nin tek entegre alüminyum tesisidir ve yüzde 100 Cengiz Holding sermayelidir.

·        Truva Bakır (Çanakkale/Lapseki): Halilağa Bakır-Altın projesini yürüten bu şirket de grup bünyesindedir.

·        Hod Maden (Artvin): Bu projede Cengiz Holding (Eti Bakır üzerinden) yüzde 30 paya sahiptir. Projenin ana ortağı Lidya Madencilik (yüzde 70) olup, Kanadalı SSR Mining bu projedeki paylarını geçmişte devretmiştir.

Yabancı ortaklık stratejisi üzerine

Fotoğraf: Özer Akdemir

Fotoğraf: Özer Akdemir

Cengiz Holding, Türkiye içindeki maden operasyonlarında genellikle yabancı ortak yerine satın alma (ülkeden çıkış yapan yabancının payını alma) veya yerli ortaklık (özellikle Çalık Grubu ile) modelini tercih etmekte.

     1.            Yurt Dışı Satın Almalar: İngiltere merkezli ICoNiChem şirketini satın alarak kobalt ve nikel işleme teknolojisini bünyesine kattı.

     2.            Yurt Dışı Yatırımları: Romanya'da Cuprumold Mining üzerinden maden arama faaliyetleri yürütmekte ve Özbekistan, Kırgızistan gibi ülkelerde bakır/altın projeleriyle ilgilenmekte.

     3.            Kırgızistan (Tereksay): Eti Bakır, Kırgızistan'daki Tereksay altın madeninde yerel devlet şirketi ile ortaklık yürütmekte.

TÜPRAG

·        Uşak-Kışladağ ve İzmir-Efemeçukuru altın madenlerini işleten şirket, %100 yabancı sermayelidir ve Kanada merkezli Eldorado Gold şirketinin bünyesinde bulunuyor.

Koza Altın (Türk altın işletmeleri)

·        Bergama, Eskişehir, Kayseri: Geçmişte özel sermayeli olan ancak 2015 yılında Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından yönetilen, SON OLARAK DA Varlık Fonu’nun bünyesine katılan şirket, Türkiye’nin en büyük yerli altın üreticilerinden biri durumunda.

Koç Holding

Demir Export (Sivas, Manisa, Eskişehir): Koç Holding’e ait olan şirket, demir cevherinden altına kadar geniş bir yelpazede, büyük oranda yerli sermaye ile üretim yapmakta.

Nurol Holding

·        TÜMAD Madencilik (Lapseki ve İvrindi): Nurol Holding bünyesinde bulunan şirket, tamamen yerli sermaye ile altın ve gümüş üretimi yapmakta. Şirket, Çanakkale ve Balıkesir’deki sahalarında sürdürdüğü faaliyetlerle kısa sürede Türkiye’nin en büyük altın üreticilerinden biri haline geldi.

Eczacıbaşı Holding

·        Eczacıbaşı (Esan): Eczacıbaşı Topluluğu bünyesindeki Esan, endüstriyel ham maddeler konusunda lider. Özellikle Aydın, Muğla ve Balıkesir bölgelerinde kuvars, feldspat, kil ve bentonit üretimi yapmakta. Şirket aynı zamanda magnezyum metal üretimi ve metalik madencilikte de (kurşun, çinko) yerli sermaye ağırlıklı bir yapıya sahip.

Polat Holding

·        Polat Madencilik: Seramik ve cam sektörünün ana girdileri olan kuvars ve feldspat üretiminde uzmanlaşan şirket, Aydın ve çevresindeki geniş sahalarıyla bilinmekte. Yerli bir aile şirketi yapısıyla faaliyet gösteren grup, Avrupa ve Uzak Doğu'ya yapılan ihracatla dikkat çekiyor.

Centarra Gold (Kanada)

·        Kayseri'nin Develi ilçesinde faaliyet gösteren Öksüt Altın Madeni, Kanada merkezli Centerra Gold'un Türkiye'deki en önemli yatırımı olarak dikkat çekiyor. 2025 yılı verilerine göre şirket, yıllık bazda 127.734 ons altın üretimi gerçekleştirerek hedeflerini başarıyla tamamladı. Avrupa Kalkınma Bankası (EBRD) tarafından finanse edilen Türkiye’deki ilk altın madeni projesi olan Öksüt Altın madeni, 2022 yılının Mart ayında altın döküm odasında (ADR tesisi) görev yapan işçilerin kanında yüksek oranda cıva tespit edilmesi ile kamuoyunun gündemine geldi. Birçok işçinin sadece cıva değil, kurşun gibi diğer ağır metallere de maruz kalmış olabileceği kamuoyunda uzun süre tartışılırken, zehirlenmeler işçiler tarafından yargıya da taşındı. 

 

Kömür Madenciliği

·        Kömür İşletmeleri (Linyit ve Taş Kömürü): Kömür madenciliğinde Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ) ve Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) gibi kamu devlerinin yanı sıra, Limak ve İçtaş ortaklığıyla işletilen Yeniköy-Kemerköy sahaları ile Ciner Grubu'nun (Park Teknik) Çayırhan sahası gibi özel devler öne çıkıyor.

Kuvars ve Feldspat üreticileri

·        Seramik, cam ve kompoze taş sanayinin temel girdilerini sağlayan bu grupta Ege Bölgesinde yoğunlaşıyor (Aydın-Muğla hattı).

Kuvars: Mikronize kuvars üretiminde Esan Eczacıbaşı ve Kaltun     Madencilik en önemli şirketlmer araszında sayılırken, Mikro-S, Ermaden       ve Belenco diğer şirketlerden bazıları. NG Maden (Nafi Güral Grubu)      da Kütahya bölgesinde kuvars ve feldspat üretiminde lider konumunda.

Feldspat: Türkiye dünya feldspat üretiminin yaklaşık %40'ını karşılıyor. Bu          alanda Kaltun Madencilik, İmerys (Eczacıbaşı ile ortaklıkları   bulunmaktadır), Matel ve Çine       Akmaden sodyum ve potasyum feldspat      üretiminde en büyük kapasiteye sahip         şirketler olarak sıralanıyor.

 

Çevre tahribatı ve ekolojik maliyetler

Maden projeleri, özellikle siyanürlü liç yöntemi ve devasa açık ocak işletmeciliği nedeniyle ciddi ekolojik tartışmalara yol açmakta. Erzincan İliç'teki Çöpler Madeni, 2024 yılında yaşanan büyük toprak kayması ve siyanür sızıntısı riskiyle bu tartışmaların merkezi haline geldi. Fırat Nehri havzasına yakınlığı nedeniyle bölgedeki su kaynaklarının kirlenme tehlikesi, ekoloji örgütleri tarafından yıllardır dile getirilmekteydi. Benzer şekilde, Kazdağları ve Artvin Cerattepe gibi bölgelerdeki madencilik faaliyetleri de bitki örtüsü kaybı, yeraltı sularının çekilmesi ve ağır metal kirliliği riskleri nedeniyle yerel halkın ve doğa savunma örgütlerinin direnişiyle karşılaştı.

Kamuoyu tepkisi ve denetim sorunu

Fotoğraf: Evrensel

Fotoğraf: Evrensel

Maden şirketlerinin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporlarının onay süreçleri ve kapasite artış taleplerinin hızla kabul edilmesi, kamuoyunda "yetersiz denetim" algısını güçlendiriyor. Şirketlerin sunduğu istihdam ve vergi geliri vaatleri, kaybedilen biyoçeşitlilik ve yaşanan işçi ölümleri karşısında vicdanlarda sorgulanıyor. Özellikle yabancı ortaklı projelerde elde edilen kârın büyük kısmının yurt dışına aktarılması ve geride "rehabilite edilmemiş" devasa çukurlar bırakılması büyük tepki çekiyor.

Madenler geniş alanlara yayılan açık ocak işletmeciliği nedeniyle doğrudan orman ve tarım arazisi kaybına neden oluyor.

·        Akbelen Ormanı ve Kömür Sahaları: Muğla’da Limak-İçtaş ortaklığına ait termik santrallere kömür sağlamak için ormanlık alanların kesilmesi, Türkiye’nin en büyük çevre direnişlerinden birine yol açtı. Kömür madenciliği sadece yüzey örtüsünü değil, yeraltı sularının yönünü değiştirerek bölge tarımını da tehdit ediyor.

·        Kuvars ve Feldspat Tozu: Eczacıbaşı (Esan) ve Polat Madencilik gibi şirketlerin yoğunlaştığı Aydın-Çine hattında, açık ocaklardan yayılan tozlar zeytinliklere, işçilere ve yerel halkın sağlığına (silikozis riski gibi) yönelik eleştirilerin merkezinde. Sanayi madenciliğinde "tozla mücadele" ve "rehabilitasyon" süreçleri, ekoloji örgütlerinin en sık denetim talep ettiği konular arasında.

Emek ve iş cinayetleri eksenindeki tartışmalar

Fotoğraf: Eylem Nazlıer/Evrensel

Fotoğraf: Eylem Nazlıer/Evrensel

İş cinayetleri söz konusu olduğunda Türkiye’de kömür madenciliği en karanlık sicile sahip sektördür demek gerekiyor. Soma (2014) ve Ermenek gibi büyük facialar, iş güvenliği yatırımlarının üretim hızının gerisinde kaldığını gösterdi.

Türkiye madencilik sektörü, iş sağlığı ve güvenliği (İSG) açısından en riskli iş kollarının başında gelmektedir. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi verilerine göre, madencilik sektörü her yıl onlarca işçinin hayatını kaybettiği "iş cinayetleri" ile anılmakta. 2024 yılında İliç'te toprak altında kalan 9 işçinin ölümü ve 2022'deki Amasra maden faciası, sektördeki denetim eksikliklerini ve üretim zorlamasını bir kez daha kanıtladı.

Sektörde sendikasızlaştırma ve taşeronlaşma, iş cinayetlerinin temel nedenleri arasında gösterilmekte. Birçok büyük işletmede işçilerin sendikal hak arayışları işten çıkarmalarla sonuçlanmakta, bu da güvenlik kültürünün gelişmesini engellemektedir. Bilirkişi raporları, yaşanan facialarda genellikle "maliyet düşürme" amacıyla İSG yatırımlarının göz ardı edildiğini veya teknolojik uyarı sistemlerinin kurulmadığını ortaya koyuyor.

Dayanışmaya çağrı!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
05.04.2026 13:40

Konkordato süreci sonuçsuz kaldı: Otomotiv devi iflas etti

Avrupa pazarında Arceo markasıyla bilinen Arıcıoğlu Otomotiv için mahkeme iflas kararı verdi. Konkordato sürecinden sonuç alamayan şirket tasfiye sürecine girdi.

Konkordato süreci sonuçsuz kaldı: Otomotiv devi iflas etti

Fotoğraf: Melike B/Pexels

05.04.2026 11:28 / Güncelleme: 11:49

Diyanet’teki eskort skandalı doğrulandı

Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Fatih Mehmet Karaca, Viyana'daki ATİB’de patlak veren "eskort skandalı" iddialarını kabul etti ve olayda adı geçen tüm personelin görevine son verildiğini açıkladı.

Diyanet’teki eskort skandalı doğrulandı

Fotoğraf: Alena Darmel/Pexels

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!