03.04.2026 00:20

Yargının ‘Dezenformasyon sopası’ her kesime işliyor

İktidarın "Dezenformasyonla mücadele" dediği sansür yasası gazeteciler ve sendikacılardan sonra şimdi de kadın mücadelesini tehdit eder hale geldi.

Yargının ‘Dezenformasyon sopası’ her kesime işliyor

Gözde Tüzer Korkmaz
[email protected]


2026’nın ilk çeyreğinde iktidarın “dezenformasyon karşı yasa” dediği ancak sansür yasası olarak bilinen TCK 217/A hemen hemen tüm toplumsal kesimleri tehdit eder hale geldi. Son olarak Fatma Nur ve Hifa’nın yaşamını yitirmesinin ardından, Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği hakkında soruşturma başlatıldı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın şikayeti üzerine açılan soruşturma kapsamında dernek başkanı Müjde Tozbey, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla Bakırköy Adliyesi’ne giderek ifade verdi.

‘Dezenformasyon yasası en büyük tehditlerden biri’

Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Av. Erinç Sağkan, kamuoyunda “dezenformasyon yasası” olarak bilinen Türk Ceza Kanunu 217/A maddesi üzerinden yürütülen soruşturmaların ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu söyledi.

Sağkan, söz konusu düzenleme Meclis gündemine geldiği ilk andan itibaren baroların bu yasanın bir “Baskı aracına dönüşeceği” yönünde uyarılarda bulunduğunu hatırlattı. Suçun oluşabilmesi için kanunda beş ayrı maddi unsur öngörülmesine rağmen, uygulamada bu unsurların gerçekleşip gerçekleşmediğine bakılmaksızın soruşturma, gözaltı ve tutuklamaların devreye sokulduğunu ifade etti.

AYM’ye yapılan başvuru reddedilmişti

Düzenlemenin ana muhalefet partisi tarafından Anayasa Mahkemesine taşındığını hatırlatan Sağkan, mahkemenin başvuruyu reddetmesini “Hukuka uygun olmayan bir değerlendirme” olarak nitelendirdi. Bu kararın ardından yasanın uygulamada yarattığı sonuçların, baroların daha önce dile getirdiği kaygıları doğruladığını söyledi.

Sağkan, çözümün yargı içinden çıkabileceğini belirterek, devam eden davalarda sanık ve avukatların maddenin Anayasa’ya aykırılığı iddiasını gündeme getirmesi gerektiğini söyledi. Mahkemelerin bu itirazları ciddiye alarak somut norm denetimi yoluyla konuyu yeniden Anayasa Mahkemesine taşımasının önemine işaret ederek Yüksek mahkemenin daha önce verdiği karara rağmen yeniden değerlendirme yapmasının önünde hukuki bir engel bulunmadığını belirtti.

‘Mücadeleleri önlemek için kullanılan bir unsur’

2026 yılı başından itibaren; BirGün Gazetesi Muhabiri İsmail Arı, Gazeteci Furkan Karabay, Gazeteci Alican Uludağ ve Birleşik Tekstil Dokuma ve Deri İşçileri Sendikası (BİRTEK-SEN) Genel Başkanı Mehmet Türkmen’in, “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla tutuklandı.

16 Mart’ta Sırma Halı işçilerinin eylemindeki konuşması gerekçesiyle gözaltına alınan BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla tutuklandı. Savcı Türkmen’e “İş kazası neticesinde soruşturma başlatılmış olmasına rağmen şüphelinin yapılan açıklamalarda meydana gelen iş kazalarında hesap soran olmadığı yönündeki beyan içerikleri ve diğer söylemleri ile birlikte” diyerek tutuklama kararı vermişti. Türkmen 13 Şubat’ta Sırma Halı işçilerinin eyleminde yaptığı konuşmada “Bu memlekette patronsanız, zenginseniz; işçinin hakkına çökebilirsiniz, güvenlik önlemi almayıp işçinin ölümüne sebep olabilirsiniz, cinayet işleyebilirsiniz, kimse size hesap sormaz. Bu ülkede yasalar zenginler için geçerli değil” demişti.

Mehmet Türkmen’in Avukatı Esmer Özer “Bu suçlar dönem dönem ‘popüler hale’ getiriliyor. Kimi zaman ‘cumhurbaşkanına hakaret’ oluyor, kimi zaman ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik.’ O korku iklimini yaymak ve mücadeleleri engellemek için kullanılan unsurlardan biri haline geliyor. Mesele hangisinin ‘suç’ olduğu değil hangi refleksle, neyi yıldırmaya çalıştıkları. Yani mesele suçun oluşması değil uydurulması. Tutuklamak istedikleri için bir suç uydurmaya çalışıyorlar aslında. Konuşmanın içerisinde ne olursa olsun tutuklayacakları kişiler için ‘Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçunu uyduruyorlar şimdi” dedi.

Mehmet Türkmen’in ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik’ten gözaltına alındıktan sonra ‘Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçundan tutukladığını belirten Özer, “Türkmen işçilere yaptığı konuşmada onların yaşadığı sorunlardan bahsediyor ve iş kazası geçirmiş bir işçinin örneğini veriyor. Fakat savcı ‘Biz olay yeri incelemesi yaptık’ diyor ve tutukluyor. Ama gün sonunda hiçbir patronun işlediği suçlardan kaynaklı yargılanmadığı bir düzen var. Biz bunun açık bir talimat olduğunu düşünüyoruz” diye konuştu.

Gazeteci Alican Uludağ’ın iddianamesi kabul edildi

Gazeteci Uludağ, X platformundaki paylaşımları gerekçe gösterilerek “cumhurbaşkanına alenen hakaret” suçlamasıyla 20 Şubat’ta tutuklandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ise gazetecilere 30 Mart’ta yaptığı duyuruda Uludağ hakkında “cumhurbaşkanına alenen hakaret”, “Yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ve “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ve devletin yargı organlarını alenen aşağılama” suçlarından iddianame düzenlendiği ve İstanbul 26. Asliye Ceza Mahkemesinde kamu davası açıldığı aktardı.

İddianamede Uludağ’ın 22 sosyal medya paylaşımı suçlama konusu edildi. Bu suçlamalar için yasada öngörülen toplam hapis süresi 19.5 yıl. Uludağ’ın paylaşımları arasında CHP’ye yönelik mutlak butlan ve İBB davası, hasta tutuklu Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’ın durumu, Kartalkaya yangını, Furkan Karabay ve Fatih Altaylı’nın tutuklanması, sahte diploma skandalı, Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, Kırklareli’de Sisli Vadi adlı tesiste yaşanan sel felaketi davası, İstanbul’da Casperlar suç örgütüne bilgi sızdıran 9 polisin gözaltına alınması yer aldı.

Canan Coşkun’un haberine göre; Uludağ’ın paylaşımlarının “Toplumun doğru haber veya bilgiyi alma ve erişme hakkını yanıltıcı bilgiler vasıtasıyla engellediği” öne sürüldü. Uludağ’ın toplumun genelini ilgilendiren olaylarla ilgili paylaşımları “Sırf halk arasında endişe ve panik yaratmak saikiyle” yaptığını savunan savcılık, bunların “Kamu barışını bozmaya elverişli olduğu”nu iddia etti. Uludağ’ın “Toplumu maniple etmek amacıyla gerçeğe aykırı veya yanıltıcı bilgiler verdiği”ni öne süren savcılık, Uludağ’ın “Beyanları ile toplumun barış esasına dayalı hukuki güvenlik zemininde yaşadıklarına dair güven duygusunu zedelediğini” iddia etti.

Arı’nın tutuklanma gerekçesi paylaşımları

22 Mart’ta Şeker Bayramı’nın ikinci gününde, aile ziyareti sırasında Tokat’ın Turhal ilçesinde gözaltına alınıp Ankara’ya getirilen BirGün Muhabiri İsmail Arı, “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla tutuklandı. Arı, hakkındaki suçlamaların üç ayrı sosyal medya paylaşımına dayandığını söylemişti. Bu paylaşımlardan biri Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mezun olduğu imam hatip lisesinin öğrenci yurdunun yapımına ilişkindi. İkinci paylaşım “Artık hâakim ve savcılar da mülakat ile atanıyor” başlıklı bir habere dairdi. Üçüncü paylaşım ise Vakıflar Genel Müdürlüğüne ilişkin araştırma haberiyle bağlantılı idi. Suçlamaların dayandığı paylaşımların 3 ay önce yapıldığını vurgulayan Arı “Burada bahsi geçen ifadeler açık kaynak araştırması ile kolaylıkla ulaşabilen bilgilere dayanmaktadır, bu konularda binlerce haber yapılmıştır” demişti.

02.04.2026 16:06 / Güncelleme: 17:03

Fatma Nur ve Hifa’nın ölümünün ardından derneğe soruşturma: Müjde Tozbey ifade verdi

Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Başkanı Müjde Tozbey, Fatma Nur Çelik ve kızı Hifa’nın ölümüne ilişkin yaptığı açıklamalar nedeniyle başlatılan soruşturma kapsamında ifade verdi.

02.04.2026 21:22

BM raportörleri: İsrail'de kabul edilen idam yasası ayrımcı bir idam rejimi oluşturuyor

Birleşmiş Milletler (BM) raportörleri, İsrail Meclisi'nde kabul edilen ve Filistinli esirleri hedef alan idam yasasının "ayrımcı bir idam rejimi" oluşturduğunu bildirerek, İsrail'in bu adımını kınadı.

BM raportörleri: İsrail'de kabul edilen idam yasası ayrımcı bir idam rejimi oluşturuyor

Fotoğraf: AA

02.04.2026 20:08

Muğla Emek ve Demokrasi Güçleri: Milas'ta acele kamulaştırma kararları iptal edilsin, Esra Işık serbest bırakılsın

Doğa savunucusu Esra Işık’ın tutuklanmasına tepki gösteren Muğla Emek ve Demokrasi Güçleri, Milas'ta anayasaya aykırı olan acele kamulaştırma kararlarının iptal edilmesini ve Esra Işık'ın serbest bırakılmasını talep etti.

Muğla Emek ve Demokrasi Güçleri: Milas'ta acele kamulaştırma kararları iptal edilsin, Esra Işık serbest bırakılsın

Fotoğraf: Abidin Çınar/Evrensel

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!