03.04.2026 00:06 / Güncelleme: 01:35

Komala Yöneticisi İbrahim Alizadeh: Bu savaş bir an önce sona erdirilmelidir

Almanya’da yayımlanan Junge Welt gazetesinden Barbara Dersim, İbrahim Alizadeh ile ABD ve İsrail’in saldırıları, Kürt muhalefetindeki çeşitli yönelimler ve İran Kürdistan’ındaki komünistlerin stratejisi konulu bir söyleşi gerçekleştirdi.

Komala Yöneticisi İbrahim Alizadeh: Bu savaş bir an önce sona erdirilmelidir

İbrahim Alizadeh

Almanya’da yayımlanan Junge Welt gazetesinden Barbara Dersim, İbrahim Alizadeh ile ABD ve İsrail’in saldırıları, Kürt muhalefetindeki çeşitli yönelimler ve İran Kürdistan’ındaki komünistlerin stratejisi konulu bir söyleşi gerçekleştirdi. Komala -İran Komünist Partisi- Kürdistan Örgütü’nün birinci sekreteri olan Alizadeh (1950, Mahabad doğumlu), “Bizim görüşümüze göre bu savaşın, İran halkının çıkarlarıyla hiçbir ilgisi yoktur. Gerçek bir alternatif, yabancı bir müdahaleyle değil, halkın kendi mücadelesinden doğmalıdır” derken, İranlı Kürt partilerinin kurduğu ittifaka katılmama nedenlerini “pratikte ABD’ye ve hatta İsrail devletine yakınlaşmanın önünü açıyor” şeklinde ifade ediyor. 

Alizadeh ile yapılan ve Junge Welt röportajının tamamı şöyle:

Günümüzde İran’dan çeşitli Kürt örgütleri Komala adı altında faaliyet gösteriyor. Bu konuyla ilgili kısaca tarihçesi hakkında bilgi verebilir misiniz?

Komala, 1968 yılında komünist bir örgüt olarak kuruldu ve neredeyse on yıl boyunca Şah rejimine karşı yeraltında faaliyet gösterdi. 1979’da monarşinin devrilmesinden sonra Komala açıkça ortaya çıktı ve kısa sürede Kürdistan’daki direniş hareketi içinde en etkili ve halk arasında kök salmış güçlerden biri haline geldi. Aynı zamanda Komala ‘nın Peşmerge birimleri de kuruldu.

Yıllar içinde Komala saflarında birçok bölünme yaşandı. Bugün Kürdistan’da ve yurtdışında bu isim altında çeşitli gruplar faaliyet göstermektedir. Bu akımlardan ikisi artık kendilerini sosyalist olarak tanımlamamaktadır. Komala ‘nın 1968’de kurulduğu siyasi çizgiden uzaklaşmışlar ve esasen milliyetçi bir rotaya sapmışlardır. “Komala – İran Komünist Partisi’nin Kürdistan Örgütü” (Sazman-e Kordestan-e Hezb-e Komunist-e Iran) ise sosyalist bir toplumun gerçekleştirilmesi için mücadeleye devam etmektedir.

 Yaklaşık bir aydır ABD ve İsrail, İran ile savaş halinde. İlgili güçlerin jeopolitik çıkarlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bizim görüşümüze göre bu savaşın, İran halkının çıkarlarıyla hiçbir ilgisi yoktur. İslam Cumhuriyeti hayatta kalmak için mücadele ederken, ABD ise Ortadoğu’daki siyasi hakimiyetini pekiştirmek ve küresel konumunu istikrara kavuşturmak için savaşıyor. Tıpkı Humeyni’nin İran-Irak Savaşı’nı “bir nimet” olarak nitelendirmesi gibi, İslam Cumhuriyeti’nin bugünkü liderleri de savaşı, kamuoyunun dikkatini başka yöne çekmek ve iç baskıyı artırmak için bir araç olarak görüyor.

Toplumun tepkisi de çelişkili ve karmaşıktır. Nüfusun bir kısmı, 47 yıllık baskı, yoksulluk ve siyasi boğulma sonrasında bu rejimden o kadar bıkmış durumda ki, savaşın getireceği yıkımı bile bu durumun devam etmesinden tercih eder. Aynı zamanda, mevcut koşullar altında – bombardımanlar, güvensizlik, istikrarsızlık – birçok aile için en önemli mesele protesto değil, hayatta kalmaktır.

Aynı zamanda, askeri bir çözümün tek başına İran’ın siyasi kaderini belirleyemeyeceği görüşündeyiz. ABD ve İsrail’in saldırıları askeri açıdan etkili olabilir, ancak siyasi açıdan arzu edilen bir sonuca yol açmaz. Hiçbir bombardıman tek başına bir hükümeti deviremez, aksine daha da aşırı güçlerin iktidara gelmesine yol açabilir.

Tutumumuz açıktır: Bu savaş, halka karşı bir savaştır ve bir an önce sona erdirilmelidir. Sonunda İslam Cumhuriyeti’nin kaderini füzeler değil, İran’daki halk belirleyecektir. Gerçek bir alternatif, yabancı bir müdahaleyle değil, halkın kendi mücadelesinden doğmalıdır.

Savaşın başlamasından bir hafta önce beş -şu anda altı- parti, İran Kürdistanı siyasi güçleri ittifakını kurdu. Bunlar arasında geleneksel Kürdistan Demokratik Partisi - İran, Abdullah Öcalan’ın fikirlerine dayanan PJAK ve iki Komala fraksiyonu bulunuyor. Örgütünüz neden bu ittifaka katılmadı?

Bu ittifaka katılmamamızın nedeni, siyasi strateji düzeyindeki temel farklılıklarda yatmaktadır. Birincisi, bu ittifak geçiş döneminde öncelikle partiler arasında yukarıdan aşağıya doğru bir iktidar paylaşımını düşünmektedir. Oysa biz, herhangi bir iktidar boşluğu ya da merkezi rejimin Kürdistan’dan çekilmesi durumunda, işlerin yönetiminin derhal halkın seçtiği kurumlara, yani mücadelenin ve devrimci gelişmelerin seyri içinde ortaya çıkan kurumlara devredilmesi gerektiği görüşündeyiz.

İkincisi, silahlı siyasi partilerin silahlarını halkın seçtiği organlara teslim etmesi gerektiği görüşündeyiz. Şiddet ve silah tekeli devletten alınırsa, bu silahlar partilerin elinde kalmamalı, demokratik olarak meşru ve hesap verebilir olan halk organlarına tabi kılınmalıdır. Diğerleri ise partilerin ortak bir silahlı gücü oluşturmasından söz ediyor.

Üçüncüsü, İslam Cumhuriyeti’nin devrilmeden Kürdistan’daki hiçbir kazanımın kalıcı olamayacağına inanıyoruz. Bu nedenle Kürdistan’daki mücadele ülke çapında bir perspektifle yürütülmeli ve tüm İran’daki sol, seküler, işçi odaklı ve özgürlükçü güçlere dayanmalıdır. Ancak bu ittifak içindeki bazı güçlerde, monarşistler veya Halk Mücahitleri gibi sağcı akımlarla iş birliği yapma eğilimleri vardı veya hâlâ var.

Dördüncüsü, ittifak bir “ortak diplomasi komitesi”nden bahsediyor, ancak bunun hangi siyasi çizgiyi izleyeceğini açıkça belirtmiyor. Bu belirsizlik, pratikte ABD’ye ve hatta İsrail devletine yakınlaşmanın önünü açıyor. Bizim görüşümüze göre, bu tür eksenlere katılmak, geçmişteki yenilgilerin ve çıkmazların tekrarlanmasından başka bir şey değildir.

Beşinci olarak, Trump’ın cesaretlendirmesiyle, belirli bir zamanda, ABD ve İsrail’in koruma şemsiyesi altında Irak’ın Kürdistan bölgesinden güçler göndermeye hazırlandılar. Bu politikayı hem siyasi açıdan yanlış hem de askeri ve pratik açıdan maceracı ve başarısızlığa mahkum buluyoruz.

Sizce İran gibi bir ülkede halklar arası kardeşlik ne kadar önemlidir?

İran’ı çok uluslu bir devlet olarak görüyoruz ve İran’da yaşayan tüm halkların kendi kaderini tayin etme hakkına sahip olması gerektiği görüşündeyiz. Bu hak bizim için temel bir demokratik ilkedir. Aynı zamanda gerçek şu ki, İran’da yalnızca Kürdistan’da geniş bir toplumsal tabana sahip güçlü bir hareket var. Diğer bölgelerde ulusal talepleri olan partiler ve gruplar var, ancak bunların hepsi derin kökleri olan, geniş tabanlı ve toplumsal dayanağı olan bir hareketi temsil etmiyor.

Peki, İran’daki kadın hareketi içinde Komala ‘nın çalışmaları ne kadar önemli bir yere sahip?

Kadınların kurtuluşu stratejimiz birkaç temel ilkeye dayanmaktadır. Birincisi, kadınların ataerkil baskılardan ve dini yasalardan kurtuluşu, işçi sınıfının kapitalist sömürüden kurtuluş mücadelesinden ayrı düşünülemez. Çalışan kadınlar ve erkekler için, kadınların baskı ve hak mahrumiyetinden kurtuluşu, tüm toplumun kurtuluşuna giden yolun bir parçasıdır.

İkincisi, kadın-erkek eşitliği mücadelesi sadece kadınların meselesi değil, özgürlük, eşitlik ve baskı ile sömürünün aşılması için mücadele eden tüm insanların meselesidir.

Üçüncüsü, kadınların taleplerinin hayata geçirilmesi, bu hareketin kitlesel bir nitelik kazanmasına bağlıdır. Bunun için, milyonlarca kadın işçinin ve emekçi kadının mücadeleye aktif olarak katılması gereklidir. Bu nedenle, kadınların ekonomik bağımsızlığına, sosyal ve maddi taleplere özel önem veriyoruz.

Dördüncüsü, kadın hareketi daha ilk adımında İslam Cumhuriyeti’nin baskı duvarıyla karşı karşıya kalmaktadır. Bu nedenle diğer demokratik hareketlerle iş birliği ve ortak eylem kaçınılmazdır. Aynı zamanda, kadın hareketini yalnızca iktidara ulaşmak için bir basamak olarak kullanmak isteyen liberal akımlara karşı siyasi bir sınır çizilmesi gerekmektedir.

Beşinci olarak, kadınlar genel siyasi, sosyal ve sınıfsal örgütlere katılımlarının yanı sıra, kadın kurtuluş hareketinin daha geniş ve toplumsal olarak daha etkili hale gelmesi için kendi bağımsız, radikal ve ilerici yapılarını da geliştirmelidir.

Partiniz devrimci halk savaşı stratejisi izliyor mu?

Kürdistan’daki stratejimiz, itici gücü işçi sınıfı ve emekçiler olan devrimci bir dönüşümü hedeflemektedir. Değerlendirmemize göre, Kürt toplumundaki nesnel koşullar – aralarında büyük sınıf farklılıkları, ulusal baskı, merkezi devletin baskısı, en temel özgürlüklerin bile elinden alınması ve on yıllardır süren direniş ve mücadele geleneği – devrimci bir dönüşüm için gerekli şartları yaratmıştır.

Komala, bu mücadelenin her alanında yer almaya, radikal ve sosyalist yönelimini güçlendirmeye ve başarıya ulaştırmaya çalışmaktadır. Mevcut stratejimizin en önemli unsurları arasında protesto hareketlerinin örgütlenmesi, kitle örgütlerinin – özellikle işçi örgütlerinin – kurulması ve genişletilmesi, açık siyasi çalışma imkânlarının genişletilmesi, kendi savunma kapasitesinin sürdürülmesi, liberal ve milliyetçi eğilimlerle mücadele ve ulusal baskıya karşı mücadelede Komala ‘nın rolünün güçlendirilmesi yer almaktadır.

Merkezi devletin baskı aygıtının parçalanmasıyla birlikte Kürdistan’da konseyler temelli bir halk iktidarı kurma imkanının doğacağına inanıyoruz. Bu koşullar altında Komala, Kürdistan’da halk iktidarı için hazırladığı siyasi programını Kürdistan halkının temsilcilerinden oluşan genel konseye sunarak kabul ettirmeye ve programın derhal hayata geçirilmesi için çalışmaya gayret etmektedir.

(Dış Haberler)
02.04.2026 15:09

Beşiktaş derbisi öncesi Fenerbahçe’de gelişme: Milan Skriniar takımla çalıştı

Beşiktaş maçı hazırlıklarını sürdüren Fenerbahçe’de sakatlığı bulunan Milan Skriniar antrenmanın tamamında yer aldı. Derbide oynayıp oynamayacağına Tedesco karar verecek.

Beşiktaş derbisi öncesi Fenerbahçe’de gelişme: Milan Skriniar takımla çalıştı

Fotoğraf: Fenerbahçe

02.04.2026 15:42

'Doğayı savunmak suç değil': Mersin’de Esra Işık için destek açıklaması

Akbelen Ormanı çevresindeki acele kamulaştırmaya karşı protesto sırasında tutuklanan Esra Işık için Mersin Çevre Platformu destek açıklaması yaptı.

“Doğayı savunmak suç değil”: Mersin’de Esra Işık için destek açıklaması Fotoğraf: Evrensel

02.04.2026 17:06 / Güncelleme: 17:08

Polen Ekoloji Kolektifi raporu: Madencilik ‘gözden çıkarılan bölgeler’ yaratıyor

Polen Ekoloji Kolektifi’nin yayımladığı raporda, maden şirketlerine verilen ruhsatların, siyanürlü altın madenciliğinin, hidrolik kırma uygulamalarının ve nadir toprak elementleri arayışının yeni “gözden çıkarılan bölgeler” yarattığı belirtildi.

Polen Ekoloji Kolektifi raporu: Madencilik ‘gözden çıkarılan bölgeler’ yaratıyor

Fotoğraf: Özer Akdemir / Evrensel

02.04.2026 20:37 / Güncelleme: 21:42

Eskişehir Doğa ve Yaşam Platformu: Esra Işık yalnız değildir

Eskişehir Doğa ve Yaşam Platformu’nun çağrısıyla yapılan Esra Işık’ın tutuklanmasını protesto açıklamasında, Işık’ın toprağını, emeğini, geleceğini savunduğu için tutuklandığı belirtilerek “Esra Işık yalnız değildir” denildi.

Eskişehir Doğa ve Yaşam Platformu: Esra Işık yalnız değildir

Fotoğraf: Evrensel

02.04.2026 16:08

Mustafa Bozbey’in de aralarında bulunduğu 57 kişinin ifade işlemleri sürüyor

Rüşvet ve usulsüzlük soruşturmasında gözaltına alınan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in de aralarında olduğu 57 kişinin ifade işlemleri devam ediyor. Yarın adliyeye sevk bekleniyor.

Mustafa Bozbey’in de aralarında bulunduğu 57 kişinin ifade işlemleri sürüyor

Fotoğraf: AA

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!