28.03.2026 12:05

EMEP 'Emperyalist saldırganlık Dünya ve Türkiye' paneli düzenledi

EMEP’in Ankara’da düzenlediği panelde küresel güç dengeleri, AKP’nin hegemonya süreci ve Türkiye’nin dış politika yönelimi ele alındı; savaş ve iç siyaset ilişkisi tartışıldı.

EMEP “Emperyalist saldırganlık Dünya ve Türkiye” paneli düzenledi

Fotoğraf: Evrensel 

Doğa Baybuğa
[email protected]


Ankara — Emek Partisi (EMEP) Yenimahalle İlçe Örgütü, EMEP Milletvekili İskender Bayhan ve Profesör Dr. Mete Kaan Kaynar ile “Bölgede barış, ülkede demokrasi için birleşelim” şiarıyla bir etkinlik düzenledi. Hacı Bektaşi Veli Kültür Merkezinde düzenlenen etkinlikte AKP iktidarının hegemonik gücünü tarihsel olarak neye borçlu olduğu, emperyalizm çığırtkanlığında halkları neyin beklediği, Türkiye’nin küresel stratejisi ve iç cephe tartışmaları gibi pek çok konu tartışıldı.

İlk sözü alan Kaynar, bugünde dünya halkları için tehdit oluşturmaya devam eden ABD’nin bu gücü nasıl elde ettiğini ancak değişen küresel dinamikler ölçeğinde hegemonyasını nasıl kaybettiğine dikkat çekti. Kaynar “İkinci Dünya Savaşı sonrasında kapitalizmin küresel patronu haline gelen Amerika, 970’li yıllara kadar bir rıza üretebiliyor bir şekilde. Tüm dünyaya iyi birtakım doğrular, yanlışlar, değerler sunabiliyor ama artık yapamıyor; sadece gücü yüceltiyor. 1968-1971 kavşağında yavaş yavaş Amerika gücünü yitirmeye başladı ama bu gücünü bitiriş, o tarihlerde hemen görülebilecek bir geri gidiş değildir. Ama bugün dönüp baktığımızda 2016 Türkiye’sinde artık açık açık görüyoruz ki, Amerika’nın hegemon olduğu bu düzen de bitmek üzere. Şimdi böyle bir uluslararası yapı içerisinde 2002’den beri bir AKP iktidarı var” dedi.

Fotoğraf: Evrensel

Fotoğraf: Evrensel

“Gülencilikle” rıza yaratıldı

AKP’nin kendi rıza inşaa mekanizmalarını yıllar içinde nasıl kurduğunu aktaran Kaynar “AKP de ilk geldiği dönemde bir hegemonya inşa edebilmişti. AKP’nin hegemonya inşa edebilmesinde de birkaç ayak vardı. Bunların başında da bir kere yerel yönetimler geliyor. 1989 yılında önce Sultanbeyli, Ümraniye, Kartal, Pendik; buralarda şunu öğrendiler: 1980’lerden sonra bir neoliberal dalga başlamıştı, refah devleti tasfiye edilmeye başlamıştı ve yerel yönetimlerde, tasfiye edilen refah devleti yerine birtakım sosyal politikalar uygulamaya başlamışlardı” ifadelerine yer verdi.

1989'da İstanbul’un çeper ilçelerinde başlayıp 1994’te büyükşehirlere yayılan süreçte, refah devletinin tasfiyesiyle boşalan alanın yerel yönetimler eliyle birer 'parti patronajı' ve 'sadaka toplumu' mekanizmasına dönüştürülmesinin, siyasal İslamcı hareketin rıza üretimindeki temel taşı olduğuna deyinen Kaynar “Bir de Gülen Cemaati var. Gülen Cemaati, özellikle bürokratik kadrolarda AKP'ye çok ciddi bir alan açıyor. Özellikle Gülen Cemaati'nin orduda, eğitimde, sivil toplumda, medyada ve adalette ciddi bir şekilde örgütlenmiş olması; bir kadro sorunu çeken, 2002’de iktidara gelen bu partiye ciddi bir kadro ve ciddi bir hegemonya, bir rıza sağlıyor; bir rıza yaratabiliyor” dedi.

“AKP hegemonyasını kaybediyor”

Kaynar 2002 sonrasında AK Parti’nin rıza üretimindeki üçüncü temel ayağın Kemal Derviş döneminden devralınan ekonomi politikalarının 2008’e kadar sürdürülmesi ve küresel likidite bolluğunun inşaat odaklı bir iç piyasa canlılığına dönüştürülerek “kısa vadeli bir ekonomik istikrar illüzyonu” yaratıldığına vurgu yaptı. Kaynar, “2008 gibi Derviş programı bitmeye başladı. Kapitalist merkezdeki likidite bolluğu bitmeye başladı; ekonomik kriz Türkiye'de yavaş yavaş görünür hale gelmeye başladı. Masanın altındakiler önce masanın üstünde, daha sonra da sokakta-15 Temmuz 2016'dan bahsediyorum- silahlarla hesaplaşmaya başladı. Yani AKP, 2002’de kendi hegemonyasının, kendi rıza sandalyesinin ayaklarını oluşturan şeyleri birer birer yitirmeye başladı. 2013 Mayıs'ında Gezi Direnişi, toplumsal huzursuzluğu zirve yaptırdı. Yine 2013 tarihinde, arkasında Fethullah Gülen'in olduğu söylenen 17-25 Aralık operasyonu, 2002’den sonra ona hegemonyayı sağlayan güçlerin nasıl aslında çatışmaya başladığını da gösterir. 2013’e gelindiğinde ekonomik kriz de ciddi bir şekilde artmaya başlamış; 2015’e gelindiğinde AKP iktidarı bitmiştir ama Tayyip Erdoğan iktidarını restore etmiştir” şeklinde konuştu.

15 Temmuz 2016 askeri darbe girişiminin iktidar tarafından "Allah'ın lütfu" olarak adlandırıldığını belirterek, bu sürecin sistemi daha otoriter bir yapıda konsolide etmek için bir fırsata dönüştürüldüğünü ifade eden Kaynar “2023'e, 2024’e doğru gelindiğinde ise AKP elindeki bütün rıza üretim mekanizmalarını yitirmeye başladı. Artık 2002'deki o kendisine entelektüel açıdan, sivil toplum açısından, medya açısından ve diğer her türlü açıdan destek olan Gülen Cemaati yoktu. 2002'deki istikrarı, insanların ‘Yahu ekonomide iyi gidiyordu’ dediği öyle bir ekonomi de yoktu; ciddi bir ekonomik kriz vardı. Ve artık 2017'den sonra inşa ettiği Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi de hiç de iyi gitmiyordu” dedi.

“İran üzerinden yeni savaşlar örgütlenebilir”

Kaynar’ın ardından söz alan İskender Bayhan, Trump’ın İran’a yönelik olası stratejisini ve bunun küresel etkilerine dikkat çekti. Bayhan, “Trump çıkıp şunu söyleyebilir; bugüne kadar bir aylık savaş bilançosu yayınlayıp ‘İran'ın şu şu tesislerini vurduk, şu temel stratejik noktalarını yıktık falan, dolayısıyla savaş başarılı olmuştur ve şu saatten itibaren İran'a şans tanıyoruz, İran'daki muhalefete şans tanıyoruz, İran halkına şans tanıyoruz; rejimi değiştirmek üzere önünü de açtık, bu işi yapsın’ deyip Amerika'nın zaferini ilan ederek de geri çekilebilir. Ama bu, savaşın biteceği, İran'ın önemli saldırılarının biteceği anlamına gelmiyor. Bu şu demek: İran'a yönelik bu operasyon artık dünya hegemonyası, dünya genelindeki kapitalist sistem içerisindeki güç ve iktidar savaşlarının İran üzerinden, aslında bakarsanız bölgesel ve bir dünya savaşının kıyısında dolaşan bir sürecin örgütlenmesinde, bir geçişim olabilir” dedi.

Savaşın süper ligi: “Masa’da olmayan menüde olur”

Emperyalist-Siyonist ittifakın Orta Doğu'yu yeniden paylaşma ve Orta Doğu'daki dengeleri ABD emperyalizminin ve İsrail ittifakının lehine yeniden dizayn etme, şekillendirme savaşı ve müdahalesinin daha büyük çatışmalarda sebep olduğunu söyleyen Bayhan “ Trump'ın Netanyahu ile ittifak halindeki güncel planı; aslına bakarsanız İran'ın yıkıldığı koşullarda, yenildiği veya ABD-İsrail ittifakıyla istediği sonucu aldığı koşullarda bile bölgede bir durulma, barış ortamı ve rahatlama tesis etmeyecek. Aksine artık dünya hegemonyası mücadelesinde ‘İkinci Lig’den ‘Süper Lig’e çıktığımız yeni bir savaş döneminin başlangıcı olacak. Nedir o ‘İkinci Lig’? Suriye, Irak, Lübnan... Güney Afrika'dan başlayıp Orta Doğu ve Güney Asya'ya uzanan hattadır. Paylaşımlı mücadele edildi ve Türkiye Saray iktidarı, burada çok istekliydi içerisinde yer almaya. Hatta Erdoğan bunu, ‘Payımıza düşeni almamız lazım, buralarda sınırlar yeniden çizilecekse burada öz güvenimiz olacak’ diye ifade etti. Hatta en son açıklamasında ne dedi bu payımıza düşeni alma konusunda? ‘Masada olmayan menüde olur’ dedi.

Yurtta iç cephe, cihanda savaş

Bugün 'Türkiye Yüzyılı' gibi kavramlarla, ezilen halk kesimleri büyük bir 'yurtseverlik savaşı, ulusal kazanç için verilen bir savaşmış gibi' ikna edilmeye çalışıldığını söyleyen Bayhan, “2022 ABD Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi'ne, 2024 Temmuz'undaki 32. NATO Zirvesi'nde alınan kararlara ve 2025'teki Trump dönemindeki ABD Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi'ne dayanan çok açık bir dünya kapitalist sistemi içerisinde Çin ve Rusya'yla; Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Güney Asya hattındaki sıcak bir hegemonya savaşıdır.ABD; ulusal güvenliğinin ve dünya egemenliğinin 1. tehdidini Çin, 2. tehdidini Rusya diye açıkça söylemiştir. Ve ilk kez NATO tarihinde bu kadar açık bir şekilde, 2024 NATO Zirvesi'nde bütün NATO ülkeleri, İspanya hariç- arasındada anlaşmıştır. NATO ülkelerine silahlanma konusunda yüze 5, gayri resmi bütçelerinin yüzde beşini silahlanmaya ayırma ve NATO'daki paylarını yükseltme konusunda imza attırmış ve orada da bölgede ABD'nin ve NATO'nun birinci tehdidinin Çin ve Rusya olduğunu ilan etmiştir., 2025 Kasım'ında Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi'ni açıkladığında bu mücadelelerin Kuzey Afrika, Orta Doğu ve Güney Asya hattında büyük, sıcak bir çatışma ve hegemonya savaşı olarak devam edeceğini ilan etmiştir” dedi.

“Tek gücümüz işçi sınıfının mücadelesidir”

Bayhan, Türkiye’nin NATO üyeliği ve iç cephe siyasetine dair hedefleri şu sözlerle özetledi: "Türkiye'nin NATO üyeliği, bölgenin yeniden paylaşımı ve kapitalist sistemdeki hesaplaşma ekseninde 'başa bela bir yapıdır'; bu yüzden emekçileri bu hikayeye inanmamak üzere ikna etmemiz lazım. Saray rejimi bu dış politikayı içeride 'tek mutlak gerçek' ve kutsal bir rejim olarak dayatmakta; 'iç cephenin gerçeği' diyerek herkesin bu otoriter yapı etrafında hizalanmasını istemektedir. İktidar, yıllardır süren sömürü siyasetini ve yoksullaştıran ekonomik programları şimdi de İran savaşı üzerinden 'fedakarlık yapın, sabredin' diyerek meşrulaştırmaya çalışmaktadır. Oysa halkı 'büyük bir yoksulluğa ve çaresizliğe razı etme' siyaseti güden bu süreci tersine çevirecek tek güç; işçi sınıfı ve emekçilerin birleşik mücadelesidir."

Evrensel seninle güçlü!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
28.03.2026 08:16 / Güncelleme: 09:05

Erzurum Şehir Hastanesi'nde ‘sahte engelli raporu’ soruşturması: 13 tutuklama

Erzurum Şehir Hastanesi'nde 'sahte engelli raporu' düzenlendiği iddiasıyla başlatılan soruşturmada, aralarında sağlık çalışanlarının da bulunduğu 13 kişi tutuklandı.

Erzurum Şehir Hastanesi'nde ‘sahte engelli raporu’ soruşturması: 13 tutuklama

Arşiv | Erzurum Şehir Hastanesi

28.03.2026 08:05 / Güncelleme: 09:05

Uşak Belediyesi önünde ‘demokrasi’ nöbeti başladı

Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım'ın da aralarında bulunduğu 13 kişinin gözaltına alınmasının ardından belediye önünde çadırlar kuruldu, 'demokrasi' nöbeti başladı.

Uşak Belediyesi önünde ‘demokrasi’ nöbeti başladı

Fotoğraf: ANKA

28.03.2026 11:14

5 beldede seçim yapılacak: YSK 41 partiye seçmen listesi verecek

YSK, 7 Haziran’da 5 beldede yapılacak seçimler için seçime katılma yeterliliği bulunan 41 siyasi partiye seçmen kütük listelerinin verilmesine karar verdi.

5 beldede seçim yapılacak: YSK 41 partiye seçmen listesi verecek

Fotoğraf: ANKA

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!