Avrupa paket açıklıyor, AKP geçen yılın desteğini müjde diye veriyor
Bugünlerde ‘Hesabınıza yattı’ diye müjdelenen dekara 310 lira destek, 1.5 yıl önce belirlenmişti. Mazot 41 liraydı, bugün 75 lira. Yani destek de kuşa döndü.
Sedat Başkavak
[email protected]
Türkiye yıllık gıda enflasyon sıralamasında 175 ülke arasında yüzde 36.4 ile üçüncü sırada. Gıda enflasyonu daha yüksek olan iki ülkeden birincisi yüzde 106 ile Güney Sudan, ikincisi yüzde 58 ile İran. 5 yıldır birbiri ile savaşan Ukrayna ve Rusya’da, çetelerin kontrol ettiği Haiti’de bile enflasyon Türkiye’den daha düşük durumda. TÜİK’in şubat ayına ilişkin bu rakamlarının mart ayında daha da yüksek çıkacağı aşikar.
İşçi, emekçi halk kitleleri artan gıda fiyatlarından şikayet ettikçe Saray rejiminin savunması “Enflasyon yok, kuraklık var, zirai don var, savaş var” oluyor. Evet hepsi var ve hepsi de gıda fiyatlarının artmasına etken. Fakat bunlar olmasa da fiyatlar düşmüyor. Bunun da birkaç sebebi var.
İlaç, gübre, mazot, yem vs. gibi tarımsal üretim girdilerinin fiyatının yüksek olması; yok denecek kadar az olan desteklemeler önemli etkenlerden. “Bir şeyin arzı çoksa fiyatı düşer, arzı düşükse fiyatı artar” diyerek övdükleri kapitalizmin sözde serbest piyasasında üretimin miktarından çok tarım ve gıda tekelleri ile zincir marketlerin fiyat belirleyiciliği başka bir etken.
Buğdayı, nohudu, mercimeği, fasulyeyi, domatesi, biberi üreten; sütü sağan köylüler ama fiyatı belirleyen aracılar, tüccarlar oluyor. Onun için köylüden 1 liraya alınan ürün halka 7-8 hatta 10 kat fiyata satılıyor. Üstüne bir de 55 bine yaklaşan şube sayısıyla mahalle bakkallarını bitiren zincir marketlerin hem sözleşmeli üretim yaptırarak tarım ürünleri fiyatını hem de on binlerce şube gücüyle etiket belirleyiciliğini ekleyince gıda fiyatları daha da artıyor. Çünkü köşe başlarına açtıkları şubeleriyle zincir marketler birbiri ile rekabet etmiyor, birbirini gözetiyorlar. O çok övdükleri serbest piyasada, şirketler serbest serbest kâr ederken işçisiyle, köylüsüyle halkın beli bükülüyor.
AB ortak bütçesinden tarıma 54 milyar avro (yaklaşık 2.8 trilyon lira) destek verirken, AKP iktidarı 2026 yılında yaklaşık 168 milyar lira verecek. Verecek diyoruz, çünkü bu yıl için verilecek destek geçen yılın sonunda belirlendi ve önümüzdeki yıl verilecek. Adı planlı üretim desteği, plan var ama destek yok. Bugünlerde ‘Hesabınıza yattı’ diye müjdelenen dekara 310 lira destek, 1.5 yıl önce belirlenmişti. Mazot 41 liraydı, bugün 75 lira. Yani destek de kuşa döndü. Almanya çiftçileri 2 kg buğday ile 1 litre mazot alırken, 1 litre mazotun 75 lirayı aştığı bu günlerde ülke köylüsünün 5.5 kg buğday satması gerekiyor. Oysaki 2002 yılı öncesi 1 kg buğdayla 1 litre mazot alınabiliyordu.
ABD ve İsrail’in birlik olup İran’a açtığı savaş da bir ayı dolduruyor. İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasıyla oluşan enerji krizi artıyor. Savaşın başlamasından bu yana petrolün varil fiyatı yüzde 30’dan fazla, doğal gaz fiyatı yüzde 60, gübrenin fiyatı ise yüzde 75 arttı. Petrolün fiyatı arttıkça mazot zamlanıyor. Mazot zamlandıkça hem nakliye hem de tarım üretiminin maliyeti artıyor. Doğal gaz fiyatındaki artış gübre fiyatına etki ederken bir de gübre tedarikinin durması nedeniyle fiyat katlanarak artıyor. Bu durum da elbette üretim maliyetine etki ediyor. Saray iktidarı her ne kadar gübre ithalatı için gümrük vergisini sıfırlasa da dünyada gübre tedariki sorunu nedeniyle gübre ithalatının zorlaştığı bir döneme girdik. Yıllardır yasaklı olan amonyum nitrat gübresinin üzerindeki yasak kaldırılsa da ithalat yapılan Rusya 21 Nisan’a kadar amonyum nitrat gübresinin dışarı satımını durdurdu. Sonuç olarak gübre bulunamıyor ve alınamıyor. Köylünün verimi düşerken emekçinin gıdaya daha çok para ödeyeceği bir döneme giriyoruz.
AB ülkeleri, başlayan enerji krizine önlem olarak yeni destek paketleri açıkladılar. İspanya tarım ve hayvancılığa 877 milyon avro destek sağlama kararı aldı. Tarımsal dizele litre başına 20 sent sübvansiyon, gübrede doğrudan destekleme açıklandı. Sulama maliyetinin düşürülmesi için ise elektrikte KDV yüzde 21’den yüzde 10’a düşürüldü. Yunanistan 300 milyon avro destek paketi açıkladı. Motorinde litre başına 16 sent sübvansiyon, gübrede yüzde 15’e kadar destek açıklandı. Fransa ilk önlem olarak ucuz kredi, sosyal prim ertelemesi, vergi indirimi açıkladı. Saray rejimi ise geçen yılın desteğinin bir kısmının hesaplara yattığını ‘müjde’ olarak sunuyor.
Mazota gelen zamların, alınacak ÖTV’den karşılanması ise zamları durdurmuyor. Bunca zammın üstüne bir de mazota yeniden 6 liranın üzerinde zam geleceği düşünüldüğünde traktörünü tarlaya çıkaran köylüye “Nasıl oluyor da marşa basıyor?” diye hayranlıkla bakılacağı açıktır.
Gıda fiyatlarının düşürülmesi ve tarım üretiminin artırılması için yapılacaklar bellidir.
· Tarım destekleri artırılmalı ve aynı yıl içinde verilmelidir.
· Mazota gelen zamların kısmen ÖTV’den karşılanması ile tarım desteklenmez. Tarımda kullanılan mazottan ÖTV ve KDV tamamen kaldırılmalıdır.
· İnsanın rüşvete alışması gibi, toprak da gübreye alıştı ve vermeyince verim düşüyor. O nedenle az topraklı köylüye gübre desteği verilmelidir.
· Tarımda kullanılan su ucuzlatılmalı ve sulamada kullanılan elektriğin fiyatı düşürülmelidir.
· Her defasında uygulanan ithalat baskısı, köylünün ürününü ucuza satmasına ve emeğinin karşılığını alamadığı için üretime küserek tarımdan kopmasına sebep oluyor. Fiyatlar da düşmediği için halk da pahalı tüketiyor. İthalata değil üretime destek verilmelidir.
· Aracıların, tüccarların, zincir marketlerin bilcümle gıda ve tarım tekellerinin fiyat belirleyiciliğine son verilmelidir.
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et