23.03.2026 00:09 / Güncelleme: 08:07

İtalya’da anayasa referandumu: ‘Yargı bağımsızlığı ilkesi telafisi imkansız bir şekilde tehdit altında’

İtalya'da oy kullanma işlemleri devam eden anayasal referandumun içeriğine dair Bologna Üniversitesi İtalyan ve Fransız Hukuku öğrencisi Bruna Genovese ile konuştuk.

İtalya’da anayasa referandumu: ‘Yargı bağımsızlığı ilkesi telafisi imkansız bir şekilde tehdit altında’

İtalya'da anayasa reformuna 'hayır' eylemi

Bologna- İtalya’da yargı organlarının düzenlenmesine ilişkin referanduma gidiliyor. Oy kullanma işlemi dün başladı, bugün de devam ediyor. Giorgia Meloni Hükümeti aslında istediği değişiklikleri geçen yıl yasa ile geçirmeye çalışmış ancak 30 Ekim 2025 tarihli, “Nordio Reformu” olarak da bilinen yasa tasarısı, parlamentonun üçte ikisinin oylarını alamadığı için referanduma girilmesi gerekmişti. Referandumda Yüksek Yargı Konseyinin yapısında ve seçiminde çeşitli değişiklikler öngörülüyor. 

Referandumun içeriğine dair Bologna Üniversitesi İtalyan ve Fransız Hukuku Öğrencisi Bruna Genovese ile konuştuk.

İtalya’nın Yüksek Yargı Konseyi nedir bize biraz anlatabilir misin?

Yüksek Yargı Konseyi (CSM) güçler ayrılığı ilkesine bağlı biçimde yargıçların statü, kariyer ve disiplinine dair yetkilerini kullanarak İtalyan yargısının kurumsal, işlevsel ve örgütsel bağımsızlığını sağlayan, yargıçları hükümetin ve parlamentonun etkisinden ve hiyerarşik baskıdan koruyarak güvence altına alan özerk bir anayasal kurumdur. CSM’nin meşruiyeti ve yetkileri İtalya Anayasası’nın 104. ve 105. maddeleriyle belirlenmiştir. CSM, yargı ve siyaset arasında bir tampon kurum işlevi görür, aynı zamanda atamalar, tayinler ve disiplin cezaları üzerindeki kontrolün bir etki aracı olarak kullanılmasını önler. Yargısal değil idari işlevleri yerine getirir yani davalara karar vermek yerine yargıçların organizasyonunu ve kariyerini yönetmeyi üstlenir.

Mevcut durumda, hakim ve savcılar tek ve özerk bir kurum olan CSM’nin bir parçası olarak kabul edilmektedir.  Kariyerlerine ilişkin kararların alındığı CSM’nin üyelerinin çoğunluğunun yine hakim ve savcılar tarafından seçilmesi de bu kurumun mesleki özerkliğini sağlamaktadır.

Günümüz Yüksek Yargı Konseyi, savaş sonrası dönemden ve Fransız Devrimi ideolojisinden beslenen hukuk pozitivizmi akımından doğmuştur. Faşizm döneminde yaşanan adaletsizliklerin bir daha yaşanmaması için güçler ayrılığı ilkesini ve yargının her türlü siyasi iktidardan tam bağımsızlığını sağlamak gerekli olmuştur.

Bruna Genovese

Bruna Genovese

Referanduma sunulan tasarının bu konuda içerdiği değişiklikler nelerdir?

Tasarının referandumda kabul edilmesi durumunda İtalyan yargısı tek bir sistemden savcı ve hakimlerin ayrı yönetim kurumları altında ayrı kariyer yollarına sahip olduğu ikili bir sisteme dönüşecek. Mevcut durumda hakim ve savcılar görev sürelerinin ilk 10 yılı içerisinde, belirlenmiş katı kuralları sağladıkları sürece, birbirleri arasında geçiş yapabiliyorlar. Tasarı öncelikle bu geçişi ortadan kaldırıyor. Yani savcılar atandıktan sonra sadece savcı, hakimler ise sadece hakim olarak devam edebilecekler.

İkinci olarak tasarı mevcut CSM’yi savcılar ve hakimler için iki ayrı kuruma ayırıyor. Mevcut durumda CSM’nin üçte ikisi seçilmiş yargıçlardan ve üçte biri ise parlamento tarafından seçilmiş yargıç olmayan üyelerden oluşuyor. Tasarı yargıçlar arasından belirlenecek CSM üyelerinin meslektaşları tarafından seçilmesi yerine kura yolu ile belirlenmesini de hedefliyor. Bu değişikliğin “iç çekişmeleri” ve “siyasi etkiyi” azaltacağı iddia ediliyor. Üye dağılımı ise değişmeyecek gibi görünüyor.

Son olarak tasarı, referandumdan geçmesi durumunda, yargıçlar için yüksek disiplin mahkemesi kurulmasını hedefliyor. Bu kurum, tasarı içerisinde, mevcut CSM’nin görev ve yetkilerini devralmak üzere tasarlandı ve bu durum anayasanın birkaç maddesini değiştiriyor.

Muhalefet güçlerinin tasarıya ve referandumun uygulanış biçimine karşı itirazı nerelerden kalkıyor ve sen nasıl yorumluyorsun?

Muhalefet partileri, hukukçular ve birçok yargıç haklı olarak tasarının içeriğine ve referandumun yürütülme biçimine dair eleştirilerde bulundular.

Öncelikle bu tasarı yargının bağımsızlığı ilkesini telafisi imkansız bir şekilde tehdit ediyor. Hakim ve savcılar için mesleki yolların tamamen ayrılması, kolaylıkla savcıları hükümetin müdahalesine daha açık bir hale getirebilir. Eğer hükümet savcılar üzerinde güçlü bir kontrol kurabilirse cezai kovuşturmayı da kontrol edebilir ve bu şekilde yöneticilerin kendi işledikleri suçlarla yüzleşmesinin önü kapanabilir. Şimdiki sistemde CSM’nin varlığı siyasi müdahalelere karşı savcılığın bağımsızlığını koruyor. Bu sistemin değişikliği kontrole daha açık ve hiyerarşik bir savcılığın oluşmasını getirebilir.

Tasarıda CSM’nin yargıç üyelerinin kura yolu ile belirlenmesi de çokça eleştiriliyor. Kura yoluyla seçim şaibe ve aynı zamanda üyelerin mesleki yeterlilik düzeylerinin düşmesi ihtimalini de getiriyor. Mevcut sistemde yargıçlar kendi meslektaşları tarafından yetenekleri ve mesleki yeterliliklerine göre seçilirken kura yolu en donanımlı kişilerin CSM’ye dahil olmasının önüne geçebilir. Ayrıca kura yoluyla seçim kriterlerinin referandum taslağında tanımlanmamış ve kanun yoluyla düzenlenmeye bırakılmış olması hükümetin ve parlamentonun buraya müdahalesine kapı aralıyor.

Ayrıca tasarının yeni bir yönetim mekanizmasının oluşturulmasını içermesi de birçok şüphe ve endişeye yol açıyor. Oluşturulacak yeni CSM’nin işleyişine dair birçok kriterin referandumdan sonraya bırakılması, yargıçların görevlerine ilişkin disiplin soruşturması süreçlerini de değiştirecektir. Şu anda, görevin kötüye kullanımı üzerine bir yargıcın duruşması üçte ikisinin yargıçlardan oluştuğu ve üçte birinin parlamento tarafından seçilen üyelerden oluştuğu bir komisyon tarafından yapılıyor. Suçlu bulunması içinse yargıçların yarısının ve parlamento tarafından seçilen üyelerin ikisinin mutabakatı gerekiyor. Eğer tasarı referandumda kabul edilirse komisyonun dağılımı sırasıyla beşte üç ve beşte iki olarak değişecek aynı zamanda yargılananın suçlu bulunması için bir yargıcın ve iki “sivil” üyenin oyu yeterli olacak.

Yönetici sınıfın bu referandumun gerekçesi olarak öne sürdüğü sorunlar da son derece yanıltıcı. Son birkaç yılda savcıların yalnızca yüzde 0.8’inin savcılıktan yargıçlığa veya tersi yönde kariyer değişikliğini gerçekleştirebildiği bir ülkede, kariyerlerin ayrılması pek de önemli bir sorun gibi görünmüyor.

Sonuç olarak, tartışma sadece teknik değil, aynı zamanda anayasal ve siyasi bir tartışmadır: Yargı bağımsızlığının, birlik ve öz yönetim (mevcut sistem) ile mi, yoksa henüz tam olarak tanımlanmamış ve yargı sisteminin bağımsızlığının garanti altına alınmasına ilişkin birçok endişe ve şüpheye yol açan bir rol ayrımı ve farklılaşma (reform modeli) ile mi daha iyi korunduğu konusunu ele almaktadır. 

(Evrensel)
23.03.2026 07:25

Zonguldak’ta beton santrali projesine tepki: Hasbeyler köyünde içme suyu tehdidi

Ereğli ilçesine bağlı Hasbeyler köyünde, içme suyu kaynağına yakın bir alanda kurulması planlanan beton santraline tepki gösteren yurttaşlar, “Bu proje hem köyümüz hem de suyu kullanan tüm bölge için risk oluşturuyor” dedi.

Zonguldak’ta beton santrali projesine tepki: Hasbeyler köyünde içme suyu tehdidi

Fotoğraf: ANKA

23.03.2026 00:03

İran’a karşı emperyalist savaş Ege ve Akdeniz’i de ısıtıyor

Yunan hakim sınıfları ABD egemenliğinde oluşacak dengelerden pay kapma hedefi güderken Türkiye yönetimi başta Kürt sorunu olmak üzere Ege ve Kıbrıs gibi konularda dış politikasında ciddi sorunların ortaya çıkabileceği kaygısını taşıyor

İran’a karşı emperyalist savaş Ege ve Akdeniz’i de ısıtıyor

Yunanistan'da savaş karşıtı öğrenci eylemi (Fotoğraf: 902.gr)

23.03.2026 07:40

İsmail Arı’nın tutuklanmasına tepki: ‘Gazetecilik suç değildir’

BirGün gazetesi muhabiri İsmail Arı’nın tutuklanmasına tepki gösteren birçok siyasi parti ve yöneticileri gazeteciliğin kriminalize edilmesine karşı çıktı; Arı’nın derhal serbest bırakılmasını talep etti.

İsmail Arı’nın tutuklanmasına tepki: ‘Gazetecilik suç değildir’
22.03.2026 22:51

Hürmüz Boğazı'na dair yeni açıklama: Saldırıya dahil olmamış ülkelerin gemileri geçebilecek

İran Dışişleri Bakanlığı, İran’a yönelik saldırılara katılmamış olan ülkelere ait gemilerin “Tahran'ın koordinasyonuyla Hürmüz Boğazı’ndan geçiş yapabileceğini” duyurdu.

Hürmüz Boğazı'na dair yeni açıklama: Saldırıya dahil olmamış ülkelerin gemileri geçebilecek

Fotoğraf: NASA

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!